Prof. Dr. Talip Küçükcan çözüm süreci çözülmenin değil bütünleşmenin adıdır. Ak Parti Sorunları Örten değil, Çözen Partidir.... “Gayrimüslimlere malları iade ediliyor bu Türkiye için büyük bir devrimdir. Seküler iktidarlar, Kemalist iktidarlar bunu masaya bile getirmedi. Bugün Alevilerle konuşuluyor. Sorunlar çözülmedi mi, çözülmedi. Ama Alevilerle ilgili hükümet adım atacak, bu Türkiye için devrimdir. İslami hareketler içinde bir devrimdir. Muhafazakâr hareketler içinde. Kürtlerle konuşuyor, Öcalan’la konuşuyor. Büyük bir siyasi risk alarak konuşuyor. Bu devrim değil mi sizce? Türkiye’de kanın durdurulması, devrim değilse devrim değil, itirazım yok. Bunu Türkiye’de hiçbir iktidar yapmamıştı."
****
Prof. Dr. Talip Küçükcan
çözüm süreci çözülmenin değil bütünleşmenin adıdır. Ak Parti Sorunları Örten değil, Çözen Partidir. Birçok AK Partili ile sohbetimiz ve tartışmalarımız olur
ve olmuştur. Birbirimize saygıda kusur etmeden, siyası konuları irdeleriz.
Amacımız, “benim dediğim doğru” iddiası değil, ülke menfaatleri için doğruyu
aramaktır.
Bazı siyasilerle konuştuğumda- itham değil itiraf
ediyorum- derinlikleri olmadığını gördüm. Genel başkanları ne konuşmuşsa üç
aşağı beş yukarı ona benzer konularla tartışıyorlar. Konu dışına çıktığınız
zaman da şaşırıp kalıyorlar.
Hatırlayın çocuk oyunlarını; iki tip çocuk vardır. Biri,
“Ben kiminle oynayacağım” diye düşünür diğeri de “Kim benimle oynayacak )” diye
önderlik yapar. (Bu benzetme Mehmet Akdoğan’ın. Kendisini saygıyla anıyorum.)
Prof.Dr. Talip Küçükcan’da bu üretken, çözüm bulan ve
önder niteliği gördüm. Zaten kendilerini, TRT’de katıldığı program ve SETA
Vakfı Kurucusu olarak izliyordum. Ana hatları ile görüşlerini bildiğim bir
bilim insanı.
Adana Medya Gazetesi’nda sabah kahvaltısında buluştuk.
Çok sıcak bir karşılaşma oldu. Kendilerine …………………. Eşlik ediyordu. Sayın Taner
Talaş, Sayın Doğan Gülbasar ve ben kahvaltı masasında sohbete başladık.
Aldığım notlara göre soru yanıt tarzında bu güzel ve
verimli görüşmeyi sizinle paylaşmaya çalışacağım.
ADANALI İLE EL ELE
“Adaylığınız açıklanınca bir Tweet attınız?”
“AK Parti’nin Adana’dan Milletvekili Adayı gösterilmek
bizim için bir onurdur. Bu güvene layık olmak için Adanalı hemşehrilerimizle el
ele çalışacağız… Adanalı hemşehrilerimiz ile birlikte başaracağız. Başarımızda
halkımızın emeği ve göz nuru vardır.”
“Biz görüşünüzde üç temel sorundan söz ettiniz? Onları
açalım mı?”
Üç sorun önümüzde durmaktadır. Birincisi, Çözüm
Süreci’nin hitama erdirilmesi ve eşit vatandaşlığın anayasal tesisi; Alevilik
ve çoğulculuğun korunması; cemaat ve benzeri yapıların siyaset mühendisliği
bahsettiğimiz üç temel sorun alanıdır. Türkiye bu sorunlar ile yüzleşmeye
başladı ve belirli bir mesafe de kat edildi. Artık öyle bir zaman dilimindeyiz
ki Türkiye bu sorunları ya çözecek ya da kulak ardı edip siyasal ve toplumsal
çözülmenin eşiğine gelecektir. Burada şu ayrıntıya dikkat edelim, bu sorunlar
daha önce zaten vardı. İçin için kaynamakta ve bir çok farklı soruna da
kaynaklık etmekteydi. Ama göz ardı edilmekteydi. AK Parti iktidarı ile birlikte
çözüm yoluna gidilmiştir. Hani bazı çevrelerde, “bu sorunlar yoktu, nereden
çıktı?” gibi görüşler var. Oysa bu sorunlar hep vardı, göz ardı ediliyordu,
çözülmek istenmiyordu ve şimdi çözüm aşamasına gelindi. Ya Türkiye bu sorunları
çözecektir ya da bu sorunlar siyasal ve toplumsal çözülmeyi getirecektir.
