Protokoller Ermeni Diasporası tarafında sert tepkiler
almıştır. Örnek vermek gerekirse Erivan’da bulunan Arminfo Haber Ajansına göre
İsveç’teki Ermeni Federasyonu Başkanı protokollerin imzalanmasıyla Ermenistan
ile Ermeni Diasporasının ilişkilerinin parçalandığını söylemiştir. Bunun sonucu
olarak da Ermenistan’a olan finansal yardımın durduğunu açıklamıştır. Diğer bir
tepki Amerika Ermeni Ulusal Komitesi Başkanından gelmiştir. Başkan, yaptığı
açıklamada protokollerin tek taraflı ve Türklerin zaferi olduğunu savunmuştur.
Ayrıca Amerika’da bulunan Ermeni Diasporasının mücadelesini sürdüreceğini
söylemiştir. Son olarak milliyetçi kuruluşlardan olan Hot Day benzer şekilde
Diasporanın susmayacağını ve 24 Nisan, 10 Ekim tarihlerini yas günü ilan
edeceklerini açıklamıştır. Görülmektedir ki Ermenistan içinde bulunan
Ermenilerden daha çok, Ermeni dış politikasına Ermeni Diasporasının etkisi
bulunmaktadır. Dışarıdan alınan tepkiler sonucu protokoller imzalanmış olmasına
rağmen yürürlüğe iki ülke tarafından da girilmemiştir. Diaspora etkisine ek
olarak iki ülke arasındaki uyuşmazlık karşılıklı yanlış anlaşılmalar ve
Türkiye-Azerbaycan ilişkileri ve mevcut Karabağ sorununa dayanmaktadır. Sonuç
olarak protokollerin onaylanmaması ve bu süreçte geçen zaman uzlaşma
ilişkilerini tehlikeye atmaktadır [7].
***
Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca pek çok ülkeyle sorun
yaşamıştır ancak sınırlarını Ermenistan ile olduğu gibi uzun süreli hiçbir
komşuya kapatmamıştır. Bu tutumdan Ermenistan’ın Türk dış politikası üzerinde
ne kadar önemli bir etki yarattığını anlayabiliriz. Türkiye ile Ermenistan
sorunlarını ele aldığımızda, sorunların sebeplerinin sınırların değiştirilmeye
çalışılması, Ermenistan’ın Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tanımaması ve
soykırım kampanyalarının oluşturulması olduğunu söyleyebiliriz.
Bu kampanyalar özellikle Ermeni Diasporası tarafından
gerçekleştirilmiş, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik çıkarlarına zarar veren
kampanyalar olmuşlardır[1]. Ermeni Sorunu özellikle Soğuk Savaş dönemi
sonrasında Türk Dış Politikasında etkisini arttırmış ve ciddi anlamda
Türkiye’yi sıkıştıracak güce ulaşmıştır. Birçok ülkeyle dış politikada etkisini
gösteren soykırım iddiaları özellikle Türkiye-Amerikan ilişkilerinde yaşanan
birçok sorun sırasında ele alınan bir konu ve odak noktası olmuştur[2].
Genel olarak Ermeni sorunu, Osmanlı İmparatorluğu’nun
zayıflaması ve Çarlık Rusya’sının Ermenilere odaklanması sonucu ortaya
çıkmıştır. Rusya’nın buradaki amacı Ermeniler ile olan dinsel ve mezhepsel
benzerliklerinden faydalanarak Türkler ve Ermenileri karşı karşıya getirip bu
süreçte de olabildiğince toprak işgal etmektir. Rusya bu amacı doğrultusunda
Ermenilere gerekli olan silah ve teknik konularda yardımlarda bulunmuştur. Doğu
sorunu olarak adlandırılan bu olaylar sırasında Osmanlı İmparatorluğu’nda
istikrarsız bir politika ortaya çıkmış ve ulusçu-bölücü akımlar teşvik edilerek
azınlıklar kışkırtılmıştır. Bu karışıklıkların artmasıyla 1915 yılında tehcir
kararı alınmış ve I.Dünya Savaşı ile Kurtuluş Savaşı sırasında Müslümanlar ve
Ermeniler arasında yaşanan etnik çatışmalardan dolayı Ermeniler göçe tabi
tutulmuştur. Ermeniler tehcir kararından sonra 2. , 3. ve hatta 4. ülkelerine
göç etmek zorunda kalmışlardır. Göç eden Ermeniler çoğunlukla Avrupa, özellikle
Fransa ve Amerika’ya yerleşmişlerdir. Bu göçler sonunda büyük ve etkili bir
Ermeni Diasporası oluşmuştur.
