Sanem Altan
Hiçbir ülkenin eli temiz değil. Ama sanık sandalyesinde
bugün bir tek biz varız. Bizim tarihimiz de kanlı. Biz de çok kıyımlar
yapmışız. Peki, herkes yapmış, biz niye diğerlerinden daha suçluyuz? Çünkü tarihi kanla dolu olan öbür ulusların
hepsi tarihiyle hesaplaşmış. Kendi yaptığını, kendisi açığa çıkarıp suçlamış. Yapılan
kıyımları ve haksızlıkları kınayan filmleri, kitapları, piyesleri, tarih
araştırmalarını yine kendileri ortaya koymuş. Biz ise ne geçmişimizle, ne
bugünümüzle hesaplaşabiliyoruz. Kendimize ve topluma söylediğimiz yalanlarla
kendimizi de, etrafımızı da zehirliyoruz. Yaptıklarımızı bir sır gibi kendi
halkımızdan bile saklıyoruz. Bu konularda tek bir eser bile yazılmasına izin
vermiyoruz...Her gün televizyonlardan “sözde Ermeni soykırımı” diye bir laf
duyuyoruz.Nedir bu “sözde Ermeni soykırımı,” hiçbirimiz bilmiyoruz.Ne olmuş,
Ermeniler’i kesmiş miyiz, yoksa onlar
bize saldırmış da karşılıklı vahşetler mi yaşanmış? Hiçbir Türk bunu doğru
dürüst bilmiyor.
****
Ermeni soykırımının ya da sözde Ermeni soykırımının 100.
Yılı bu sene... Her yerde bununla ilgili çok çeşitli yazılar, belgeseller
gösteriler var...
Ben de izliyorum, bazılarını hiç bilmiyorum, bazılarını
da çok sorunlu buluyorum doğrusu... Ama
geçen gün Agos’un internet sitesinde
Vatikan arşivlerinde yer alan “Ermeni Soykırımı’yla ilgili yeni tarihi belgeler
gün ışığına çıkıyor” haberini okuyunca çok heyecanlandım... Tarihin gizli
kalmış karanlıkta bırakılmış her köşesi nedense benim çok ilgi çeker... Sadece
ulaşılmayan belgelere ulaşma ihtimali için bile tarihçi olmak isterdim
doğrusu...
***
La Civiltà Cattolica dergisinde yayınlanan belgeler, Vatikan’ın
o dönemde ve sonrasında yaptığı
diplomatik girişimler ve yardım çalışmalarıyla ilgili önemli bilgileri
sunuyormuş... Acaba neler ortaya çıkar, bugüne
kadar saklanmış neleri aydınlatır diye düşünürken Rakel Dink’in yıllar
önce söylediği bir söz aklıma geldi, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın çıkardığı
ilköğretim için Ermenice kitapta bile Ali topu Agop’a atamadı” demişti ve
eklemiş: “Kendimizle ilgili gerçeklerle alçak gönüllü bir şekilde yüzleşmekten
korkuyoruz. Acı verici ve korkutucu da olsa değişim olmadan olgunlaşma olmaz.”
Beni çok derinden etkilemişti bu sözler çünkü kendimizle ilgili gerçeklere
nasıl da kapalı olduğumuzu, bu toplumun o gerçeklerden nasıl korktuğunu çok iyi biliyorum...
***
Aslında geçmişinde yaraları, yalanları, acıları olmayan
bir toplum yok neredeyse dünya üzerinde. Ama Türkiye, Rakel Dink’in de dediği
gibi bunlarla yüzleşmekten korktuğu için, hala o acıların ve yalanların
gölgesinde büyütüyor çocuklarını... O yüzden de o arşivlerden bile korkuyor
olabilir buranın yöneticileri.
Dünya bizim sandığımızdan daha kirli gerçeklere sahip
aslında...
- Amerikalılar; binlerce Kızılderili’yi kesip
topraklarına el koymuş. Yıllarca derileri siyah diye milyonlarca insanı ezip,
öldürüp, yok etmiş.
- Almanlar; 6 milyon Yahudi’yi fırınlarda yakmış.
- Fransızlar; Cezayirliler‘i insafsızca öldürmüş.
- Belçikalılar; Kongolular’ı işkencelerle parçalamış.
- İtalyanlar; Habeşler’i kırıp geçirmiş.
- Ruslar; Yahudi gettolarında ‘pogromlar’ düzenlemiş.
Hiçbir ülkenin eli temiz değil.
***
Ama sanık sandalyesinde bugün bir
tek biz varız. Bizim tarihimiz de
kanlı.
Biz de çok kıyımlar yapmışız.
Peki herkes yapmış, biz niye diğerlerinden daha suçluyuz?
Çünkü tarihi kanla dolu olan öbür ulusların hepsi
tarihiyle hesaplaşmış.
Kendi yaptığını, kendisi açığa çıkarıp suçlamış.
Yapılan kıyımları ve haksızlıkları kınayan filmleri,
kitapları, piyesleri, tarih araştırmalarını yine kendileri ortaya koymuş.
***
Biz ise ne geçmişimizle, ne bugünümüzle
hesaplaşabiliyoruz.
Kendimize ve topluma söylediğimiz yalanlarla kendimizi
de, etrafımızı da zehirliyoruz. Yaptıklarımızı bir sır gibi kendi halkımızdan
bile saklıyoruz.
Bu konularda tek bir eser bile yazılmasına izin
vermiyoruz...
***
Her gün televizyonlardan “sözde Ermeni soykırımı” diye
bir laf duyuyoruz.
Nedir bu “sözde Ermeni soykırımı,” hiçbirimiz bilmiyoruz.
Ne olmuş, Ermeniler’i kesmiş miyiz, yoksa onlar bize saldırmış da karşılıklı
vahşetler mi yaşanmış?
Hiçbir Türk bunu doğru dürüst bilmiyor.
Bunu okullarımızda okumadık ki...
Kitabını yazmadık, filmini yapmadık, araştırılmasına izin
vermedik.
***
Biz kendi geçmişimizi yargılamaktan korktuğumuz için,
bizim geçmişimizi her zaman başkaları yargılıyor, yargılayacak. Ve biz de hep
suçlu çıkma korkusu içinde yaşayıp, gerçekleri ortaya çıkarana kızıp duracağız.
Bunu ne kadar sürdürebiliriz?
Ne kadar daha gerçeklerle yüzleşmekten, gerçekleri
sorgulamaktan kaçınabiliriz? Daha ne kadar gerçeklerden korkabiliriz? Hem düşünsenize
yüz sene öncesinden korkan birinin bugünden ödü patlamaz mı?
***
Korkmadığımız günleri de görmek istiyorum.
Ve Vatikan’ın arşivlerini çok merak ediyorum...
http://www.gazetevatan.com/sanem-altan-757739-yazar-yazisi-daha-ne-kadar-gerceklerden-korkabiliriz-/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.