“Çözüm Süreci’ne karşı yoğun tepkiler var. Çözüm
Süreci’ni nasıl okumalıyız?”
“Modern Türkiye’nin vatandaşlık anlayışı tek tipleştirme
felsefesine dayalı olduğu için kendi içindeki farklılıkları görmemeyi tercih
etmiştir. Bunun faturası çok büyük olmuştur. Milliyetçilikler karşı
milliyetçilikleri doğurmuş, güvenlik perspektifi hakim paradigmaya dönüşmüş,
kendi vatanına ve devletine yabancılaşan kesimler ortaya çıkmıştır. Eğer bugün
uzun yılların inkar ve ret politikaları toplumsal bir kopuşa neden olmadıysa
bilinmelidir ki bu Anadolu irfanı sayesinde olmuştur. Temel hak ve
hürriyetlerin temini konusundaki ilkesel duruşuna ilaveten AK Parti Hükümeti
sosyolojik çözülme riskini de doğru okuduğu için çözüm sürecini başlatmıştır.
Ciddi engeller ve zorluklar ile karşılaşılmış olsa da bu süreç Türkiye’nin
bütünlüğü için sürdürülmesi ve hitama erdirilmesi gereken bir süreçtir.
Çözüm Süreci, çözülmenin değil bütünleşmenin adıdır.
AK PARTİNİN YAPTIĞI DEVRİM DEĞİL DE NEDİR?
“AK Parti’nin icraatlarını ‘Devrim’ olarak
nitelemiştiniz?”
“Gayrimüslimlere malları iade ediliyor bu Türkiye için
büyük bir devrimdir. Seküler iktidarlar, Kemalist iktidarlar bunu masaya bile
getirmedi. Bugün Alevilerle konuşuluyor. Sorunlar çözülmedi mi, çözülmedi. Ama
Alevilerle ilgili hükümet adım atacak, bu Türkiye için devrimdir. İslami
hareketler içinde bir devrimdir. Muhafazakâr hareketler içinde. Kürtlerle
konuşuyor, Öcalan’la konuşuyor. Büyük bir siyasi risk alarak konuşuyor. Bu
devrim değil mi sizce? Türkiye’de kanın durdurulması, devrim değilse devrim
değil, itirazım yok. Bunu Türkiye’de hiçbir iktidar yapmamıştı."
“Gülen Hareketi
ile birlikte yola çıktınız. Şimdi ne oldu?”
“Türkiye’nin çözümlemesi gereken bir sorundur. Sorun
sadece yüzeyde görülen cemaat olayı değildir. Esas sorun bu çatışmaya neden
olan ‘siyasete müdahale girişimlerinin yapısal zemininin’ yeniden ele
alınmasıdır. Siz bu cemaat meselesini çözersiniz ama bu soruna neden siyasal ve
sosyal zemini kaldırmazsanız buna benzer sorun tekrar çıkar. Birlikte yola
çıktık. Evet. AK Parti 28 Şubat süreci sonrasında kuruldu. Bu süreçten mağdur
olan ve yeni bir Türkiye özlemi çeken kesimler ile kurulan ittifakta
liberaller, dini cemaat ve gruplar beraber yer aldı. Bunlar arasında Gülen
Hareketi kendisine açılan fırsat alanını en iyi değerlendiren ve büyüyen grup
oldu.
AK Parti Hükümeti güven esasına dayanan ilişkileri
nedeniyle ne Gülen Hareketi ne de diğer grupları sınırlandırma gereği duydu.
Ancak Gülen Hareketi’nin AK Parti döneminde genişleyen güvenlik sektörü, yargı
ve bürokrasideki beşeri sermayesi siyasi iradenin üzerinde ve dışında hareket
etmeye başlayınca devlet mekanizmasında ciddi bir sorunun var olduğu ortaya
çıktı. İşte Hükümet bugün kendisini hedef alan ve siyaseti biçimlendirmeye
çalıştığını düşündüğü bu yapısal sorunla yüzleşmektedir. Siyasetin ve devlet
mekanizmalarının dengelerini alt üst eden yapısal bozulma, devlet için bir beka
sorunu olarak görülmektedir. Dini ve sosyal hareketleri kendi meşru faaliyet
alanlarına çekerek bu sorun çözülmez ise Türkiye’nin çözülme riski vardır. Ne
Hükümet ne de devlet buna seyirci kalamaz.
“Laiklik elden gidiyor mu?”
