Kürşad Zorlu /kzorlu77@gmail.com
Bugüne kadar 28 AB ülkesinden 11’inin 1915 yılında
meydana gelen olayları “soykırım” olarak
tanıdığı dikkate alınırsa yeni dönemde bu sayının artması sürpriz olmayacak…18
Haziran 1987’de Avrupa Parlamentosu,
“Ermeni Sorununun Siyasi Çözümü” başlıklı bir tavsiye kararı aldı.
Kararda 1915-1917 dönemindeki olaylar, 1948 BM Sözleşmesi’ne göre
“soykırım” olarak adlandırıldı ve
Türkiye’nin tam üyelik sürecinde 1915 olaylarını tanıması gerektiği ortaya
konuldu… Avrupa Parlamentosu 28 Şubat 2002’de kabul ettiği kararda 1987
yılındaki karara atıf yapılarak,
“Türkiye’ye uzlaşma temeli oluşturması” çağrısında bulunmuş ve 2005
tarihli bir başka kararında da
“Türkiye’ye Ermeni iddialarını tanımasının Avrupa Birliği’ne
girebilmenin ön şartı olduğu” ifadesine yer vermişti… Şimdi gözler 15 Nisan’da
yapılacak oylamada.
***
Avrupa Parlamentosu (AP) Mart ayında Strazburg’da önemli
bir toplantı gerçekleştirerek “Dünyada
İnsan Haklarının Durumu ve AB’nin Bu Konudaki Politikası” başlıklı bir rapor
hazırladı. Raporun karar metninde yer alan bazı önemli ifadeler Türkiye’yi
yakından ilgilendiriyor. Buna göre söz konusu raporun 77. maddesinde “Ermeni soykırımının 100. yılında, AB üyesi
ülkeler tarafından tanınması ve kabulünün tavsiyesi” şeklinde açık bir hüküm yer alıyor.
Bakıldığında sözde iddialar genellikle 24 Nisan yaklaşırken ya da ülkelerin iç
siyasetinde kritik sayılan seçim dönemlerinde gündeme geliyor. Üstelik bu
adımlara zemin hazırlayan Ermeni diasporası en rahat çalışma ortamını ABD
dışında, AB ülkelerinde ve özellikle Fransa’da buluyor. Bugüne kadar 28 AB
ülkesinden 11’inin 1915 yılında meydana gelen olayları “soykırım” olarak tanıdığı dikkate alınırsa yeni dönemde
bu sayının artması sürpriz olmayacak.
İlk denemeleri değil
Türkiye 12 Eylül darbesinin ardından sivil yönetimin
gücünü artırmasıyla birlikte 14 Nisan 1987 tarihinde AB’ye tam üyelik
başvurusunda bulundu. Bunun üzerine 18 Haziran 1987’de Avrupa
Parlamentosu, “Ermeni Sorununun Siyasi
Çözümü” başlıklı bir tavsiye kararı aldı. Kararda 1915-1917 dönemindeki
olaylar, 1948 BM Sözleşmesi’ne göre “soykırım”
olarak adlandırıldı ve Türkiye’nin tam üyelik sürecinde 1915 olaylarını
tanıması gerektiği ortaya konuldu. Zaten ilgili komisyon, 18 Aralık 1989’da
Türkiye’nin başvurusu hakkında “kendi iç
bütünleşmesini tamamlamadan Birliğin yeni bir üyeyi kabul edemeyeceğini” belirtmişti. Aynı şekilde Avrupa Parlamentosu
28 Şubat 2002’de kabul ettiği kararda 1987 yılındaki karara atıf
yapılarak, “Türkiye’ye uzlaşma temeli
oluşturması” çağrısında bulunmuş ve 2005 tarihli bir başka kararında da “Türkiye’ye Ermeni iddialarını tanımasının
Avrupa Birliği’ne girebilmenin ön şartı olduğu” ifadesine yer vermişti. Bu
gelişmelerle birlikte 1 Ocak 1996 ’da Türkiye ve AB arasında Gümrük Birliği anlaşması
yürürlüğe girmiş, 1999 Helsinki zirvesinde adaylığı ve 8 Mart 2001’de Katılım
Ortaklığı Belgesi onaylanmıştır. Süreç içerisinde 4 kez revize edilen bu belge
3 Ekim 2005’te tam üyelik yönündeki müzakerelerin başlamasıyla sonuçlanmıştır.Asıl
hedef Mayıs mı?
Türkiye’nin müzakerelere başladığı 2005 yılından bu yana
hazırlanan raporlarda soykırım konusunda zorlayıcı ifadeler bazı raportörlerin
direnişiyle engellenmişti.
Eğer 15 Nisan’da
karar metnindeki ifadeler onaylanacak olursa diaspora ve onun kolları
hazırlanacak Türkiye raporunda da benzer bir yaklaşımın yer alması için
uğraşacak. Gerçi Türkiye’den giden milletvekillerine çıkacak kararın Mayıs’taki
raporu etkilemeyeceği taahhüt edilmişse de 15 Nisan’da, sözde “soykırım” iddialarının 100. yılında
diasporaya destek vermek amacıyla AP’de yapılacak oylamanın ilk fırsatta yan
etkilerinin olacağını öngörebilmek mümkün
Türkiye’nin çabası...
Oylama öncesinde TBMM’de grubu bulunan 3 parti temsilcisi
(AK Parti milletvekilleri Afif Demirkıran, Seyit Sertçelik, CHP Milletvekili
Faruk Loğoğlu ve MHP Milletvekili Yusuf Halaçoğlu) AP nezdinde girişimlerde
bulunarak karşı tezlerini anlatmaya çalıştılar. Bu konuda MHP Milletvekili
Yusuf Halaçoğlu ile kısa bir görüşme yaptık. Halaçoğlu görüşmelerde Yeşiller
Grubu dışında hemen hemen ön yargılı kimsenin olmadığını ve böyle bir karar
alınması durumunda Türkiye olarak görüşecek bir şey kalmayacağını ilgili
parlamenterlere aktardıklarını söyledi ve hatta
“Siz gerçekten Yeşil misiniz? Öyle olsanız çevreyle, barışla ilgilenirdiniz” dediğini de belirtti. Ayrıca Türkiye
tarafının öteden beri bu meselede parlamentoların bağlayıcı kararlar almaması
ve bunun Türkiye-Ermenistan ilişkilerine zarar verebileceği yönündeki tezini de
ilettiklerini ifade etti. Öyle görülüyor ki onaylanması muhtemel metinde
suçlayıcı ve abartılı ifadelerin yer almamasına dönük adımlar atılmış. Şimdi
gözler 15 Nisan’da yapılacak oylamada. Bakalım AB’nin çifte standartlı
tutumunda bir değişme olacak mı?
1 yorum:
Artik komik olmaktan da öteye vardiniz: Bir soykirim karari Türkiye-Ermenistan iliskilerine zarar verecekmis göya. Türkiye Ermenistan iiskisi zaten yok ki; soykrimi karari zaten var olmayan bir seye zara versin? siz karsinizdakileri aptal mi saniyorsunuz? Siz daha devekusu gibi kafanizi kuma gömüp bekleyin....
Goryun
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.