Ümit Kardaş
1080-1199 arası Çukurova bölgesi içinde yer alan
Klikya’da beylik olarak yaşayan Ermeniler, 1199‘da bir krallık kurdular. Bu
devlet, Ruben I isimli bir Ermeni beyi tarafından Bizans İmparatorluğu’ndan
alınan toprak üzerine kuruldu ve zamanla Doğu Anadolu’ya yayıldı. Leon I
devletin ilk kralı oldu. Başkenti ve kilisenin merkezi şimdiki Adana Kozan
ilçesinin bulunduğu Sis şehriydi.
Surp Sofia Manastırı Sis’in aynı zamanda
bilim ve yazım merkezi olmuştu. Şehirde, üniversite, zengin ve çok dilli
kitaplarla dolu kütüphaneler vardı. Farklı bilim dallarıyla ilgili çok sayıda
elyazması burada yaratılıp kopyalanmaktaydı. 1241 yılında kraliçe Zabel’in
kurduğu Sis hastanesi ünlüydü.
14. yüzyılda siyasi durumun kötüleşmesiyle Kilikya Ermeni
Krallığı, Mısır Sultanlığı tarafından gelen güçlü darbelere dayanamaz. 1375
yılı baharında Sis şehri, Memluklular tarafından işgal edilip talana ve yıkıma
maruz kalır. O andan itibaren Kilikya Ermeni Krallığı’nın varlığı sona erer.
Toplu katliamlardan kurtulanların birçoğu, kral V. Leon ve diğer soylularla
birlikte esir alınarak Mısır’a sürülür. Bu olaydan sonra Sis şehri uzunca bir
süre Türkmen aşiretlerinin saldırılarına ve çapulculuklarına maruz kalır. 1487
yılında şehir Osmanlılar tarafından işgal edilir.
Zeytun, (Zetin,
Zeytin, Süleymanlı, Ulniya Sancağı) tarihte Dağlık Kilikya’nın Halep (Adana)
Vilayeti’ndeki Maraş Sancağı’nda bulunan derebeylik olarak bilinmekte. Zeytun
bölgesi 1080-1375 yıllarında Kilikya Ermeni Devleti’ne, 15 ve 16. yüzyıllarda
farklı Türk boylarına tabi olmuş, 1517’de Osmanlı tabiiyetini kabul etmişti.
1626-27’de ise IV. Murat, Zeytun Ermenilerine yarı-özerklik statüsü tanıdı.
Murat, dağlık bir bölgede hayvancılık ve tarımla zorlukla geçinmeye çalışan
Zeytunlu Ermeniler’e istekleri üzerine vergi indirimi sağlamıştı.Bölgede
yaşayan Türkmenler ve Ermeniler bazen çatışıyorlar bazen de çıkarlarda
uyuşuyorlardı. Osmanlı Devleti bölgeyi kontrol etmek için 1864 sonlarında
Fırka-i İslâhiye adlı bir birlik kurarak denetimi sağlıyor ve 1865 yılında
Zeytun beyleri önce Halep’e ve oradan da İstanbul’a sürülüyordu.
1877-1878’deki Osmanlı-Rus Savaşı’nın sonunda imzalanan
Berlin Antlaşması’nın 61. maddesi uyarınca Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı
Doğu Anadolu’nun altı vilayetinde, (Erzurum, Van, Bitlis, Sivas, Harput ve
Diyarbakır) ıslahat yapılması gerekiyordu. Bu sırada Zeytunluların isyan
hazırlığı içinde olduğu istihbaratını alan Halep Valisi Kamil Paşa askerleriyle
Zeytun’a gelerek, halkın elindeki silahları toplar, 200 kişiyi tutuklar ve
kocaları dağa çıkan sekiz Ermeni kadını Halep’e götürür. İngiltere’nin araya
girmesiyle gerilim azalır.
1878 Berlin Kongresi, Osmanlı Devleti’nden Doğu
Anadolu’daki Ermenilerin Rus himayesine yönelmelerine engel olmak amacıyla bu
bölgedeki Ermenilerin durumunu düzeltmeye yönelik bir dizi reform yapmasını
talep etmişti. Abdülhamid yönetiminin bu reformları ertelemesi ve bölgedeki
Kürt aşiretlerini muhtemel bir Ermeni isyanına karşı silahlandırma yoluna
gitmesi üzerine Ermeniler arasında devrimci ve milliyetçi örgütler güç kazandı.
1887’de Maraş’a bağlı Zeytun’da Ermeni devrimci
örgütlerince desteklenen direniş hareketleri başlatıldı. Aynı yıl, sosyalist
Ermeniler Cenevre’de Hınçak Cemiyeti’ni kurdular. Rusya’daki fikir akımlarından
etkilenilerek kurulan bu cemiyetin amacı, özerklik konusunda padişaha baskı
yapmaktı. Zeytunlular, 1895-96’da da devlet güçlerine karşı sert direniş
gösterdiler.
Zeytun Ermenileri 1915 Mart’ında tehcir edilip Suriye
çöllerine sürülür, sancak merkezi ateşe verilip halkın bir kısmı katledilir.
Osmanlının, Birinci Dünya Savaşı sonucundaki yenilgisi ertesinde Kilikya
bölgesi Fransa tarafından işgal edilir. 1500 Zeytunlu bölgeye geri döner, ancak
Fransızlar Klikya’dan çekildiğinde Zeytun Ermenileri de bölgeyi terk eder.
Ermeni meselesi soykırım kavramı üzerinde tartışılarak
anlaşılacak bir mesele olmayıp, devleti yönetenlerin zihniyet ve
uygulamalarıyla doğrudan ilgilidir.
Kaynak: taraf.com.tr
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.