Sait Çetinoğlu
Vartkes Yeghiayan,
hazırladığı Malta Belgelerinin[1] girişine; Babam Boğos Yeghiayan’ın ve
mezalimden sağ kurtulup yetimliğin acısını çeken kuşağa mensup Ermenilerin
anısına …Bu fırsatta babamın kuşağının biz çocukları için yaptıkları her şeye
teşekkür ediyor ve bu suçluları teşhirde bu kadar geç kaldığımız için özür
diliyorum. Sözleriyle başlar. Malta- Belgeleri Yeghiayan’ın bu çalışması yakın tarihimizin en önemli olaylarından olan ama bir o kadar da
uzak durduğunuz Ermeni Soykırımı’nın üstündeki sis perdesini aralayan
dökümanlarından biri kuşkusuz Malta Belgeleridir.
Malta belgeleri ele
geçirilebilen 150 ye yakın Osmanlı
yönetici ve personelinin Birinci Büyük savaştaki eylemlerinin hikayesidir.
Savaşın izolasyon koşullarında yok edilen bir halkın hikayesidir. Bu yok edilen
halkın servetine el konulmasının ve bu servet üzerine yükselen ticaret
burjuvazisinin, bürokratik burjuvazisinin
ve holdinglerin de hikayesidir. Malta Belgeleri aynı zamanda tanıkların
ve mağdurların anlatımı ve tanıklığıyla
da bir ibret vesikasıdır. Matlada Cumhuriyetin kuruluş şifreleri gizlidir. Bu
şifrelerin çözümü kuruluş zeminini ortaya çıkaracağından sisin kesafeti
artırılmaya 1915 unutturulmaya çalışılmaktadır.
Malta belgeleri yakın
tarihimiz üzerindeki sis perdesini aralarken neden Ermeni Soykırımı’nın tanınamayacağının da hikayesidir. Malta
belgeleri aynı zamanda bir sürekliliğin hikayesidir. Malta referans alınarak
Türkiye Cumhuriyetinde nerelere gelineceğinin de hikayesidir. Malta hikayesi
aynı zamanda Susurluğun ve Yeşil’lerin tarihsel köklerinin de hikayesidir.
Malta Sürgünü olmak neredeyse sürgünler için bir ayrıcalıktır. Maltacılar için
mahkûm ifadesi kullanılmamaktadır, Malta sakinlerinin kendileri de sürgün
ifadesini tercih etmektedirler. Bu sakinlerin anılarında da yaşamları bir mahkûm
statüsünde olmamıştır, Kuşçubaşı Eşrefin anılarında tarif ettiği Malta’da bir
kuş sütü eksiktir. En önemli tutuklular ellerini kollarını sallayarak matladan
kaçabildikleri ya da kaçmalarına göz yumulduğunu da ekleyelim.
Malta Sürgünleri, sürgünlüğün
bitiminden itibaren Türkiye Cumhuriyetinde önemli görevlere gelmişlerdir. Malta
Belgelerinde geçen kişilerin ailelerin izini sürdüğümüzde karşımıza çıkan tablo
da devletin sahiplerini görmekteyiz. İç işleri Bakanlığının biyografilerin
yayınladığı elli ünlü valinin dördü malta sürgünüdür. Bu sürgünleri Türkiye
Cumhuriyetinin en önemli kademelerinde gördüğümüz gibi çocuklarına da yüksek
kademelerde rastlıyoruz.
Malta Belgeleri bir halkın
trajedisinin hikâyesidir, Ermeni Halkının trajedisinin reel-politik’e kurban
edilmesinin de hikâyesidir, Malta belgeleri Büyük devletlerin Gayri ahlaki
duruşunu da resmetmektedir. Emperyal çıkarlara insan haklarının kurban
edilmesinin hikâyesidir. Belgeler cezasızlık örneğinin eşsiz abidesidir.
