Uğur Biryol
Hemşin Öyküleri, coğrafi sınırları Çoruh’a kadar uzanan,
yüksek dağları mesken tutmuş Hemşinlilerin hayatlarından kesitler sunuyor; bire
bir tanıklıklar ve anlatılarla... Gaz lambasıyla aydınlanan yayla karanlıklarının kuşkusuz
en heyecanlı tarafı, büyüklerimizden dinlediğimiz masallardı. Dağın iki
yamacında birbirinden habersiz yaşayan akraba halklar olarak Hopa Hemşin’in
“momi” dediği büyük ninelerin anlattığı hikayelerle büyüdük. Mahir Özkan’la
aynı kuşağa mensubuz, ikimiz de Hemşinliyiz ve ikimiz de bu hikayelerle
büyüdük. Bizde “cazi” denir, cadılara; Mahirlerin cadıları ise biraz daha
egzantrik; bizde büyük bir yaban domuzunun üzerinde salınan cadı figürleri
yoktur ama Mahir kitabının girişindeki cadı hikayelerinde bundan bahsetmiş;
ürkütücü tabii gecenin karanlığında cadı diye bildiğinizin, çocuklarınızın
ciğerini yiyenin anneniz olduğu gerçeğiyle karşılaşmak!
Yaylada geçen çocukluk dönemlerinden sevdalık
hikayelerine, sevdiği kız uğruna canını ortaya koyanlardan şehirle köy arasında
sıkışmış yaşantılara; yokluğa, yoksulluğa ama her daim mutluluğa; oyunlara,
göçlere, pazara, yemeğe, içmeye, horona, türküye, imeceye… Kırsal hayata dair
yaşanan ne varsa imbiğinden süzmüş Mahir Özkan ve iyi ki bunları kaydetmiş, o
kaydetmese çoktan unutulup gidecekmiş belki de. Momiler göçünce bu diyarlardan,
hikayeler de öksüz kalırmış çünkü. Bugün neyse ki; Kazım Koyuncu’nun, Vova’nın,
Sonbahar filminin, Biryaşam dergisinin, Hadig derneğinin çabalarıyla
Hemşin/Hemşinceye dair bilinmeyenler gün yüzüne çıkıyor, uzaklardaki gizemli
halkın anlatıları, şarkıları, dilleri bilinmeye başlıyor. Mahir Özkan’ı
okuyunca anladım ki, benzer duygularla ve heyecanlarla yıllarca, “ayrı düşmüşüz
yan yana” aslında.
İstanbul’da felsefe öğretmenliği yapan ve 1990’larda
İstanbul’a göç eden Hopa Hemşinlilerinden olan Mahir Özkan, yıllardır
biriktirdiği ve bir kısmını Agos’ta, bir kısmını da Biryaşam dergisinde
yayımladığı öykülerini nihayet bir kitap haline getirdi. Hemşin Öyküleri’nde
Özkan; Hemşin yöresindeki anlatılardan ve kendi anılarından yola çıkarak
yazdığı 24 öyküyü derlemiş. Kitabın ilk kısmında yazarın Hemşin Ermenicesiyle
ve Türkçe kaleme aldığı öyküler bakışımlı sayfalarda sunuluyor. Karşılaştırarak
okuma imkanı sağlayan bu biçimiyle kitap, Hemşin dilini tanımak ve mevcut
Hemşince bilgisini geliştirmek isteyenlere de hitap ediyor. Kitabın ikinci
kısmı ise aynı öykülerin Ermeni alfabesiyle yazılmış versiyonlarından oluşuyor.
Yayınevi, Ermenice okuruna yönelik olarak hazırlanan ikinci kısımda, Hemşin
Ermenicesi ve Ermenice arasındaki farklılıklardan doğan anlama zorluklarını
gidermek amacıyla, yer yer köşeli parantezler içinde sunulan açıklamalarla
çalışmanın zenginleştirilmesini sağlamış. 1915 yılında Anadolu’daki Ermeni
nüfusun yok edilmesiyle birlikte kaybolan onlarca farklı Ermenice lehçenin
ardından ayakta kalmayı başarabilmiş olan Hemşin Ermenicesiyle (Latin ve Ermeni
alfabeli olarak) yayımlanan ilk edebiyat eseri olması hasebiyle de önem kazanan
çalışmada, Özkan, kendi çocukluk yaşantısından derlediği, dinlediği öyküleri
edebi bir disiplinle bir araya getirerek, başarılı bir hikaye anlatıcılığı
sergilemiş.
Hemşin nedir, neresidir?
Hemşin, bugün Rize'nin Çamlıhemşin ve Pazar-Hemşin ile
Artvin Kemalpaşa'daki Hemşin yerleşimine ve burada yaşayanlara verilen bir
isimdir. Hemşin/Hemşinlilik ortak bir kültürü ve yüksek dağlarda yaşayan
insanları temsil eder. Hemşinliler sadece Doğu Karadeniz’de yaşamazlar.
