Berlin’de bir araya gelen tarihçiler, 100 yıl önce
dönemin Alman İmparatorluğunun Osmanlı topraklarında yaşanan "Ermeni
soykırımı"ndaki rolünü masaya yatırdı… Berlin'deki toplantıya katılan Erivan Üniversitesi'nden
tarihçi Aşot Hayruni'ye göre, Almanlar bu olaylarda suça ortak oldu. Türkler,
Ermenilerin Mezopotamya kıyılarına kitleler halinde sürülmesi planlarını
uygulamaya başladığında Almanlar buna seyirci kaldı. Bu da Almanların olaylara
müdahil olmak istememesiyle gerekçelendirildi. Potsdam Üniversitesi'nden
tarihçi Christin Pschichholz, Alman Dışişleri Bakanlığı'nın belgelerini
inceledikten sonra, "dönemin Alman yönetiminin Osmanlı İmparatorluğu'nun
Ermeni halkına uyguladığı imha politikasından kapsamlı bir biçimde haberdar
olduğu" kanısına vardığını söyledi. Almanların "ölüm yürüyüşleri,
infazlar ve zorla çalıştırmalar" konusunda bilgi sahibi olduğunu dile
getiren uzman, Alman diplomatların her şeyi titizlikle not etmiş olduğunu
belirtiyor.
***
Berlin’de bir araya gelen tarihçiler, 100 yıl önce
dönemin Alman İmparatorluğunun Osmanlı topraklarında yaşanan "Ermeni
soykırımı"ndaki rolünü masaya yatırdı.
DW'den Richard Fuchs'un haberi. Alman diplomat Gottlieb
von Jagow'un 29 Eylül 1916'da Alman İmparatorluğu Meclisi'ne korkunç bir olayı
bildirmesi gerekiyordu. Diplomat, Osmanlı İmparatorluğu toprakları içinde yer
alan Anadolu'da kitlesel sürgün ve infazlardan bahsediyordu. Alman
İmparatorluğu (Kaiserreich) ise Birinci Dünya Savaşı'na kısa bir süre kala
Ermeniler sürülmeye başlandığında Osmanlı İmparatorluğu'nun müttefikiydi.
Alman İmparatorluğu'nun bu kitlesel katliama karşı sessiz
kalışı geçtiğimiz günlerde Berlin'de düzenlenen
bir toplantıda tarihçiler tarafından masaya yatırıldı. Tarihçiler, Alman
İmparatorluğu'nun Ermenilerin sürülmesinde rol oynadığını uzun zamandır kabul
ediyor. Ancak kitlesel ölümlerde de rolü olup olmadığı konusunda uzmanlar ikiye
bölünmüş durumda.
Osmanlı topraklarında farklı kaynaklara göre 300 bin ila
1,5 milyon Ermeni'nin hayatını kaybettiği belirtiliyor. Bu felaket için
Ermenistan'da soykırım anlamına gelen "Aghet" tanımı kullanılıyor.
Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasından sonra kurulan Türkiye‘de ise bu olay
resmi olarak hala "savaş şartlarının gerektirdiği bir tehcir ve güvenlik
önlemleri" olarak kabul ediliyor. Kurban sayısı Türkiye'de de tartışmalı.
Bu da iki ülkenin uzlaşmasına uzun zamandır engel teşkil ediyor.
"Almanlar haberdardı"
Berlin'deki toplantıya katılan Erivan Üniversitesi'nden
tarihçi Aşot Hayruni'ye göre, Almanlar bu olaylarda suça ortak oldu. Türkler,
Ermenilerin Mezopotamya kıyılarına kitleler halinde sürülmesi planlarını
uygulamaya başladığında Almanlar buna seyirci kaldı. Bu da Almanların olaylara
müdahil olmak istememesiyle gerekçelendirildi.