Soykırım suçunun cezasızlıkla ödüllendirilmesi ve yeni soykırım suçlarına
çıkarılan bir davetiyedir. Nitekim Hitler de 1939 tarihinde bu tarihi
trajediden cesaret alınacağını açıklıkla ifade etmiştir. Büyük devletlerin
gayri ahlaki tavrının soykırımcılara çıkardığı bir davet olarak 20. yüzyılın
yüz karası bir tarihi kesitidir. Cezasızlık tan cesaret alınarak yapılacak
soykırımlara bir davetiye olmuştur.Nazi Almanya’sında, Cezayir, Anfal, Bosna,
Ruwanda, Kosova, bu gün Darfur’da ve Irak’ta olanlar da farklı değildir.
Cezasızlıktan cesaret aldıklarını rahatlıkla söyleyebiliriz.
İngiltere, Sovyetlerle
arasında bir tampon devlet olarak Ankara’yı tanıdığı 16 Mart 1921 tarihinden
itibaren yürüttüğü tarafsızlık süreci, Soykırımın unutulması, insanlığa karşı
işlenen bir suçun emperyal çıkarlara kurban edilmesi sürecidir. Doğası gereği,
emperyalizmin çıkarları, Bir halkın acılarından önüne geçmiştir. Talihsiz
Ermeni halkı, Alman emperyalizminin teşviki ve kışkırtmasıyla Soykırıma
uğrarken, bir diğer Emperyalistin çıkarları gereği Soykırım failleri ödüllendirilmesi
talihsizliğine uğramıştır.
Malta belgelerinin izini
sürmek, bir anlamda, cumhuriyetin köklerinde var alan gerçeklikleri ortaya
çıkarmaktır. Malta belgelerinin izini sürmek, 1915 olaylarının sorgulanması
demek olduğu gibi kuruluşun sorgulanması demektir de aynı zamanda. Malta
belgelerinde adı geçen kişilerin izlerini sürdüğümüzde günümüze uzanan idare
zincirine ulaşmaktayız.
Maltacıları izini sürmek için
mülki ve askeri yöneticilerin biyografilerini incelendi, Genel kurmayın
yayınladığı Kurtuluş Savaşındaki komutanların biyografilerinde bu komutanların
1915-17 yılları arasındaki görev yerleri belirsiz olduğundan bunlar hakkında
fazla bilgiye ulaşılamadı. Tehcir bölgelerinde o tarihlerde bulunan mülki
personelin ise, çok ilginç yaşamları olduğu görüldü: kaymakamların,
mutasarrıfların bu görev referanslarının geleceklerini belirlediğini gördük.
Tehcir bölgelerinde görevli personelden bazıları uygulamaları onaylamamaları
hayatlarına mal olurken, Diyarbakır Vilayeti maiyet memuru Ali Sabit Es-Süveydi
ve Lice kaymakamı Nesim Bey bu tavırlarını hayatlarıyla öderken, şanslı
olanlardan bazıları ise sadece görevden alınmışlardır. Konya valisi Celal,
Kütahya Mutasarrıfı Faik Ali Bey azledilenler arasındadır. Egede Rum kökenli
vatandaşların Midilli’ye geçmelerine yardımcı olup hayatlarını kurtaran Foça
kaymakamı Ahmed Ferid Rumlara yardımdan dolayı azledildiği sicilinde
kayıtlıdır. Kurbanlara yardımcı olanlar görevinden azledilmelerinden sonra
hayatlarından endişe etmelerinden dolayı ülke dışına kaçanlar olmuştur.
Tehcir bölgelerinde çalışan
mülki idare personelinin izini sürdüğümüzde bunların Bazılarının faili meçhul
cinayetlere uğradıkları sicillerinde cinayetin sebebinin belirlenemediği
kaydedilmektedir. Mardin mutasarrıfı Mustafa Hilmi, Akşehir de Muhacirin ve
İskân müdürlüğünde sevkıyat komisyonu üyesi Ali Fehmi Bey’in sicillerinde
öldürülme sebebinin ve öldürenlerin bulunamadığı kayıtlıdır. Bazılarının
sicillerinde Ermeni komitacılarca öldürüldüğü kaydedilmiştir 1916 yılında Konya
polis müdürlüğünde görevli Nabi Bey tehcir sanığı olarak iki yıl saklandığı
Kars’ta 1921 tarihinde Ermeni komitacılarınca öldürülmüştür. Bunları şanssızlar
sınıfında sayarken bazıları bu bölgelerde ve sevkıyatta çalışmalarının,
gelecekte bu görevleri referans alınarak önemli yerlere getirildiklerini
zirveye çıktıklarını görmekteyiz.