Uzun yıllar yaşanan gerginlikler ve çözülemeyen olaylar
sonrasında 1991 yılında Sovyetlerin çöküp Ermenistan’ın bağımsız olmasıyla
birlikte Türkiye bu sorunları doğrudan çözebilecek bir muhatap bulmuş ve çözüme
doğru umutlar yeşermiştir [3]. Türkiye ile Ermenistan arasında yaşanan
gerginliklerin arasında en önemli olan 1990’dan sonra Ermenistan’ın Karabağ
topraklarını işgal etmesiyle ve sınırların kapatılmasıyla gerçekleşmiştir.
Ermenistan Devlet Başkanı Petrosyan olaylar karşısında zor durumda kalmış,
sorunun çözülmesini istemiş ancak Taşnaklar ve Ruslar buna izin vermemişlerdir.
Petrosyan’dan sonra yerine Koçeryan geçmiştir ve bu dönemde de iki ülke
arasında uzlaşma gerçekleştirilememiştir. Koçeryan’dan sonra yerine gelen
Sarkisyan Türkiye ile yapılacak bir anlaşmanın Ermenistan’a fayda sağlayacağı
düşünülmüş ve Sarkisyan daha önceden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından
önerilen tarih komisyonu teklifine olumlu yanıt vermiştir [4].
Tarih komisyonu kararıyla beraber Türkiye Cumhuriyeti ile
Ermenistan Cumhurbaşkanı ilişkilerin geliştirilmesine dair protokollere olumlu
bakmış ve görüşmelere başlamışlardır. Protokollerde yer verilen konuları ele
alırsak iki ülke ilişkilerini karşılıklı çıkarlara saygı ve güven temelinde
geliştirme çalışılması ve bu çıkarları siyasi, ekonomik, enerji, ulaştırma,
bilimsel, teknik, kültürel ve diğer alanlarda geliştirme çalışmalarının
başlatılması olarak sıralayabiliriz. Ayrıca uluslararası ve bölgesel işbirliği
kurulması, iki devletin, bölgedeki demokratik ve sürdürülebilir gelişmeyi
sağlaması çalışmalarının yapılması, bölgedeki veya uluslararası uyuşmazlıkların
uluslararası hukuk ilkeleri temelinde barışçıl yollarla çözümlenmesi, terörizm
ve sınırı aşan örgütlü suçlar, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi güvenlik
tehditleri konusunda uluslararası toplumun eylemlerini desteklemeye hazır
olmalarıdır. Bu protokolün yürürlüğe girmesinden sonra iki ay içerisinde ortak
sınırın açılması konusunda anlaşılmıştır. Ayrıca Türk, Ermeni ve İsviçre
temsilcilerinin yer aldığı tarihsel sorunları inceleyen bir alt komite
kurulacaktır [5]. Protokollerin Ermenistan için en önemli olan unsuru
sınırların açılması olmuştur. Ermenistan’ın Türkiye dışında İran ve Gürcistan
ile de sınırı bulunmaktadır fakat İran sınırının dağlık bölgede olması ve
Gürcistan ile olan istikrarsız politikaları sebebi ile risk taşıdığı için en
uygun olan ticaret güzergâhı Türkiye’dir.
Protokoller 10 Ekim 2009 tarihinde Zürih’te yapılan
toplantı sonucu Türkçe, Ermenice ve İngilizce olarak imzalanmıştır.
