Hrant Kasparyan / Demokrat Haber
Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı yönetim kurulu başkanı
Bedros Şirinoğlu’nun 1915 Ermeni Soykırımı’na ilişkin olarak basına verdiği
demeç, Türkiye Ermeni toplumunda tepkiyle karşılandı… Demokrat Haber’e konuşan
Ermeni toplumu mensupları, “Türkiyeli Ermeniler” adına konuşma yapacak veya tüm
toplumu temsilen açıklamada bulunacak bir mekanizma ya da makam olmadığına
dikkat çekti.
Star gazetesinde yayımlanan “Türkiyeli Ermenilerden
diasporaya tarihi çağrı” başlıklı haber, Ermeni toplumunda tepkiyle karşılandı.
Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı yönetim kurulu başkanı Bedros Şirinoğlu’nun
1915 Ermeni Soykırımı’na ilişkin olarak basına verdiği demeç, Türkiye Ermeni
toplumunda tepkiyle karşılandı. Star gazetesinde yer alan, “Türkiyeli
Ermenilerden diasporaya tarihi çağrı; Tazminat değil barış istiyoruz” başlıklı
habere göre Bedros Şirinoğlu, “1915’te yaşananların bu kadar uzatılmasına
karşıyım. Meselenin bitmesi lazım” dedi. Haberde yer alan Bedros Şirinoğlu’nun
ifadeleri, “soykırımın tanınması için yeni hamle yapmaya hazırlanan Ermeni
diasporasına, Türkiyeli Ermenilerden çarpıcı mesaj” olarak lanse edildi. Habere
göre Şirinoğlu 1915’te yaşananlara ilişkin şunları söyledi: “Dedem de bu
olaylarda öldü. İnsanları kandırarak, kardeşi kardeşe kırdırmışlar. Kanım varsa
ben, helal ediyorum. Tazminat falan da istemiyorum, sadece barış istiyorum.
1915’te yaşananların bu kadar uzatılmasına karşıyım. Meselenin bitmesi lazım.
İki devletin de rencide edilmesini istemiyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan,
‘Arşivler sonuna kadar açık’ dedi. Bu açıklama çok anlamlıydı. Bana göre de
konunun tartışılarak çözüme kavuşturulması gerekiyor. Tarihçiler müdahil olsun.
Ermenistan ile Türkiye sınırları açılsa, o istenen tazminattan çok daha fazla
ekonomik kazanç olacak. Barıştan büyük kazanç mı olur? İki ülkenin kapıları
açılmalı ve barış olmalı.”
STAR GAZETESİNE YAYIN ETİĞİ ELEŞTİRİSİ
Bedros Şirinoğlu’nun ifadelerini, “Türkiyeli Ermenilerden
tarihi çağrı” başlığıyla servis eden Star gazetesinin gerçeği yansıtmayan bu
tutumu da Ermeni toplumunda eleştirilere neden oldu. Demokrat Haber’e konuşan
Ermeni toplumu mensupları, “Türkiyeli Ermeniler” adına konuşma yapacak veya tüm
toplumu temsilen açıklamada bulunacak bir mekanizma ya da makam olmadığına
dikkat çekti.
HAYKO BAĞDAT: EĞİLİP BÜKÜLMEYE GEREK YOK Gazeteci yazar
Hayko Bağdat konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada, Ermeni sorununun sadece
Ermenilerle ilgili bir mesele olmadığını belirterek, kimsenin şahsi konumu veya
kişisel ilişkilerine göre sorunu değerlendirmemesi gerektiğini ifade etti.
Bağdat şunları söyledi: “Bu mesele, insanların kendi konumlarına veya kişisel
ilişkilerine kurban edilecek bir konu değil. Barışı herkes ister. Peki barış
nasıl sağlanacak? Bu açıdan bakınca, Bedros Şirinoğlu’nun yaklaşımı muteber bir
yaklaşım değil. Türkiye Ermeni toplumunu bağlayacak bir konuşma kabiliyeti
olduğu da söylenemez. Gerçeğe ve yüzleşmeye olan ihtiyacımızı, kendi konumumuza
veya kişisel ilişkilerimize göre yamultmaya, eğip bükmeye gerek yok. Bunu salt Ermeni kimliğinden yola çıkarak
söylemiyorum. Çünkü, Ermeni sorunu, sadece Ermenilerle ilgili bir mesele değil.
Ortada bir cinayet varsa, cinayetin katili hâlâ serbestse ve hâlâ itibar
görüyorsa, bu sadece 60 binlik Türkiye Ermeni toplumunu değil, 76 milyonluk
Türkiye’yi ilgilendiren bir sorundur. Hrant Dink suikastıyla, Roboski’yle ve
ülkedeki diğer meselelerle nasıl uğraşıyorsak, bunu da öyle değerlendirmek
gerek. Bundan kaçılır mı?”
