Üç ülkenin geleceğinde çözümü aramak esastır. Ermenistan,
yakın veya uzak gelecekte, girmiş olduğu yolun sonunun olmadığının farkına
varacaktır. Azerbaycan dış politikada başarılı olmanın iç politikaya bağlı
olduğunu ve millet devlet bütünleşmesi ile sorunları çözebileceğini görecektir.
Türkiye sorunu çözmek için tam bağımsız bir şekilde masaya oturmasının
gerektiğini anlayacaktır. ABD ve Batının bölge taşeronu olarak Rusya ile
yapacağı hiçbir münasebetten fayda sağlayamayacağı ortadadır. Geçmiş bunun
örnekleri ile doludur. Tıpkı Milli Mücadele döneminde olduğu gibi Türkiye,
kendisi olarak Rusya ile anlaşmalıdır. ABD’nin öncü kuvveti olarak Rus kilidini
açamaz. Milli Mücadele dönemi iki tarafın ortak düşmanı İngiltere idi ve
Türk-Rus anlaşması gerçekleşti.
***
Geçtiğimiz hafta sonu Merter'de düzenlenen Hocalı
Sempozyumu'nda dikkat çekici sunumlar yapıldı. Pek çok farklı konunun
tartışıldığı oturumun Türkiye - Azerbaycan ilişkileriyle ilgili kısmını
dikkatinize sunuyoruz.
Sayın başkan, değerli katılımcılar, hepinizi saygı ve
sevgiyle selamlıyorum.
Sözlerime başlarken bundan 23 yıl önce Hocalı’da
katledilen şehitlerimizi saygıyla anıyor ve Allah’tan rahmet diliyorum. Böyle
acı bir olayı bugün konuşmamıza ve tarihe not düşmemize vesile olan İHH İnsani
Yardım Vakfı ve Azerbaycan Yurttaşlar Derneği yöneticilerine teşekkür ederim.
İHH’nın son 25 yılda yapmış olduğu çalışmalar; dünyanın
neresinde olursa olsun, kim tarafından kime yapılırsa yapılsın, mazlumun ve
yardıma muhtaçların yanında duruşu, zalime ve zulme karşı oluşu ile yaptığı
sayısız faaliyetler, her türlü takdire şayandır. Hocalı gibi son dönem yaşanmış
böyle büyük bir soykırıma dikkatleri çekmesi sebebiyle tekraren emeği geçenlere
şükranlarımı sunuyorum. Son konuşmacı olarak şu ana kadar sunumlarını
gerçekleştiren katılımcılara ve hassaten siz değerli dinleyicilere teşekkür
ederim.
Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan ilişkilerinin geleceğini
ele almak için, meselenin tarihi ve coğrafi boyutlarını irdelemek ve bunlarla
ilintili olarak siyasi, stratejik ve ekonomik tarafları göz önüne almak
gerekmektedir. En baştan şunu söyleyerek işe başlayabiliriz. Bu üç ülkenin
geleceği, geçmişte olduğu gibi, sadece bu üç ülkeye bırakılmayacak gibi
görünmektedir.
Uzun uzun stratejik ve ekonomik öneminden
bahsedilebilecek, bu üç ülkenin içinde bulunduğu coğrafya, her dönem komşuları
ve küresel güçler tarafından müdahaleye maruz kalmıştır. Önemi azalmayıp tam
tersi artan bölgenin geleceğinde, küresel ve bölgesel aktörlerin ilişkilere
müdahalesi, sorunların çözümünü zorlaştıracaktır.
Ermenistan Açısından İlişkilerin Durumu
Üç ülke açısında meseleyi ele almaya başlayıp sonra dış
etkilere değinmeye çalışacağız. Ermenistan arkasına aldığı Rus desteği ile
kolayca Karabağ’ı işgal etmiş ve son 150 yılda yapmış olduğu sayısız soykırım
hareketlerine bir yenisi olarak Hocalı’yı eklemiştir. Hala Rus desteğiyle
ayakta durmakta ve gelecekte de bu desteğe güvenmektedir. Karabağ’ı kaybetmesi
halinde sıranın Erivan’a geleceğinden ve tümden yok olmaktan çekinmektedir.
