Zeynep Tozduman / zeynoege35@gmail.com
2011 Haziran’ından bu yana Suriye, Irak ve ülkemiz tam
bir kan gölüne, tam bir cehenneme dönüşmüş durumda. Bu cehennemden kadim
halklar ve inançlar ya birlikte kurtulacak ya hep birlikte yok olup gideceğiz.
Suriye’de El Nusra –Öso İslami terör örgütleri tarafından Hıristiyan halklara
ve Aleviler’e yaşatılan zulümlerin yasını daha tutmadan, bu kez 2014 Ağustos’unda
IŞİD tarafından Irak/ Musul-Ninova, Telafer ve en son Şengal’da yaşatılan Ezidi
katliamları ve sürgünleri derken
yaklaşık 25 gündür de Kobane'de
Kürt halkına katliamlar başladı...
Kürt halkının yaşadıkları, her ülkede onurlu direnişi
sonucu IŞİD tarafından yapılan saldırılara dünya, az da olsa gözlerini
Kobane’ye çevirebilmiştir. Bunda Kürt halkının tüm Avrupa genelinde ve üç
kıtada (Avustralya- Amerika ) eş zamanlı eylemlilikler yapmasıyla ancak
dikkatler Kobane’ye çekilmiştir. Kürt halkının,
Avrupa ve Amerika’da konsolosluklar, hava limanları, parlamentolarda
oturma eylemleri ve IŞİD karşıtı protestolar yapmasıyla sadece emperyal
güçlerin ilgisini değil dünya devrimci hareketin de dikkatini çekmiştir. Kürt
hareketinin kobane’de Işid’e karşı direnmesiyle ülkemizde özellikle Kürdistan
yangın yerine dönüşmüştür.
Kobane eylemleri sırasında ülkemizde 3 günde çıkan
olaylar sırasında 34 Kürt yurttaşımız katledilmiştir. Gezi direnişinde 7 canı,
Kobane direnişinde 34 canı kaybettik… Kobane’ye destek için özellikle Diyarbakır başta olmak üzere
Mardin, Muş, Batman, Van, Urfa, Hakkari
illerinde hayat durmuştur. Adana,
Antep ve İstanbul’da ülkücü saldırılar hızla artmıştır.
Kobane’de ve Türkiye’de Kürt halkına karşı acımasız bir
savaş başlatılmıştır. Kürdistan’ın her bölgesinde insanlar, gaz bombaları ve
biber gazı soluyorlar. Bir de bölgede
valilikler, insan hak ve özgürlüklerine
aykırı bir şekilde, 6 ilde keyfi olarak sokağa çıkma yasağı uyguluyorlar.
Ülkede konumlanmış devlet destekli Hizbullah- Hüda-Par –Işid vb. Cihadist Kontr
gerilla örgütlerini ise B planı
doğrultusunda devreye sokarak Kürt halkını köşeye sıkıştırıp, katletmek için
midir bu olağanüstü haller? 40 yıl önce
dağa çıkan bir halka, sokağa çıkma yasağı ne kadar etkili olur bilinmez?
Bilinen o ki Kürtler ve dostları, Kobane için her yerde direniyor.
Aslında bizler ülkemizde yaşatılan bu görüntülere hiç mi
hiç yabancı değiliz.
Bu gün Kesab’da, Lazkiye’de, Musul’da, Ninova’da,
Telafer’de, Şengal’de ve son olarak Kobane’de yaşatılan bu katliamları daha
öncede üstelik aynı coğrafyalarda yaşamıştık . Musul’un işgaliyle saldırıya
geçen İŞİD, Irak’ın diğer bölgelerinde elde ettiği silahları Irak- Suriye
sınırındaki Al Qaim kapısından Der Zor’a ve oradan Rakka’ya geçirmişti. Rakka,
İşid’in merkezi Kobane’ye çok yakın bir bölgedir. Der-Zor bir zamanlar
Ermenilerin – Süryanilerin göç yollarıydı, bu gün ise Kürtlerin…2014 Temmuz ve
Ağustos aylarında Musul ve Ninova’da büyük acılar yaşayan Süryani halkının
çığlığına çığlıklarımızı katabilseydik o zaman, belkide bu gün İŞİD silahlanma konusunda bu kadar
güçlü olmazdı.
Bu gün İŞİD tarafından hayata geçirilen senaryo, yüzyılın başında, 1915’de Kadim
Hıristiyan halklara ( Ermeni- Süryani- Pontus Rum) uygulandı ve yine ısıtılıp; temcid pilavi misali yeniden sahneye
konuluyor. Tek bir farkla bu kez müslüman Kürtler de hedef. Hatırlarsanız bu
topraklarda tarihin en büyük soykırımında 1,5 milyon insan katledilmişti. Bu
yüzyılın başında 2015’e ramak kala Kobane, yeni bir soykırımın merkez üssüdür.
Kürt halkı şimdi, tıpkı 1915’te ki Ermeni- Süryani-
Pontus Rumlar gibi tarihin en büyük soykırımıyla karşı karşıya. Ve Kürt
halkının payına da 2014 Ağustos’unda Ninova ve Musul’dan sadece canlarını
kurtaran Süryaniler gibi sürgünler düşmüştür. Musul- Ninova’dan Erbil/ Ankawa’ya
göç eden Süryanilerin dramları ise hala devam ediyor. Ankawa’da Kilise, okul ve
park alanları olan çadırlarda yaşam mücadelesi veren bu halkın acılarını
unutmadan, yaralarını tez elden sarmak gerek. Tıpkı Şengal’den gelen Ezidiler
gibi şu anda onurlu direniş sergileyen Kürt halkı gibi katliam yaşayan bu
halkların da bizlere ihtiyacı olduğunu unutmayalım.