HARUT ÖZER: DEVLETTEN 2015 TALİMATI
Düşünce Platformu üyesi Harut Özer Demokrat Haber’e
yaptığı açıklamada, 1915’in yüzüncü yıldönümü olan 2015 yılında devlet yanlısı
açıklamalara dikkat çekti. Ülkedeki Ermenilerin “ne kadar huzurlu ve mutlu”
olduğunu haykırmak zorunda bırakıldığını ifade eden Özer şunları kaydetti:
“Devlet rica etmiş! 1915’in yüzüncü yıldönümünde Türkiye Ermenileri, diaspora
Ermenilerine ne kadar yanlış bir yolda olduklarını ve burada ne kadar huzurlu
ve mutlu olduğumuzu daha güçlü haykırmalı diye. Sağ olsunlar, bu zor görevi
çoğu kez ya Patrik Vekili sayın Aram Ateşyan ya da Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi
başkanı sayın Şirinoğlu üstleniyorlar. Sayın Şirinoğlu kendi kanını helal
etmiş, “Tazminat da istemiyorum” demiş. Sağ olsun, umarız devlet bizleri temsil
ettiğini düşündüğü şahsın bu ifadesinden tatmin olmuştur. Bizler olmadık. 100
yıllık bir acının, ayaküstü, arkasına bir kaç ticari söz ekleyerek anılması,
“Uzatmayalım bu işi denmesi”, Türkiye Ermeni toplumunda derin kırılmalara neden
oluyor. Ülkemizde hiç bir Ermeni soykırım diyerek yatıp kalkmıyor, ancak
üzerinden 100 yıl geçmiş bir yok edilişin nasıl ve hangi gerekçelerle yapıldığı
henüz anlaşılmaya başlanmışken “uzatmayalım” ifadesi, erken söylenmiş bir
sözcükten öte bir şey değildir.”
MURAD MIHÇI:
1915’E DAİR ÖZÜR BEKLİYORUZ
Bedros Şirinoğlu’nun yetkili olduğu kurum hakkında
açıklama yapmak dışında başka bir temsil yetkisi bulunmadığına dikkat çeken HDP
milletvekili aday adayı Murad Mıhçı, 1915’e dair en başta özür beklediklerini
belirterek şunları söyledi: “Sayın Şirinoğlu görevli olduğu Surp Pırgiç Ermeni
Hastanesi’nin yönetimiyle ilgili konular hakkında konuşmaya yetki almış
biridir. “Tazminat değil, barış istiyoruz” diyerek, meseleyi bir tür
“dolma-topik” siyasetine çevirmek, soruna ne yeni bir anlam ne de yeni bir
boyut kazandırmıyor. 1915’e dair, bizler en başta özür bekliyoruz. Sayın Şirinoğlu,
mesleği gereği olsa gerek, olayı sadece parayla ilgili kısmından ele almış.”
JAKLİN ÇELİK: ŞİRİNOĞLU KİMSENİN SÖZCÜSÜ DEĞİL
Bedros Şirinoğlu’nun açıklamalarını değerlendiren
edebiyatçı yazar Jaklin Çelik, Ermeni toplumun bir “sözcüsü” olduğundan haberdar
olmadığını belirterek şöyle konuştu: “Devletle fazla içli dışlı olmuş bir dil.
Bu dil devletin sözcülüğüne daha yakın duruyor. Ayrıca toplum bir sözcüsünün
olduğundan da haberdar değil. Kaldı ki olsa bile yüz yıllık bir davanın sözcüsü
olduğu anlamına gelmiyor bu. Böylesi hassas bir konuda yaptığı açıklamaları
talihsiz bulduğumu söylemeliyim. Sonuçta resmi söyleme çanak tutuyor, dediğim
gibi şahsi tercihidir. Beni ilgilendiren kısmı Şirinoğlu’nun Ermeni toplumunda
‘kimsenin sözcüsü’ olmadığı. Bunun altını çizmek gerekiyor.”
FİLOR ULUK: TÜRKİYE ERMENİLERİ BASKI ALTINDA
HDP milletvekili aday adayı Filor Uluk ise, Bedros
Şirinoğlu’nun daha önce de benzer bir açıklama yaptığını belirterek, durumun
Ermeni toplumunda tepkiyle karşılandığını hatırlattı. 1915’in baskı ve
şiddetinin devam ettiğini belirten Uluk şunları söyledi: “Ermenilerin
çoğunluğunun içindeki korku, kaygı gibi sebeplerle sustuğu, sözü olanın da
benzer duygularla neredeyse normalleştirdiği 1915, istisnasız her Ermeninin
ruhunda açılan yaraların teşhisi, raporudur bir bakıma. 1915, ancak geçmişle
yüzleşerek çözülebilecek bir mesele. Tarihçiler, devlet arşivleri, belgeler,
istatistikler üzerinden bile olsa, “insan” ağzı ile konuşulması gereken, hassas
ve ciddi bir konu. 1915’in baskı ve şiddetinin hâlâ devam ettiği bu süreçte,
her Ermeni başına gelen felaketleri bireysel olarak karşıladığı gibi, bireysel
olarak da tüm içindekileri döküp hesaplaşmalı. Bedros Şirinoğlu, 2010 yılında
dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyareti sırasında da benzer bir
açıklama yapmıştı. 1915’te yaşananları “kardeş kavgası” olarak tanımlayan
Şirinoğlu, Türkiye’de Ermenilerin herhangi bir sorunu olmadığını iddia etmişti.
Şirinoğlu’nun sözleri Ermeni toplumunda tepkiyle karşılanmış, “Biz başka
Türkiye’de yaşıyoruz” başlıklı bir kampanya başlatılmıştı. Bu tür olumsuz
gelişmeler, birer utanç vesikası olarak ülke tarihine geçiyor.”
Demokrat Haber

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.