Guardian gazetesi Orta Doğu editörü Ian Black, Ermenistan'ın başkenti Erivan'dan izlenimlerini yazdı... 24 Nisan'ın 100. yılıyla beraber, dünyanın dikkatinin zamanla gözden kaybolan ve propaganda savaşına dönüşen ölümlere çevirdiğini belirten yazar, yaşananların artık olağanüstü boyutlarda bir suç ve Nazilerin Yahudi Soykırımı'nın da (Holokost) öncüsü olarak görüldüğünü ifade ediyor.
Ian Black, Erivan'da yapılan tören alanını şu sözlerle anlatıyor: "Ermenistan'da, Erivan'a doğru bakan soykırım anıtı Tsitsernakaberd'de Cuma günkü anma için son hazırlıklar yapılıyor. Sığınak benzeri bir müze ve sanki suçluyu parmakla gösterircesine göğe doğru sivrilerek uzanan gri bir dikili taş var. Sınırların uzun zamandır kapalı olduğu güneyin Türkiye tarafındaysa, baharın taşıdığı bulutları işaret eden üzeri karlarla kaplı haşmetli Ağrı Dağı."
***
Guardian gazetesi Orta Doğu editörü Ian Black, Ermenistan'ın
başkenti Erivan'dan izlenimlerini yazdı.
"Küçük bir ülke fakat büyük bir millet: Soykırım
bugünkü Ermenistan'ı nasıl şekillendirdi" başlıklı haberde, Ermenilerin
anılarına ve anma törenin Ermeniler tarafından nasıl karşılandığına ilişkin
gözlemler var.
Ian Black, Erivan'daki havayı anlattığı yazısında,
posterler, tişörtler, şemsiye ve arabaların üzerindeki çıkartmalardan keklere
kadar birçok yerde 1915'in simgesi haline gelen mor, sarı, siyah renkli 'Unutma
Beni' çiçeğinin görüldüğünü aktarıyor.
TIKLAYIN: SOYKIRIM MI TEHCİR Mİ? http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2015/04/150420_soykirim_mi_tehcir_mi_beril1
Yazar, 'bu yeni geleneğin ticarileşme yönünde şikayetleri de
doğurduğuna' dikkat çekerken yine de diaspora ve Ermeniler tarafından
benimsendiğini hatta California'daki Ermeni çocukların da "kendi el işi
çalışmalarıyla atalarının yaşadığı korkunç olayları anmak için kağıtlardan
çiçekler, resimler yaptığını" belirtiyor.
24 Nisan'ın 100. yılıyla beraber, dünyanın dikkatinin
zamanla gözden kaybolan ve propaganda savaşına dönüşen ölümlere çevirdiğini
belirten yazar, yaşananların artık olağanüstü boyutlarda bir suç ve Nazilerin
Yahudi Soykırımı'nın da (Holokost) öncüsü olarak görüldüğünü ifade ediyor.
Ian Black, Erivan'da yapılan tören alanını şu sözlerle
anlatıyor:
"Ermenistan'da, Erivan'a doğru bakan soykırım anıtı
Tsitsernakaberd'de Cuma günkü anma için son hazırlıklar yapılıyor. Sığınak
benzeri bir müze ve sanki suçluyu parmakla gösterircesine göğe doğru sivrilerek
uzanan gri bir dikili taş var. Sınırların uzun zamandır kapalı olduğu güneyin
Türkiye tarafındaysa, baharın taşıdığı bulutları işaret eden üzeri karlarla
kaplı haşmetli Ağrı Dağı."
Ian Black, 'Ermeni soykırımı'nı tanıyan 20 ülkeden Rusya ve
Fransa liderleri Vladimir Putin ile François Hollande'ın da törene katılacağını
hatırlatıyor ve aralarında İngiltere'nin de bulunduğu bazı Batı hükümetlerinin
ise daha alt düzeyde temsil edileceğini, Türkiye'deki Çanakkale Savaşı anmasına
ise daha üst düzeyde katılım olacağını ekliyor.
'Güvenlik meselesi'
Gazeteye konuşan Ermenistan'ın milliyetçi Miras Partisi
milletvekili Tevan Poghosyan'ın Türkiye'nin tutumuyla ilgili yorumu şöyle:
"Uluslararası tanınma iyi, fakat eğer Türkiye tanımazsa
ihtiyacımız olan güvenliğe sahip olamayız. Bu bir güvenlik meselesi çünkü
soykırım bize yapıldı. Vatanını kaybeden ve dünyanın dört bir tarafına dağılan
bizim milletimiz. Bu yalnızca tarihi bir mesele değil."
