Arzu Demir
Fatih Akın'ın filmi "Kesik", dünyaya ve bu toprakların tüm halklarına Ermeni soykırımı ile yüzleşme çağrısı. Aynı zamanda bir umut arayışı... Filme, "Sanat değil, misyon filmi olmuş" diyenler çok. Fatih Akın, "Bu filmle özür dilemek mi istiyorsunuz?" sorusuna, "Bir film, özür dileyemez. Ama yaşananlara dair, benim ait olduğum toplumun bir sorumluluk hissetmesi gerekiyor. Bir suçluluk duygusu değil bu... Sorumluluk. Ben bu sorumluluğu hissettim. Emir Kusturica'nın bir lafı var: Filmin hataları olabilir, ama sonunda utanmayacağım bir film yapmak istedim" yanıtını veriyor.
***
Fatih Akın'ın filmi
"Kesik", dünyaya ve bu toprakların tüm halklarına Ermeni soykırımı
ile yüzleşme çağrısı. Aynı zamanda bir umut arayışı.
Fatih Akın'ın daha gösterime
girmeden çokça tartışılan filmi "The Cut/Kesik" Türkiye'de gösterime
girdi.
Film, demirci Nazaret ve
ailesinin günlük yaşamı ile açılıyor. Ancak o günlük yaşamın üzerinde 1. Dünya
Savaşı'nın gölgesi vardır. Bir de Ermenilere yönelik olarak dolaşan
söylentiler.
O söylentiler bir gece gerçek
olur. Demirci Nazaret'in kapısı gece yarısı, "Ermeniler, açın kapıyı"
denilerek kapıları çalınır. Asker, "18 yaşın üstündekiler askere alındı.
Çabuk hazırlanın" der. Böylece, soykırım yolculuğu da başlar. Bu
yolculuğun her anı yok etme amaçlıdır. Aylarca bir yol inşaatında çalıştırılırlar.
Her türlü şiddete maruz kalırlar. Bu zulme dayanamayanlar ölür. Bu sırada başka
sürgünlere de tanıklık ederler.
Bu sürgün tanıklığında en
etkili sahnelerden biri, bir kafilenin arkasında kalan iki çocuklu Ermeni bir kadının, eşkıyaların tecavüzüne
uğramasıdır. Bu olay, Osmanlı askerinin gözlerinin önünde yaşanır. Ermeni
halkına karşı yok etme konseptine, Osmanlı devletinin resmi silahlı güçlerinin
yanı sıra her türlü suç örgütlenmesinin de katıldığının göstergesidir bu.
Hatta, yıllar sonra tıpkı Gökçeada'nın boşaltılması için Rum halkına yapıldığı
gibi, cezaevlerinden tutuklular çıkartılıp, Ermenilerin üzerine salınır. Fatih
Akın, soykırımın bu ayrıntısına da yer veriyor filminde. Devlet bir bütün
olarak resmi ya da gayri resmi silahlı gücü ile soykırımda yer alırken, hayatta
kalan Ermeniler ancak onlara yardım eden halklar sayesinde yaşıyor.
Nazaret de cezaevinden
Ermenileri öldürmek şartıyla serbest bırakılan Mehmet sayesinde hayatta kalır.
Bir çetenin üyesi olan Mehmet, önce Nazaret'i öldürmek istemez. Ancak boğazını
kesmeye zorlanır. Keser de! Ölmediğini fark eder ve gece yanına gelerek, ona
yardım eder. Demirci Nazaret hayatta kalır, ancak artık dilsizdir. Nazaret daha
sonra, asker kaçaklarının oluşturduğu bir çetenin, ardından da Halep'te bir
Arap ailesinin desteği ile hayatta kalıyor.
Kesik, bir soykırımla
yüzleşme çağrısı olduğu kadar bir arayış da aynı zamanda. Tüm ailesinin
öldürüldüğünü bilen Nazaret, Halep'te ikiz kızlarının hayatta olduğunu öğrenir.
Bu kez filmin ikinci sahnesi başlar. Artık bir arayışa dönüşür film.
Halep'ten sonra Lübnan, Küba
ve ABD'ye uzanan uzun bir arayıştır bu. Nazaret'i hayatta tutan da ikizlerine
ulaşma umududur artık. Fatih Akın, soykırımı tüm çıplaklığı ile gözler önüne
seriyor. Hiçbir gizleme, saklama çabasına girmiyor. Bu haliyle filmin birçok
sahnesi izleyiciyi rahatsız ediyor.
Sinema salonundan çıktıktan
sonra da o görüntüler hafızanızda kalmaya devam ediyor. Bu haliyle film, sadece
devlete değil herkese de bir yüzleşme çağrısı oluyor.
Filmin başrol oyunları
arasında hiç Türkiyeli sanatçı yok. Var olan bir iki oyuncu da Avrupa doğumlu
ya da Avrupa'da yaşıyor. Fatih Akın, filmin çekim aşamasında birçok oyuncuya
rol teklifinde bulunduğunu ancak kabul edilmediğini söylemişti. Demirci
Nazaret'i Cezayirli oyuncu Tahar Rahim oynuyor. Eşi Rakel rolündeki Hindi Zahra
da Cezayirli bir müzisyen.
Türkiyeli oyuncuların bir
filmde bile rol almak istememeleri yüzleşme için daha çok zamana ihtiyaç
olduğunu gösteriyor.
Filme, "Sanat değil,
misyon filmi olmuş" diyenler çok. Fatih Akın, "Bu filmle özür dilemek
mi istiyorsunuz?" sorusuna, "Bir film, özür dileyemez. Ama
yaşananlara dair, benim ait olduğum toplumun bir sorumluluk hissetmesi
gerekiyor. Bir suçluluk duygusu değil bu... Sorumluluk. Ben bu sorumluluğu
hissettim. Emir Kusturica'nın bir lafı var: Filmin hataları olabilir, ama
sonunda utanmayacağım bir film yapmak istedim" yanıtını veriyor.
Utanılmayacak bir filmden
öte, takdir edilecek ve izlenecek bir film yapmış Fatih Akın.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.