Bu bölgelerde çalışıp
Soykırıma bulaşan personel Milli mücadeleye ilk atılanlarda olması da şaşırtıcı
değildir, Bitlis valisi Mazhar Müfit (Kansu) ve Van valisi Haydar Hilmi (Vaner)
Halis Turgut, Deli Halit Paşa, General Pertev Demirhan, Sarı Edip Efe, Ardahan
mebusu Hilmi gibiler ilk akla gelenlerdendir.
Bazıları hakkında bir
tarihten sonra bir bilgiye ulaşılamamıştır, 1915 Develi Kaymakamı ve 1916 dan
sonra Der-es-Zor mutasarrıfı Salih Zeki ve 1914 Harput, 1915 Akçadağ ve 1918 Of
kaymakamı Mustafa Asım gibi Soykırım
suçluları hakkında bir tarihten sonra bir bilgi yoktur. Bu gibilerin
gizlenebilmesinde elde ettikleri ganimetin başka şekilde değerlendirdikleri,
Soyadı Kanununun bu gibilerin gizlenebilmesinde bir kolaylık sağlamıştır. 1915
yılı Diyarbakır Vilayeti mektupçusu Veli Necdet’in (Sünkıtay) 1930’larda Ankara
Ticaret Odası başkanı olarak ortaya çıkması, Musul Valisi Memduh Sermet’in
İzmir’e iş kurmak için giderken kazaya kurban gitmesi bu anlamda açıklayıcı
olabilir. Bolu Mebusu Habip ‘in de cumhuriyet döneminin mümtaz tüccarı olarak
bulgur kralı olarak anılmaktadır. Bu zanlıların daha sonra birlikte ticaret
yapmaları da bu anlamda bir fikir verebilir. Soyadı kanunun bu gibilerin yeni bir
kimlik kazanıp gizlenmelerine yardımcı olmasında en büyük etken olduğunu
rahatlıkla söyleyebiliriz.
Eczacı Mehmet’in (Eczacıbaşı)
de bir iş adamına dönüşmesi, Gayrimüslimlerinin servetine el konularak
zenginleşmenin sadece bir örneği olduğunu. Anadolu’da bunlardan çokça
bulunduğunu, Tehcir zenginleri deyiminin Anadolu’da boşuna kullanılmadığını,
Anadolu’nun tehcir zenginlerinin cenneti olduğunu ifade edelim.
Soykırım yıllarında
Ermenilerin tehcir edildikleri mahallerin mülki amirleri, muhacirin ve Aşairin
Umum Müdürlüklerinde, Emniyet Müdürlüğü siyasi şube görevlileri ve İaşe
Vekaletinde çalışan personelin Kuvay-i Milliyeci olmaları ve Milli Mücadeleye
derhal koşmaları da bir tesadüf değildir. Buralara İTC tarafından özel personel
olarak tayin edilmişlerdir. İaşe Nezaretinden Ahmet Nazif Göker, Muhacirin ve
Aşairin den Mustafa Maruf, Ahmet Faik Üstün, Kuavy-i Milliyeye ilk
katılanlardandır. Bunlar daha sonra önemli görevler almışlardır: Ziya Hurşit’in
ağabeyi Malatya mutasarrıfı Ahmet Faik Günday, Ordu mebusluğuna. Edirne
Belediye Başkanı iskan şube müdürü, Teceddüt Fırkası kurucusu Edirne Müdafaa-i
Hukuk yöneticisi İbrahim Zağra, yıllarca Edirne Ticaret Odası ve Belediye
Başkalığını yürütecektir.1914-17 yılları arasında Midyat, Malatya ve Trablusşam
kaymakamlığında bulunan Mehmet Şükrü Yaşin Çanakkale mebusluğu görevine tayin
edilecektir. Haberalma Şube Müdürü ve Siyasi İşler Şube Müdür Muavinliği
görevinde bulunan Ahmet Esat Uras, Emniyet Umum Müdürlüğüne, Valiliğe, TTK
Üyeliğine ve mebusluğa. Muhacirin ve Aşairin Müdür Muavini Ali Haydar Yuluğ,
Ankara Belediye Başkanlığına.Van ve Bitlis mektupçusu Ali Rıza Ceylan
Valiliklere.Sivas Mektupçusu, Palu ve Mardin Mutasarrıfı M.Kadri Necip Uçok
valiliklere. Sivas Mektupçusu ve Yozgat Mutasarrıfı Mehmet Ata, mebusluğa ve
Dahiliye Vekilliğine.İstanbul umum Hapishaneler Müdür Hüseyin Emrullah Barkan
Mebusluğa getirilirler. Örnekleri çoğaltmak mümkün: İsmail Sefa Özler, İsmail
Müştak Mayokam, Mehmet Vehbi Bolak, Mehmet Fuat Carım, Ömer Adil Tiğrel, Mehmet
Fehmi Alta vb.