Türkiye ve Ermenistan sınırının 1993 yılından bu yana Dağlık
Karabağ sorunu yüzünden kapalı olduğu hatırlatılırken Türkiye'nin 1915
olaylarına tavrının da ülkenin Ermenilere karşı geleneksel husumetiyle
örtüştüğü belirtiliyor.
Guardian, Ermenistan Cumhurbaşkanlığı'nın 100. yıl anma
etkinliklerinden sorumlu Vigen Sargsyan'ın da şu sözlerini aktarıyor:
"Türkiye, proaktif inkâr politikasını benimsiyor.
Akademisyenler inkârın, soykırım suçunun son safhası olduğunu söylüyor.
Soykırım, temelini yabancı düşmanlığından alıyor ve inkâr eden devletin mevcut
politikasını etkileme eğilimine sahip. Türkiye'nin Ermeni karşıtı bir
politikası var. Böyle olmadığını göstermenin sorumluluğu ve kanıtlama
zorunluluğu da onların üzerinde."
Guardian yazarı Türkiye'de bazı liberal entelektüellerin,
sivil toplumun ve Kürt grupların soykırımı tanıdıklarını ve Hrant Dink'in
ölümünün ardından binlerce kişinin "Özür Diliyorum" dilekçesine imza
attığını hatırlatıyor.
TIKLAYIN: 1915 ŞİMDİ YARGILANABİLİR Mİ?
http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2015/04/150421_ermeni_hukuki
TIKLAYIN: SON ERMENİ KÖYÜ, VAKIFLI
http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2015/04/150422_son_ermeni_koyu
Çanakkale Savaşı anmasının 24 Nisan'da yapılacak olmasını da
Türk devletinin inkâr politikasının işareti olduğu yorumunu yapan Ian Black'in
makalesi şöyle devam ediyor:
"Hafıza oluşumu, milli görev olarak sunuluyor.
Nazilerin yaptığı Yahudi Soykırımı'nın devletin var olma sebebi olarak
görüldüğü İsrail'le çarpıcı bir benzerlik var. Kudüs'teki Yad Vashem müzesi
gibi, Erivan'daki soykırım anıtı da sürekli olarak yabancı VIP ziyaretçilerin
ilk durağı oluyor, çoğunun da adı ağaçların altındaki 'hafıza yolu' üzerindeki
plakalara yazılı."
"Bugünün Ermeni çocukları, vahşet ve terörün yaşandığı
dönemlerde kendi yaşlarında olanlarla empati, bağlantı kurabilsin diye
interaktif sergiler kurulmuş. Müzenin müdür yardımcısı Suren Manukyan, 'Ceset
parçalarını gösteren korkunç fotoğrafların çoğundan kaçınıyoruz veya en azından
halka açık sunmak yerine ekranlarda tuşla erişim sağlıyoruz' diyor."
"Bireysel hafızaların devlet tarafından sergilenmesine
gerek yok. Canlı canlı yakılan insanların çığlıklarından kaçan büyükannelerin,
kör edilen öksüzlerin, kaçırılan kızların hikâyeleri sıkça duyuluyor."
"(…) Taş evlerden, toprak yollardan oluşan ve 7'inci
yüzyıldan kalma yıkık bir manastırın da bulunduğu Nerkin Sasnashen köyünün
yerlileri, 1894'te katliam yapan Türkler ve Kürtlere karşı direnişin kalesi
olan, şimdi Türkiye'de Batman'a bağlı dağlık Sason'daki köklerini anlatıyor.
Köyün diğer adı 'Sason halkı tarafından inşa edildi' anlamına geliyor."
Gazeteye konuşan Andranik Shamoyan şöyle diyor: 'Batı
Ermenistan'daki köylerin kentlerin adını çocuklarına verdiklerini' söylüyor 72
yaşındaki Arayan Hendrik de Sason'dan bahsederken
"Bizim çocuklarımız da büyükannelerinin ve babalarıyla
aynı dansları yapıyor. Tarihimizde gelecek kuşaklara devretmek istediğimiz
kısımlar var. Bizim, terk ettiğimiz topraklar arasında bir bağ var."
'Anavatanlarına turist olarak gitmek istemiyorlar'
Haber şu ifadelerle devam ediyor:
"Birçoğu köklerini bulmak için Türkiye'ye gitti fakat
bunu çok sarsıcı, duygusal olarak da iç burkan bir deneyim olarak görüyor.
