“Reform ve Islah
hareketi” adı altında 1937-1938’deki Dersim Katliamı hazırlıklarının 1932-1934
yılları arasında yapıldığı ortaya çıktı. Türkiye Büyük Millet Meclisi
arşivlerinde çıkan belgelerde, Dersim halkına yönelik katliam provaları,
bölgeye konumlandıran muhacirlere silah dağıtımı ve ‘vur emri’ de bulunuyor.
Dersim Katliamı ile ilgili canlı tanıklar üzerinde
yaptığı araştırmalarla bilinen araştırmacı yazar Yusuf Baranbeyi, Türkiye Büyük
Millet Meclisi’nin (TBMM) Dersim arşivlerinin halkla paylaşılması için HDP
milletvekilleri aracılığıyla soru önergesi vermişti. Baranbeyi, 1932 ile 1934
yılları arasında devletin Dersim’de yaşayan Kürt Kızılbaşlara yönelik
yaklaşımının belgeleri ile ilgili ANF’ye konuştu.
‘ELBİSELERİ BİLE YALANCI…’
Dersim Katliamı ile ilgili daha çok canlı tanıkların
anlatımlarını esas aldınız. Şimdi, yazılı belgeler mi söz konusu?A1
Dersim’in ‘çıbanbaşı’ olarak tespitinin çok öncelere
dayandığını birçok belgede öğrenmiştik. Bunun en önemli belgesi; en tepedeki
liderin, Mustafa Kemal’in ve bölgede bulunan yetkililerin yazmış olduğu
raporlar. Dersim Soykırımı ile ilgili onlarca belge şu an elimde mevcut.
Bunlardan sadece iki konuya ışık tutacak belgeler söz konusu.
O dönemde olaylara tanıklık edenleri, dönemin
gazetelerini ve hatta soykırımda görev alan subayların açıklamalarını (Albay
Hulusi Yahyagil), konu ile ilgili N. Fazıl Kısakürek’in anlatımlarını, bölgede
bu acıları yaşamış ve katliamlardan tesadüf eseri kurtulmuş olan Dersimlilerin
anlatımlarını halen geçersiz saymaya çalışan bu ırkçıların zoraki savunmaları,
izleyenleri hayrete düşürüyor.
Dersim Katliamı ile ilgili yazıp çizen çevreler içinde
‘Islahat ve Reform’ olarak değerlendiren de var, katliamın şeklini tartışma
konusu yapanlar da…
Bu saatten sonra bu ırkçılar ne yapmaya çalışıyorlar?
Hangi katliamı, ne gibi yalanlarla örtecekler; gerçekten merak ediyorum.
Televizyonda bir tartışma programını izlerken yanı başımda oturan yaşlı bir
Dersimlinin; “Bunların üzerindeki elbise bile yalan söylüyor” demesi,
yeterlidir bence. En çok direndikleri noktalardan biri; zehirli gaz kullanılıp
kullanılmadığıydı. İ. Sabri Çağlayangil’in “Dersimlileri mağaralarda fare gibi
zehirlediler” sözünü kabul etmeyen bu tarihçi artıkları, acaba bir gün sonra
ortaya çıkarılan “gaz kullanıldı belgesi”ne ne diyecekler? Büyük bir soykırımı,
bugünkü PKK ile devletin arasında süren savaşta ortaya çıkan savaş zayiatı
olarak görmek, en hafifinden büyük bir vicdansızlıktır.
‘GEREKÇELER’ ASILSIZ
‘Dersimliler asker öldürdü, ‘Dersimliler orduya asker
göndermeyi reddediyordu‘, ‘Dersimliler vergi ödemiyordu…’ Katliama gerekçe
olarak öne sürülen bu iddiaları nasıl yorumluyorsunuz?
Dersim Harekâtı’nın, öyle denildiği gibi, askerlerin
ölümü ile zuhur ettiği filan doğru değil. Önceden planlanmış, zamanı gelince
uygulanacak olan kanlı bir askeri harekâttır. Karakol baskınlarının edepsizce
yapılan sarkıntılıklara karşı ortaya çıkan tepkinin, karakollar tarafından bir
provokasyona çevirme olayı olduğunu bölgede yaşayan canlı tanıkların
anlatımlarından öğreniyoruz. “Dersimliler askere gitmemiş, vergi
ödememişlerdir” yalanına ise, artık kimse inanmıyor. Çünkü belgeler ortada.
Dönemin belgelerinde Dersim’de tahakkuk edilen vergi; 148.721 TL’dir. Bunun
138.540 TL’si tahsil edilmiştir. Bu da ödenen verginin %93.15’ne tekabül etmektedir. (N. Sahir Sıla.
S. 298) Soruyorum; o dönemde hangi ilde bu oranda vergi ödenmiştir? Her ilde
asker kaçağı olduğu gibi, Dersim’de de olmuştur. Dersimli olup, orada askerlik
yapmış onlarca insanın olduğunu araştırmam esnasında öğrendim. Mazgirt ilçesinde
Hülüman köyünde olan Ahmet Topal bunlardan sadece biridir.
Devletin Dersim halkına olan öfkesi neydi? Katliamı
“gerektirecek” somut bir nedeni var mıydı?
A2
Sistemin, devletin Dersim’e karşı karın ağrısı çok
öncelere dayanmaktadır. Dersimlilerin direngen ruhu ve savaşçı kabiliyetinden
dolayı, devlette ciddi rahatsızlıklar olmuştur. Bakın Çağlayangil Dersimliyi
nasıl izah ediyor; “Bunlardan üç silahlı kişi, bir alayı durdurur bu dağlarda.”
