Asuri Soykırım Araştırma Merkezi Başkanı Sabri Atman’a göre “1914 ile 2014’teki manzaralar birbirine fazlasıyla benziyor.”Asurilerin “Seyfo”olarak adlandırdığı Osmanlı dönemindeki soykırımının yüzüncü yılı yaklaşırken kuzey Irak’ın kadim Hristiyan toplulukları, şimdi de kendinden menkul İslam Devleti’nin (İD) yarattığı (www.washingtonpost.com/opinions/christianity-in-iraq-is-finished/2014/09/19/21feaa7c-3f2f-11e4-b0ea-8141703bbf6f_story.html) benzer bir karabasanla karşı karşıya. Batı kamuoyu, yaz aylarında İD’in saldırılarıyla birlikte Irak’taki Yezidi azınlığını tanımış oldu. Dünyanın çeşitli köşelerinde yaşayan Asuriler (Süryaniler) ise etnik kimliklerinin medya tarafından yanlış yansıtılmasından şikâyetçi.
Irak’ın kuzeyindeki Dohuk kentinde yılbaşı (Aketo)
kutlamasına katılan bir Hristiyan Asuri kız çocuğu, 1 Nisan 2011
Asuri oyuncu ve
aktivist Rosie Malek-Yonan, Twitter’daki mesajında şöyle diyor: “Bizleri sadece
Hristiyan olarak zikreden makaleler, (twitter.com/RosieMalekYonan/status/511406785333166080)
Asuri kimliğinin yok edilmesine katkı yapıyor. Asuriler de kendilerini Iraklı
Hristiyan olarak tanımladıkça biz de Hristiyan Arap veya Hristiyan Kürt olarak
görüleceğiz.
“Hristiyan”tabirini kullanmak medyanın kolayına geliyor, özellikle
de (www.al-monitor.com/pulse/originals/2014/07/iraq-isis-christians-assyrians-nineveh-maliki.html)
Asurilerin bu kimlikleri yüzünden hedef alındığı düşünülürse. İD, bu insanların
haklarını çiğnerken Hristiyan Asuriler, Keldaniler veya Süryaniler diye ayrım
yapmıyor. Ancak Irak’taki Hristiyanların çoğu Arap veya Kürt değildir.
Hristiyanların yok edilmesi söz konusu olduğunda birçok kişi, bu etnik boyutun gözden
kaçtığını düşünüyor.
Irak’ın çok etnikli, çok dinli yapısı yok olurken
Hristiyanların dayanışma olarak sadece N harfine sahip çıkması yeterli mi? Arapçada
“Hristiyan” anlamındaki “Nazarin” kelimesini ifade eden N harfi, Hristiyan
evlerini işaretlemek için İD militanlarınca (www.news.va/en/news/christians-worldwide-mobilize-for-iraqi-church-w-3)
duvarlara yazılıyor. Batı medyasında pek de doğru olmayan şekilde (www.foreignpolicy.com/articles/2014/08/14/islamic_state_aramaic_language_jesus_bible_destruction_yazidi_iraq?wp_login_redirect=0) “İsa’nın konuştuğu dili konuşan” topluluk
olarak tanımlanan Asuriler, kendi kimlik tanımlarıyla anılma onuruna bile
kavuşamadan dünyanın gözü önünde tarihsel yurtlarından yok olabilir.
Bu kimlik oldukça karmaşıktır. Bölgenin asli Hristiyan nüfusu,
asırlardır farklı cemaatlere ayrılmış durumdadır. Nasturi Kilisesi olarak da
bilinen Doğu Asuri Kilisesi’ne mensup olanlar kendilerini Asuri olarak
tanımlıyor. Süryani Ortodoks (Jakobit) Kilisesi mensupları, kendilerini Süryani
veya Asuri olarak adlandırırken Keldani Katolikleri kendilerini Keldani olarak
tanımlıyor. Daha küçük olan Süryani Katolik Kilisesi ve Kadim Doğu Kilisesi’nin
cemaatleri ise kendilerini sırasıyla Süryani ve Asuri olarak adlandırıyor. Türkiye’nin
güneyinde ise ufak bir Müslüman Asuri topluluğu olan Mhalmiler yaşıyor. Tüm bu
cemaatler, Yeni Doğu Aramice dilinin lehçelerini konuşuyor. Sami dil ailesinden
olan bu dil, Arapça ve İbraniceyle bağlantılıdır ve kendine özgü yazısı vardır.
