DurDe Basın Açıklaması: Geçtiğimiz günlerde Show TV’de gösterime giren “Roman
Havası” adlı dizi Türkiye’de yaşayan Roman vatandaşları derin bir üzüntüye
boğmuştur. Bu dizi Türkiye’de medyanın Romanlara karşı ayrımcı yaklaşımının son
örneğidir. Romanların yaşamlarını derinden etkileyen sorunlar söz konusu
olduğunda sessiz kalmayı tercih eden ana akım Türkiye medyası, reyting uğruna
Romanların yaşamlarını gerçeklerle hiçbir bağlantısı olmayan basmakalıp
yargılar üzerinden bir eğlence ve komedi unsuru olarak sunmakta bir sakınca
görmemektedir.
“Roman Havası” bu konuda bir ilk değil. Biz Romanları
aşağılayan bu “havayı” 1980’lerde “Gırgırıye” serisinde, 1990’larda “Darbükatör
Bayram” ve “Yasemince”, 2000’lerde “Cennet Mahallesi” ve “Görgüsüzler”
dizilerinde de üzülerek görmüştük. Son 30 yılda Romanların hayatlarında pek çok
şey değişmiş olmasına rağmen Romanların medyadaki temsilinde değişen hiçbir şey
yok.
Hayatında Romanlarla daha önce hiçbir ilişkisi olmayan
birinin ya da bugüne kadar Roman toplumuna ve kültürüne dair hiçbir şey
duymamış bir çocuğun “Roman Havası”nı seyrettikten sonra kafasında oluşacak
Roman imgesi şudur: Romanlar “hayatlarında eğlence ve kavgadan başka hiçbir şey
olmayan, vurdumduymaz, kaygısız, paraya tapan, kolay yoldan para kazanma
sevdalısı, çıkarları için en temel insani değerleri hiçe sayan, temel ahlaki
değerlerden yoksun, hırsızlık ve dolandırıcılık gibi toplumsal etiğe aykırı
davranışlarda bulunan, medeniyetten nasibini almamış, küfürbaz ve dengesiz
insanlardır”. Romanların yaşamlarını “sempatik” gösterme iddiasındaki bu dizi
bir etnik gruba yönelik önyargıları ve ayrımcı bakış açısını alenen ekranlar
aracılığıyla yaymaktadır. “Roman Havası” Türkiye’nin en büyük TV kanallarından
birinde, 75 milyonun gözü önünde Romanların kişiliğine, kimliğine, kültürüne ve
onuruna saldırmaktadır.
Romanların yaşamlarını bir fantezi nesnesine indirgeyen
bu dizi tamamen gerçeklerden kopuk olup Romanların gerçek sorunlarını
maskelemektedir. Romanların çözülmeyi bekleyen son derece ciddi ve acil
sorunları bulunmaktadır. Türkiye toplumunun en dezavantajlı gruplarından biri
olan Romanlar yoksulluk, sosyal dışlanma ve ayrımcılıktan kaynaklanan
sorunlarla boğuşmaktadır. Romanlar en temel vatandaşlık hakları olan eğitim,
istihdam ve barınma hakkına erişim konusunda sıkıntılar yaşamaktadır. Medyanın
zaman zaman Romanlara yönelik dolaşıma soktuğu ayrımcı ifadeler ve nefret
söylemleri toplumda var olan önyargıları pekiştirmek ve yeniden üretmek
suretiyle Romanlar gibi kırılgan grupların daha da dışlanmasına neden olmakta,
Romanların eğitim, istihdam ve barınmada yaşadığı ayrımcılığı tetiklemektedir.
Romanlar, son yıllarda nefret suçlarının ve linç girişimlerinin hedefi haline
gelmiştir. 2010 yılında Manisa’nın Selendi ilçesinde, 2013 yılında Bursa’nın
Osmangazi ve İznik ilçelerinde Romanlara karşı gerçekleştirilen linç
girişimleri, Türkiye’de Romanlara karşı ayrımcılığın ne boyutlara
ulaşabileceğinin en acı örnekleridir.
