Saadet Oruç / soruc@stargazete.com
AK Parti’ye oyumu vereceğimi söyleyince cüzzamlıymışım
gibi bakıyorlar. Ama bu mesele için Ak Parti adım attı ve bundan sonra da
atacak.” Bu sözler, Ermeni kilisesinin korosunda ilahiler söyleyen Harmina
Mısır’a ait.
AB Bakanı Volkan Bozkır’ın, 24 Nisan günü Meryem Ana
Kilisesi’ne gelmesini beklerken, kilisenin girişinde Ermenilerle kısa sohbetler
yapma imkanım oldu. İlki, haber kanallarındaki tartışma programlarının sıkı bir
takipçisi ve 24 TV izleyicisi olduğunu söyleyen Harmina Mısır ile idi. Harmina
Mısır, basının daha fazla kendileriyle ilgili haber yapmasını isterken, oyunu
AK Parti’ye vereceğini söylemeyi de unutmadı. Ermeni Rahip Tatul da, kilise
avlusunda koşturan Ermeni yetkililerden birisiydi. Bakanın gelişine çok kısa
bir süre kaldığı için sorularımı acele içinde yürürken yanıtladı. Ermeni
cemaatinin AB Bakanı’nın törene katılması nedeniyle duyduğu memnuniyeti dile
getirdi. Ve tabi gazeteci Raffi A. Hermonn. Bugün gelinen noktayı yıllar önce
Ragıp Zarakolu ve Paris’te yaşayan Yozgatlı Ermeni Jean-Claude Kebapcıyan ile
başlattıkları inisiyatifin bir sonucu olarak görüyor ve mutluluğunu
saklamıyordu.
İstanbul’da güvercinler konuştu
24 Nisan günü dünyanın pek çok noktasında öfke dilinin
konuştuğu törenler yapılırken, İstanbul’daki anmada beyaz güvercinler
konuşuyordu.
Kumkapı’da bulunan Meryem Ana Kilisesi “Surp-Asdvadzadzin
Patriklik Merkezi Kilisesi” kelimenin tam anlamıyla “tarihi” bir ana tanıklık
etti. Avrupa Birliği (AB) Bakanı Volkan Bozkır’ın 1915 olaylarının 100. Yılı
nedeniyle düzenlenen ayine katılması Türk-Ermeni ilişkilerinde, Ermeni
tarihinde ve de Türk tarihinde bir kavşak noktasıdır.
AB Bakanı Bozkır’ın kilisenin girişinde kendisini
bekleyen onlarca gazeteciye yaptığı açıklamada altını çizdiği “1870 ve 1920
yılları arasında yaşananların araştırılmasının gerektiği” gerçeği, 1915’in
aydınlatılmayı bekleyen sayfaları açısından önemli bir vurgu. Sadece
gazeteciler değil, Ermeni cemaati de, AB Bakanı Bozkır’ı dört gözle bekliyordu.
Ayin nedeniyle kiliseyi dolduran yüzlerce kişi, hep bir ağızdan ilahiler söylediler
ve 1915 yılında hayatını kaybedenleri andılar. Türk hükümetinin bir üyesinin
salonda olması o ilahilere bir başkasını ekliyordu sanki.
100 yıl sonraki burukluk
Ermeni Patriği Vekili Aram Ateşyan’ın konuşmasındaki şu
bölüm ise dikkat çekiciydi: “Halkımızın tarihindeki bu acı ve sızlayan yaranın
ancak yüz yıl sonra bu kadar vurgulanabilmesi bize acı vermektedir. Bu acıları
yaşayan insanlar bu günleri göremeden bu dünyadan göçüp, ebediyete gittiler.
Hiç kimsenin eski deneyimlerimizi anmaksızın bugünkü durum karşısında
sevinmemizi beklemeye hakkı yoktur.” Yine Ermeni Patriği’nin konuşmasındaki şu
vurgu da altı çizilecek önemdeydi: “Dünyadaki tüm uluslar arası siyasi
dengelerin geçtiğimiz yüz yıl içinde değiştiğini hepimiz biliyoruz. Bir yüzyıl
önceki anlayışların çizgisinde yürümek bugün için imkansızdır.” Patrik,
1915’den bu yana geçen 100 yılda çok şeylerin değiştiğinin altını çiziyordu.
Soykırım endüstrisine iki çift laf
Ermeni Patriği’nin iki çift lafı da Ermeni “soykırım”
endüstrisineydi: “Birçok devlet adalet adına yaralı halkımıza destek
olmaktadır. Ancak bir gün acımızın siyasi malzemeye çevrildiğini görmek
bizlerin acısını kat be kat artıracaktır.”
Erdoğan’ın mesajı ve güvercinler
AB Bakanı Bozkır, kuşkusuz her devlet adamı gibi tarihe
geçecek pek çok girişimde bulunmuştur ancak “24 Nisan Cuma günü Ermeni
Kilisesi’ne attığı adım tam anlamıyla tarihi bir girişim oldu” diyebiliriz.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın salonda büyük etki uyandıran mesajının
okunmasının hemen ardından genç Ermeniler ellerinde tuttukları beyaz
güvercinleri havaya bıraktılar. Salonu barış güvercinleri doldurdu. Diaspora
endüstrisinin yaymaya çalıştığı nefret havasına inat, o gün İstanbul’da Ermeni
Kilisesi’nde barış güvercinleri konuştu. Hrant Dink’in ürkek güvercinlerini
hatırlatırcasna...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.