Devam edelim. Dersim raporlarının birinde Dersimliyi daha vahim izah etmeye
çalışıyor. “Ya Dersim taşarsa?.. O zaman Dersim, büyük bir bela selidir, etrafa
bir kurt sürüsü, bir sırtlan sürüsü yayılır. Ne mal ne hayat; o hiçbir şey
tanımaz. Vurur kırar parçalar, yüklenir ve geri döner.” (Naşit Hakkı Uluğ
Derebeyi ve Dersim, Kaynak Yay., 2010, s. 29.)
MUHALEFET VEYA DIŞ KAMUOYUNUN YAKLAŞIMIA4
Dersim Katliamı sırasında bu katliama itiraz edebilen
alternatif bir muhalefet ya da bir güç yok muydu? Uluslararası kamuoyu katliama
ilişkin nasıl bir tutum içerisinde oldu?
Dersim halkını bu kadar insanlık dışı sıfatlarla ifade
etmenin bir diğer nedeni ise, onları vatana millete zararlı bir mahlûkat olarak
gösterip, bir an önce imha edilme algısını yaratmaktı. İlginçtir ki, tüm basın
buna alet olduğu gibi, dönemin TKP’si de Dersim’de yapılmakta olan soykırımı
‘….Derebeylere karşı yapılan reformist bir hareket…’ olarak Sovyetler Birliğine
rapor ediyor. (Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Ed. Murat Gültekingil. İletişim
Yayınları/ İstanbul 2007. Cilt; 9 s.1213-1214)
Dersim’in vurulmasının zamanla endeksli durumu, dış
dünyanın girmiş olduğu siyasi türbülânstı. Çin-Japon harbi ve İspanya’nın iç
savaş yaşaması, Avrupa’nın giderek bir buhrana sürüklenmesi ile iç ve dış
koşullar tamamlanmıştı. Çünkü Cumhuriyet hükümeti, çok ağır bir kanlı yönelim
planlanmıştı. Yaşanacaklar, adeta bugün IŞİD’in vahşetini aratmayacak boyutta
olacaktı. Bu denli ağır bir askeri yönelim dünyada tepki alacaktı. Dolayısıyla
iç ve dış şartların uygun halde olması gerekiyordu. Zehirli gazların ve her
türlü vahşice öldürme yöntemlerinin uygulandığı bir coğrafyada, taş üstünde taş
bırakılmayacak bir imha, Dersim’e reva görülmüştü. Bu savaşın önceden planlanıp
uygulanacağını hem raporlardan anlıyoruz, hem de askeri yetkililerin birbirine
yazmış olduğu yazılarda görüyoruz.
ÖNCEDEN PLANLANDIĞI BELGELERDE
Katliamın önceden planlandığı elinizdeki belgelerde nasıl
ifade ediliyor?A3
01.03.1932 tarihli yazıda bu yıl askeri harekâtın yapılıp
yapılmayacağı soruluyor.
İş sadece bu belge ile sınırlı değil, bunun gibi birçok
belge mevcut. Öyle ki, Türk kökenlilerin bir kısmı Dersim’den Erzincan
vilayetine götürülürken, Çemişkezek’te bulunan muhacir Türklere de önceden
silah dağıtılıyor. Kendilerini savunmak ve yeri geldiğinde savaşmak için.)
Cinayet işlemiş adli birçok suçlu Türk aile, yağdan kıl
çekercesine alınıp suhuletle Erzincan’a yerleştirilir.
Yıl 1934 olmasına rağmen ilçedeki muhacir Türklere silah
ve mühimmat dağıtılıyor.
Dersim Soykırımı, dönemin imha konseptinin en ağır şekli
olup ve Kürt katliamının son halkasıdır. Bu katliam, devletin Kürtlere (Dersim
Kızılbaşlarına) karşı, yürütmüş olduğu an acımasız ve en vahşice uygulanan, bir
soykırım niteliğini taşımaktadır. Gerek Anadolu’da gerekse Mezopotamya’da
olsun, yürütülen tüm imha hareketleri, o dönemde kurulmuş olan devletin gerçek
niyetini ve zihniyetini ortaya koymuştur.A5
Türk devletinin yönetici kadrolarının yaptığı kıyım,
sadece Kürt ve Alevilere yönelik, yürütmüş oldukları imha hareketiyle sınırlı
kalmamıştır. Ardından sürgünler, çok ağır bir dezenformasyon hareketi ve geniş
kapsamlı bir asimilasyon projesi uygulanmıştır.
İşlenen bu büyük insanlık suçuna karşı, Türk devleti
çeşitli gerekçelerle, bu utancını, bu vahşetini örtmeye çalışsa da artık mümkün
değildir. Bu büyük katliamı yaparken, yalanın birini dış ülkelere, diğerini ise
iç kamuoyuna karşı söylemiştir. Dışarıya; “Reform ve ıslah hareketi yapıyorum”
şeklinde, içeriye de basın andıcını kullanarak “Bölgede isyan vardır. Haydut,
şaki ve eşkıyaya karşı medenileştirme” gibi yanıltıcı ifadeler kullanmıştır.
Gerek, gayrimüslimlere (Rum, Süryani, Êzidi, Ermeni)
gerek 1925 Kürt kıyamında ve Dersim Soykırımında olsun, Türk devleti açıkça
tektipleştirmeye gitmiş ve bu coğrafyayı kan gölüne çevirmiştir. Bu büyük kıyam
ve soykırım, hâkim olmaya çalışan ırkçı zihniyetten kaynaklanmıştır. Bu ayrımcı
ve bölücü tutumun temelleri İttihat ve Terakki ile atılmış, bunun uluslararası
boyutu Lozan görüşmeleriyle hayatiyet kazanmış, içerideki inşası ise
‘Cumhuriyet devrimleri’ adı altında katliamlarla tamamlanmıştır.
ANF






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.