"Söz konusu olayların yıldönümünde, Başkan'ın ya da Kongre'nin neler söylemeyi seçeceği ve nasıl bir tanımlama kullanılacağı konusunda yorumda bulunamam. Ancak, bu konudaki politikamızın değişmediğini söyleyebilirim. Politikamız gereği, 1915'de yaşanan korkunç katliamları ve trajedileri çevreleyen gerçeklerin tam, dürüst ve adil bir şekilde kabulünün, hem Türkiye'nin hem de Ermenistan'ın vatandaşlarının, aynı zamanda o dönemde acı çekenlerin soyundan gelen nesillerin yararına olacağına inanıyoruz." Çanakkale daveti, üst düzey yetkililerimize gönderilen ve dünya çapındaki sorumlulukları ışığında dengeli biçimde ele almaya çalıştıkları diğer davetlerle birlikte değerlendiriyoruz. Bildiğiniz gibi, küresel bir güç olarak ABD'nin ve en üst düzeydeki yetkililerimizin aynı anda yapmak istedikleri ve birbiriyle çakışan pek çok şey bulunuyor. O nedenle, Çanakkale'de nasıl temsil edileceğimizi söylemek için henüz çok erken.
***
ABD'nin Ankara Büyükelçisi John Bass, Türkiye'nin gündemine
ilişkin, başkanlık sistemi tartışmaları, Fethullah Gülen'in iadesi, HDP'nin
seçime parti olarak girmesi, IŞİD ve 1915 Ermeni olayları gibi birçok konuda
değerlendirmelerde bulundu.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi önemli açıklamalar
YURT - Türkiye'nin, ABD'nin dünyadaki en önemli
ortaklarından bir olmaya devam ettiğini belirten Bass, ABD-Türkiye
ilişkilerinin temel taktiklerde farkılık olsa da iyi bir biçimde devam etmesi
gerektiğini vurguladı.
NTV yayınında konuşan Bass'ın açıklamaları şöyle:
"GEÇMİŞLE KARŞILAŞTIRDIĞINIZDA, TÜRKİYE-ABD
İLİŞKİLERİNİ NASIL TANIMLARSINIZ?"
"Türkiye ABD'nin dünyadaki en önemli ortaklarından
biri olmaya devam ediyor. Bu ilişki bizim en önemli ikili ilişkilerimizden
biri. Bu ilişki, bütün toplumlardaki insanların kendi geleceklerini
belirleyebilme haklarını korumak ve desteklemek konusundaki temel prensibimiz
ışığında, müttefik ve stratejik ortak olarak 60 yıldır beraber yürüttüğümüz
çalışmaların üstüne kuruldu. Soğuk Savaş döneminde bu ilkeyi korumak konusunda
büyük başarılara imza attık. Soğuk Savaş sonrası dönemde ise, bu ilkenin
gelişimini desteklemek ve Avrupa kıtasında Doğu ve Orta Avrupa halklarının
kendi geleceklerini belirlemelerine olanak sağlayan bir dizi yeni ilişki
yaratmak konusunda başarılı olduk. Bugün de bu ilkenin, Türkiye'nin kuzeyinde
ve güneyinde tehdit altında olduğunu, hem devletler hem de devlet dışı aktörler
tarafından çok çeşitli yollarla baskılanmaya çalışıldığını görüyoruz. Bu da
birlikte çalışmaya devam etmemizin gerekliliğine dair bir diğer neden. Bazı
taktikler ve öncelikler konusunda anlaşmazlıklarımız var. Ancak tam da bu
nedenle bu kadar yakın bir işbirliği içinde bu konular üstüne çalışmayı
sürdürüyoruz. Çünkü birlikte çalıştığımızda her zaman daha kuvvetli olduğumuza
inanıyoruz. Hala stratejik ortağız. Taktikler konusunda farklılıklarımız var.
Karşı karşıya olduğumuz bazı tehditlerin kendimize göre önceliğine dair görüş
ayrılıklarımız var. Ancak temel prensipleri paylaşıyoruz ve bunlar da
ilişkimizin esasını oluşturuyor."
"FETULLAH GÜLEN KONUSUNDA PROSEDÜR NASIL
OLACAK?"
"Öncelikle, herhangi bir kişinin ABD'deki statüsü
konusunda, bu durumun kişinin gizlilik haklarıyla ilgili ilkelerimize bağlı
olduğunu belirtmeliyim. O nedenle, bu vaka özelinde konuşamam. Size
söyleyebileceğim, müttefiklerimizden ya da stratejik ortaklarımızdan biri için
önem taşıyan bir kişi hakkındaki etkileşim, bu konuları nasıl ele alacağımızı
belirleyen yasal çerçeveye bağlıdır. Söz konusu durumda bu çerçeve ABD ile
Türkiye arasındaki ilgili anlaşmadır."
