Davutoğlu tarafından yapılan yazılı açıklamada "Osmanlı İmparatorluğunun son yıllarında, asırlardır barış ve kardeşlik içinde bir arada yaşamış olan farklı etnik ve dini kökenden pek çok Osmanlı vatandaşı, hafızalarda derin izler bırakan büyük acılar yaşadılar. Birinci Dünya Savaşı koşullarında bu acıları yaşayan, farklı etnik ve dini kökene mensup milletlerin torunları olarak yaşananları anlıyor, hayatını kaybeden masum Osmanlı Ermenilerini saygıyla anıyor, torunlarına taziyelerimizi sunuyoruz. Osmanlı Ermenilerinin hatırasına ve Ermeni kültürel mirasına sahip çıkmak Türkiye için tarihi ve insani bir görevdir. Bu anlayışla, bu yıl 24 Nisan günü Ermeni Patrikhanesince düzenlenecek dini bir törenle, Osmanlı Ermenileri tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de anılacaktır" ifadeleri kullanıldı.
***
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılış
döneminde hayatını kaybeden Osmanlı Ermenilerine ilişkin bir açıklama
yayımladı.
DAVUTOĞLU tarafından yapılan yazılı açıklamada "Osmanlı
İmparatorluğunun son yıllarında, asırlardır barış ve kardeşlik içinde bir arada
yaşamış olan farklı etnik ve dini kökenden pek çok Osmanlı vatandaşı,
hafızalarda derin izler bırakan büyük acılar yaşadılar. Birinci Dünya Savaşı
koşullarında bu acıları yaşayan, farklı etnik ve dini kökene mensup milletlerin
torunları olarak yaşananları anlıyor, hayatını kaybeden masum Osmanlı
Ermenilerini saygıyla anıyor, torunlarına taziyelerimizi sunuyoruz. Osmanlı
Ermenilerinin hatırasına ve Ermeni kültürel mirasına sahip çıkmak Türkiye için
tarihi ve insani bir görevdir. Bu anlayışla, bu yıl 24 Nisan günü Ermeni
Patrikhanesince düzenlenecek dini bir törenle, Osmanlı Ermenileri tüm dünyada
olduğu gibi Türkiye'de de anılacaktır" ifadeleri kullanıldı.
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun konuya ilişkin yazılı
açıklaması, şöyle:
"Osmanlı İmparatorluğunun son yıllarında, asırlardır
barış ve kardeşlik içinde bir arada yaşamış olan farklı etnik ve dini kökenden
pek çok Osmanlı vatandaşı, hafızalarda derin izler bırakan büyük acılar
yaşadılar. Birinci Dünya Savaşı koşullarında bu acıları yaşayan, farklı etnik
ve dini kökene mensup milletlerin torunları olarak yaşananları anlıyor,
hayatını kaybeden masum Osmanlı Ermenilerini saygıyla anıyor, torunlarına
taziyelerimizi sunuyoruz. Osmanlı Ermenilerinin hatırasına ve Ermeni kültürel
mirasına sahip çıkmak Türkiye için tarihi ve insani bir görevdir. Bu anlayışla,
bu yıl 24 Nisan günü Ermeni Patrikhanesince düzenlenecek dini bir törenle,
Osmanlı Ermenileri tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de anılacaktır.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakan olduğu dönemde, 23 Nisan 2014
tarihinde yayınladığı mesajda belirtildiği gibi, 'Türkiye ve Ermenistan'ın,
birlikte, kendilerine yakışır bir törenle' Osmanlı Ermenilerini anmaları çok
daha anlamlı olurdu. Tarih siyasete alet edilmediğinde, bu olgun ve erdemli
duruşun gerçekleştirileceğine inanıyoruz. Kadim Anadolu medeniyeti tarihimize
