Atilla Dirim
Ermeni soykırımın kabul edilmesinden korkanlar, her
şeyden önce, geçtiğimiz gün kaybettiğimiz büyük insan Yaşar Kemal'in
ifadesiyle, "cumhuriyetin şişirdiği keneler"den başkaları değil. “Ötekiler düşmüşler yazıya yabana,
Ermenilerin çiftliklerini, Yörüklerin kışlaklarını, ötekiler Hazine tarlalarını
pay ediyorlar, bir türlü de gözleri toprağa doymuyordu. Taşkın Halil Bey,
Zülfü, emekli yargıç Hüdai, Mustafa Rüştü Bey, bunların hepsi hepsi birer
sahtekardı. Hepsi, Çamuroğulları, Tazıgiller, Yiğitoğulları üç beş yılın,
Cumhuriyetin şişirdiği kenelerdi.” Soykırımın kabulünden korkanlar, sadece bu
keneler değil elbette. Ermeni soykırımın başlangıç tarihi olduğu kabul edilen
24 Nisan tarihinde Çanakkale savaşları anması, hem de ses getirecek büyüklükte
uluslararası bir anma düzenlemek isteyen cumhurbaşkanı da çok korkuyor
soykırımın kabul edilmesinden.
***
Ermeni soykırımının 100. yılına iki aydan az bir süre
kaldı. Zaman daraldıkça, soykırımın tanınması ve kabul edilmesinden korkanların
sesi giderek daha fazla yükselmeye başladı. Sahi, Ermeni soykırımı gerçeğinden
kim korkar ki? Bundan yüz yıl önce katledilen, bir mezarı bile olmayan
insanlardan neden korkuyorlar? Bu soruya cevap vermek o kadar da zor olmasa
gerek.
Ermeni soykırımın kabul edilmesinden korkanlar, her
şeyden önce, geçtiğimiz gün kaybettiğimiz büyük insan Yaşar Kemal'in
ifadesiyle, "cumhuriyetin şişirdiği keneler"den başkaları değil. “Ötekiler düşmüşler yazıya yabana,
Ermenilerin çiftliklerini, Yörüklerin kışlaklarını, ötekiler Hazine tarlalarını
pay ediyorlar, bir türlü de gözleri toprağa doymuyordu. Taşkın Halil Bey,
Zülfü, emekli yargıç Hüdai, Mustafa Rüştü Bey, bunların hepsi hepsi birer
sahtekardı. Hepsi, Çamuroğulları, Tazıgiller, Yiğitoğulları üç beş yılın,
Cumhuriyetin şişirdiği kenelerdi.”
Soykırımın kabulünden korkanlar, sadece bu keneler değil
elbette. Ermeni soykırımın başlangıç tarihi olduğu kabul edilen 24 Nisan
tarihinde Çanakkale savaşları anması, hem de ses getirecek büyüklükte
uluslararası bir anma düzenlemek isteyen cumhurbaşkanı da çok korkuyor
soykırımın kabul edilmesinden. Çünkü o da çok iyi biliyor ki, başında bulunduğu
bu devletin temeli, Ermeni soykırımının kanlarıyla yoğrulan bir harçla inşa
edilmiş. Soykırım gerçeğinin tüm çıplaklığıyla ortaya konulması, bu harcın un
ufak olmasına, temelin çökmesine neden olacak. Kasapyan Konağı'ndan ayrılması
bile onu kurtaramayacak. Cumhurbaşkanı, bunu bildiği için, korkusundan 24
Nisan'ı utanmazca perdelemeye çalışıyor.
İşçi sınıfının alın terine el koyarak servetlerine servet
katarken, milyonlarca insanı açlık sınırının bile altında bir asgari ücrete
mahkûm edenler de Ermeni soykırımının kabul edilmesinden ölesiye korkuyorlar.
Gerçeklerin ortaya çıkması durumunda bu güne dek anlattıkları "Asıl onlar
bizi kesti. Geri gelirlerse burada hiç birimizi yaşatmazlar. Onlar bizim en
büyük düşmanımız" yalanlarının, işçilerin damarlarına zerk ettikleri
ırkçılık, milliyetçilik zehrinin artık işe yaramayacağını, ezilenlerin,
yoksulların öfkesinin kendilerine yöneleceğini biliyorlar.
Soykırımın kabulünden korkanlar sadece bu kadar da değil.
Dün ABD Kongresi'ne bir mektup yazarak Ermeni soykırımı meselesinde taraf
olmamak gerektiğini, Türkiye'nin bu konuda kayırılması gerektiğini, Türkiye'nin
zarar görmesi durumunda, Ortadoğu'daki ABD çıkarlarının da zarar göreceğini
anlatan Cumhuriyetçi Kongre üyesi Bill Shuster de soykırımın kabulünden ölesiye
korkuyor. Elbette sadece o değil; onun temsil ettiği dev petrol şirketlerinin,
silah şirketlerinin yöneticileri de aynı korkuyu paylaşıyor. Milyonlarca
insanın canı pahasına, koca ülkeleri yerle bir etmek pahasına korudukları
çıkarlarını yitirmekten korkuyorlar.
Ya da Birinci Dünya Savaşı'nda müttefiki oldukları
Osmanlı'nın işlediği insanlık suçunu ses çıkartmadan seyreden, seyretmekle de
yetinmeden destekleyen ve yardımcı olan Alman egemenleri, onlar da suç
ortaklıklarının ortaya çıkmasından ve hesap vermek zorunda kalmaktan çok
korkuyorlar.
Oysa Ermeni soykırımı gerçeğinin ortaya çıkmasından
korkmayanlar da var. Amerika Birleşik Devletleri'nde son olarak Güney
Dakota'yla birlikte Ermeni soykırımını kabul eden eyaletlerin sayısı 43'e
yükseldi. Uruguay, Kıbrıs Cumhuriyeti, Arjantin, Rusya Federasyonu, Kanada,
Yunanistan, Lübnan, Belçika, Fransa, İsveç, İtalya, Vatikan, İsviçre, Slovakya,
Hollanda, Polonya, Almanya, Venezüella, Litvanya, İsveç gibi çok sayıda ülke
parlamentoları Ermeni soykırımı gerçeğini tanıdı, bir kısmında soykırımın
inkârını suç sayan yasalar kabul edildi, bir kısmında ders kitaplarına girdi.
Bütün bu ülkelerin ve eyaletlerin parlamentolarında
soykırımın tanınması, şüphesiz bu yerlerde yaşayan soykırım karşıtlarının birer
kazanımı. Egemen sınıflar kendi aralarında ne kadar dayanışma gösterirse
göstersin, soykırımı ne kadar inkâr etmek isterlerse istesin, vicdanlarının
sesini dinleyen insanların mücadelesine engel olamıyorlar.
Çünkü onların kaybedecek çok şeyleri var; soykırım
karşıtlarının ise vicdanlarındaki ağırlıktan başka kaybedecek bir şeyleri yok,
fakat kazanacakları koca bir dünya var.
Atilla Dirim
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.