"FETULLAH GÜLEN KONUSU BU ANLAŞMAYA UYUYOR MU?"
"Bir kişi özelinde konuşamam. Size şunu
söyleyebilirim; müttefiklerimizden ya da ortaklarımızdan herhangi biri, ABD'de
yaşayan vatandaşlarından biri hakkında, bir iade ya da hukuki işlem talebinde
bulunduğunda, bu konuyu devletimizin üç bağımsız ancak eşit organından ikisini
devreye sokarak çok dikkatli ve titiz biçimde ele alırız; ki bu vakada bunlar,
Adalet Bakanlığı ve adli sistem olacaktır. Sunulan kanıtları inceler ve
kararımızı veririz."
"BU KONU İLİŞKİLER İÇİN BİR RİSK DOĞURABİLİR
Mİ?"
"Her iki toplumda da hükümetlerden ya da özellikle
medyadan çok büyük ilgi gören ve halkın ilgisini uyandıran bir konu olduğunda,
hareketlerin yanlış anlaşılması riskinin her zaman var olduğunu düşünüyorum.
Bizim bakış açımıza göre, tam da bu nedenle bir sürece dahil olan herkesin
durumla ilgili yargıları ve değerlendirmeleri, fikirlere değil olgusal
gerçeklere dayanmalı."
"ABD BAŞKANLIK SİSTEMİNİ DÜŞÜNDÜĞÜNÜZDE, GÜÇLÜ VE
ZAYIF YÖNLERİ NELERDİR, TÜRKİYE İÇİN DE BU SİSTEMİ TAVSİYE EDER MİSİNİZ?"
"Sizin de belirttiğiniz gibi, bu bir iç mesele. Türk
vatandaşlarının karar vermesi gereken bir konu. Bizim bakış açımıza göre, bu
toplumsal bir tartışma ve münazara konusu olmalı ve toplumda tartışıldığı ve
değerlendirildiği süreçte çok çeşitli fikirlere saygı gösterilmeli. Bizim bakış
açımızdan, bizim sistemimiz 238 yıllık bir deneyimleme ve iyileştirme sürecinin
sonucu. Zaman zaman değişiklikler yapmayı hala tartışsak da, bizim için bu
sistem iyi işliyor. Neden bizim için bu kadar iyi işliyor? Çünkü biz, üç birbirinden
bağımsız ama kendi içinde eşit devlet organını kapsayan ve aynı zamanda oldukça
titiz işleyen bir denetim ve denge ağına sahip bir sistem yarattık. Böylece güç
üç kolun tamamına dağılıyor. Başkanımız hem devletimizin hem de hükümetimizin
başı. Ancak herhangi bir zaman, herhangi bir yerde, herhangi bir şeyi yapma
konusunda tam güç ya da yetki kullanmıyor. Başkan bir dizi yasayla
sınırlandırılmış durumda, Kongre tarafından onaylanan bütçe içinde hareket
etmek zorunda ve icraatları ABD Kongresi'nin gözetim ve incelemesine tabi.
Bunun bizim için çok etkili bir sistem olduğu kanaatindeyiz, ve tabii ki, eğer
başkaları da bizim yapılanmamızda kendi toplumları için değerler görüyorlarsa,
bu onların vereceği bir karar."
"SURİYE"
"Öncelikle izleyicilerinize ABD ve Türkiye'nin,
Suriye söz konusu olduğunda birçok noktada hemfikir olduklarını hatırlatmak
isterim. Esad'ın tüm meşruiyetini yitirdiği ve gelecekte demokratik bir
Suriye'nin parçası olamayacağı konusunda hemfikiriz. Bu çatışmanın nihai
çözümünün askeri güçle gelmeyeceği konusunda, birkaç yıl önceki Cenevre
Bildirisi'nde belirtilen doğrultuda bir siyasi çözüm bulunması gerektiği
konusunda hemfikiriz. Ayrıca, sizin de bahsettiğiniz gibi, görüşmeler sonucunda
bir siyasi çözüme varmak için en önemli yollardan birinin ılımlı Suriye
muhalefetini desteklemeye ve güçlendirmeye devam etmek olduğu konusunda da aynı
fikirdeyiz. Pek çok tarafın çekişme içinde bulunduğu bu ihtilafta, bunu
gerçekleştirdiğimiz süreç karmaşık ve müdahil olan kişiler açısından riskler
içeriyor. O nedenle, ılımlı Suriyeli muhalefetini eğitmeye ve donatmaya
başladığımız zaman, bu faaliyetin başarılı olacağını garantilemek için, son
derece sistemli, derinlemesine bir yaklaşım sürdürüyoruz."