Soykırımdan arananlar da
Milli Mücadeleye ilk katılanlardandır
Mahzar Müfit ve Haydar Vaner’in yanında Trablusşam Polis Şefi Arslan
Toğuzata, Diyarbakır dan Abdurrahman Şeref Uluğ, Hüseyin Tahir Güvendiren,
Halil Rifat Şabanoğlu, Rüştü Bozkurt, Eskişehir ve Şarkikarahisar mebusu Ali
Şuuri, Mahzar Germen. Tevfik Rüştü Aras. Refik Saydam, Memduh Şevket Esendal,
Yenibahçeli Nail, Şükrü Saracoğlu’nu ilk anda sayabildiklerimizdir. Soykırım
plancılarından olduğu belirtilen İTC Merkezi Umumisinden Aziz (Hüseyin Aziz
Akyürek cumhuriyetin önemli valilerindendir).
Maltacılardan Hacı Âdil
Bey’in İstanbul Hukuk Fakültesi profesörlüğüne, Maltacı polis Şefi M. Reşat
Mimaroğlu’nun Danıştay Başkanlığına getirilmesi İroni olsa gerektir. Ancak
uygulama okuyucuya çok tanıdık gelecektir. Uygulama yabancı değildir, darbeci generale
aynı fakülte fahri hukuk diploması vermiştir ve bir polis şefinin adalet
bakanlığına getirilmesi yadırganmaz.
Soykırımla suçlananları
ödüllendirilmelerinin örneklerini Vatana Hizmet tertibinden maaş alanları
gösteren Bütçenin Ç Cetvelinde de görebiliyoruz bulup inceleyebildiğimiz en
eski 1955 yılı bütçesinde: Dersaadette salben idam olunan Urfa Mutasarrıfı
Nusret, Şehidi Milli Boğazlıyan kaymakamı Kemal, Gebze havalisi Kumandanı iken
şehiden vefat eden Yahya Kaptan, Bahriye Nazırı esbakı General Ahmet Cemal,
Sadrı esbak Talat, Esbak Diyarbakır valisi Reşit, Şeyhülislam Hayri, Ziya
Gökalp, Topçu Binbaşılığından müstafi merhum Rıza,Kırşehir milletvekili Mehmet
Rıza Silsüpür (Keskinli Rıza), Edirne Milletvekili Faik Kaltakıran, Gaziantep
milletvekili Ali Cenani, İstanbul Milletvekili Numan Ustalar, Muş Milletvekili
İlyas Sami Muş,Bitlis valisi Mahzar Müfit Kansu, Van Valisi ve Milletvekili
Haydar Vaner, Fevzi Pirinççioğlu, Arslan Toğuzata, Rüştü Bozkurt, Hacı Bedir,
Mahzar Germen, Süleyman Sırrı İçöz, Rauf Orbay, Eyüp Sabri Akgöl, Bekir Sami
Kunduh gibi Soykırım zanlıları ile Malta
sakinlerinin isimlerini maddi olarak ödüllendirilenler arasında görmekteyiz.
