Mehveş Evin / mehves.evin@milliyet.com.tr
Ermeni katliamlarının 100’üncü Yılı sebebiyle Tarih
dergisi, bu ayki kapağına dev harflerle “Bir varmış 1915-Bir yokmuş 2015”
yazmış. 100 yıllık trajedi ve inkar politikalarını inceleyen dergiyi okumanızı
hararetle tavsiye ederim. Derginin yayın yönetmeni Gürsel Göncü, editoryal
yazısına “Bu bir soykırım değil. Soykırımdan da beter. Bu bir
tarihten-coğrafyadan silme girişimi. Bu sadece bir Teşkilat-ı Mahsusa
operasyonu değil, dedelerimizin bizzat ya da dolaylı katıldığı bir toplumsal
linç hadisesi” cümleleriyle başlamış. Evet, artık şu gerçekle bir yüzleşelim:
Anadolu’nun kadim halklarından Ermenileri, Türk-Kürt-Çerkez-Laz, hep birlikte,
elbirliğiyle öldürdü. Bu insanlık trajedisi ne 1915’te başladı, ne de tam
anlamıyla o tarihte bitti. Tarih dergisine 1915’in tarihsel arka planını
inceleyen Ahmet Kuyaş, Tanzimat’ta başlayan süreci yazmış.
***
Şiddetin, zulmün, sansürün, ölümün, nefretin, mutlak
iktidarın her daim dayatıldığı bu topraklarda, kendi kendimize “neden?” diye
sorup derin bir karamsarlığa kapılıyoruz...
Neden bu canım ülkede bir türlü huzuru bulamıyor,
birbirimize düşmanlaşıyor, demokratik bir yaşama kavuşamıyoruz?
Gündelik olaylara bakınca sorunun cevabı ortada: Toplumun
farklı kesimleri böylesine kutuplaştırılır; sosyal medyasından sokağına,
avukatından gazetecisine korku iklimi yaratılır, öğretmen aşağılanır, kadınlar
öldürülür, çocuklar bile hedef gösterilir, azınlıklar nefret objesine
dönüştürülürken huzur, barış ve özgürlük, maalesef bize hala çok uzak...
Sadece bugüne bakmak yetmez. Yakın tarihimizde, henüz
yüzleşmediğimiz ve tartışmadığımız o kadar çok hadise ve acı var ki, artık
yanıtı geçmişte arayarak başlamalıyız.
Türk, kürt, laz...
Ermeni katliamlarının 100’üncü Yılı sebebiyle #tarih
dergisi, bu ayki kapağına dev harflerle “Bir varmış 1915-Bir yokmuş 2015”
yazmış.
100 yıllık trajedi ve inkar politikalarını inceleyen
dergiyi okumanızı hararetle tavsiye ederim. Derginin yayın yönetmeni Gürsel
Göncü, editoryal yazısına “Bu bir soykırım değil. Soykırımdan da beter. Bu bir
tarihten-coğrafyadan silme girişimi. Bu sadece bir Teşkilat-ı Mahsusa
operasyonu değil, dedelerimizin bizzat ya da dolaylı katıldığı bir toplumsal
linç hadisesi” cümleleriyle başlamış.
Evet, artık şu gerçekle bir yüzleşelim: Anadolu’nun kadim
halklarından Ermenileri, Türk-Kürt-Çerkez-Laz, hep birlikte, elbirliğiyle
öldürdü.
Bu insanlık trajedisi ne 1915’te başladı, ne de tam
anlamıyla o tarihte bitti. #tarih dergisine 1915’in tarihsel arka planını
inceleyen Ahmet Kuyaş, Tanzimat’ta başlayan süreci yazmış.
1. Dünya Savaşı’ndan Milli Mücadele yıllarına kadar süren
“tehcir”de Ermenilerin çoğu, daha yola çıkmadan katledildi.
İnkar ve huzur
Yüzyıl başında Anadolu’da yaşayan 1.5 milyon Ermeniden
geriye 100 binin kalmasına, sadece “Türkiye bir zenginliğini kaybetti” olarak
hayıflanmak da tuhaf geliyor.
Elbette kültürel çeşitlilik ve zenginlik önemli; ancak
aslolan insan değil mi?
Bugün IŞİD’in Suriye ve Irak’ın kasabalarında insanları
din değiştirmeleri için zorlamasına, kadın ve kızlara tecavüz etmesine,
Müslümanlığı “şüpheli” olanları öldürmesine “vahşet” diyorsak...
Çok da farklı olmayan bir vahşeti, 100 yıl önce kendi
topraklarımızda, kendi atalarımızın yaptığını inkar etmek, ikiyüzlülük değil
mi?
Tekrar soralım: Böylesine bir acının, inkarın ve halen
alevlendirilen nefretin üzerine bina edilen bir toplum nasıl huzura kavuşur,
nasıl farklı olana saygı göstermeyi ve birlikte yaşamayı öğrenebilir?
1915 VE ÖNCESİ
1894-1896: Hamidiye Alayları, Bitlis’in Sason ilçesinde
iki yılda 200 binden fazla Ermeni’yi öldürdü.
Nisan 1909: İttihat ve Terakki’ye yakın milliyetçilerin
Müslüman nüfusu kışkırtmasıyla “Adana katliamı” yaşandı. Maraş, Adıyaman ve
Hatay’a sıçrayan olaylarda Ermeni mahalle ve köyleri yerle bir edildi. 15-30
bin arasında Ermeni vatandaş öldü.
1914: Osmanlı 1. Dünya Savaşı’na girerken Ermeniler de
askere alındı. 1 ay sonra Teşkilat-ı Mahsusa’ya bağlı Kürt çeteler, Van’da altı
köyü 1 ay boyunca yağmaladı, katliam yaptı.
1915: Enver Paşa, ordudaki Ermenileri silahsızlandırıp
“işçi” olarak kullanılmasına karar verdi. 15 Nisan’da Van’daki 80 Ermeni
köyünde yağma ve katliam yapılırken Ermeni direnişi başladı. 24 Nisan’da
İstanbul’daki Ermeni cemiyet liderleri ve siyasetçileri tutuklandı, sonra
öldürüldü. Haziran-Temmuzda Karadeniz ve Doğu illerinde tehcir
başladı; sadece Muş’ta 50 bin Ermeni öldü. Tehcir,
Ankara’dan Bursa’ya uzandı. (Kaynak: #tarih dergisi)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.