Potsdam Üniversitesi'nden tarihçi Christin Pschichholz,
Alman Dışişleri Bakanlığı'nın belgelerini inceledikten sonra, "dönemin
Alman yönetiminin Osmanlı İmparatorluğu'nun Ermeni halkına uyguladığı imha
politikasından kapsamlı bir biçimde haberdar olduğu" kanısına vardığını
söyledi. Almanların "ölüm yürüyüşleri, infazlar ve zorla
çalıştırmalar" konusunda bilgi sahibi olduğunu dile getiren uzman, Alman
diplomatların her şeyi titizlikle not etmiş olduğunu belirtiyor.
Pschichholz, 7 Temmuz 1915'te İstanbul'daki bir Alman
büyükelçinin dönemin İmparatorluk Şansölyesi'ne gönderdiği bir telgrafın o
sıralarda görevde olanların yaşananlardan haberdar olduğunu açıkça ortaya koyduğunu da söylüyor. Uzman,
bu telgrafta "dönemin Osmanlı yönetiminin Ermeni ırkını imparatorluk
topraklarından silme amacının açıkça ortaya koyduğu"nun yazılı olduğuna
işaret ediyor. Bir başka Alman tarihçi Rolf Holsfeld'e göre bu telgraftan anlaşılan
"Osmanlı İmparatorluğu toprakları içinde 1915 ve 1916 yıllarında bir
soykırımın yaşandığı önermesinin 100 yıldır Alman hükümetinin bilgisi
dahilinde" olduğu.
Almanya'nın politikası
Türkiye ile iyi ilişkiler içinde bulunan Almanya bugün de
"soykırım" sözcüğünü Ermeni olaylarıyla birlikte anmıyor. Bunun
yerine "katliam" ya da "tehcir" ifadelerini kullanılıyor.
Şubat ayı içerinde Sol Parti'nin verdiği bir soru önergesine karşılık Federal
Hükümet bu söylemdeki ısrarını sürdürdü. Gerekçesini ise Ermenistan ve Türkiye
arasındaki ilişkiyi zora sokmamak olarak açıkladı. Alman hükümeti de bilimsel
sınıflandırmaların bilim insanlarına bırakılması gerektiğini savunuyor.
Buna karşın Ermenistan, 20'den fazla ülke ve Berlin'de
toplanan tarihçilerin çoğunluğu 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Anlaşması'na
dayanarak yaşananları "soykırım" olarak nitelendiriyorlar. Bir yıl
kadar önce dönemin başbakanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Türk
hükümetlerinin yıllardır süren suskunluğunu bozarak ilk kez Ermenilere taziye
dileğinde bulundu.
Berlin'deki toplantıda tarihçi Aşot Hayruni Almanya'nın
da sorumluluğu olduğu görüşünde. Hayruni, "Alman parlamentosunun soykırımı
olduğu gibi tanıma ve yargılama yönünde bir karar alması oldukça önemli"
diyor. Hayruni ayrıca Alman hükümetinin Türkiye üzerindeki nüfuzunu da
kullanması gerektiğini savunuyor.
Anma töreni
DW'nin edindiği bilgilere göre, Alman Federal Meclisi,
Ermeni katliamının kurbanlarını bu ayın ortasında düzenlenecek bir oturumda
anmak istiyor. Ancak Alman hükümetinin bu konudaki tutumunu tamamen
değiştirmesi beklenmiyor. Bu yıl 24 Nisan'da 'soykırımın' 100'üncü yılı
nedeniyle yapılacak ana anma töreninde Almanya'yı kimin temsil edeceği
tartışmaları da alevlendi.
Alman Dışişleri Bakanlığı'nın Ermenistan'ın başkenti
Erivan'da kimin temsil edileceğine henüz karar vermediği kaydedildi. Ancak
törene Fransa'yı temsilen ülkenin en tepedeki ismi François Hollande'ın
katılması beklenirken Almanya'yı büyük olasılıkla Alman büyükelçisinin temsil
edeceği tahmin ediliyor.
© Deutsche Welle Türkçe
Richard Fuchs
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.