Protokollerin imzalanmasından önce beklenen bazı krizler yaşanmıştır. Bu
krizlerin kaynağı ise Ermeni Diasporasının protokollere olan tepkisi ve Türk
Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun konuşmasında Karabağ’dan bahsetmesi
olmuştur.
Sonuç olarak yaşanan krizler sonrasında tarafların
konuşmalarını yapmadan protokolleri imzalamalarına karar verilmiştir [6].
Protokollerin hazırlama aşamalarındaki zorluklardan sonra
güçlükle imzalanmasına rağmen yürürlüğe girmesi mümkün olmamıştır. Ermenistan
Anayasa Mahkemesinin protokollerin özüne sadık kalmadığı görülmüştür.
Ermenistan’ın yasalaşma sürecine göre antlaşma ve yasa önerileri meclis
kararından sonra değil önce Anayasa Mahkemesine gelir ve Anayasaya uygun olup
olmadığı incelenir. Buna bağlı olarak 10 Ekim 2009 yılında imzalanan
protokollere ilişkin karar Anayasa Mahkemesi tarafından 12 Ocak 2012 yılında
verilmiştir. Karara göre mahkeme başkanı protokolleri uygun bulurken, yürürlüğe
girmesini soykırım iddialarının tanınmasına bağlamıştır. Kararda ayrıca
Bağımsızlık Bildirgesine atıfta bulunulmuş ve Karabağ meselesinde Ermenistan’ın
herhangi bir sorumluluğu olmadığı söylenmiştir.
Mahkemenin bu kararı Ankara tarafından tepkiyle
karşılanmıştır. Gösterilen sert tepkilerin sebebi mahkemenin Bağımsızlık
Bildirgesine atıfta bulunulmuş olması ve Ermeni iddialarının tanınmasını ön
koşul olarak sunuyor olmasıdır. Türk Dış İşlerinin karar sonrasında yaptığı
açıklamada “Söz konusu kararda, protokollerin ruhuna aykırı önkoşullar ve
kısıtlayıcı hükümlerin zikredildiği tespit edilmiştir. Bu yaklaşım tarafımızca
kabul edilemez” şeklinde açıklama yapılmıştır. Bununla birlikte Ahmet Davutoğlu
Dış İşleri Bakanı Nalbantyan’ı protokollere uyulması konusunda uyarmıştır.
Bunun yanında tepkisini gösteren diğer bir isim Başbakan Erdoğan olmuştur.
Erdoğan yaptığı açıklamada mahkemenin kararının değiştirmediği sürece, uzlaşma
sürecinin tıkanacağının altını çizmiştir.
Protokoller Ermeni Diasporası tarafında sert tepkiler
almıştır. Özellikle Taşnaklar mahkeme kararına karşı çıkmış ve soykırım
iddialarının Türkiye tarafından tanınmasının yanında, birde tazminat ödenmesini
istemişlerdir. Ayrıca Taşnaklara göre mahkemenin amacı Büyük Ermeni Devletini
yeniden kurmaktı fakat protokoller bu amaca ihanet demekti. Diğer Ermeni
Diasporalarının da sert tepkileri olmuştur. Örnek vermek gerekirse Erivan’da
bulunan Arminfo Haber Ajansına göre İsveç’teki Ermeni Federasyonu Başkanı protokollerin
imzalanmasıyla Ermenistan ile Ermeni Diasporasının ilişkilerinin parçalandığını
söylemiştir. Bunun sonucu olarak da Ermenistan’a olan finansal yardımın
durduğunu açıklamıştır. Diğer bir tepki Amerika Ermeni Ulusal Komitesi
Başkanından gelmiştir. Başkan, yaptığı açıklamada protokollerin tek taraflı ve
Türklerin zaferi olduğunu savunmuştur. Ayrıca Amerika’da bulunan Ermeni
Diasporasının mücadelesini sürdüreceğini söylemiştir. Son olarak milliyetçi
kuruluşlardan olan Hot Day benzer şekilde Diasporanın susmayacağını ve 24
Nisan, 10 Ekim tarihlerini yas günü ilan edeceklerini açıklamıştır.
