Haluk Kalafat
Türkiyeli Ermenilerin karşılaştıkları ayrımcılığı ve yaşadıkları güvensizliği Essex Üniversitesi'nde yaptığı kantitatif araştırmayla ölçen Tuğçe Erçetin, 2015'te Ermeni Soykırımı'nın 100. yıldönümündeki değişimi de araştıracak... Erçetin 2013 yılında 120 Türkiyeli Ermeni ile yaptığı anket araştırmasında ulaştığı kantitatif verileri, 2015 yılında Ermeni Soykırımı'nın 100. yıldönümünde yeni oluşacak siyasi ve kültürel ortamda yenileyerek bir karşılaştırma yapıp bir değişim yaşanıp yaşanmadığını ölçmeyi planlıyor. Erçetin'le Bilgi Üniversitesi AB Enstitüsü'nden yayına hazırlanan tezinde ulaştığı sonuçlar üzerine konuştuk.
***
Türkiyeli Ermenilerin karşılaştıkları ayrımcılığı ve
yaşadıkları güvensizliği Essex Üniversitesi'nde yaptığı kantitatif araştırmayla
ölçen Tuğçe Erçetin, 2015'te Ermeni Soykırımı'nın 100. yıldönümündeki değişimi
de araştıracak.
Tuğçe Erçetin İngiltere'de Essex Üniversitesi'nde Siyaset
Bilimi bölümünde Barış Çalışmaları ve Çatışma Çözümlemeleri alanında
"Türkiyeli Ermenilerin Algısı" üzerine tezini verdi. Ermenilerin
Türkiye'de yaşardığı güvensizlik durumunu, karşılaştıkları ayrımcılığı, nefret
söylemlerinden ve medyanın, siyasi iktidarı ve genel olarak ülkedeki milliyetçi
iklimden nasıl etkilendiklerini ve Türkiye'yi nasıl algıladıklarını araştırdı.
Ermeni Soykırımı ve Cumhuriyet tarihi boyunca süren asimilasyon politikaları
hakkında konuşmak, bu konularda akademik çalışma yapmak son yıllarda tabu
olmaktan biraz olsun çıktı. Ancak Ermenilerin yaşadıkları topraklardaki siyasi,
kültürel iklim için algıları değişti mi? Bu araştırmayla bu sorunun peşine
düşmüş.
Erçetin 2013 yılında 120 Türkiyeli Ermeni ile yaptığı
anket araştırmasında ulaştığı kantitatif verileri, 2015 yılında Ermeni
Soykırımı'nın 100. yıldönümünde yeni oluşacak siyasi ve kültürel ortamda
yenileyerek bir karşılaştırma yapıp bir değişim yaşanıp yaşanmadığını ölçmeyi planlıyor.
Erçetin'le Bilgi Üniversitesi AB Enstitüsü'nden yayına hazırlanan tezinde
ulaştığı sonuçlar üzerine konuştuk.
“Türkiyeli Ermenilerin Bakış Açısı” başlıklı tezini
tamamladın. Bu konuyu nasıl seçtin?
İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişikiler
Bölümü’nde yüksek lisans yaparken Essex Üniversitesi’nden bir burs kazandım,
buradaki eğitimimi dondurup İngiltere’ye gittim. 2012 – 2013 yılında yüksek
lisansımı Essex’te tamamladım. Giderken kafamda bu konu vardı çünkü birlikte
çalışacağım hocamın, Prof. Han Dorussen’in akademik ilgisini biliyordum. Barış,
demokrasi ve çatışma çalışıyor. Tez önerimde düşman algısı, düşman imajı gibi
kavramlardan yola çıktım; bu konunun ilgisini çekeceğini tahmin ediyordum ve
öyle de oldu. Alanı aslında Afrika; bölge olarak Ortadoğu çalışmıyor.
Karşılıklı konuşmalarımızda Türkiye’deki Ermeni ve Kürtlere yönelik düşman
algısı Dorussen’in çok ilgisini çekti. Hatta doktoraya Essex’te devam etseydim
bu tezi Kürtler ve Ermenileri de içerecek şekilde genişletmemi istemişti.
Bir anket çalışması yaptın sanıyorum? Kaç kişi yanıtladı?
Sivil toplum kuruluşlarından, Ermeni cemaatinden
güvenilir e-posta adreslerine katılma çağrısı gönderdim. Kontrollü bir grup
değildi, tesadüfiydi. Online bir anket formuydu. Toplam 120 kişiye ulaştığında
katılımı durdurdum. Katılımcıların 43’ü kadındı. Master tezi için yeterli bir
sayıydı; doktora olsa biraz daha artırmam gerekebilirdi. Aslında danışmanım 70
katılımcıyı yeterli buluyordu. Ama Ermeni cemaatinden insanlara ulaşma yollarım
vardı, katılım yüksek oldu.