sahip çıkmayı, sevincimizi ve acımızı birlikte anmayı, yaralarımızı birlikte
sarmayı ve geleceğe birlikte bakmayı öğretmiştir. Hrant Dink'in ölüm yıldönümü
vesilesiyle 20 Ocak 2015 tarihinde yayınladığım mesajda ifade ettiğim üzere
'iki kadim halkın birbirini anlama ve birlikte geleceğe bakma olgunluğuna
ulaşmaları mümkündür.' Bugün de, tarihi sorumluluğumuzun ve insani görevimizin
bir gereği olarak, acılar arasında ayırım gözetmeden yüzyıl önce yaşanan
olaylarda hayatını kaybedenleri saygıyla hatırlıyoruz. Öte yandan, acılarımızın
hafiflemesi için hayatını kaybedenleri hatırlamak kadar, geçmişle dürüstçe
yüzleşmenin de önemli olduğuna inanıyoruz. Birinci Dünya Savaşı'nda
yaşananların nedenlerini ve sorumlularını tespit etmek mümkündür. Ne var ki,
her şeyi tek bir kelimeye indirgeyerek, sorumluluğu genellemeler yoluyla sadece
Türk milletine yüklemek, hatta bunu bir nefret söylemiyle birleştirmek vicdanen
de hukuken de sorunludur. Yüz yıl önce Türk ve Müslüman Osmanlı vatandaşlarının
maruz kaldığı sürgün ve katliamların derin izleri bugün de hafızalardadır. Bu
gerçeği görmezden gelmek, acılar arasında ayırım gözetmek, tarihi bakımdan
yanlış olduğu kadar vicdanen de kabul edilemez. Nitekim geride bıraktığımız
yıllar, çatışan hafızaların birbirine dayatılmasının sonuç getirmeyeceğini
göstermiştir. Bu çerçevede, tüm Osmanlı vatandaşlarının hafızasına ve vicdanına
saygı gösterilmesi, seslerine kulak verilmesi gerekmektedir. Hakikate ulaşmak
için adil hafıza, duygudaşlık, saygılı bir dil, makul ve nesnel bakış
yeterlidir. Türkiye, tüm görüşlerin serbestçe dillendirilip, özgürce
tartışılabildiği, her türlü belge ve bilginin soruşturulabildiği bir ortam
sağlayarak, ortak geleceği inşa etme hedefi doğrultusunda önemli pozitif
adımlar atmaktadır. Yüz yıl önce, sevinç ve hüzünde aynı kaderi paylaşmış iki
halkın torunları olarak bize düşen ortak sorumluluk, yüzyılın yaralarını sarıp,
insani bağlarımızı yeniden tesis etmektir. Türkiye, bu sorumluluğa kayıtsız
kalmayacak, dostluk ve barış için elinden geleni yapmaya devam edecektir. Bütün
üçüncü taraflara da tarihi yaraları deşmek yerine, adil hafızaya ve ortak
barışçıl geleceğe dayalı bir tutum benimsenmesi çağrısında bulunuyoruz. Bu
duygu ve düşüncelerle, 1915 yılında, tehcir sırasında hayatını kaybeden Osmanlı
Ermenilerini bir kez daha saygıyla anıyor, çocuklarının ve torunlarının
acılarını paylaşıyoruz"

1 yorum:
"Adil hafiza " denince beklenen Taksim Meydanindaki anma toplantisina Sayin Basbakanin da katilmasidir. Cunku iki ayri devlet arasinda cereyan etmis bir olay yoktur ortada. Ermenistan devleti bile yoktu o zaman. Osmanli Ermenileri ve "Ermenistan" diye anilan cografi bolge vardi sadece. Hukumetin yokedici icraati ise hem asker, hem sivil devletin bizzat kendi tebasina yonelik idi. Baskalari iki komsu devlet arasinda halledilecek bir sorun olarak gorebilir yada gormek isteyebilirler. Ama "adil hafiza"dan siyaseti bir kenara koyup vicdanlari konusturmak anlasilir.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.