Görülmektedir ki Ermenistan içinde bulunan Ermenilerden
daha çok, Ermeni dış politikasına Ermeni Diasporasının etkisi bulunmaktadır.
Dışarıdan alınan tepkiler sonucu protokoller imzalanmış olmasına rağmen
yürürlüğe iki ülke tarafından da girilmemiştir. Diaspora etkisine ek olarak iki
ülke arasındaki uyuşmazlık karşılıklı yanlış anlaşılmalar ve Türkiye-Azerbaycan
ilişkileri ve mevcut Karabağ sorununa dayanmaktadır. Sonuç olarak protokollerin
onaylanmaması ve bu süreçte geçen zaman uzlaşma ilişkilerini tehlikeye
atmaktadır [7].
Nur Helvalı
TUİÇ Stajyeri
Kaynakça
1) Çiçek, K. (2003, Ekim 16-17). Türkiye- ABD
ilişkilerinde Ermeni Diasporasının Rolü. Haziran 23, 2014 tarihinde
ermenisorunu.gen.tr:
http://www.ermenisorunu.gen.tr/turkce/makaleler/makale63.html adresinden alındı
2) Doğan, S. (2011, Şubat 11). Ermenistan Anayasa
Mahkemesi’nin Gerekçeli kararı sonrası Protokoller. Haziran 2014, 28 tarihinde
turksam.org: http://www.turksam.org/tr/makale-detay/151-ermenistan-anayasa-mahkemesi-nin-%C5%93gerekceli-karari-sonrasi-protokoller-ve-turkiye-ermenistan-iliskileri
adresinden alındı
3) Kantarcı, Ş. (2007, Ekim 11). Ermeni tasarısı ABD
Kongersi Dış İşleri Komitesi’nde kabul edildi: Bundan sonra ne olacak? Haziran
28, 2014 tarihinde turksam.org:
http://www.turksam.org/tr/makale-detay/759-ermeni-tasarisi-abd-kongresi-dis-iliskiler-komitesi-nde-kabul-edildi-bundan-sonra-ne-olacak
adresinden alındı
4) Kavuncu, S. (2006). Ermeni Araştırmaları Ensititüsü.
Temmuz 4, 2014 tarihinde eraren.org:
http://www.eraren.org/index.php?Lisan=tr&Page=DergiIcerik&IcerikNo=480
adresinden alındı
5) Laçiner, S. (2008). Ermeni Sorunu, Diaspora ve Türk
Dış Politikası. Ankara: USAK Yayınları.
6) Laçiner, S. (2011). Hangi Ermeni Sorunu? Ankara: USAK
Yayınları.
7) Parlak, E. (tarih yok). Türkiye- Ermenistan
Protokolleri. Haziran 2014, 24 tarihinde Academia.edu:
http://www.academia.edu/245816/Turkiye-Ermenistan_Protokolleri adresinden
alındı
[1] Sedat Laçiner, Hangi Ermeni Sorunu? , USAK Yayınları,
2011, sayfa 155
[2] Sedat Laçiner, Ermeni Sorunu, Diaspora ve Türk Dış
Politikası, USAK Yayınları,2008, sayfa 4
[3] Sedat Laçiner, Ermeni Sorunu, Diaspora ve Türk Dış
Politikası, USAK Yayınları, 2008, sayfa 105
[4] Sedat Laçiner, Hangi Ermeni Sorunu? , USAK Yayınları,
2011, sayfa 108
[5] Erişim tarihi 25 Haziran 2014,
http://www.mfa.gov.tr/data/DISPOLITIKA/t%C3%BCrkiye-ermenistan-turkce.pdf,
[6] Erişim Tarihi: 23 Haziran 2014
http://www.academia.edu/245816/Turkiye-Ermenistan_Protokolleri
[7] Sedat Laçiner, Hangi Ermeni Sorunu? , USAK Yayınları,
2011, sayfa 107-114

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.