Taner Akçam - 09 Şubat 2015 00:00
Benim zamanımda hapiste çok sık
kullanılan bir deyiş vardı; “Cami avlusundan alınmak”.Her hapse düşen, hiçbir suç
işlemediğini, masum olduğunu söylerdi (hâlâ da öyledir herhâlde). Mahkûmlar,
biraz da bu durumla alay etmek için her yeni gelene, “biliyoruz seni de cami
avlusundan aldılar ama sen gene de neyle suçlandığını bir anlat”, derlerdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
(AİHM) önünde savunma yapan Perinçek’i, hele asıl Fransız avukatını
dinlerken, bir acıdım, bir acıdım ki sormayın gitsin. Neredeyse ağlayacaktım.
Kanaatimi söyleyeyim; Perinçek’i cami avlusundan almışlar. Adam masum!
Hayden White adını hiç duydunuz mu bilmem,
tanınmış bir edebiyat eleştirisi tarihçisidir. Tarih ve hakikat üzerine
söyledikleri, soykırım ile uğraşan tarihçileri çok kızdırır.
“Tarih yazımının hakikat ile
alakası yoktur, hakikat diye adlandırdığınız şey aslında bir edebiyattır.
Farklı tarih yazımları arasındaki tek fark, bunların aşk hikâyesi, komedi,
trajedi veya hiciv biçiminde yazılıp yazılmalarıdır”, meyanında şeyler
söyler.
White’a ben de çok kızardım ama AİHM
davasını izledikten sonra adama hak vermeye başladım.
AİHM davası ile ilgili hakikat
dediğiniz şey, iki saati aşkın süren bu gösteriyi komedi mi trajedi mi olarak
yazmak istediğinizle ilgilidir.
Ben bir komedi olarak yazmak
taraftarıyım. Gözümün önüne Perinçek ve avukatı ile onun arkasına beşi bir
yerde altın gibi dizilmiş Deniz Baykal’ı, Egemen Bağış’ı ile
devlet erkânını getirince, aklıma komediden başka bir yazım türü gelmiyor.
Perinçek ve özellikle de avukatı
nasıl savunma yaptı biliyor musunuz?
Perinçek, 1915’te cinayetler
işlendiğini kabul ediyormuş! Bu cinayetleri kınıyormuş! Cinayetleri kabul eden
ve kınayan Perinçek bir tek 1915’e hukuken soykırım denemeyeceği
kanaatindeymiş!
Zaten Ermenileri de çok seviyormuş!
Yanlış duymadınız.
Perinçek’in, tek ama tek meselesi,
soykırım kelimesinin 1915 cinayetlerini tanımlamak için, hukuken uygun olmadığı
imiş. İşlenen cinayetleri kınayan birisinin, “hukuken buna soykırım dememek
lazım”, dediği için cezalandırılması ise olacak şey değilmiş!
Hani Perinçek’i tanımasanız,
yaptıklarını bilmeseniz zannedersiniz ki olay şu: Zürih’te bir üniversitede bir
profesör konferans veriyormuş; konuşmasının bir yerinde, “arkadaşlar, her ne
kadar 1915’te cinayetler işlendi ise de hukuken buna soykırım dememek lazım”
demiş; “vay sen misi bunu diyen”, diye polis gelmiş ve fukara adamı
zorla mahkemeye çıkarmış ve cezalandırmış.
Sanki dava Perinçek’e karşı değil
de, 1915 cinayetlerini lanetleyen ve ama “buna soykırım demeye aklım
yatmıyor” diyen bizim liberal arkadaşlarımızdan birisinin aleyhine açılmış.
İnanın, eğer Perinçek ve özellikle
de avukatının savunmasını dinleseydiniz, “bu Avrupalılar çıldırmış mı, bizim
liberal arkadaşımızı niye yargılıyorlar”, derdiniz.
Davayı, komedi olarak yazmayı
gerektirecek ikinci bir neden daha var:
Perinçek ve devlet erkânı AİHM
davasının esasının, 1915’e soykırım denip denmeyeceği ile ilgili olduğunu
söylüyorlar.
Yapılan propagandaya göre, Perinçek,
İsviçre’de 1915’e hukuken soykırım değildir, demiş; İsviçre de sen bunu nasıl
dersin diye Perinçek’i cezalandırmış; AİHM de Perinçek’e hak vermiş ve demiş
ki, 1915 soykırım değildir, onun için Perinçek hakkında verilen ceza yanlışmış.
Bu nedenle, bizimkiler, “AİHM,
Türk tezini destekledi, 1915 soykırım değildir dedi”, diye zil takıp
oynuyor.
Oysa tüm dava boyunca, başta Doğu
Perinçek’in avukatı olmak üzere İsviçre ve davaya taraf olan Türkiye ve
Ermenistan hükümetleri, 1915’e soykırım denip denmeyeceğinin bu mahkemenin
konusu ve görevi olmadığını söylediler. Mahkemeden bu konuda bir karar
vermesini beklemenin, Mahkemeye saygısızlık olduğunun altını çizdiler.
Taraflar arasında bu konuda en küçük
bir anlaşmazlık yoktu ve hepsi bu konuda hemfikirdiler.
Peki, konu 1915’e ne deneceği ile
alakalı değilse, yargılama neyin nesiydi?
Niye Türkiye’de sanki dava buymuş
gibi gürültü kopartılıyordu?
Hani sanki, “bizim millet
enayidir, ne satarsan yer, salla sallayabildiğin kadar”, durumu var.
Dedim ya, davayı komedi olarak
yazmak dışında bir şansınız yok!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.