Soykırım Karşıtları Derneği (SKD), Vicdan sahibi hiçbir
devlet insanının, hiçbir aydın şahsiyetin, milyonlarca insanın kanına giren
Birinci Dünya Savaşı baş sorumlularının kanlı egzersizlerini, savaşın toz
dumanı içinde Osmanlı Hıristiyan tebaasını imha eden soykırım suçlularının
icraatlarını, “vatan savunması”, ya da “Çanakkale zaferi” olarak kutlamak
isteyen Türkiye Cumhuriyeti (TC) yetkililerinin davetini, kabul etmemeleri
gerektiği inancındadır. Zira “Çanakkale
zaferi” adı verilen bu fütursuz tarih çarpıtması, devlet yetkililerinin,
insanlığa karşı işlenmiş devasa suçların üstünü örtmek, 1915 Soykırımını inkâr
etmek, baş sorumluları Talat, Enver, Cemal paşaları ve Alman,
Avusturya-Macaristan suç ortaklarını aklamak için icat edilmiş bir
manipülasyondur.
“Çanakkale zaferi”, dünyayı yeniden paylaşmak isteyen
emperyalist güçlerin, halkları biri birine boğazlatma savaşının, Osmanlı
hanesine davetidir1.
“Çanakkale zaferi”, Talat, Enver, Cemal üçlüsü ve Alman
suç ortaklarının, Osmanlının Rus komşusuna savaş ilan etmeden saldırıp
limanlarını bombalayarak, yaptığı savaş kışkırtıcılığın adıdır.
“Çanakkale zaferi”, açgözlü hegemonya macerası (birinin
Turan, diğerinin Büyük Alman imparatorluğu) uğruna, milyonlarca askerin biri
birini boğazlatılması gerçeğinin manipülasyonudur.
“Çanakkale zaferi” Osmanlı İmparatorluğu Hıristiyan
tebaasının (Ermeni, Asuri-Süryani, Helen) soykırımını üzerine bina edilmiş TC
devletinin nitel yapısına, “antiemperyalist” karakter kazandırma girişimidir.
“Çanakkale
zaferi”, insan zekasının, insanı ve doğasını imha için geliştirdiği bütün
silahların (kimyasal silahlar da dahil) kullanıldığı, geride milyonlarca ölü,
milyonlarca sakat, dul ve yetim bırakan insanlık tarihinin yüz karası,
emperyalist paylaşım savaşını aklama çabasıdır.
Her yıl yapay egemen toplumun, dini ve milli duygularını
istismar etmek için 18 Mart’ta tekrarlanan “Çanakkale-ritüeli” tarihinin, 24
Nisan olarak değiştirilmesi, TC devlet yönetimi adına bir skandal olmanın yanı
sıra, başta Ermeni halkı olmak üzere 1915 Soykırımı mağduru halklara ve
soykırım kurbanlarının anılarına karşı yapılmış en büyük hakarettir.
Tüm bu nedenlerden dolayı bizler, sağduyu ve vicdan
sahibi bütün devlet insanlarına, aydınlara, basın-yayın mensuplarına
sesleniyoruz! Sizlerin, bu gerçekleri fevkalade bilen aydın insanlar olduğunuz
inancındayız. Sırf statükoyu korumak ve tarihi geçmişini inkâr etmek için
soykırım politikasında ısrar eden devlet yetkililerimizin davetine itibar
etmemenizi rica ediyoruz. Soykırımı inkârın, soykırımın devamı olduğunu
Sizlerin de bildiğinden kuşkumuz yoktur. Ülkesini onurla temsil etmek isteyen
barıştan, halkların dostluğundan yana olan bir devlet insanının, bu kadar
pişkin bir manipülasyona asla alet olmasını düşünemiyoruz. Küçük çıkar
hesaplarına ve TC devletinin rüşvetine itibar etmeyen onurlu devlet
insanlarının yeri, soykırım mağduru Ermeni, Asuri-Arami, Süryani halklarının
yanıdır. 24 Nisan’da, İstanbul’da ve Çanakkale’de sahte zafer kutlamaya
kalkışan soykırım inkârcıları, yalnız bırakılmayı hak etmişlerdir.
Erivan’da soykırım anıtına bir gül bırakmak ve soykırım
kurbanlarının anısına saygıda bulunmak vicdan ve medeni cesaret sahibi her
devlet insanının insanlık borcudur. Böyle bir insani jest adaletin tesisi ve
yeni soykırımların engellenmesi için atılmış en kararlı adım olacaktır.
Bizler, ülkemizin farklı inançlardan ve etnik
kimliklerden halklarına sesleniyoruz! Bizlerin, 1915 Soykırımı kurbanlarının
kemikleri üzerine yeni bir hayat inşa etme girişimi, daima hüsranla
sonlanacaktır. İnsanlık önünde başımız hep eğik kalacaktır. Adaletin olmadığı
yerde toplumumuz için insan onuruna layık bir yaşam, hep bir hayal olarak
kalacaktır. Bu lanetli duruma son vermenin yegâne yolu, kanlı karanlık
geçmişimizle yüzleşmektir. Bizleri insanlığımızdan uzaklaştıran yalan ve iftira
üzerine kurulu soykırımın inkârı, insanlık önünde verilmesi gereken hesabımızı,
her geçen zaman katlanarak artmaktadır. Gelecek kuşakların istikbalini
karatmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.
Soykırımın kabulü ve mağdur halklar için adalet, esas
olarak bizim kaderimizi değiştirecektir. Soykırım inkârcısının yakasına
yapışmak sadece hakkımız değil, aynı zamanda görevimiz haline gelmiş
bulunaktadır.
Ulusal aidiyetinden ve dünya görüşünden bağımsız olarak
insan olduğunu kabul eden her insanın görevi, adaletin tecellisi için Ermeni
halkının, Asuri-Süryani halkının, Helen halkının Ezidi halkının yanında
olmaktır. Dünyanın neresinde olursak olalım 24 Nisan’da inkâra karşı adalet
için soykırım mağduru halklarla birlik olalım!
Bu vesile ile soykırım karşıtları, 100 yıllık inkâra
karşı adalet için 18 Nisan 2015 tarihinde Cumartesi saat 11.00’de TC Frankfurt
Başkonsolosluğu önünde olacaktır.
Ayrıca Soykırım Karşıtları Derneği (SKD) adına bir
heyetle inkâra karşı adalet için 22 Nisan’dan 27 Nisan’a kadar Ermenistan’da
olacaktır. 24 Nisan’da Erivan’da soykırım anıtına bir çelenk bırakacak ve
kurbanların anısına saygıda bulunacaktır.
Soykırım Karşıtları Derneği (SKD) adına: Ali Ertem, İ. Bülent Gül
Frankfurt, 4 Nisan 2015
Verein der Völkermordgegner e.V. Frankfurt / Main
Soykırım Karşıtları Derneği (SKD); Kontakt : Ali Ertem
Tel.: 0049/69/5970813; E-Mail: skd@gmx.net
__._,_.___
________________________________________
Posted by: Simon Atto <simon.atto@hotmail.com>
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.