Türkiye ile ilişkilerinde Rus desteğinin yanında dünya kamuoyunu Ermeni Tehciri
üzerinden kullanmaktadır. Bu baskı ile Türkiye’yi bölge dışında tutabilmeyi
planlamakta ve Azerbaycan’ı yalnızlaştırmayı hedeflemektedir. Ermeni diasporası
özellikle Rusya, Fransa ve ABD başta olmak üzere dünya kamuoyunda etkili
olmaktadır.
Ermenistan tehdit algılamasında Azerbaycan’ı öncelemekte
ve ne olursa olsun Karabağ’ı bırakmamayı düşünmektedir. Gürcistan dışında
dünyaya ulaşamayan ve üç milyonluk bir nüfusa sahip Ermenistan’ın uzun süre
çatışma tercihinde diretmesi, kendi açısından olumlu sonuçlar doğurmamıştır ve
doğurmayacaktır. Türkiye ve Azerbaycan sınırı kapalıdır. Ermenistan’ın diğer
komşusu İran da, kendi özel durumu hasebiyle onu dünyaya taşıyamamaktadır.
Ermenistan adeta bir kapana sıkışmıştır.
150 yıldır yaşanan olaylarda bölgeden uzaklaşan ve
etkinliği azalan millet Ermenilerdir. 10 milyonluk Ermeni nüfusun büyük
çoğunluğu Ermenistan dışında yaşamaktadır. Rusya, ABD ve Fransa başta olmak
üzere çok sayıda ülkeye dağılmış Ermeni nüfusunun soykırım iddialarıyla
kazanabileceği hiçbir şey yoktur. Ermeniler Rus ve diğer ülkelerin
politikalarına alet olarak sadece bölgeden daha fazla uzaklaşmaktadır. Türkiye
ve Azerbaycan olarak Türkler, yüzyıl daha bölgede Ermeni problemi ile
uğraşabilirler, buna en basitinden nüfus olarak imkanları vardır. Ancak
Ermenilerin böyle bir lüksü yoktur. Rus desteğiyle nereye kadar
dayanabileceklerini iyi hesap etmelidirler.
Ermenilerin Karabağ’dan vazgeçmeleri için, gelecek
tasavvuru anlamında bir yol olarak, Erivan’da Ermenistan varlığının Azerbaycan
ve Türkiye tarafından garanti edildiği dile getirilmelidir. Gelecekte Ermeniler
buna ikna edilebilirse, Karabağ sorunu çözülebilir. Türkiye ve Azerbaycan,
Ermenistan’ı ortadan kaldırmak gibi bir hedeflerinin olmadığını, Ermenileri
ikna eder şekilde ortaya koymalıdırlar. Ermeni düşmanlığını körüklemek,
Ermenileri daha fazla Rus tarafına itmektedir. Geleceğe dair Türkiye ve
Azerbaycan’ın bu noktada çalışmaları gereklidir. Öte yandan Ermeniler buna ikna
olsa bile, Rus etkisinden kurtulmaları zaruridir. Zira Rusya bölgede Ermeni
kozunu uzun süredir kullanmış ve kullanmak istemektedir.
Azerbaycan Açısından İlişkilerin Durumu
Azerbaycan açısından Karabağ’ın kaybedilmesi ve Hocalı
katliamı, etkisi her gün hissedilen bir mesele olması sebebiyle, üç ülke
ilişkileri bağlamında merkeze oturmuştur. Bir milyonluk göçmenin var oluşu,
katliamlar ile binlerce can kaybı ve onun yaşattığı travmanın sürmesi,
topraklarının %20’sinin işgal altından oluşu ve 20 yıllık ateşkesin sona ermesi
ile mesele gündemdedir. İlham Aliyev’in Karabağ alınana kadar
cumhurbaşkanlığına aday olacağını açıklaması ve kendi cumhurbaşkanlığını
Karabağ’ın tekrar alınmasına endeksler tutumu, meselenin bir dış politikadan
çok bir iç politika unsuru haline geldiğine güzel bir örnektir.