Bazılarıysa kendi anavatanlarını turist olarak gezmeyi reddediyor. Sınır açık
olsaydı, Erivan'dan Ağrı'ya arabayla gitmek yalnızca 90 dakika alırdı. Şimdi
ise Gürcistan üzerinden 14 saat alıyor. Filistinlilerin aksine çok az sayıda
Ermeni, kaybedilen baba topraklarına 'geri dönüş hakkından' bahsediyor.
Poghosyan, 'İnsanlar kendi topraklarının hayalini kurmuyor değil. Fakat şimdi bir
devletleri var, onu inşa etmeleri gerekiyor' diyor.'"
"Ermeni hükümetinin politikasında, daha saldırgan
milliyetçiliği benimseyen diasporadaki kuruluşların aksinde, toprak veya
tazminat talebi yok. Erivan, Ankara ile ilişkilerin normalleşmesini istiyor. On
yıllar alacak olsa da, sınırların yeniden açılmasını, soykırımın tanınmasıyla
sonuçlanabileceği umuduyla uzlaşı sağlanmasını istiyor."
Guardian yazarı 2009 yılında iki ülke arasındaki diplomatik
yakınlaşmayı hatırlattığı makalesinde şimdi ise ilişkilerin karşılıklı
güvensizlik ortamında olduğuna ve boşluğun da diasporadaki Türk karşıtı
söylemlerle dolduğunu ve ülke içindeki tavırların da katılaştığını belirtiyor.
Gazetede tarihçi Vahram Ter-Matevosyan'ın da şu yorumu var:
"Milliyetçi eğilimler üste çıkıyor. İnsanlar, Türklerle uzlaşı için
yardımcı olmaya çalıştığımızı fakat onların bunda başarısız olduğunu
hissediyor, o zaman neden onlara tekrar güvenelim ki?"
Yazar, kimsenin 24 Nisan'dan sonra bir değişim yaşanacağı
beklentisinde olmadığını belirttiği makalesinde ülkedeki 'Unutma Beni'
kampanyasıyla ilgili tartışmaları tarihçi Ter-Matevosyan'ın şu sözleriyle
aktarıyor:
"Bu kampanya başlangıçta biraz eleştirel yaklaştım
fakat Ermeniler ilk defa bir sembolle kendilerini bağdaştırmış oldular. Bu,
soykırımın modernleşmesi, bir bakıma yeniden markalaşması oldu. Soykırımın
ardından şimdi beşinci kuşak var, dolayısıyla gençlere farklı bir mesajla
ulaşmalısınız."
Gazeteye konuşan sosyolog Tigran Matosyan da sembolle ilgili
'yankısı olmayan bir ritüel' olmaması uyarısında bulunuyor ve
"Ermenistan'ın çok sorunu var, yüzüncü yılın bu sorunları yansıtmak için
bir fırsat olarak kullanılmasını umardım. Ermenistan demokrat bir ülke olmak
istiyor ama değil. Çok büyük bir toplumsal adaletsizlik de var" diyor.
Ermeni-Türk uzlaşısı çalışmalarında yer alan Isabella
Sargsyan da, gençken ailesinin memleketi Kars'ta ilk defa bir Türkle
karşılaştığında gözyaşlarına boğulduğunu söylüyor:
"Soykırım için üzgün olmadığım anlamına gelmiyor bu.
Üzgünüm. Ama bunun halk tarafından ele alınma şeklini sevmiyorum. Benim
kimliğimi oluşturan tek şey bu değil. Eski diaspora soykırıma odaklı. Onlar
için bu bir kimlik meselesi. Biz vatandaşlarız. Bizim bu küçük toprak parçasına
sahip olduğumuz gerçeği bir mucize. Ermenistan Cumhuriyeti'nin öncelikli amacı,
burada yaşayan halk için saygın bir yer olmak."
Guardian gazetesinin Orta Doğu editörü Black 'zamanın yüzyıl
önce açılan yaraları iyileştirmediğini' söylüyor ve makaleyi Andranik
Shamoyan'un şu sözleriyle sonlandırıyor:
"Diğer soykırımlar tanındı fakat bizimki tanınmadı. Her
zaman bizim hayatlarımızın bir parçası olacak. Bu sayfayı kapatamazsınız."
Haberde Türkiye'nin iki önemli müttefiki İngiltere ve
ABD'nin 'soykırım' ifadesi kullanmayı reddettikleri de hatırlatılıyor.
http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2015/04/150422_guardian_ermenistan





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.