"TURKİYE "IŞİD'DEN KURTULUNCA NE OLACAK, ESAD
REJİMİ ONUN YERİNİ ALACAK" DİYE DÜŞÜNÜYOR. BU KONUDAKİ TARTIŞMALAR
SÜRÜYOR?
"Bunlar, karşı karşıya olduğumuz ve iç içe geçmiş
bir dizi karmaşık sorun. Bizim bakış açımıza göre, şu anda bizim için ve bölge
için en ciddi tehdit, DEAŞ'ın yarattığı tehdit. Bu nedenle bu sorunla başa
çıkmak için koalisyonla birlikte çalışan tüm bölgesel aktörlere destek vermek
ve Irak hükümetine ve Suriye'de DEAŞ ile halihazırda mücadele eden ve bu
süreçte daha fazlasını yapmaya hazır olan unsurlara yönelik desteği artırmak
konularına bu denli ağırlık veriyoruz. Bununla birlikte, Esad'ı masaya geri
döndürmek konusunda baskı yapabilmeleri için ılımlı Suriye muhalefetini
güçlendirecek adımlar atmaya da devam ediyoruz.
Daha önce de belirttiğim gibi, bir dizi son derece
kapsamlı detay konusunda çalışmaya devam ediyoruz, ki söz konusu detaylar,
öldürücü güç içeren her konu için geçerli hususlar."
Eğitimlerin hangi parçalarının kimler tarafından
yürütüleceğine ilişkin sorumlulukların belirlenmesi, aynı zamanda lojistik ve
kişilerin ihtiyaç duyulduğunda farklı yerlere nasıl taşınacağı gibi hususlar,
askeri güçlerimizi ve sürece dahil olan uzmanları ilgilendiren konular.
Anlaşmayı ne zaman imzalayacağımıza dair belirli bir tarih vermek istemiyorum,
ancak çok yakın zamanda olacağını ümit ediyorum.
HDP SEÇİMLERE PARTİ OLARAK GİRECEK?
"Toplumun geniş kesimlerinden ve gerek hükümet
içinden gerekse hükümet dışından pek çok kişiyle bir araya geliyorum. Bu,
Türkiye'de yaşananları anlamak için gösterdiğimiz çabaların bir parçası. Pek
çok siyasi kesimin liderlerinin yanısıra Sayın Demirtaş ile de görüştüm."
"NE ZAMAN?"
"Sanıyorum geçen ay. Demokratik toplumlarda çok
çeşitli seslerin, perspektiflerin ve görüşlerin duyulması ve temsil edilmesinin
önem taşıdığına inanıyoruz. Bizim ABD'de deneyimlediğimiz gibi, canlı
demokrasiler güçlü oluyorlar, çünkü çeşitlilik taşıyorlar, başka görüş ve
düşüncelere toleransla yaklaşıyorlar. Ayrıca, en iyi politikalar da farklı
görüşlere sahip insanların yürüttüğü sağlıklı ve canlı tartışmalar sonucunda
ortaya çıkıyor. O nedenle, ister Türkiye'deki medya alanı olsun, ister eğitim
kurumları, parlamento ya da toplumun büyük kesiminin görüşlerinin yansıltıldığı
devletin diğer alanları olsun, farklı görüşlerin ve seslerin dile
getirilmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz."
"HDP'NİN BARAJI AŞAMAMA SONUCUNDA MECLİS DIŞINDA
KALMASINDAN ENDİŞELENİYOR MUSUNUZ?"
"HDP'nin yaptığı seçimler kendisini ilgilendirir.
Ayrıca, öyle görünüyor ki seçim manzarasına ilişkin değerlendirmelerini
yapıyorlar ve kendi bakış açıları ışığında bilgi sahibi olarak bir karar
alıyorlar. Seçimde nasıl bir sonuç alacaklarını göreceğiz. Bence önemli olan,
seçimlerin ve kampanyaların, Türkiye'nin oy verecek her bir vatandaşının çok
çeşitli partileri ve persektifleri dinleyebileceği ve bilgilenerek seçimini
yapabileceği bir şekilde gerçekleştirilmesi."