Azerbaycan Karabağ’ı Ermenistan’dan ziyade Rusya
sebebiyle savaş yoluyla geri alamamaktadır. Barış yoluyla denediği her
girişimde ise Rusya’nın kendisine daha fazla etki etme eğilimi ile
karşılaşmaktadır. Karabağ’dan vazgeçememekte çünkü ülke içinde bir milyonluk
bir Karabağlı Türk nüfus barınmakta ve dönmeyi beklemektedir. Öte yandan
kaybedilen bir toprağın geri alınması, ülke açısından milli bir meseledir. Bir
şekilde Karabağ’ı almış ve sorunlarını halletmiş Azerbaycan, Güney Azerbaycan
ve Borçalı ile daha rahat ilgilenebilir. Bu da İran ve Gürcistan açısından yeni
problemler demektir. Bu ortamda Azerbaycan’ın Türkiye ile ortak, Rusya’yı yok
saymadan, Ermenilerden Karabağ’ı alma yoluna gitmesi gerekmektedir. ABD ve
Avrupa desteği, onların maşası olmayacak derecede alınmalıdır. Zira Ukrayna ve
Gürcistan’ın Avrupa ve ABD’ye olan güvenleri Rus askeri müdahalesini
engelleyememiştir.
Türkiye Açısından İlişkilerin Durumu
Türkiye açısından Ermeni Meselesinin sulh yolu ile
kapatmak esastır. Türkiye bölgesinde istikrar ve huzur istemektedir. Güvenlik
ve istikrar sayesinde ekonomik gelişmeyi hedeflemektedir. Enerji hatlarının üç
ülkenin içinde bulunduğu Kafkasya bölgesi üzerinden dünyaya açılması tüm
taraflar açısından müspet bir gelişme olacaktır. Türkiye açısından bundan daha
önemli olan ve kendi ülkesinin huzurundan ayrı görmediği husus, Azerbaycan’ın
dostluğu, kardeşliği ve huzur içinde var olmasıdır. Türk dünyası ile
irtibatında Ermeni engelinin kalkması asli hedeftir. Bu hedefe ulaşmada
karşılıklı güven ve anlayışla sonuca varmayı düşünmektedir.
Birinci Dünya Savaşı esnasında yapmak zorunda kaldığı
Ermeni Tehciri, bugün Türkiye’yi dünya kamuoyunda sıkıştırmak isteyen herkes
tarafından kullanılan bir kozdur. Bu kozun ortadan kalkması için Türkiye
meseleyle yüzleşmekte ve karşı tarafa arşivleri açma, tarafsız tarihçilerce
çalışma teklifi getirmektedir. Osmanlı dönemi Türkiye, Şark meselesi adı
altından Rum, Sırp, Bulgar, Ermeni ve Arap unsurlar üzerinden parçalanmaya
çalışılıyordu. Bugünde Türkiye benzeri meselelerle baskı altına alınmaya
çalışılmaktadır. Girit benzeri Kıbrıs, günümüz Türkiye’sini uzun süre meşgul
etmektedir. Ermeni meselesi geçmişten günümüze ve gelecekte Türkiye’yi
etkilemek için bir araç olarak kullanılacaktır. Türkiye bu tutuma karşı yeni
argümanlar da geliştirerek sağlam duruşunu devam ettirmelidir.
Ermeni meselesini Türkiye aleyhine kullananların başında
son dönem ABD’deki Yahudi lobisinin olduğu görülmektedir. Mavi Marmara
sürecinde Türkiye-İsrail ilişkilerinin gerilmesi ve Gazze bağlamında devam eden
durum sebebiyle Yahudi ve Ermenilerin beraber hareket etmekte oldukları
gözlenmektedir. Oysa tarihte Ermeniler ve Yahudiler Türkiye’den hep dostluk
görmüşlerdir. Gelecekte de bu dostluğu hak etmek istiyorlarsa gereğini yerine
getirmeleri gerekir.