Irak hükümetinin kullandığı tanımla “Keldani-Asurilerin”birçoğu, kökenlerini
Yeni Asur İmparatorluğu’na dayandırıyor. Son yıllarda müşterek özelliklerden hareketle
ortak bir (http://aina.org/releases/20140826162613.htm)
Asuri, Arami veya Süryani kimliği oluşturmaya dönük gayretler sarf edilse de bu
konuda fazla mesafe alınmış değil. Bu kimlik tartışmasının girift yapısı, medyanın
genelleyici “Hristiyan”tabirini kullanmasının da bir nedeni olabilir.
Bu topluluklara karşı en kanlı saldırılar genellikle (www.al-monitor.com/pulse/originals/2014/08/is-arab-kurd-incitement-iraq.html)
Ninova Ovalarında yaşandı. Musul’un kuzeydoğusunda yer alan bu bölge, tarihsel
Asuri yurdunda Hristiyan yerleşimlerinin bitişik şekilde yer aldığı son
alanlardan biridir ve bu özelliğiyle olası bir (www.atour.com/Assyrian_Nation.shtml)
özerk Asuri bölgesinin kurulabileceği son topraktır. Ancak bugün Alkuş, Bahdida
ve Bartella kasabalarının sakinleri dâhil birçok insan bölgeden topluca kaçmış
durumda. Asuri Uluslararası Haber Ajansı’na göre (www.aina.org/news/20140807050307.htm)
kaçanların sayısı 200 bini buluyor.
Bu halklar geleneksel olarak askeri birliklere sahip oldu,
hatta ülkenin isyanlarla çalkalandığı 1920’li yıllarda (http://assyrianlevies.info/history.html)
İngilizlerin hizmetinde bulundu. Son dönemde de Hristiyan olarak addedilen veya
özel olarak Asurilerden oluşan Dvekh Navşa ve Karakuş Savunma Tugayları gibi
savunma amaçlı milis gruplar kuruldu. Kürt Peşmerge birliklerine ve Irak
ordusuna katılan Asuriler de var. Ancak bu oluşumlar, (http://news.nationalgeographic.com/news/2014/08/140827-iraq-dahuk-islamic-state-assyrian-christians-peshmerga-nineveh-kurdistan
İD’le birebir çarpışacak kadar güçlü değil.
Tarihsel husumetler de burada etkili oluyor. Kürt ve
Hristiyan topluluklar, tarihin değişik dönemlerinde hem zalim hem mazlum oldu.
Bazı Kürt aşiretler Seyfo Katliamları’nda Osmanlı ordusuna yardım etti. Kimi
araştırmacılar, bu olaylarda katledilen Asuri sayısının 750 bine ulaştığını
tahmin ediyor. Musul idari müfettişi İngiliz Yarbay R. S. Stafford, Iraklı
Asurilere yönelik 1933 (www.aina.org/books/tota.pdf)
Simele Katliamı’na ilişkin 1935 tarihli ifadesinde faillerin genellikle Sünni
Arap ve Kürtlerden oluştuğunu, Yezidilerin bile katliama katıldığını
belirtiyor.
Günümüzde ise Yezidi ve Asuri bölgelerden çekilerek oradaki
kentleri İD tehdidine açık hâle getiren (www.joshualandis.com/blog/yazidis-getting-support/">Kürtler</a>,
Yezidi ve “Hristiyan) (www.aina.org/guesteds/20140901185145.htm)
savunmasını çökertmekle suçlanıyor. Ninova Ovaları’nda yaşayan bazı kişiler de (www.nytimes.com/2014/08/27/world/middleeast/iraq-isis-yazidis-kurds-sunni-arabs.html?_r=0
) İD’in ilerleyişinden yararlanarak (www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2014/09/iraq-minorities-calls-for-international-protection-arms.html)azınlık
mensuplarını öldürdü veya soydu. Ancak soykırım zamanında olduğu gibi bugün de
birçok Müslüman, canlarını tehlikeye atarak gayrimüslim komşularını korumaya çalıştı.
Günümüzde nasıl birçok kişi ABD’yi İD’e karşı askeri müdahalede
gönülsüz olmakla eleştiriyorsa zamanında da İngilizler Irak ordusundan hesap
sormamakla suçlanmıştı. Asuri milliyetçisi yazar (www.aina.org/books/bbota.htm)Yusuf
Malek, katliamları anlatırken şöyle yazıyor: “İngiltere tarafından her fırsatta
satıldık ve neticede can güvenliğimiz için yeterli veya makul ölçüde güvence
olmaksızın Arap Hükümeti diye adlandırılan yapıya emanet edildik.
