Eren Keskin
Büyük dairede yeniden görülecek olan dava, ilk kez Yahudi
Soykırımı dışındaki bir bağlamda inkar, önemsizleştirme veya meşrulaştırmanın
yol açtığı ayrımcılığı ele alacağı için özel bir önem taşımaktadır. AİHM’in,
Perinçek lehine kararı, inkar ve ayrımcılığı İsviçre Ermenileri üzerindeki
etkileriyle sınırlandırmış, sözlerinin Türkiye Ermenileri üzerindeki doğrudan
etkisini göz ardı etmiştir… İnkar, basitçe, ‘soykırım olmamıştır’ demek
değildir. İnkar, bir halkın geri döndürülemez, telafi edilemez şekilde yok
edilişini haklı çıkarmayı gerektirir. Kısacası soykırım inkarı, Türkiye’de,
Ermenilerin hala tehdit altında yaşamalarının, devlet eliyle olanak tanınan en
önemli başlıca nedenidir. İnkar nefrete yol açar ve nefret öldürür. Bizler,
insan hakları savunucuları olarak bunları söylerken, devlet ve siyasi partiler
tüm güçleriyle Doğu Perinçek’in yanında yer aldılar.Doğu Perinçek, CHP
milletvekilleri, AKP milletvekilleri ve MHP milletvekilleri fotoğrafta sanki
‘İttihatçı Soykırımcılar’ biziz diyorlardı. Şimdi AİHM’in önünde bir sınav var.
Vereceği kararla ya ırkçı nefretin önünü açacak ya da dur diyecek. Önemli bir
sınav bu! (İyi ki varsın Eren Keskin. HYETERT)
***
AİHM’in sınavı...
Geçtiğimiz hafta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde
(AİHM) önemli bir dava görüldü. Kamuoyunda, Doğu Perinçek “davası” olarak
bilinen, bu davada İnsan Hakları Derneği, Adalet Hakikat ve Hafıza Merkezi ve
Toronto merkezli Uluslararası Soykırım ve İnsan Hakları Çalışmaları Enstitüsü
ile birlikte müdahil olma talebinde bulunduk. Bu talebimiz AİHM tarafından
kabul edildi.
Yani biz bu davada, Doğu Perinçek’in karşısında yer
aldık.
Yıllardır, düşünceleri nedeniyle yargılanan ve bu yüzden
cezaevinde yatan biri olarak, Doğu Perinçek’in sözlerinin kesinlikle, ‘düşünce
özgürlüğü’ kapsamında değerlendirilemeyip açıkça suç işlemeye teşvik olarak
değerlendirilmesi kanısındayım.
İşte bu teşvik sonrasıdır ki; Hrant Dink, Rahip Santoro,
Sevag Şahin Balıkçı katledilmişlerdir.
Doğu Perinçek ve onun gibilerinin, Hrant Dink ve Orhan
Pamuk davalarındaki tavırlarını hatırlayalım!
Kendilerine, 1915 Soykırımı’nın mimar ve
uygulayıcılarından olan Talat’ın ismini koyarak, kendilerini utanmadan ‘Talat
Paşa komitesi’ olarak ilan ettiler. Ve bu komite duruşma kapılarında şiddet
çağrıları yaptı. Ve yeni ölümlere, yeni suçlara neden oldular.
Davanın Strasbourg’da görüldüğü gün, biz de İnsan Hakları
Derneği ve Hafıza Merkezi olarak, bir basın toplantısı yaptık.
Ne yazık ki, basın bizim sözlerimize fazla yer vermedi.
Ben, bugün köşemde bu basın açıklamasından bazı alıntılar
yapmak istiyorum.
‘Ermeni Soykırımı’nın inkarı, coğrafyamızda ırkçı nefreti
kışkırtmakta ve Ermeni karşıtı kesimleri cesaretlendirmektedir. Gerek AİHM
kararı gerekse bizim üçüncü taraf olarak sunduğumuz dosya, 1915-1917
katliamlarının tarihsel gerçekliği veya kesin yasal tanımlaması ile ilgili
değildir. Mesele, Perinçek’in ifadelerinin, ırkçılık ve ayrımcılığa yol
açtığıdır. Bu anlamda, büyük dairede yeniden görülecek olan dava, ilk kez
Yahudi Soykırımı dışındaki bir bağlamda inkar, önemsizleştirme veya
meşrulaştırmanın yol açtığı ayrımcılığı ele alacağı için özel bir önem
taşımaktadır.
AİHM’in, Perinçek lehine kararı, inkar ve ayrımcılığı
İsviçre Ermenileri üzerindeki etkileriyle sınırlandırmış, sözlerinin Türkiye
Ermenileri üzerindeki doğrudan etkisini göz ardı etmiştir.
Doğu Perinçek’in de üyesi olduğu Talat Paşa komitesi
Türkiye’de faaliyet göstermektedir. Ve hedef kitle Türkiye toplumudur. Yaptığı
açıklama nedeniyle Ermenilerin sesine kulak verenlere izin verilmeyeceği,
dünyanın öbür yanında bile olsa hadlerini bildirileceği mesajı, Türkiye
toplumuna verilmiştir.
İnkar, basitçe, ‘soykırım olmamıştır’ demek değildir.
İnkar, bir halkın geri döndürülemez, telafi edilemez şekilde yok edilişini
haklı çıkarmayı gerektirir.
Kısacası soykırım inkarı, Türkiye’de, Ermenilerin hala
tehdit altında yaşamalarının, devlet eliyle olanak tanınan en önemli başlıca
nedenidir.
İnkar nefrete yol açar ve nefret öldürür.
Bizler, insan hakları savunucuları olarak bunları
söylerken, devlet ve siyasi partiler tüm güçleriyle Doğu Perinçek’in yanında
yer aldılar.
Doğu Perinçek, CHP milletvekilleri, AKP milletvekilleri
ve MHP milletvekilleri fotoğrafta sanki ‘İttihatçı Soykırımcılar’ biziz
diyorlardı.
Şimdi AİHM’in önünde bir sınav var. Vereceği kararla ya
ırkçı nefretin önünü açacak ya da dur diyecek.
Önemli bir sınav bu!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.