“Din ve vicdan hürriyetindeki gelişmeler, başörtü
yasağının kaldırılması, Aleviler ile müzakerelerin başlatılması, Gayr-i Müslim
vakıflara mallarının iade edilmesi, katı ve kısıtlayıcı bir laiklikten daha
özgürlükçü ve kapsayıcı bir laikliğe geçiş olduğunu gösteriyor. Bu alanda hala
sorunlar olsa da artık eskisi gibi şeriat geliyor denmiyor. Den se de toplumda
artık bir değeri kalmadı.”
“Dış politikada neden bu denli müdahale?”
“Kendi içinde demokratikleşen, vesayet ve müesses nizam
ile mücadele veren, darbe mirası kalıntılardan kurtulmaya çalışan bir hükümetin
bölge ülkelerindeki benzer toplumsal talepleri ve süreçleri desteklememesi
düşünülemez.”
“AK Parti Koalisyon Yapar mı?”
“AK Parti’nin kendisi koalisyondur zaten. Hepimiz aynı
yöne giden trenin değişik kompartımanlarında olan yolcularız. Pencerelerden
baktığımızda ayrı şeyleri görebiliriz. Türkiye’de bu güne kadar görülmüş en
mükemmel koalisyondur AK Parti.”
“Adana’da Suriyeli Göçmenler?”
“Suriyeli Göçmenler sadece Adana’nın değil artık
Türkiye’nin sorunu olmuşlardır. Bakın bu güne kadar göçlerle ilgilenen bir
kurum yoktu. Şimdi İç İşleri Bakanlığı’na Bağlı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü
kurulmuştur. Bu da çözüm üretme yolunda büyük bir aşamadır.”
BİZİMKİLER ARTIK O BİZİMKİLER DEĞİL
“AK Parti muhafazakarlığı, bildiğimiz muhafazakarlığa
benzemiyor?”
2002 yılında iktidar için mücadele veren AK Parti ile bu
günkü AK Parti’nin aynı olduğu düşünülemez. Öyle de olmaması gerekir. Dünya
değişti, anlayışlar, sorunlar ve çözüm yolları değişti, teknolojinin gündelik
yaşamımıza müdahalesi değişti ve en önemlisi AK Parti’nin aldığı oylar değişti.
Bir ülkede %50 oy almış bir partinin içindeki muhafazakarlıklar doğal olarak
değişecek. İçine kapanık, dünya ile bağlantısı kısıtlı, bir anlamda
dezavantajlı grup sayılan muhafazakarlık AK Parti sayesinde, daha akıldı,
günceli daha yakalamış, teknoloji ile haşır neşir ve en önemlisi kendine güveni
olan bir muhafazakarlık oluşturdu.
Parti içinde “bizimkiler” denir ya, o “bizimkiler” artık
o “bizimkiler” değil. Bizimkiler, daha çoğaldı, ufukları genişledi, bir çok
alan içerisinde aktif görev aldı. Çünkü o “bizimkiler” %50 oy alan partinin
“bizimkiler”i oldu. Aynı olmaması gayet doğal.
“AK Parti’nin Adana Listesi?”
“Başbakan hemen hemen ilk diyebilirim listeler konusunda
bu kadar hassas davrandı. Şimdiye kadar yapılmamış bir yöntemle, İlçe ilçe; İl
il, raporlar incelendi, ilgili kişi ve kurumlarla değerlendirmeler yapıldı.
Başbakan hemen hemen her ilin İl Başkanları ile süresi bir saati aşan
görüşmeler yaptı. Örneğin Adana İl Başkanımız Sayın Fikret Yeni ile bizzat
görüştü. Temsil sadece adayın kişiliği ve unvanı ile ilgili değil; arkasında
kitle var mı? İş Adamları, sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri gibi
itici güçler var mı? Tek tek incelendi öyle karar alındı. Adaylar bu yöntemle
tespit edildi.
“Adana’da lobi çalışmaları?”
“Bu gün Adana’da Başbakan ile direk görüşecek bir iş
adamı olduğunu sanmıyorum. Bu Adana Lobisi olmadığından kaynaklanmaktadır.
Lobiler asla ideolojik olmazlar. Lobinin tek ideolojisi şehirleridir,
şehirlerinin kalkınmasıdır.”
Din, toplum ilişkisi, Think Tang’lar, düşünce
kuruluşları, araştırma kurumları derken çok uzun ve her saniyesi dolu bir
sohbet oldu.
Sayın Küçükcan, memnuniyetini ifade ederek Adana Medya
Gazetesi’ne teşekkür etti. Gazete adına sayın Taner Talaş’ta, Küçükcan’ın
milletvekili olmasının Adana için büyük bir kazanç olacağını ve Adana’nın
ufkunun açılacağını ifade ederek, Küçükcan’a şans diledi.
img_5737.gifimg_5738.gifimg_5742.gifimg_5744.gifimg_5745.gifimg_5749.gifimg_5751.gif
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.