14. Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nin bugün son
günü. Joshua Oppenheimer’ın yeni belgeseli “Sessizliğin Bakışı / The Look of
Silence”, Nancy D. Kates’in yönettiği Susan Sontag’ı konu alan belgeseli “Susan
Sontag Hakkında / Regarding Susan Sontag”, Portekizli Pedro Costa’nın yeni
filmi”At Parası / Cavalo Dinheiro” ve Ermeni Yönetmen Sergei Parajanov’un 1968
yapımı filmi “Narın Rengi / Sayat Nova / The Color of Pomegranates” gibi
filmleri İstanbullu seyircilerle buluşturan !f İstanbul bugün sona eriyor.
Festivalin son gününde de önemli yapımlar yer alıyor.
bugünün gösterim programından birkaç filmi sizin için derledik;
14. Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nin bugün son
günü. Joshua Oppenheimer’ın yeni
belgeseli “Sessizliğin Bakışı / The Look of Silence”, Nancy D. Kates’in
yönettiği Susan Sontag’ı konu alan belgeseli “Susan Sontag Hakkında / Regarding
Susan Sontag”, Portekizli Pedro Costa’nın yeni filmi”At Parası / Cavalo
Dinheiro” ve Ermeni Yönetmen Sergei Parajanov’un 1968 yapımı filmi “Narın Rengi
/ Sayat Nova / The Color of Pomegranates” gibi filmleri İstanbullu seyircilerle
buluşturan !f İstanbul bugün sona eriyor. Festivalin son gününde de önemli
yapımlar yer alıyor. bugünün gösterim programından birkaç filmi sizin için
derledik;
GÜMÜŞ SUYU: SURİYE OTOPORTRESİ (MA’A AL-FİDDA)
Mülteci Yönetmen Ossama Mohammed ile Kürt Aktivist Wiam
Simav Bedirxan’ın iş birliği, Suriye’deki iç savaşa dair en kalp kıran filmi
ortaya çıkarmış. Film projesi, Mohammed’in uzaktaki ülkesinden YouTube’a
yüklenen şiddet görüntülerini toplamasıyla başlamış. Evinden uzakta, acıyla
anlamlandırmaya çalıştığı bu görüntülerin üzerine, Simav’ın Humus’tan
gönderdiği görüntüler eklemlenmiş. İlk gün, “Humus’tayım, kameram var, sen
olsan ne çekerdin?” diye soran Simav, aslında ne çekeceğini bilen, cesaretle ve
hayata dair şiirle dolu bir kadın. Kuşatma altındaki kentinde dolaşırken, bir
yandan da hayata, acıya ve direnişe dair bilgece sorularıyla ilham veriyor. Bu
yıl izleyeceğiniz en zor film olacak bu, ama savaşın antitezine dair bir o
kadar güçlü ipuçları bulacaksınız: dehşete dair olduğu kadar, aşka, çocuklara,
şiire, yaratıcılığa ve olan biten her şeye rağmen büyümeye devam edebilen
çiçeklere dair bir belgesel bu.
RÜZGARLARIN ARASINDA (RİSTTUULES)
Rüzgarların Arasında bugüne kadar zorunlu göç hakkında
yapılmış en şiirsel film olabilir. 1941 haziranında Baltık ülkelerinde
evlerinden zorla çıkarılarak Sibirya’ya trenlere bindirilen, on yıllarca
açlığa, soğuğa, zor çalışma koşullarına ve ölüme göğüs germek durumunda kalan
yüz binleri anmak için yazılmış bir şiir gibi. Gerçek bir hikayeden esinlenen
senaryo, Erna ve kızının hikayesini siyah-beyaz yaşayan tablolar, Erna’nın
mektuplarını okuyan üst ses ve fısıltıları ortam sesleriyle karıştıran bir ses
tasarımı ile usulca aktarırken, izleyiciyi trajediyle daha önce girmediği bir
ilişkiye sokuyor ve kalbine işliyor. Karanlık, çok karanlık bir dönemde,
zamanın donduğu anlarda, hafızanın paramparça edebilen hallerinde, bir rüya ya
da bir kabus olarak yaşamın bilgisinde ve insanın dayanma gücünün ucu açık
sınırlarında bir yolculuk bu. İnsanlık tarihini böyle görebilseydik, burası
farklı bir yer olurdu.
KABİLE (PLEMYA)
Konuşma yok. Anlatıcı yok. Alt yazı yok. Müzik yok.
Tamamı işitme engelli insanlardan oluşan bir oyuncu kadrosu... Sağır ve dilsiz
öğrencilere eğitim veren bir yatılı okula yeni bir çocuk gelir. Etüt dersleri yerine
hırsızlık, gasp ve fuhuşun hüküm sürdüğü hiyerarşik bir düzenin içinde kendine
yer edinmeye çabalarken, pazarladığı kızlardan birine gönlünü kaptırmasıyla
beraber kuralları çiğneyerek düzeni altüst eder. Filmin ilk birkaç dakikasından
sonra konuşma ve alt yazının eksikliğini unutup ergenliğin sınırları zorlayan
fevriliğine ve acımasızlığına teslim olacaksınız. Duyabiliyor olmanızın önem
kazandığı tek sahnede ise sağır olmayı yeğleyeceksiniz. Kelimelerin yokluğunda
bir yandan da beden performansına şapka çıkaran bu film, sizi bir Rammstein
konserinden çıkmışçasına hırpalayacak. İddia ediyoruz, sessizlik hiç bu kadar
hunhar ve merhametsiz olmamıştı. (KÜLTÜR SERVİSİ)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.