Kaç soru vardı?
32 soru sordum. Daha fazla sormadım, sıkılıp bırakma
durumu olabilirdi.
Peki, çalışmayı ne zaman yaptın?
Temmuz 2013.
Yani Gezi sonrası. Geziyle ilgili bir sonuç aradın mı?
Hayır, sorular daha önce hazırlanmış ve dağıtılmıştı.
Yanıtları Gezi sonrası almış oldum.
Gezi’nin ne etkisi olmuştur sence?
Tahmin yürütmek zor ama Gezi sürecindeki tepkiler oy
verme tercihlerinde etkili olmuş olabilir. Çoğunluk BDP (32,17) dedi; sonra
Bağımsız (30,43) ve ardından CHP (8,70) geliyor; AKP ise yüzde 4,35. Burada
diğer sorularla korelasyon kurunca daha anlamlı oluyor. BDP’ye oy verenler
kendilerini ikinci sınıf vatandaş hissettiklerini söylüyorlar; ama AKP’ye oy
verenler ise kendilerini ikinci sınıf vatandaş hissetmiyorlar.
Ermenilerin algısında ayrımcılığa uğramak önemli bir
başlık olsa gerek…
Tabii ki… Ermeni diasporası ya da Ermeni cemaati ile
yakın ilişki içinde olanlar daha çok ayrımcılık hissediyor. Bir araya
gelmeleri. Kendi aralarındaki paylaşımları etkili oluyor. Aynı kesim
Ermenilerin yoğun yaşadığı mahallelerde yaşamayı tercih ediyor ve karma
evliliğe de karşılar.
Bu kesimin dinle ilişkisi nasıl?
Dininize ne kadar bağlısınız gibi bir sorum yoktu.
“Türkiye’de dini ayrımcılık var mı”, diye sordum. Çoğunluğu (83,33) “evet, var”
yanıtını verdi. Her şeyden önce kendilerine “gavur” ya da “dönme” dendiği için
hissettiklerini söylüyorlar.
“Gavur” sözcüğünü
hala kullananlar var yani?
Tabii ki… Kendilerini rahat hissetmeme derecesini şöyle
örnekleyeyim. Bu çalışmayı yapmaya karar vermeden önce yaptığım görüşmelerden
birinde Türkiyeli Ermenilerin Agos gazetesini alırken başka bir gazete daha
alıp onun içine sarıp öyle taşıdıklarını öğrenmişti. Sorularımın arasında satın
aldıkları gazete var zaten.
"Hassas konular"
Sorulara yanıt veren herkes Agos alıyor mu?
Gazete adı vermeden, “Gazeteyi alırken rahatsız mısınız”
diye sordum. 118 kişi alıyor. Yüzde 35, 6’sı kamusal alanda Ermenice gazete
alırken rahat hissetmediğini söylüyor. Yanıt vermek istemeyenlerin oranı ise
yüzde 4,25. “Söylememeyi tercih ediyorum” seçeneğini sık kullandım. O kadar hassas konular ki
yanıtlara böyle bir seçeneği sunmak durumundaydım. Ve bu seçeneğin çok
yanıtlandığı sorular var. “Kime oy vereceksiniz” sorusu mesela…
Ama siyasi tercihler, özellikle kime oy vereceksiniz,
sorusu herkes için hassastır, yanıt almak zordur…
Tabii, ancak soru formlarında isim yoktu, daha rahat
olunmasını beklersiniz.
Hrant Dink ve Sevag Balıkçı
Ermenilerin yoğun olduğu mahallelerde yaşamak isteyen ve
karma evliliğe karşı çıkanların kesişim grubunda mesela Ermenistan’a gitmek ya
da Türkiye’den ayrılmak gibi bir eğilim var mı?
Çoğunluğun bu ülkeden gitmek istiyorum gibi bir sonuç
çıkartmadım. Ama şöyle bir şey var, Tüm bunların yanında, Ermenilerle Türklerin
“genelde iyi” geçindiğini söyleyen yüzde, “ne iyi ne kötü” diyen yüzde 28,
“iyi” diyenler yüzde” 19,30, “genellikle iyi” diyenlerin oranı yüzde
33,33; oysa “genellikle kötü” diyen sadece yüzde 5.
