Dale Gavlak
Ürdün'ün başkenti Amman'dayım. Kentin dışında, Irak'tan
kaçan Hristiyanların sığındığı Katolik merkezindeyim. Gürültü ve karmaşanın
içindeyim. Hristiyan mültecilerden biri olan Ebu Safvan'la konuşmaya
başlıyoruz. Bana "Kızım biz Irak'tan sürüldükten sonra Ürdün'de
doğdu" diyor. Safvan, Irak'tan ayrılışlarını şöyle anlatıyor: "'İslam Devleti' olduğunu iddia eden örgütün
militanları, bizi ülkemizden etti, toprağımızdan sürdü. Musul'u terk etmek
zorunda kaldık."
Son 1600 yıldır Irak'ta Hristiyanların merkezi olan
memleketini özlemle anıyor Safvan ve bu yaz ilk defa Müslüman olmak, kaçmak
veya öldürülmek arasında tercih yapmaya mecbur edildiklerini söylüyor."Evlerimizi,
işyerlerimizi ele geçirdiler. Başpsikopos Faraj'ı, rahip Raghid ile Boulous'u
gözümüzün önünde öldürdüler. Biz artık oraya nasıl dönelim?"
Önce Erbil, sonra Ürdün
IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) örgütünün Musul'u ve
etrafındaki köyleri ele geçirmesinin ardından, örgütten kaçan yaklaşık 1,800
Hristiyan, önce Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'e sığındı.
Ürdün'ün başındaki Kral II. Abdullah'ın ülkeye daveti
üzerine, Hristiyan mülteciler Ürdün'e geçtiler.
Son Hristiyan mülteci grubu da geçen hafta Ürdün'e vardı.
'Bundan sonra nasıl yaşayacağım?'
IŞİD, bir diğer mülteci Ebu Süleyman'ın yaşadığı köyü
işgal ettiğinde, militanlar Safvan'ın evinin üzerine "Nasrani"
anlamına gelen "N" harfi kazımış. Böylece ev sahibinin Hristiyan
olduğu ve eve el konulduğu belirtilmiş.
BM: IŞİD savaş suçu işliyor
Bu ay başlarında Birleşmiş Milletler IŞİD'in sistematik
ve yaygın olarak insan haklarını ihlal ettiğine dair bir rapor açıklamıştı.
Rapora göre örgüt toplu katliamlar, çocuk askerlerin
kullanılması, kadın ve kız çocukların seks kölesi olarak kaçırılması gibi çok
sayıda savaş suçu işledi.
IŞİD'den kaçan Irak Hıristiyanları da, hem kendilerine
hem de Ezidiler gibi diğer azınlıklara "insanlığa karşı suç"
işlendiğini söylüyor ve acil olarak uluslararası kamuoyundan yardım bekliyor.
60 yaşlarındaki Ebu Süleyman, "Dükkanımı da aldılar.
Hayatta sahip olduğum her şeyi kaybettim" diye anlatıyor yaşadıklarını.
"Bundan sonra nasıl yaşayacağım?" diye soruyor
Ebu Süleyman. "Bütün haklarımız gasp edildi. Duyduğuma göre evimizde
Afganistan'dan gelen bir militan yaşıyormuş. Buna katlanmak çok zor."
Süleyman, kentten sabahın erken saatlerinde ayrıldıkları
için kurtulduklarını söylüyor. Militanların da arkada kalan Hristiyanların
arabalarına, altınlarına hatta bebek bezlerine kadar her şeylerine el koyduğunu
belirtiyor.
Ürdün'e gelen mültecilerin çoğunun cebinde tek bir kuruş
bile yok. Sadece üstlerindeki kıyafetleriyle kaçabilmişler, hiçbir eşya
alamamışlar ve başkalarına muhtaç yaşamaya çalışıyorlar.
'21. yüzyılda böyle bir şey nasıl olabilir?'
Musul'dan kaçan bir iş adamıyla konuşuyorum. Adı Kasım
Hanna. "Kent karanlık, baskıcı, dünyanının sonunu anlatan film sahnelerine
benziyordu" diyor.
Hanna, öfkesini gizlemeksizin, sözlerine şöyle devam
ediyor:
"Etrafta kılıçlarıyla koşuşturan adamlar vardı. 21.
yüzyılda böyle bir şey nasıl olabilir? Irak'ta insanlık öldü."
Kasım Hanna'nın babasıysa Musul'da 40 yıldır ticaretle
uğraşıyor, üç dükkan işletiyormuş. Ancak IŞİD işgalinden sonra, dükkanları çalıştırabilmek
için para ödemeye zorlanmış.
Bir gün mahalleye genç bir militan gelmiş ve "yeni
muhtar"ın kendisi olduğunu duyurmuş.
"Yeni muhtar", IŞİD'in bölgeyi kontrol ettiğini
ve mahalledeki ev ve işyerlerinin IŞİD'e ait olduğunu söylemiş.
Hanna ailesi de sonunda kaçmak zorunda kalmış.
Görüştüğüm mültecilerin çoğu, IŞİD işgali sırasında
Musul'a ne Irak hükümetinden ne de ABD'den yardım gelmediğini söylüyor ve bu
konuda kırgınlıklarını ifade ediyor ve IŞİD var olduğu sürece Irak'a dönmemekte
kararlı görünüyorlar.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.