"1915 ERMENİ OLAYLARI"
"Söz konusu olayların yıldönümünde, Başkan'ın ya da
Kongre'nin neler söylemeyi seçeceği ve nasıl bir tanımlama kullanılacağı
konusunda yorumda bulunamam. Ancak, bu konudaki politikamızın değişmediğini
söyleyebilirim. Politikamız gereği, 1915'de yaşanan korkunç katliamları ve
trajedileri çevreleyen gerçeklerin tam, dürüst ve adil bir şekilde kabulünün,
hem Türkiye'nin hem de Ermenistan'ın vatandaşlarının, aynı zamanda o dönemde
acı çekenlerin soyundan gelen nesillerin yararına olacağına inanıyoruz."
"TÜRKİYE'NİN 24 NİSAN DAVETİ İÇİN NE
DÜŞÜNÜYORSUNUZ?”
"Bu daveti, üst düzey yetkililerimize gönderilen ve
dünya çapındaki sorumlulukları ışığında dengeli biçimde ele almaya çalıştıkları
diğer davetlerle birlikte değerlendiriyoruz. Bildiğiniz gibi, küresel bir güç
olarak ABD'nin ve en üst düzeydeki yetkililerimizin aynı anda yapmak
istedikleri ve birbiriyle çakışan pek çok şey bulunuyor. O nedenle,
Çanakkale'de nasıl temsil edileceğimizi söylemek için henüz çok erken.
Anma törenlerinin zamanlamasına ilişkin olarak şunu
söyleyebilirim; biliyorsunuz 1915'te pek çok topluluk için son derece derin
duygulara yol açan çok fazla acı yaşandı. Anma törenlerinin, acı çekmiş her
topluluğun, söz konusu olayları, hayatını kaybedenlere saygı duyan bir şekilde
anmalarına, acıları kendi yöntemleriyle kabul etmelerine ve ölülerini saygıyla
yad etmelerine imkan tanıyacak şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini
düşünüyoruz."
"TÜRKİYE VE ABD, IRAK'TA NASIL BİR İŞBİRLİĞİ İÇİNE
GİRECEK, BUNDAN SONRAKİ ADIMLAR NE OLACAK?"
"Irak'ta Türkiye ve ABD arasında hali hazırda iyi ve
büyüyen bir işbirliği var. Türk devletinin, görevdeki bu ilk günlerinde güç
kazanmaya çalışan Başbakan İbadi'ye ve hükümetine pozitif yaklaşması çok önemli
bir katkı. Bunun yanında, DEAŞ tehdidine karşılık verebilmeleri ve DEAŞ'ın
kontrolündeki toprakları geri almaları için Irak güvenlik kuvvetlerinin
güçlendirilmesi ve Irak'ın tüm vatandaşlarının barışçıl bir ortama kavuşması
amacıyla Türkiye ve ABD'nin diğer ortaklarıyla birlikte yürüttükleri çalışmalar
da önem taşıyor."
"IRAK'IN YENİ BAŞBAKANI İBADİ'NİN POLİTİKALARI
HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?”
Başbakan İbadi'nin başarılı olması ve hükümetin, Irak'ın
tüm vatandaşlarında ulusal hükümetin tüm Iraklıları temsil ettiğine dair
inancını pekiştirecek adımlar atması hem Türkiye'nin hem de ABD'nin çıkarına.
Önceki hükümet döneminde yaşanan ve mezhepsel nitelik taşıyan önemli
gerilimlerden bahsettiniz. Biz zamanında bunların karşısında durduk. Uzun
yıllardır, Irak vatandaşlarının, düzgün şekilde işleyen, güvendikleri ve
demokratik bir hükümetin vermekle sorumlu olduğu tüm hizmet ve olanakları sunan
bir hükümet kurmalarına yardım etmek için çok çalışıyoruz."
"TÜRKİYE VE KUZEY IRAK SON YILLARDA STRATEJİK BİR
ORTAKLIK, STRATEJİK İLİŞKİLER KURDULAR. BU İLİŞKİ ABD'Yİ RAHATSIZ EDİYOR
MU?"
"Türkiye'nin Kürt Bölgesel Yönetimi ile ilişkisi
Türkiye'nin karar vereceği bir husus. Türkiye'nin Bağdat ve Erbil ile
ilişkilerini, istikrarlı, barışçıl ve tüm Iraklı vatandaşlara bir gelecek
sağlayacak yeni bir Irak'ın şekillenmesine önemli bir katkı olarak
görüyoruz."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.