Türkiye’nin Milli Mücadele’de giriştiği Doğu Harekatı,
ardından imzaladığı Gümrü, Moskova ve Kars Anlaşmaları’nda olduğu gibi, yakın
dönemde Türkiye tarafından Ermenistan’a uzatılan dost eli hep çözüme
yöneliktir. Türk devlet adamlarının her fırsatta dile getirdiği ve çeşitli
girişimlerde bulunarak statükoyu değiştirme, yeni bir yol açma çabaları,
meselenin gelecekte iyiye doğru gideceğine sinyallerdir. Türkiye gelecekte
Kafkasya’da istikrar elde etmek, Orta Asya’ya güvenli bir şekilde ulaşmak için
Ermenistan ile olan anlaşmazlığa son vermek durumundadır. Ermeni akademisyenler
Rusya’da Türkiye ile ilgili araştırma enstitülerinde ve önemli noktalarda yer
almışlardır. Türkiye’nin her Orta Asya hamlesini Turancılık şeklinde
yansıtmakta etkilidirler. Bunun kırılması için gerekli ilmi çalışmalar
yapılmalıdır. Sadece Gürcistan üzerinden bölgeye ulaşmak ve sadece Azerbaycan
ile bir olmakla bölgede aranan huzur gerçekleşememektedir. Ermenistan ve onun
arkasında olduğu güç olan Rusya ile bir mutabakata varılmalıdır.
İlişkilerde Rusya Faktörü
Meseleye Ermenistan’dan başlayarak Azerbaycan ve Türkiye
açısından yaklaşmamızın ardından hemen Rusya’nın durduğu noktayı ele alalım. En
başta, bugün konuştuğumuz Hocalı katliamı ve Karabağ meselesinde olduğu gibi
Rus faktörü her zaman karşımıza çıkmaktadır ve çıkacaktır. Rusya Azerbaycan’ı
tekrar tahakküm altına almak istemektedir. Gürcistan ve Azerbaycan’ın Rus
etkisi altına girmesinde Ermenistan çok önemli bir görev ifa etmektedir. Bu
sebeple Ermenistan bugün ve gelecekte anlaşma taraftarı olmak istese dahi
Rusların buna izin vermesi gereklidir. Yine Türkiye’nin Kafkasya ve Orta
Asya’ya ulaşmasını engellemede Ermenistan’ın önleyici rolü Rusya açısından
vazgeçilmezdir. Ermeniler, tehcir meselesinde Türkiye’nin uzattığı dost elini
tutmaya karar verseler, ilk karşı çıkacak olanlar Ruslardır. Çünkü tarihte
Türk-Ermeni çatışmasından en fazla faydalanan ve gelecekte de faydalanacak
olanlar Ruslardır.
Rusya sadece Karabağ meselesinde değil, eski Sovyet
hakimiyet bölgelerinin tamamında çatışmayı, kendisinin bölgeye dönmesinde bir
koz olarak kullanmaktadır. Son dönemde yaşanılan olayları kısaca dile
getirelim. Suriye konusunda tümden Eset destekçisidir. Kırım ve Ukrayna
olaylarında direkt savaşan ve işgal eden taraftır. 2008’de yaşanan Rus-Gürcü
savaşı hala hafızalarda tazedir. Orta Asya ve Kafkasya bağlamında yaşanan ve
yaşanabilecek olan tüm sorunlarda Rusya’nın eli ve çözüm yollarının kesiştiği
hakemlik rölü hissedilir. Kırgız-Özbek çatışması, Ahıskalıların Özbekistan’dan
çıkarılması, Gürcü-Abhaz ve Gürcü-Oset çatışma ve savaşları, Cavaheti bölgesi
üzerinde Gürcü-Ermeni ve Ahıska bölgesi üzerinde Gürcü-Türk sorunları,
Prigorodni üzerinde İnguş-Oset çatışması gibi olaylarda Rusya’nın direkt ya da
dolaylı müdahaleleri görülür. Çözüme dair yapılan girişimlerin bir ucu
Moskova’ya dayanır ve Moskova’nın hakemliğinde gerçekleşen ateşkesler hiçbir
zaman gerçek barışa dönmez. İlerde tekrar müdahale için sebep teşkil eder. Bu
kısır döngüde beliren tek husus bölgedeki Rus hakimiyetinin perçinlendiği ve
dışına çıkmak isteyenlerin başına Hocalı benzeri katliamların geldiğidir.
