Bern Büyükelçisi Mehmet Tuğrul Gücük, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 17 Aralık 2013'te,
İsviçre Ceza Kanunu'nun 261 sayılı ırkçılıkla ve soykırımın inkarıyla ilgili
maddesi kapsamında Doğu Perinçek aleyhinde 2008 yılında verilen kararın, Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğüne ilişkin 10'uncu maddesini ihlal
ettiğine hükmettiğini anımsatan Gücük, "İsviçre'nin mart ayında bu kararı
büyük daireye taşıması, bizim kanadımızda bir rahatsızlığa neden oldu. Bunun
ikili temaslarımızda, özellikle üst düzey temaslarımızda şu anda bir yansıması olduğunu
inkar edemeyiz" dedi.
***
Cenevre (AA) – Murat Ünlü - Türkiye'nin Bern Büyükelçisi
Mehmet Tuğrul Gücük, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, Doğu Perinçek'in
İsviçre'de yargılandığı davada "ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine"
hükmettiği karara İsviçre'nin itirazının, Türkiye kanadında rahatsızlığa neden
olduğunu bildirdi.
İsviçre'deki görevine resmen başlayan Büyükelçi Gücük, AA
muhabirinin sorularını yanıtladı.
İsviçre ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilerin
bulunduğu nokta ve olası gelişme alanları konusundaki soru üzerine Gücük, iki
ülke Dışişleri Bakanları ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarları arasındaki diyalog
mekanizmalarının etkin bir şekilde çalıştığını söyledi.
En son geçen yıl ekim ayında Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun
Dışişleri Bakanı olarak başkent Bern'i ziyaret ettiğini anımsatan Gücük, bu
ziyarette ikili ilişkilerin, bölgesel ve uluslararası sorunların
değerlendirildiğini belirtti.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 17 Aralık 2013'te,
İsviçre Ceza Kanunu'nun 261 sayılı ırkçılıkla ve soykırımın inkarıyla ilgili
maddesi kapsamında Doğu Perinçek aleyhinde 2008 yılında verilen kararın, Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğüne ilişkin 10'uncu maddesini ihlal
ettiğine hükmettiğini anımsatan Gücük, "İsviçre'nin mart ayında bu kararı
büyük daireye taşıması, bizim kanadımızda bir rahatsızlığa neden oldu. Bunun
ikili temaslarımızda, özellikle üst düzey temaslarımızda şu anda bir yansıması olduğunu
inkar edemeyiz" dedi.
- AGİT kapsamında işbirliği-
İsviçre'nin aynı zamanda Avrupa Güvenlik ve İşbirliği
Teşkilatı (AGİT) dönem başkanlığını da yürüttüğüne işaret eden Gücük, özellikle
Ukrayna krizi çevresinde AGİT'in gündeminin bu yıl özel bir yoğunluk arz
ettiğini söyledi. Gücük, Ukrayna'da AGİT Özel Gözlem Misyonu'nun Büyükelçi
Ertuğrul Apakan başkanlığında yürütüldüğünü anımsattı.
Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki sorunlara çözüm
bulmayı amaçlayan AGİT MİNSK Grubu toplantıları ve temaslarının daha verimli
sonuçları olmasını arzu ettiklerini belirten Gücük, ancak bugüne kadar
Ermenistan'ın, Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ dışındaki topraklarının yüzde
20'sini işgalini sona erdirecek adımları atma yönünde bir emare göstermediğini
söyledi.
Gücük, bu nedenle, MİNSK Grubu'nun çalışmalarının etkin
sonuçlar verdiğini söylemenin mümkün olmadığını kaydetti.
- Türkiye-Ermenistan ilişkileri-
Türkiye ile Ermenistan arasında 2009 yılında imzalanan
Zürih Protokollerinin canlandırılmasının mümkün olup olmadığına ilişkin soru
üzerine Gücük, protokollerin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde onay sürecine
tabi tutulmasının Ermenistan'ın Dağlık Karabağ sorununun çözümü konusunda
atacağı olumlu adımlara bağlı olduğunu belirtti.
Bu konuda atılacak her adımın, Türkiye tarafından iki
adımla yanıtlanacağının daha önce Türk yetkililerce en üst düzeyde ifade
edildiğini dile getiren Gücük, "Bu, o nedenle Ermenistan'ın atacağı
adımlara bağlı bir husus olarak gözükmektedir" dedi.
Cenevre'de yapılması planlanan Ermeni anıtı ile ilgili soru
üzerine Gücük, "Bunun özellikle Cenevre Belediye Başkanı Sami Kanaan'ın
başını çektiği bir inisiyatif olduğunu, açık medya kaynaklarından
biliyoruz" ifadesini kullandı.
Türkiye'nin, 1915 olaylarıyla ilgili tavrının belli
olduğunu dile getiren Gücük, bu olaylarla ilgili her iki tarafın da kendine
özgü kolektif hafızası bulunduğuna, Türkiye'nin de bu olayın tarihçilere
bırakılması gerektiğini belirttiğine dikkati çekti.