Türkiye'nin birçok bölgesinde ve eski göçlerle Batı Karadeniz ve Erzurum
sınırlarında da Hemşinlilerin yaşadığı bilinmekte. Doğu Karadeniz denince akla
gelen ilk yerlerden Çamlıhemşin, Doğu Karadeniz'in en yüksek noktası Kaçkar
Dağları eteklerinde, tarihi Tebriz-Trabzon İpek Yolu'nun önemli bir geçit
noktasında kurulmuştur. Çamlıhemşin'de yaşayan insanların çoğu yaz aylarını
yayla faaliyetiyle geçirirler. Hemşin nahiyesinde yaşayanların birçoğu da
yaylacılık faaliyetlerini Çamlıhemşin sınırlarındaki yaylalarda
gerçekleştirdiğinden, iki Hemşin arasında bir kaynaşma yaşanmıştır. Ancak
coğrafi olarak uzak olmasa da, Hemşinlilerin Doğu Grubu olarak bilinenleri, bu
yakınlaşmanın hayli uzağındalar. Onlar da Hemşinli olarak bilindikleri halde,
Batı Grubu olarak bilinen Çamlıhemşin ve Pazar-Hemşin'le pek alakaları yok.
Peter Andrews'un Türkiye'de Etnik Gruplar kitabının
Hemşinliler bölümünde, Hemşinlilerin Hopa-Kemalpaşa tarafında yaşayanlarının
kendilerini "Homşetsi" olarak tanımladıklarını yazar. Doğu grubu
Hemşinlileri Artvin ilinde, Hopa ve Kemalpaşa içinden geçen akarsu düzeni
üzerinde yer alır. Doğuda Çoruh nehri doğal bir sınır teşkil eder.
Doğu Grubu Hemşinlilerinin dili Ermenicedir. Batı lehçesi
ve Türkçe de konuşulur. Yöre insanları ise konuştukları dile Hemşince adını
vermiştir. 1990'larda Sarp sınır kapısının açılmasıyla Rusya'dan Doğu
Karadeniz'e gelen ilk Ermeniler onlar olmuştur. Ermeniler başlangıçta Hopa'ya
alışveriş için uğramış, yöre halkı ile dil bakımından kaynaşmışlardır. Bugün
her ne kadar kendilerini Ermeni olarak tanımlamasalar da, konuştukları dil
Ermenicenin bir lehçesidir. Doğuda yaşayan Hemşinlilere ilişkin Peter Andrews'un
çalışmasından esinlenen Hale Soysü, Kavimler Kapısı-1 adlı eserinde
Hemşinlileri tanıttıktan sonra yerleşim alanlarını “Ermenice konuşanlar” ve
“Türkçe konuşanlar” diye ikiye ayırmıştır.
Doğu Grubu'nda esas olarak dilden hareket edilerek kimlik
çıkarıldığı görünse de, bu Ermeni kökeninin reddi anlamına geliyor. Bütünüyle
Türkleşen Doğu Grubu, Ermenice konuştuğu halde, Ermeni kökenden olduğunu inkar
ediyor. Hale Soysü bu durumu, “Ermeni olmadıklarını Ermenice söylüyorlar,”
diyerek özetliyor. Hemşin Öyküleri kitabında Mahir Özkan’ın amcasıyla pazara
alışverişe gittiğinde, Ermeni bir satıcıyla olan diyaloğuna da yer veriliyor.
Amcası Ermeni pazarcıya, “Ağbar, Hay es?” diye soruyor, yani “Ermeni misin?” Bu
keşif Hemşinlilerin kendilerinin “aslında Ermeni” olduklarını düşünmelerine
zemin hazırlıyor. Bugüne kadar yapılan çalışmalara bu keşfin katkısı çok büyük.
Doğu Grubu Hemşinlilerinin gündelik hayatta kullandıkları bazı kelimeler
şunlar: mar (anne), dad (baba), momi (nine), çur (su), dzar (ağaç), tur (kapı)…
Doğu Hemşin de diğer Hemşinler gibi yaylacılık faaliyetlerini sürdürüyor.
Hemşin Öyküleri, coğrafi sınırları Çoruh’a kadar uzanan,
yüksek dağları mesken tutmuş Hemşinlilerin hayatlarından kesitler sunuyor; bire
bir tanıklıklar ve anlatılarla... Bu bilinmeyene doğru bir yolculuk gibi,
keşfetme duygusunu yitirmemiş olanlar ve bu coğrafyanın “bir örnek” olmadığına
inananlar için iştah açıcı bu derleme öykülerin es geçilmemeli.
* Görsel: Sinan Arık

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.