Askeri müdahale ve bir tarafa verilen destek ile diğerine etnik temizlik
uygulamaları, Rus tarihi boyunca eşine az rastlanır türden olaylar değildir.
Dolayısıyla Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan ilişkileri ve bölgenin geleceğinde
Rusya’yı görmezden gelerek bir adım atmanın acı sonuçlar doğuracağı aşikârdır.
Meselenin Gürcistan Boyutu
En yakın komşu olarak Gürcistan’ın üç ülke ilişkilerinin
geleceğine etkisi, özellikle bulunduğu stratejik konum açıdan son derece
önemlidir. Gürcüler ve Ermeniler her ne kadar aynı dine mensup olsalar da kendi
milli kiliseleri, dilleri, kültürleri ve ortak tarihleri sürekli iki milleti
uyumdan ziyade rekabet içinde tutmuştur. Gürcistan açısından Karabağ sorununun
devamı ve tarafların birbiriyle mücadelesi sebebiyle kendine dokunmamaları,
yine onların dünyaya ulaşımlarında Gürcistan’ı güzergah olarak kullanmak
zorunda oluşları, hep fırsata çevirilen hususlar olmuştur ve gelecekte de
olacaktır. Karabağ sorununu çözmüş ve Türklerle anlaşmış bir Ermenistan’ın ilk
işi Gürcistan’da yer alan Cevaheti bölgesini ve bölge Ermenilerini ülkesine
dahil etmek olabilir. Diğer taraftan sorunlarını çözmüş Azerbaycan’ın Borçalı
bölgesine dair talepleri olabilir. Bu bölgede yüz binlerce Türk yaşamaktadır.
Yine Türkiye Ahıskalıların dönüşü için baskı uygulayabilir. Tüm bunların
gelecekte gündeme gelmemesi için Gürcistan açısından, üç ülke arası Karabağ ve
diğer problemlerin devamına ihtiyaç vardır. Ermenistan’ın dünyaya açıldığı tek
kapı Gürcistan’dır. Azerbaycan’ın da dünya ile irtibatından Gürcistan çok
önemlidir. Türkiye bölgeye Gürcistan üzerinden bağlanmaktadır. Tüm bunlar
Gürcistan’a maddi kazanç getirmektedir. Statükonun bu anlamda devamı
Gürcistan’ın tercihidir.
Komşu İran’ın Tutumu
Üç ülkenin geleceğine dış müdahale hususunda ve komşu
ülkeler bağlamında İran’ı da göz ardı etmemek gerekmektedir. İran Güney
Azerbaycan’da yaşayan milyonlarca Türk’ün Azerbaycan’la birleşme isteğinden hep
çekinmiştir ve gelecekte de engellemek istediği en önemli husus budur. Bu
sebeple güçlü ve sorunlarının üstesinden gelmiş bir komşu olarak Azerbaycan’ı
istememektedir. Karabağ sorununun sürüp gitmesi ve Azerbaycan’ın problemlerle
boğuşur halde kalışı tercihidir. Bu sebeple Karabağ sorununda ve diğer
konularda olsun İran’ın geçmişte olduğu gibi gelecekte de Ermeni tarafının
desteklemesi beklenmektedir. Hem Türkiye’nin hem de Azerbaycan’ın bölgede
güçlenmesi İran açısından tehlikeli görünmekte ve bu sebeple her iki ülkenin
karşısında Ermeni meselesi iyi bir fırsat olarak telakki edilmektedir.
