İhsan Çaralan
Bu yıl “Ermeni Soykırımı”nın 100. yılı ve bu vesileyle,
24 Nisan’a yaklaştıkça Türkiye’nin “Ermeni Soykırımı”nı kabul etmesi için
yapılacak baskıların daha da artması bekleniyor. “En iyi savunma saldırıdır”
diyerek olmalı ki, Türkiye 24 Nisan’da 102 ülkenin liderlerini, “Çanakkale
Zaferi’nin 100. yılı etkinliklerine” davet etti. Davet edilenler arasında Ermenistan Devlet Başkanı Serj
Sarkisyan da vardı. Ancak Sarkisyan bu daveti reddetti. Reddederken de, “Biz
kendisini geçen yıl 24 Nisan törenleri için Erivan’a davet ettik gelmedi. Bizde
davete gelmeyenin davetine gidilmez!” diyerek, bir “mütekabiliyet dersi” de
verdi! Tabii burada Erdoğan-Davutoğlu diplomasisinin bir
“uyanıklık” yaptığı da gözleniyor. Her yıl ve “normal” olarak, “Çanakkale zaferi
kutlamaları”, 18 Mart’ta yapılırdı. 24 Nisan ise “Ermeni Soykırımı’nı anma
günü” ve bütün dünyada da böyle biliniyor.
Dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanan
Erdoğan-Davutoğlu yönetimi, bu yıl “Çanakkale zaferi yıl dönümü kutlamaları”nı
“Ermeni Soykırımı’nı anma günü”ne taşıyarak, o günü “kapatmış” oluyor. Üstelik
de 24 Nisan gününde, 102 ülkeden devlet başkanı ve başbakanlarını da davet
ederek!
Peki bu numarayı dünya yutar mı?
Yutmaz herhalde! Ama Davutoğlu-Erdoğan diplomasisi,
özellikle yeni Osmanlıcılığın “derin stratejisi”ne savrulduktan sonra
kendilerinden başka herkesi kör-sağır sanıyor. Ve buna da inanıyorlar! Bu
yüzden de “komşularla sıfır sorun” diyerek çıktıkları yolda “sıfır komşu”ya
geldikleri halde, dönüp “Ne yaptık da böyle oldu?” diye sormuyorlar. Soranları
da “ecdat inkarcısı”, “Esed işbirlikçisi”, “Kahrolsun İsrail yaşasın
Gazze!”,… gibi politikada hiçbir ciddi
karşılığı olmayan, “iç politikaya yönelik” klişelerle karşılıyorlar.
Öyle anlaşılıyor ki Cumhurbaşkanı ve Hükümet, bir kez
daha bu “ben merkezcilik”ten edindiği “öz güvenle”, inkarcı tutumunu
sürdürecektir. Sıkıştığında da “Bu sorunu siyasetçiler çözemez tarihçilere
bırakalım!” sakızını çiğnemeye devam edecektir. Üstelik bu sefer “Çanakkale
zaferi” demagojisiyle, geçmişe göre daha “İslam-Osmanlı merkezli” bir söylemle
de “soykırım”ın üstünü örtmeyi amaçlayacaktır.
15 Ocak’ta, “Ak Saray”ında Azerbaycan Devlet Başkanı
Aliyev’le görüşen Erdoğan, eğer onu sadece yeni sarayını ve 16 Türk devletinin
sembolü “askerleri” görsün, “Dombra” dinleyip ajite olsun diye çağırmadıysa,
herhalde “24 Nisan” ve onun etrafında nasıl manevralar yapmayı planladıkların
anlatmak için çağırmıştır.
Çünkü 24 Nisan için “102 dünya liderinin” çağırılmış
olması çok iddialı bir çağrıdır ve üstelik Davutoğlu-Erdoğan dünyasından
kafasını çıkarıp gerçek dünyaya bakacak herkes için 24 Nisan’da Türkiye’de
olmamak için bahaneler bulacağını anlamak için “derin strateji”yle kör-sağır
edilmemiş olmak yeterlidir.
Elbette “davet” etmek serbest!
102’den fazla “lideri” de bir toplantıya davet
edebilirsiniz. Ama bu davete kim icabet edecektir?
Herhalde garanti olan sadece Azerbaycan Devlet Başkanı
Aliyev’dir! Bu son gelişinde bunun sözü alınmıştır herhalde.
Giderek daha çok “İslami referanslara” bağlanan ve daha
“Osmanlıcı”, demokrasi ve özgürlükleri de umursamayan bir yönelişe giren AKP
Hükümeti’nden geçmişle yüzleşmesi, Osmanlının “soykırım yaptığını” kabul etmesi
beklenemez. Bu yüzden de Erdoğan-Davutoğlu yönetiminin “102 ülkeyi
çağırıyoruz”, “Sarkisyan’ı da çağırdık” diyerek, sözde “barışçı” bir çizgi
tutturma iddiasına kimse inanmayacaktır.
“Çanakkale Zaferi”’yle Ermeni Soykırımı’nın üstünü örtme
uyanıklığı, kaba, hiçbir diplomatik nezaketle de uyuşmayacak, herkesi aptal
yerine koyan bu tutum, AKP Hükümeti’nin de ayağına dolanacaktır.
Bizden söylemesi!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.