Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kısa bir süre önce
verdiği önemli bir karar ile ilgili olarak yazıyoruz. Mahkeme, 16 Eylül 2014
tarihinde Mansur Yalçın ve Diğerleri – Türkiye (Başvuru No. 21163/11)
davasında, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 1 No.’lu
Protokolü’nün 2. Maddesi’ni (eğitim hakkı) ihlal ettiğine karar vermiştir. Bu kararın, zorunlu Din Kültürü Ahlak Bilgisi (DKAB)
derslerine ilişkin program, ders kitapları ve uygulamanın Türkiye’nin düşünce,
din veya inanç özgürlüğü alanındaki uluslararası insan hakları yükümlülükleriyle
uyumlu hale getirilmesinin önemine işaret ettiğine inanıyoruz. Kuşkusuz bu
Türkiye’nin demokratikleşmesi ve toplumsal barış için kilit konulardan biri.
Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye’de din ve eğitim, din
eğitimi ve din öğretimi son derece önem atfedilen ve devlet tarafından yüksek
düzeyde düzenlemelere ve sınırlamalara tabii olan bir konu olmuştur. Farklı
hükümetler din eğitimi alanında farklı formüller uygulamıştır. Ne var ki, din eğitiminin niteliğinin belirlenmesinde
insan hakları standartlarının gerekleri yerine, çoğu zaman siyasal gelişmeler
belirleyici olmuştur.
Dinler karşısında tarafsızlık ilkesini gözetme
yükümlülüğü de dahil olmak üzere, insan hakları hukuku ilkelerini temel alarak,
DKAB dersleriyle ilişkili olarak,
derslerin içeriği ve muafiyet mekanizmasıyla ilgili bazı tavsiyeleri
dikkatinize sunmak istiyoruz.
Ekte ise, din öğretimine ilişkin TOLEDO ilkeleri ve bazı
Avrupa ülkelerindeki modelleri bilginize sunulmuştur.[i]
Derslerin İçeriği
AİHM’nin 2007 yılında vermiş olduğu Hasan ve Eylem Zengin
– Türkiye (Başvuru No. No.1448/04) üzerine ders programı değiştirilmeliydi.
Maalesef, değişim son derece sınırlı olmuştur. Bazı eklemelerle, İslam’da
farklı yorumlar konusuna geniş bir ünite ayrılmış ve ilgili ünitelerde
Türkiye’de İslam içindeki çeşitli geleneklerin (Alevi-¬‐Bektaşi ve
Caferi başta olmak üzere) terminoloji, uygulama ve bilgi kaynaklarına yer
verilmiştir. Derslerin, belirli bir din
öğretimi olma niteliğinin değişmemiş olması, objektif ve nesnel bir nitelik
kazanamaması temel sorun olmaya devam etmektedir.
Oysa TC Anayasası 24. Maddesi’nde, zorunlu olan “din
Kültürü” terimini ve kişinin isteğine bağlı olacak olan “din eğitim ve
öğretimi” arasında bir fark gözetmektedir.
Din kültürü çeşitli kaynaklardan edinilecek bir kültürdür.
Bu şekilde yorumlanan anayasa kuralı insan hakları
hukukuyla uyumludur. İnsan hakları hukukuna göre devlet eğitim alanındaki
faaliyetlerinde yansızlık ilkesini gözetmekle yükümlüdür. Bu alanda yükleneceği
görevleri yerine getirirken ana ve babanın, bu eğitim ve öğretimin kendi dini
ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterme
konusunda yasal yükümlülük altındadır.[ii]
Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi
Madde 18(2) “Hiç kimse kendi seçtiği bir din ya da inanca sahip olma ya da bunu
benimseme özgürlüğünü zedeleyecek bir baskıya maruz bırakılamaz” hükmüyle
kişinin inanç alanında baskıya maruz bırakılamayacağının kesin, herhangi bir
şekilde sınırlanamayacak, bir hak olmasını güvence altına alır.