ABD ve Avrupa Etkisi
Üç ülkenin geleceğine ve şu anki durumun yaşanmasında
Avrupa ve ABD’nin etkisine değinmemek olmaz. Sovetlerin yıkılışı ve soğuk
savaşın bitimiyle ABD zafer edasıyla yeni bölgelere açılmıştır. Avrupa da
oluşan boşluğu doldurmak için elinden geleni yapmıştır. Bu iki unsurun diğer
bölgelere olduğu gibi Kafkasya’ya da girişi demokratikleşme, liberal yöntemler,
ekonomik refah, özgürlükler vb söylemler üzerinden olmuştur. Gürcistan’da batı
değerleriyle yetişen nesil sivil toplum çalışmaları sonucu Kadife Devrimle başa
gelmiş, 2008’de Rusya ile savaşmış ve bugün kademeli bir şekilde yerini tekrar
Rus yanlılarına bırakma sürecine girmiştir. Ukrayna’da yaşanan benzer yumuşak
devrimler sonucu bugün bir savaş yaşanmaktadır ve problem bir hayli sürecek
gibi görünmektedir.
Azerbaycan’da batı değerleriyle yetişen yeni nesil hem
devlette hem de özel sektörde görev almakta ve darbeci bir tutum
sergilememektedir. Ülkenin uzun vadede sağlıklı bir değişimle kalkınması ve her
şeyden önce kendi içinde çatışmadan ilerlemesini ister görünmektedirler.
Gürcistan ve Ukrayna örneği sonrası zaten ABD ve batının ipiyle kuyuya
inilemeyeceği, Rusya’ya kafa tutulamayacağı anlaşıldığı için farklı bir gelişim
olacağı muhtemeldir. Öte yandan Azerbaycan müslüman ve muhafazakar bir ülkedir,
Gürcistan ve Ukrayna benzeri hızlı bir batı kriterlerine geçiş söz konusu
değildir. Fakat ülkenin geleceğinde ve Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan
ilişkilerinin geleceğinde, geleneksel zihniyetten ziyade bu yeni neslin
meseleye yaklaşımlarının belirleyici olacağı kanaatini taşımaktayız.
Ermenistan’da da benzer bir durum söz konusu olabilir.
Zira burada da batı değerleriyle yetişenler, Gürcistan ve Ukrayna benzeri bir
etkinlik sağlayamadılar. Ermeni diasporası, geleneksel Ermenistan yönetimi ve
Rusya bu tür bir etkinliği bertaraf etmiş görünüyor. Ancak bu ila nihaye
gidecek bir durum değildir. Diasporanın asılsız iddiaları ne kadar sürecek ve
etrafı çevrili küçük ülke Ermenistan daha ne kadar Rus politikasını
güdebilecektir. Yeni nesil bir başka yaklaşım sergileme potansiyeline her zaman
sahiptir.
Gelecekte Çözüm Arayışları ve Geçmişten Ders Alma
Üç ülkenin geleceğinde çözümü aramak esastır. Ermenistan,
yakın veya uzak gelecekte, girmiş olduğu yolun sonunun olmadığının farkına
varacaktır. Azerbaycan dış politikada başarılı olmanın iç politikaya bağlı
olduğunu ve millet devlet bütünleşmesi ile sorunları çözebileceğini görecektir.
Türkiye sorunu çözmek için tam bağımsız bir şekilde masaya oturmasının
gerektiğini anlayacaktır. ABD ve Batının bölge taşeronu olarak Rusya ile
yapacağı hiçbir münasebetten fayda sağlayamayacağı ortadadır. Geçmiş bunun
örnekleri ile doludur.
Tıpkı Milli Mücadele döneminde olduğu gibi Türkiye,
kendisi olarak Rusya ile anlaşmalıdır. ABD’nin öncü kuvveti olarak Rus kilidini
açamaz. Milli Mücadele dönemi iki tarafın ortak düşmanı İngiltere idi ve
Türk-Rus anlaşması gerçekleşti. Bugün Türkiye her şeyi ile ABD ile düşman olup
Ruslarla anlaşsın demiyoruz ama Türkiye ABD’ye rağmen bağımsız hareket etmeli
ve Ruslarla makul noktada anlaşmalıdır diyoruz. Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan
ilişkilerinin geleceği Türk-Rus ilişkilerinin sağlamlığına bağlıdır.
Sözlerime son verirken, gelecekte yeni katliamların
yaşanmamasını Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum. Sempozyuma emeği geçenlere
tekrar teşekkür ediyor ve hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.