Irak’ta toplu katliamlar hem Osmanlı hem İngiliz yönetiminde
yaşandı. İngilizler azınlıkları kullanmaya çalıştı, Baas döneminde ise “http://unpo.org/members/7859”
Araplaşma politikasının mağduru olan Asuriler köylerinden çıkarıldı. 1980’lerde
Anfal Soykırı’mıyla doruğa ulaşan Kürtlerle Irak ordusu arasındaki mücadele ve
Kürtlerin iç çatışmaları da Asurileri mağdur etti.
Birinci Körfez Savaşı’nın ardından kurulan uçuşa yasak bölge,
kuzey Irak’ta azınlıkların yaşadığı yöreleri de kapsadı. Bu bölge, 2003’e dek
fiilen (http://articles.latimes.com/1991-02-21/news/mn-2318_1_saddam-hussein)
Kürt yönetiminde oldu. Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in devrilmesiyle kuzey
Irak’ta Arap olmayan halkların öncelikleri değişti. ABD işgali büyüyen bir
isyanı körükledi ve bu isyanla gelen mezhepçi saldırılar, Hristiyanlar için
yeni göç ve toplu kaçışlar anlamına geldi. Kürt milliyetçileri ise diğer
azınlıkları dışlayarak uluslararası alanda tanınacak kendilerine ait bir
anayurt inşasına odaklandı.
Asuri gazeteci Mardean Isaac, 2011’de yazdığı bir makalede Kürdistan
Bölgesel Yönetimi’nin (www.theguardian.com/commentisfree/2011/dec/24/iraq-minorities-assyrians)
Asurilere sadece “Hristiyan” diyerek “onları etnik olarak ve dolayısıyla
siyaseten meşruiyetten yoksun bırakmak” istediğini öne sürdü. Isaac şöyle
diyordu: “Şu dönemde (www.baghdadinvest.com/demand-for-action-iraq-assyrian)
etnik kimliğimize sahip çıkmak, siyaseten ve medya bakımından esastır.
Mevzubahis bir tek Hristiyanlık olsa ibatelerimizi Batı’da rahatça yerine
getirebiliriz. Iraklı bir Hristiyan kolaylıkla Kürt bir Hristiyan’a veya
Fransız Hristiyan’a dönüşebilir. Ancak yaşayan tarihimiz ve bu tarihi oluşturan
her ne varsa başka bir şeyle değiştirilemez. Bizi halkımızın geçmişi ve
geleceğine bağlayan şey toprağımız ve dilimizdir.”
Batı’nın Iraklı Hristiyanların dramına ilişkin söylemi
Asuri, Keldani ve Süryani cemaatler için iki tarafı keskin kılıç gibidir.
Hristiyan dindaşların mağduriyeti, fazlasıyla ihtiyaç duyulan kamuoyu ilgisini
seferber ediyor ama ilgiyle birlikte bu konuda insani müdahalenin ne denli
karmaşık olduğunu çoğu zaman göz ardı eden refleksler sergileniyor. Batı’nın
yıllardır Orta Doğu’da askeri müdahalelerde bulunmuş olması, Hristiyan
topluluklara verilen aleni desteği ne yazık ki istismar ve yanlış anlamalara açık
hâle getiriyor. Avustralya, Avrupa ve ABD’de yaşayan birçok diaspora topluluğu
başta olmak üzere Asurilerin kendileri de anlaşılır gerekçelerle bunu yapıyor.
Diasporanın destek çağrıları, konuya dinsel mercekten bakmaya meraklı Batılı
siyasetçiler arasında karşılık buluyor. Ama bu tür kampanyaları İslam düşmanlığıyla
ve bitmeyen savaşlarla özdeşleştiren liberal ve ilerici çevreleri soğutuyor.
Yezidilerin dramında medya, basit izahatları aşan bir dini
inanca, son derece karmaşık bir yapıya sahip bu halka alışılmışın dışında bir
ilgi gösterdi. Ancak Asuriler, Keldaniler ve Süryaniler bakımından aynı şeyi söylemek
zor. Medya onları “İsa’nın konuştuğu dili konuşanlar” diye tanımlayarak tarihe
hapsediyor ve ayrı bir etnik grup olarak tarihleriyle ilgilenmek istemiyor.
Oysa dünyanın bu tarihi hatırlamasında fayda var. Asurilere “Hristiyan” halk
olarak gösterilen ilginin bedeli, onların etnik kimliği oluyor. Bilgisizlikle
gelen dayanışmaya ise dayanışma demek yakışmıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.