Popüler tarihçi Murat Bardakçı, Aslında Atatürk’ün Ermeni meselesine bakışının
tek cevabı, verdiği mallardır. Atatürk, Ermenilerin öldürdüğü devlet
adamlarının ve memurlarının ailelerine büyük maaş bağladı, onlara el konulan
Ermeni mallarını kendi imzasıyla verdi. Talat Paşa’nın karısı en yüksek
maaşlardan biri olan vatan-ı hizmet aylığı alıyordu. Merkezi Umumi üyelerinin
eşleri ve Teşkilat-ı Mahsusa’nın önemli mensuplarının hanımları da vatan-ı
hizmet aylığına bağlandı. En yüksek maaşı da Enver Paşa’nın kızı Mahpeyker
Hanım aldı. Der.
Malta Sürgünlerinin ödülleri
de çeşitlidir kimine başvekillik, kimine vekillik, kimine mebusluk, kimilerine
valilik ve kimilerine de başka idarecilikler düşer: Malta’dan Ali Fethi Okyar
ve Rauf Orbay gibi Başbakanlar, Fevzi Pirinçioğlu, Şükrü Kaya, Abdülhalik
Renda, M. Şeref Aykut, Ali Seyit, Ali Cenani, Ali Çetinkaya gibi Bakanlar,
Valiler, Generaller çıkar. Sürgünlerden Anadolu’ya geçenler Malta dönüşü derhal
mebusluğa tayin edilmesi ihmal edilmez.
Cumhuriyetin kuruluşunda
Maltacıların harcı bulunduğu gibi bunların kökleri günümüze dek uzanmaktadır,
27 mayıs darbesinden sonra kurulan İnönü’nün restorasyon hükümetinde iki
Maltacının çocuğu bulunmaktadır. Enver Paşanın kuzeni olan Hasan Tahsin Uzer’in
oğlu Celalettin Uzer’in 1960 darbesinden sonra kurulan son ittihatçı paşa
İnönü’nün 28. Hükümetinde İmar ve İskan Bakanı, Ziya Gökalp’ın kuzeni Fevzi
Pirinççioğlu’nun Oğlu, Vefik Prinççioğlu da aynı kabinede Devlet Bakanıdır-
Dede 1895 kırımlarının aktörü, babası kurucu, oğlu restorasyonda görevli-
Enver’in Eniştesi Kâzım Bey (Orbay),1944-46 yıllarında Genel Kurmay Başkanı, 1960
askeri darbesinden sonra restorasyon meclisi başkanıdır. Bir bilgi olsun diye
ünlü Teşkilat-ı Mahsusa Komutanı Fuat Balkan’ın yardımcısı Teşkilat-ı Mahsusacı
General Fahri Özdilek’in de 27 Mayıs darbecilerinden biri olup restorasyonda
Tabii Senatörlüğe getirildiğini de belirtelim. Şeyhülislam Hayri Efendinin
devamı olarak eski bakanlardan ve ara
rejim başbakanı Suat Hayri Ürgüplü de ayrı bir süreklilik sembolüdür.
Okuyucuya Diyarbakır
bölümünde adı geçenler yabancı gelmeyecektir, sadece Aksularla, Göksuların
akraba olduklarını, Hacı Bedir Ağa’nın torununun da bu günkü mecliste yeri olduğunu belirtmekle yetinelim.
Maltacıların ve kurucular
arasında akrabalıklar da önemlidir, Süleyman Nazif, Pirinççioğlu, Gökalp ve
Germen’ler Akrabadırlar, Tahsin Uzer, Enver, Cevdet, Kazım Orbay akrabadırlar,
Ubeydullah Mahmut Esat Bozkurt’un dayısıdır, Hüseyin Tosun Dr. Reşit’in
Kardeşidir, Abdülhalik Renda Talat’ın kayınbiraderidir. Akrabalıkların yanında,
aynı çevrenin insanları oldukları gibi sınıf arkadaşlığı gibi bağları
mevcuttur.
Bu bakımdan Malta belgeleri
ile kuruluş harcı arasındaki ilişkiler bir çözümsüzlük sürecinin bağıdır.
Soykırımın günümüzdeki kökleri olarak önümüzde durmaktadır.
1) Vartkes Yeghiayan: Malta
Belgeleri, Belge Yayınları 1991
(İngiltere Dışişleri
Bakanlığı “Türk Savaş Suçluları” Dosyası)
Orjinal isim: British Foreign
Office Dossiers on Turkish War Criminals

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.