Kesab’da Ermeniyi, Lazkiye’de Aleviyi, Musul’da Süryani
ve Ermeniyi, Ninova’nın son yakarışında Süryaniyi, Telafer’de Türkmen’i,
Şengal’de Ezidiyi vurdurmasaydık bu gün Kobane’de Kürdü vurdurmayacaktık…
Ey büyük insanlık!
Bu nasıl bir acıdır ki böyle… Bir halkın yaralarını
saramadan, diğer bir halkın yarasını kanatıyor bu cehennem zebanisi
örgütler.
Bu ülkede ve Kobane'de Kürtler huzura ermeden biz
Türkler, asla huzur bulamayız.
Eğer Kobane düşerse, soykırımlar; Irak ve Suriye'de artarak devam edecektir. ABD'nin
Suriye'ye girme planları doğrultusunda dönüşümlü olarak yine Nusayri (Arap
Alevisi), Ermeni, Süryani halkları yeniden
vurulacaktır. 2014 Temmuz sonunda Musul'da ve Ninova'da ilk vurulan halk
Süryanilerdir. Sırasıyla Ermeniler, Şiiler, Türkmenler, Ezidilerdir. Süryani
halkının çığ gibi büyüyen çığlığını, Şengalin çığlığıyla, Şengalin çığlığını
Kobane’nin çığlığı ile kısmadan insanlık adına bir el uzatalım…
3 gün evvel Van / Elbak'ta AKP'nin polisi Kobane direnişi sırasında ''Yaşasın IŞİD ''
diye bağırdığını sosyal medyadan hep birlikte tanık olduk. Bu bir terör
suçudur... Clip’teki görüntüler
incelenerek Işid terör örgütünü destekleyen bu polis için mahkemeler
niye henüz dava açmadılar ? Bu
görüntüler AHİM'e gidecek dava niteliğinde görüntülerdir.
1915 soykırımından bu güne değin Ermeni- Rum- Süryani
halkının ( hıristiyan halkların ) acılarına sessiz kalanlar,
1938 Dersim soykırımından günümüze değin Alevi
katliamlarına sessiz kalanlar,
Kanla kurulan cumhuriyetten bu yana Kürt halkının
acılarına sessiz kalanlar,
Yaklaşık 25 gündür
Kobane'de emperyalist güçlerin maşası TC destekli IŞİD terör örgütünün, Kürt
halkına yaşattığı vahşete sessiz kalanlar,
Kulaklarınızı açın ve dinleyin !
Kobane düşerse, sadece Kürdistan değil, batı coğrafyası
da İstanbul- İzmir- Ankara'da düşer / yanar. Kobane düşerse bu ülke yanar.
Bir Türk olarak çağrıda bulunuyorum:
Özellikle vicdanlı Türklere.
Neredesiniz ey vicdanlı insanlar neredesiniz?
Haydi Türkler!
Ne olur bu kavgada biz de varız diyelim bir kez olsun.
Geçmişin utancını üzerimizden kaldıralım ve Kobane halkını sonuna kadar
destekliyelim. Biz Türkler, 1915'te dostlarımız, komşularımız olan
Ermeni, Süryani ve Rumlara sahip çıkmadık/çıkamadık. Bu yüzden tek tipçiliğin
(Tek millet, Tek Bayrak, Tek din )
bedelini bu gün hep birlikte ağır
bir şekilde ödüyoruz. Biz hesap
sormasakta kanla sulanan topraklar soruyor.
Ahlı topraklarla kuşanmış bir coğrafyadan, Fırat'ın ötesinden bugün kemikler fışkırıyor ve sorguluyor
vicdanlarımızı. Yüzyıl sonra Kürtler için de aynı şeyi söylemeyelim diye
yüreklerimizi yatıralım Kobane'deki yüreklere.
Biliyor musunuz? kobane düşerse en çokta Türkler düşer
insanlık bahçesinin gözünden.
Ezilen ve soykırım yaşayan halklar ülkemde özgür değilse, bir Türk olarak benim
özgürlüğümden asla söz edilemez.
Biliyoruz ki Kobane düşerse bu coğrafyada Kürdün acısına
sessiz kalan hiç kimse rahat yüzü göremez. ''Ne mutlu Türküm'' diyene sözünü 90
yıldır bu ülkenin dağlarına, taşlarına yazdık da bizler mutlu Türk mü olduk
sanki! Hayat bir terazi değildir.
Birinin yüreği kanarken diğeri asla mutlu olamaz. Bundandır 99 yıldır
mutsuzluğumuz. Bundandır eğitimde, ekonomide, bilimde, sanatta, insanlıkta dibe
vurmamız.
Yaralar sarılmadan, geçmişimizle hesaplaşmadan mutluluk
olmaz.
Kobane özgürlüktür.
Özgürleşmek için Kobane'ye destek vermeliyiz. Kobane'de şimdi bir tarih yazılıyor. Bu yüzden Kobane
gelecektir. Kürdistan halklarının özgür geleceği içindir Kobane için direnmek.
Ege’den selam olsun, bin selam olsun Kobane için
direnenlere. Şehit düşenlere.
ZEYNEP TOZDUMAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.