Şeyhmus Diken
17 bin insan kayıp. Dile
kolay; 17 bin… Gözaltında Kayıplar Sergisi üç dilli. Şimdiye kadar alışıldığı
üzre üçüncü dil İngilizce değil. Kürtçe’nin, Türkçe’nin yanında Ermenice. Çünkü
kaybedilenlerin, yok edilenlerin içinde 1915’in İstanbul-Çankırı sürgün
kafilesinde kaybedilen Ermeni Aydınları da var. Ve coğrafyanın Kürt, Türk bütün
kimlikleri…Bir gün tarih yeniden yazılırken, egemenlerin diliyle değil ama!
Mağdurların, mazlumların diliyle tarih yeniden yazılırken!
***
Kimi kez cumartesi günleri
öğlen saatlerinde hızla geçiyorsunuz yanlarından.
Hatta belki farkında olmadan!
“Yine toplanmışlar” deyip içinizden geçirerek. “Birazdan polis gelip hepsini
dağıtacak işte” der gibi.
500 küsur haftadır İstanbul,
İstiklâl Caddesi Galatasaray Lisesi önünde kar, kış, yağmur çamur, soğuk ayaz;
güneş sıcak demeden toplanıyorlar, orada kayıpların yakınları.
300 haftaya yakındır,
Amed’de, ya da bilmem kaç haftadır; Cizre’de, Batman’da ve dahi başka yerlerde
şehirlerinin bir meydanında toplanıyorlar kaybedilenlerin yakınları.
Kimi kez cumartesi günleri
öğlen saatlerinde hızla geçiyorsunuz yanlarından. Hatta belki farkında olmadan!
“Yine toplanmışlar” deyip içinizden geçirerek. “Birazdan polis gelip hepsini
dağıtacak işte” der gibi.
Biliyorlar, gözlerinizin
içine bakıyorlar ve toplanıyorlar. Ama siz hızla geçip kalabalığa karışıp,
başınızı önünüze eğip kaçıyorsunuz gerçeklerden ve onlardan…
Hani güpegündüz avucunun
içinde yanan bir mumla şehrin sokaklarında, kalabalıklar içinde gezinen ve
etrafına bakınan dervişe sormuşlar ya “nedir bu hâl” diye! Yanıtlamış; “İnsan
arıyorum, insan”.
17 bin insan kayıp. Dile
kolay; 17 bin…
İnsan Hakları Haftası
nedeniyle Amed Büyükşehir Belediyesi’nin sergi salonunda Gözaltında Kayıplar
Sergisi açıldı. Serginin Sorumlusu Mehmet Özer davudi sesiyle şiirini okur,
sergiyi anlatırken bir afişin önünde erken yaşlanmış bir ana evladının
fotoğrafına elini sürüp ağlıyordu. Yirmi sene önce kaybedilmiş oğlunun fotoğraf
karesindeki yüzünü okşuyordu.
Bizler, evet evet bizler
kaybedilmenin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Tanığıyız ve mağduruyuz diyor ve
diyorlardı.
İşte onlar; ana, bacı, abi,
kardeş; kaybedilmiş “insanları”nı arıyorlar.
Aradan uzun yıllar geçse de o
“kirli savaş”ın kaybettirdiği yakınlarını arıyor, yollarını gözlüyorlar.
Ya bir sokak lambasının
büyüttüğü gölgeden, siluetten iz sürerek!
Ya da ülkenin bir
coğrafyasında yeni bulunmuş bir toplu mezardaki kemiklerin dna’sının haber
takibini yaparak.
Onlar bu acıyı bu arayışı çok
iyi biliyorlar.
Çünkü yakınlarını ararken;
zamanın olanca yıpratıcılığına karşı; direnerek, bilenerek, durmadan pençe
atılan pabuçlarını bir daha giyerek, ak tülbentlerini bir simge sayıp
başlarına, boyunlarına dolayarak bir umut için yollara düştüler.
Çünkü onlar bu yara’nın
mağduru…
Gözaltında Kayıplar Sergisi
üç dilli. Şimdiye kadar alışıldığı üzre üçüncü dil İngilizce değil. Kürtçe’nin,
Türkçe’nin yanında Ermenice.
Çünkü kaybedilenlerin, yok edilenlerin
içinde 1915’in İstanbul-Çankırı sürgün kafilesinde kaybedilen Ermeni Aydınları
da var. Ve coğrafyanın Kürt, Türk bütün kimlikleri…
Bir gün tarih yeniden
yazılırken, egemenlerin diliyle değil ama! Mağdurların, mazlumların diliyle
tarih yeniden yazılırken!
Bir gün döneceğine inanmak ve
bu inancı diri tutmak için evladının sofrada oturduğu yere bir tabak daha/ evet
bir tabak daha koyarak kaybedildiğini kabul etmeyen ana’nın hikâyesini yazacak
muhalif ve direnen tarih.
Kendi adını ve evladının adını
yazıp okuyabilmek için ellisinden sonra yazmayı, okumayı öğrenenin
yaşadıklarını yazacak muhalif tarih.
Ya da yetmeyince kendi
anadiliyle yazmak hikâyesini, aynı acıları yaşayan kardeş dilini / ellisinden
sonra öğrenilmiş kardeş dilinde acı nasıl paylaşılırın hikâyesini yazacak
direnenlerin tarihi.
Onlar; gün ortasında
ellerinde yanık mumlarla “insan” arayanlar bu acıyı çok iyi biliyorlar.
Kayıpları, kaybedilenleri
dönene kadar sürdürmeye kararlılar.
Peki, sizler, evet evet
sizler farkında mısınız?
http://www.haberfx.net/kose-yazisi/sizler-kaybedilmek-nedir-bilir-misiniz_4955.html
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.