Türkiye’nin resmi itirazı birkaç yıldan bu yana 1915’in
tarihsel içeriğine değil, üçüncü tarafların işe karışmasına… Çünkü Türkiye’den
bakıldığında ‘Ermeni soykırımı’ ile ilgili açıklamalar esas olarak yüz yıl önce
Ermenilerin yaşamış oldukları ile ilgili gibi gözükmüyor. Aksine bu söylemin
bugün Batı ülkelerindeki Türkiye ve AKP aleyhtarı popüler yaklaşımın parçası
olarak kullanıldığı düşünülüyor… Diğer taraftan 1915’de yaşananlara yönelik
olarak Türkiye’de hala ‘Ermeniler de rahat durmamıştı’ anlamına gelen
gerekçeler öne sürülebiliyor. Ama bunlar devletin yaptıklarını ortadan
kaldırmaktan ziyade, yapılanların kabulünü ima etmekte. Türkiye’de artık bir inkâr
söylemi geçerli değil… Yapılanlar geniş bir çoğunluk tarafından açık
yüreklilikle ve olduğu gibi kabul edilmek isteniyor ama hiçbir Türk kendisini
bir tür Nazi olarak göstermeye kalkan değerlendirmeleri de kabul etmiyor… AKP
iktidarı Ermeni meselesinin bir dünya gündemi olmasından ve Türkiye aleyhine
kullanılmasından rahatsız… Ama bu meselenin bir Türkiye gündemi haline
gelmesinden ve İttihatçılık aleyhine kullanılmasından hiç de rahatsız
olmayacaktır.
***
Ermenilerin büyük umutlarla, Türklerin ise tedirginlik
içinde bekledikleri 24 Nisan epeyce yumuşak bir atmosferde yaşandı. Oysa
yüzüncü yılın sembolik anlamı çok daha radikal bir atmosferi davet edecek
sanılıyordu.
Ermenilerin büyük umutlarla, Türklerin ise tedirginlik
içinde bekledikleri 24 Nisan epeyce yumuşak bir atmosferde yaşandı. Oysa
yüzüncü yılın sembolik anlamı çok daha radikal bir atmosferi davet edecek
sanılıyordu. Türkiye devlet yetkililerinin Papa’ya, Putin’e ya da Almanya
Cumhurbaşkanı Gauck’a sert yanıtlar vermesi kimseyi yanıltmasın. Muhtemelen bu
kişilerin beyanlarını nasıl dengeli hale getirmeye çalıştıkları not edilmiştir.
Ayrıca Türkiye’nin resmi itirazı birkaç yıldan bu yana 1915’in tarihsel
içeriğine değil, üçüncü tarafların işe karışmasına… Çünkü Türkiye’den
bakıldığında ‘Ermeni soykırımı’ ile ilgili açıklamalar esas olarak yüz yıl önce
Ermenilerin yaşamış oldukları ile ilgili gibi gözükmüyor. Aksine bu söylemin
bugün Batı ülkelerindeki Türkiye ve AKP aleyhtarı popüler yaklaşımın parçası
olarak kullanıldığı düşünülüyor.
Diğer taraftan 1915’de yaşananlara yönelik olarak
Türkiye’de hala ‘Ermeniler de rahat durmamıştı’ anlamına gelen gerekçeler öne
sürülebiliyor. Ama bunlar devletin yaptıklarını ortadan kaldırmaktan ziyade,
yapılanların kabulünü ima etmekte. Türkiye’de artık bir inkâr söylemi geçerli
değil… Yapılanlar geniş bir çoğunluk tarafından açık yüreklilikle ve olduğu
gibi kabul edilmek isteniyor ama hiçbir Türk kendisini bir tür Nazi olarak
göstermeye kalkan değerlendirmeleri de kabul etmiyor. Nitekim Başbakan
Davutoğlu’nun ‘adil hafıza’ sözü aslında her iki tarafa da bir mesaj.
Ermenilere ve dünyaya Türkleri kategorik olarak mahkûm etmemeyi hatırlatırken,
Türklere de kategorik olarak masum olmadığımızı söylüyor.
AKP hükümeti bu iki yönlü söylemini somut adımlarla
desteklemeye hazır. Türkiye’nin son iki yılda seslendirdiği taziye mesajları bu
stratejinin parçası ve temelde bir diyalog çağrısı içeriyor. Görüldüğü
kadarıyla hükümetin isteği Ermeni meselesinin tümüyle Ermenilerle Türkler ve
Kürtler arasında bir ‘konuşma’ modalitesine evrilmesi. Bu sayede Ermenilerin
bakışının genişleyeceği ama aynı anda Türkiye halkının daha fazla
bilgileneceği, geçmişle ve diğer kimliklerle ilgili önyargılarından
kurtulacağı, psikolojik ortamın rahatlayacağı öngörülüyor.
Ama tartışmanın ve normalleşmenin yararı bu kadarla
kalmayacak… Ermeni meselesinin konuşulması asıl İttihat ve Terakki döneminin
yeniden bütün yönleriyle ele alınmasını ima ediyor. Bu sayede muhafazakâr ve
milliyetçi kitle geçmişi yeniden değerlendirme ve bugünle ilişkilendirme şansına
sahip olacak. Örneğin İttihatçıların hem kişi hem de zihniyet olarak cumhuriyet
yönetiminde yer aldıkları, dindarlar üzerindeki baskıların bu kadrolar
tarafından sahiplenildiğini öğrenecekler. Ayrıca Ermeni mallarının kimlerin
eline geçmiş olduğu da anlaşılacak ve bunların hemen hepsinin laik kesimden
olması pek de şaşırtıcı gelmeyecek…
AKP iktidarı Ermeni meselesinin bir dünya gündemi
olmasından ve Türkiye aleyhine kullanılmasından rahatsız… Ama bu meselenin bir
Türkiye gündemi haline gelmesinden ve İttihatçılık aleyhine kullanılmasından
hiç de rahatsız olmayacaktır. Tam da ‘yeni Türkiye’ arayışının bir hedef haline
getirildiği ve yeni bir anayasanın hazırlanacağı dönemde, böyle bir tartışmanın
yaratacağı arka planın iktidarın işine geleceği açık… Çünkü AKP cumhuriyeti
daha çoğulcu ve meşruiyetçi bir yapı üzerinde yeniden kurmayı isterken, parçalı
cemaatçi yapıdan yeni bir toplumsal bütünlük üretmeyi ve bunu milliyetçilik
öncesi Osmanlı dönemi ile ilişkilendirmeyi de hayal ediyor. Ermeni meselesi
‘yerlileşirse’ bu yol çok daha hızlı geçilebilir… (serbestiyet)

1 yorum:
Ermeni meselesinin "yerlilesmesi" deyince iki nokta anlasilir.
1) Turkiye'de gecmisin buyuk suclularini hala onurlandiran sembollerin ortadan kalkmasi, temel egitim kaynaklarinin klise haline getirilmis yalanlardan arindirilmasi
2) Kurtulan vede yokolanlarin torunlarinin kayiplarinin maddi ve manevi yollardan tazmini. Bu noktada "diaspora" diye bir ayrim tabiki olmamali.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.