Zürih Protokollerinin içinde bir uluslararası tarih
komisyonunun oluşturulması hususunun da yer aldığını anımsatan Gücük, soykırım
konusunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararında da defaatle vurgulandığı
gibi net tanımlanmış bir hukuki terim olduğunu söyledi. Gücük, şöyle devam
etti:
"Bir takım yerel yönetimlerin veya ulusal parlamentoların
bu konuda aldığı kararların bu bağlamda herhangi bir hüküm taşımayacağı, Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi kararında da vurgulanmıştır. Bu girişimlere karşıyız.
Sonuna kadar karşıyız. Bu girişimlerin akim bırakılması çaba ve girişimlerimizi
de sonuna kadar sürdüreceğiz. Bu konuda İsviçre Federal Makamları ile
yaptığımız temaslarda bugüne kadar bize hep söylenegelen, İsviçre hükümetinin
de esasen bunun hep tarihçilere bırakılması gereken bir konu olduğu ve yerel
yönetimlerin bu konudaki görüşlerine iştirak etmedikleri yönündedir.
Federal makamlar, ancak İsviçre'nin konfederal yapısının
taşıdığı özellikler nedeniyle, federal yönetimin, kanton hükümetleri ve
belediyeler nezdindeki etkisinin de sınırlı olduğundan bahsetmektedirler. Bu
konuda bizler İsviçre'nin bir ulusal politikası olduğundan hareketle, ülke
genelinde de bu politikanın dış politika çerçevesinde değerlendirilmesini,
yerel yönetimlerin ve kanton hükümetlerinin bu doğrultuda hareket etmelerini
bekliyoruz."
- Ekonomik ilişkiler-
İkili ticari ilişkilere ilişkin soru üzerine Gücük,
İsviçre ile Türkiye arasında yıllık yaklaşık 4 milyar dolarlık ticaret hacmi
bulunduğuna işaret ederek, altın ithalatı ve ihracatı da buna dahil edildiğinde
bu rakamın 10 milyar dolara kadar çıkabildiğini söyledi.
Ticaret hacmine bakıldığında Türkiye'nin ihracatının 1.5
milyar dolar, İsviçre'nin ihracatının ise 2.5 milyar dolar civarında olduğunu
ifade eden Gücük, bunun aslında daha da ileri seviyelere taşınabilecek bir
miktar olduğunu belirtti. Gücük, "Özel sektör bağlamında ve karşılıklı
yatırımlar boyutunda da yapılabilecek çok iş olduğunu düşünüyoruz" dedi.
İki ülke arasında imzalanan çifte vergilendirmenin
önlenmesi anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle ilgili soru üzerine Gücük, bu
anlaşmanın ticari ilişkiler ve yatırımlar üzerinde olumlu bir etkisinin
olacağını söyledi.
Anlaşmayla birlikte, İsviçre'den Türkiye'ye gelen
yatırımlarda ciddi bir artış olduğunu gözlemlediklerini dile getiren Gücük,
İsviçreli yatırımcıların Türkiye'de yaklaşık 1.5 milyar dolarlık yatırımları bulunduğunu
ve bunun yaklaşık 1 milyar dolarının son dört beş yıl içerisinde Türkiye'ye
geldiğini kaydetti.
- Eğitim sorunları-
İsviçre'de 130 bin Türk vatandaşının yaşadığını ve
bunların yarıya yakın bölümünün aynı zamanda İsviçre vatandaşı olduğunu ifade
eden Gücük, İsviçre'deki vatandaşların sorunlarının da diğer Avrupa
ülkelerindeki vatandaşların sorunlarıyla benzerlik arz ettiğini belirtti.
İsviçre'de Türk vatandaşları arasında üniversiteye gitme
oranının yüzde 8 olduğunu bildiren Gücük, bu konuda ülkedeki ortalamanın ise
yüzde 20 civarında olduğunu söyledi.
Üniversiteye gidiş oranını artırmanın yollarının
araştırılması gerektiğine işaret eden Gücük, bunun sadece İsviçre hükümetinin
atacağı adımları beklemekle halledilemeyeceğini, Türkiye tarafından da bu
konuda atılmakta olan ve atılması öngörülen adımlar bulunduğunu kaydetti.
İsviçre'de Türk kültürü ve dili derslerine katılım
oranının halen yüzde 18 civarında olduğuna dikkati çeken Gücük, bunun da
oldukça düşük olduğunu ifade etti. İlk planda eğitimle ilgili bu her iki oranı
da ikiye katlamayı hedeflemeleri gerektiğini vurgulayan Gücük, açık ortaokul,
açık lise ve açık üniversite programlarına ilginin artması için teşvik edici
birtakım önlemler ve uygulamalar üzerinde durulması gerektiğini kaydetti.
Gücük, bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı ve Eğitim
Müşavirlikleri aracılığıyla gerekli çalışmaların yapıldığını, açık ortaokul ve
açık lise uygulamalarının İsviçre'deki vatandaşlara Türkiye'deki üniversite
öğretiminin kapılarını da açacak bir imkan sunduğunu söyledi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.