1929 yılının sonbaharında, Türkiye’nin iç kasabalarında kalan Ermenilerin
bir kısmı zorunlu göçe tabi tutuluyordu, 1915-1922 yıllarında başladıkları
planı sürdürüyorlardı. Palu çevresinde yaşayan 25 Ermeni aile şöyle anlatıyordu,
“7 Kasım’da tarlalarımızda çalıştığımız esnada aniden jandarmalar bizlere
yaklaşıp her şeyi olduğu gibi bırakıp acele Palu’ya gitmemizi emrettiler.”
Eşyalarını kap kacaklarını ölü fiyata ancak satıp acele Palu’ya giderler ve
orada çeşitli vergilere tabi tutulurlar.
Sonra acele olarak onların Suriye’ye
doğru yola çıkmaları emredilir. Bu grubun bildirdiğine göre yüzlerce Ermeni Harput’ta
pasaport işlemlerinin tamamlanmasını bekliyordu, Suriye’ye gitmek için. Şöyle
ki, Ermenilerin kötü ekonomik şartlar nedeniyle, kendi istekleriyle göç
etmedikleri, aksine büyük trajediden arta kalan Türkiye’nin iç kasabalarındaki
Ermenilerin Türk hükümeti tarafından mecburi göçe tabi
tutuldukları barizdi.
Çemişgezek'te ise Polis müdürü şöyle der: “Sarkis Ağa,
Mastafa Kemal Paşa’dan emir gelmiş ki, Fırat ve Murat nehirleri kıyısında ve
başka köyler içinde hiç bir Ermeni kalmasın. Hepsinin Çemişgezek içine toplanması
gerekiyor. Bütün köylerin Ermenilerini toplaman için sana üç gün mühlet!”. Yeni
bir kırım olacağı hissine kapılan Sarkis’in beti benzi solar. Polis müdürü bunu
fark ederek ekler: “Korkmayın, şeref sözü veriyorum ki hiç bir tehlike yok,
yalnız toplamaya bak”.
Sarkis toplama süresini on güne uzatmak ister ve bunu kabul
ettirir. Bütün köylere haber gönderip 100 kadar Ermenilerin Çemişgezek’e toplanmasını
sağlar. Bu süreç aynı zamanda Kemalist hükümetin bütün Kürtleri, ama özellikle
de Dersim ve
Celali Kürtlerini zayıf düşürmek için, onları Türkiye’nin
çeşitli bölgelerine
dağıtmaya karar verdiği bir süreçti. Sarkis polis
müdürüne Ermenileri şehirde topladığını bildirir. Polis müdürü ise artık
kimsenin köye dönüş yapmamasını, isteyenin şehir içinde yaşamasını, istemeyenin
nereye istiyorsa oraya göç etmesini söyler.
Bu yöntem en son kalanları uzaklaştırmanın diplomatik
biçimiydı. Toprağından, evinden mahrum edilen köylü, geçerli bir mesleğe de
sahip değilse, Çemişgezek gibi yarı yıkık bir şehirde neyle geçinebilirdi? Yapılan
uyarıyı alarak Sarkis yetişkinleri toplar. Kafa kafaya danıştıktan sonra göçme
yönünde karar verirler.
Olan olmayana yardım ederek önce İstanbul’a, oradan da
Ermenistan’a veya isteyen Halep’e gitmek üzere...
Öyle de yaparlar.
Sarkis kendi küçük oğlu Minas’ı (Garo) bir kaç aileyle birlikte
1930 güzünde Halep’e gönderir. Kendi ise ailesi, başka aileler ve bazı yetim gençlerle
beraber İstanbul’a gider. Niyetleri oradan Sovyet Ermenistanı’na göçmektir,
fakat o yıllarda ve daha
sonra buna müsaade edilmediği için zorunlu olarak İstanbul’da kalırlar.
Sarkis ve büyük oğlu Harutyun, kırım döneminde Akarak’a
sığınan bir çok
Ermeniye konukseverlik gösterdikleri gibi, sonra da
köyleri araştırıp Türklerle
evlenmiş Ermeni kadınlar tespit ettikçe onları ikna
etmeye çalışır ve bazılarının Halep’e kaçmalarına yardımcı olurlar.
Halep Ermeni Komitesi’nin, (ki Paris Merkezi Ermeni
Göçmen Komitesine bağlıydı), gönderdiği aşağıdaki dilekçe anmaya değer.
Halep 28 Ekim 1929
Beşiri Ermenileri ki asırlar boyu devamlı Hıristiyan
inançlarını ve milliyetini Türk ve Kürt unsurları içinde korumuşlardır, bugün
Suriye sınırından dışarı sürülmüşlerdir. Diyarbakır vilayetinde ve tüm Anadolu
vilayetlerinde sağ kalan Ermeniler sürgüne
zorlanmışlardır, tamamıyla soyulup tüm varlıkları ve
malları ellerinden alınmış, hemen hemen yarı çıplak bir vaziyette ve aç olarak
zoraki sürülmüşlerdir. Suriye’nin kuzey sınır bölgeleri, yani Kamışlı, Ras El
Ayn, Hasiçe ve Amude her gün bu mecburi göçün şahitleridir.
Hala kalp yaralayıcı şiddetlere maruz kalıp,
dağlarımızdan, topraklarımızdan,
kiliselerimizden, dünyevi hatıralarımızdan,
mezarlıklarımızdan ayrılmışızdır. Bugün günlük ekmeğe, önümüzdeki kış ayında
sığınabileceğimiz bir yuvaya ihtiyacımız var.
Bu nedenle sizin kardeşçe yardımlarınızı talep ediyoruz.
Bizler dilenciler
değiliz ve acıma duyguları altında da yaşamaya alışkın
değiliz. Sadece istediğimiz tek şey sizden, bizlere ödünç olarak imkanlar
sağlayınız ki onlarla toprak sahibi olalım, barınak tedarik edelim ve iş
imkanları elde edelim.
Bizler kısa zamanda ayağımızın üstünde duracağımıza ve
borcumuzu kısa zamanda ödeyeceğimize inanıyoruz, bu vesile ile de yardımlarınız
için daima müteşekkir olarak sizleri hep anacağız. Biz sizin kapınıza gelerek
ümitle cevabınızı bekliyoruz
Krikor Sarkisyan
Babuş Ohanyan
Kaynaklar: Türkiye'nin iç kasabalarındaki
Ermenilerin zoraki göçü
Zaven Mısırlıyan
Çemişgezek Ve Köyleri, Hampartsum
Kasparyan, 1969 – Erivan
KB+47 Kızılbaş Dergisi Sayı 47 Şubat 2015
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.