Zorunlu din öğretimi niteliği nedeniyle DKAB dersleri
mevcut biçimiyle insan hakları yükümlülükleriyle bağdaşmamaktadır. Ebeveynlerin
çocuklarını kendi din, inanç veya felsefi görüşleriyle yetiştirme hakkına saygı
göstermemektedir. Ayrıca çocuk, evde öğrenilen inanç ve değerler ve okulda
öğretilen inanç ve değerler arasında çelişkide kalabilmektedir.
Bu nedenle aşağıdaki adımların atılmasını öneriyoruz:
- DKAB
dersleri zorunlu olmamalıdır.
- DKAB
dersleri zorunlu olacak ise, gözden geçirilerek dinler hakkında nesnel bir ders
niteliğine kavuşması için değiştirilmeli ve TOLEDO ilkeleriyle uyumlu hale
getirilmelidir.
Muafiyet Mekanizması
Mevcut mevzuat gereğince
sadece Musevi ve Hristiyan ailelerin çocukları, zorunlu DKAB
derslerinden muaftır. Muafiyet hakkının
kullanılabilmesi için öğrencilerin din veya inançlarını açıklamaları
zorunludur.
Musevi ve Hristiyan çocukların DKAB derslerinden muaf
olmasının nedeni bu derslerin dinler hakkında objektif bir ders olmak yerine,
din öğretimi niteliğine sahip olmasıdır. Mevcut durumda, Aleviler, Bahailer,
ateistler ve devlet eliyle sağlanan İslami eğitimi inançlarıyla uyumlu bulmayan
Sünni Müslümanlar’ın çocukları bu dersi almak zorunda kalmaktadır.
Muafiyetle ilgili olarak, AİHM, muafiyet olanağı olduğu
halde, muafiyet hakkını kullanan öğrenciler için alternatif derslerin
sunulmamasından ötürü öğrencinin okul hayatı boyunca karnesinde “din/ahlak”
alanının boş bırakılmasının, din veya
inancını açıklamama hakkını zedeleyecek şekilde haksız bir damgalanmaya maruz
kalmasına” neden olduğu gerekçesiyle Madde 9’la birlikte Madde 14’ün ihlal edildiğine
karar vermiştir.[iii]
Bu nedenle aşağıdaki adımların atılmasını öneriyoruz:
- DKAB
dersleri dinler hakkında tarafsız bir ders niteliğine sahip olmadığı sürece,
öğrenciler basit bir şekilde muaf olma isteklerini belirterek dersten muaf
olabilmelidir. Öğrencinin din veya inancını açıklaması gerekli olmamalıdır.
Norveç de dahil olmak üzere, Avrupa’da bazı ülkeler, AİHM
kararları nedeniyle din eğitim ve öğretimi modellerini değiştirmek zorunda kalmıştır.
Bu ülkelerin deneyimine göre, insan hakları standartlarını temel alan ilkeli
bir yaklaşım yararlı sonuçlar doğurmakta, farklı inançlardan öğrenciler
arasında uyum ve karşılıklı hoşgörü yaratmaktadır.
Bu önemli konuya göstereceğiniz hassasiyet için şimdiden
teşekkür ederiz. Bu konular üzerine görüş alışverişinde bulunmaya her zaman
hazırız.
Saygılarımızla,
Gunnar M. Ekeløve-Slydal
Mine Yıldırım
Yardımcı Genel Sekreter Proje Yöneticisi
[i]
[1] Bu bilgiler, Mine Yıldırım tarafından Eğitim Reformu Girişimi için
hazırlanan DKAB 2011-2012 Program Değerlendirmesi başlıklı arka plan
çalışmasından alınmıştır. Arka plan çalışmasının tamamına buradan
ulaşabilirsiniz-http://inancozgurlugugirisimi.org/kaynaklar/erg-dkab-2011-2012-program-degerlendirmesi/
[ii]
[2] AİHS, 1. No.’lu Protokol’ün 2. Maddesi.
[iii]
[3] AİHM, Grezelak Polonya, Başvuru No. 7710/02, 15.06.2010.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.