Aslında insanlar arasındaki ilişkileri kötü görmüyorlar. Türkiye’den ayrılma
gibi bir eğilim çıkartamam buradan. Doğrudan bu sorunun yanıtını aramadığımı
yeniden belirteyim. Bir gösterge daha söyleyeyim size. Kimliğinizi nasıl
tanımlarsınız diye sordum. Yüzde 62,93’ü Türkiyeli Ermeni yanıtını seçti; yüzde
20.69’u ise Ermeni seçeneğini. Diğer seçenekler şöyleydi: Türkiyeli (% 6,03),
Türk (% 2,59), Ermeni Hıristiyanı (% 5,17), Hıristiyan (% 2,59), Türk
Hıristiyan (% 0), Kürt Ermenisi (% 0).
Benim anladığım bire bir ilişkilerde değil sorunları,
iklimde bir sorun var galiba. Ancak yine de ayrımcılık hissettiklerine, kamusal
alanda rahat olmadıklarına dair bir sonuç da var, değil mi?
Mesela şu soru kritik, Meclis’te Ermeni kim var? Ya da
askere gittiklerinde yaşadıklarını anlattıklarında daha çok ortaya çıkıyor. Bir
görüşmede bir katılımcı Sevag Balıkçı’nın öldürülmesinden söz etti ve şöyle
dedi: “Şiddetin fizikseli Sevag’a yansıdı, bize ise söylemseli”. “Türkiye'de
yaşayan Ermenilere karşı şiddet ile ilgili endişeleriniz var mı?” diye
sormuştum. Yüzde 77,19 “evet” çıktı; cevap vermek istemeyenlerin oranı yüzde
4,39.
Tabii Hrant Dink’in öldürülmesi ve Samatya’da Ermeni
kadınlarının öldürülmesi çok etkili bu güvensizlikte tabi.
Medyanın tavrı "olumsuz"
Peki medyanın rolü nasıl? Hrant Dink Vakfı’nın “Nefret
Söylemi Raporları’ndan biliyoruz ki nefret söylemini hala büyük bir sorun
olarak duruyor karşımızda.
Yüzde 89 katılımcı Türkiye medyasının kendilerini olumsuz
bir şekilde hedeflediğini söylüyor. Güvensizlik algısı Türkiye medyasının
olumsuz yansıtma düşüncesiyle artıyor. Ermeni medyası ile Türk medyası arasında
bir karşılaştırma yapıldığında güvensizlik ve ayrımcılık algıları tamamen Türk
medyasının ve nefret söylemlerinin etkisiyle artıyor.
Hrant Dink'in öldürülmesinin ardından sokağa dökülen
insanların oluşturduğu kalabalığı düşündüğümde, çünkü o kadar büyük bir resimdi
ki o, ya da “hepimiz Ermeniyiz” pankartlarının görünür olması sonrası bu
güvensizlik hissinin azalmış olabileceğini düşünürdüm. Senin ulaştığın sonuçlar
bu öngörüyü çürütüyor?
Açıkçası benim de beklentim buydu. Bir fark olacak ve bu
tezi başka zaman karşılaştırsam, periyotlara ayırsam, bir eğilim bulabilirim,
bir sonuca ulaşırım diye düşünmüştüm. Ama öyle bir sonuca ulaşamadım. Ulaştığım
sonuçlarda görünen o ki ayrımcılığa uğrama hissi, kendini güvende hissetmeme
çok yüksek. Ama bu verileri karşılaştırma şansım hala var, zaten planım
2013’teki bu verileri 2014 ve 2015’de yapacağım çalışmanın sonuçlarıyla
karşılaştırıp değişimi gözlemekti. 2014’ü doktorada başka bir alanı seçtiğim
için 2014'te yapamadım. Ama 2015 Soykırımın 100 yıldönümü olması dolayısıyla
çok önemli. 2015’de medyada daha görünür olacak konu, Ermenilerin de ülkedeki
diğer insanların da konuya ilgisi ister istemez artacak, siyasi iktidarın da
adım atması bekleniyor, uluslararası etkileşimler olacak. Kısacası 2015
Türkiyeli Ermenilerin algısındaki değişim için önemli bir yıl olacak. Ben de
2013 verileriyle 2015’i karşılaştırmayı umuyorum. (HK/ÇT)
TUĞÇE ERÇETİN YANITLADI
Ermeniler İçin Ne Değişti?
Türkiyeli Ermenilerin karşılaştıkları ayrımcılığı ve
yaşadıkları güvensizliği Essex Üniversitesi'nde yaptığı kantitatif araştırmayla
ölçen Tuğçe Erçetin, 2015'te Ermeni Soykırımı'nın 100. yıldönümündeki değişimi
de araştıracak.
Haluk Kalafat
İstanbul - BİA Haber Merkezi
20 Eylül 2014, Cumartesi 00:00






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.