Dizide resmedildiği gibi Roman mahalleleri “vur patlasın
çal oynasın” mekânlar değildir! Özellikle son yıllarda uygulanmakta olan
kentsel dönüşüm projeleri Romanları daha derin bir yoksulluğun ve dışlanmanın
içine itmiştir. Kentsel dönüşüm projeleri Romanların yaşam alanlarını,
kültürlerini, mahalle kültürü içerisinde şekillenen insani ilişkileri ve dayanışma
kurumlarını tahrip etmektedir. Romanların hiçbir sorununa değinmeyen söz konusu
diziler, Romanların yaşamlarını adeta bir peri masalı gibi resmetmektedir.
Romanlar söz konusu olduğunda yalnızca Roman dansı ve müziğini gören,
Romanların en can yakıcı sorunlarını görmezden gelen ana akım medya organlarını
öz eleştiri yapmaya davet ediyoruz.
“Roman Havası” en çok da Roman kadınları aşağılıyor! Bu
dizide Roman kadınlar bir arzu nesnesine indirgeniyor, verdikleri yaşam
mücadelesi yok sayılarak bedenleri ve cinsellikleriyle ön plana
çıkartılıyorlar. Oysaki Roman toplumunda yoksulluğun ve dışlanmanın yükünü en
derinden yaşayanların başında kadınlar geliyor.
Romanlar bu toprakların kadim halkları arasındadır.
“Roman Havası” Romanların bu topraklarda 1000 yılda oluşturdukları kültürel
birikimi yok sayıyor, kültürün içini boşaltıyor. Roman kültürünün
Türkiye’de sanatsal ve kültürel yaşamın bir parçası
olmasını önemsiyoruz. Ancak sanatsal üretimin Roman kültürünü dejenere etmesi
ve Romanların insan onuruna yakışmayan bir şekilde temsil edilmesi asla kabul
edilemez! Toplumda geniş bir etki alanına sahip olan ve özellikle genç insanlar
için rol model olan sanatçıları Romanların kültürel mirasının korunmasında ve
kamusal alanda temsil edilmesinde sorumlu davranmaya çağırıyoruz!
Önyargıların temelinde temassızlık ve iletişimsizliğin
yattığına inanıyoruz. Romanların gerçekliğini görmek ve bu gerçeklik üzerine
inşa edilmiş duyarlı sanatsal ürünler ortaya koymak üzere medya mensuplarını,
sanatçıları ve film yapımcılarını mahallelerimize davet ediyoruz.
“Roman Havası” gibi programların ürettiği ayrımcılık
Romanların bu ülkede onurlu yurttaşlar olarak yaşama arzusunu hedef aldığı gibi
Türkiye toplumunun bir arada yaşama arzusunu da hedef almaktadır.
Bu mesele sadece Romanların meselesi değil, ayrımcılığın
olmadığı, tüm vatandaşların insan onuruna yakışır bir şekilde yaşadığı bir
Türkiye idealine inanan herkesin meselesidir!
Bizler Türkiye’nin dört bir tarafında hak mücadelesi
veren Roman sivil toplum örgütleri ve ırkçılık karşıtı aktivistler olarak Show
TV yönetimi ve dizi yapımcılarının Roman vatandaşlardan özür dilemesini ve
dizinin derhal gösterimden kaldırılmasını talep ediyoruz!
Demokratik Türkiye kamuoyunu, insan hakları
aktivistlerini, duyarlı medya mensuplarını ve sanat camiasını Romanlarla
dayanışmaya çağırıyoruz!
RTÜK başta olmak üzere ilgili kamu kurumlarını harekete
geçmeye davet ediyoruz!
Romanlar için Kamu-STK Diyalog Grubu’nda yer alan Roman
STK’ları
Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Platformu

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.