Arkeolog Joanne Farchakh Bajjaly’e göre cihadistler bir
taraftan Asur mirasını tehdit edip yok ediyor, diğer taraftan 2000 yıllık
Hristiyan bir topluluğu ortadan kaldırıyorlar. İlk perde Irak’ın
Musul müzesinde gerçekleşir. Binlerce yıllık onlarca heykel yere atılarak
cihadistlerin elindeki balyozlarla parçalandı. Alaycı bir şekilde
tüm olanlar filme alındı ve IŞİD teröristleri tarafından internette yayınlandı.
İkinci perde: birkaç gün sonra, Irak’ın Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı
yaptığı açıklamada Hatra antik kentinin yıkıma kurban gittiğini bildirdi.
Bu
bilgiler güvenilir kaynaklar tarafından doğrulanmamasına rağmen, birçok görgü
tanığı bölgede olan patlamaları işittiğini, başka tanıkların ise IŞİD
teröristlerinin buldozerlerle Hatra bölgesinde bazı büyük eserleri yıktıklarını
söylediler.
Asur ve tüm insanlığın mirasına yapılan bu saldırılar
dünya gündeminde bir nefrete yol açtı. Maskeleri düştü ama her şeyden önce
bütün bu barbarlığı nasıl yaptıklarını uluslararası topluma bildirmek
istiyorum. Cihad propagandasının büyüklüğünü ölçmek için “L’Orient-Le
Jour”savaş esnasında uzman arkeolog Joanne Farchakh Bajjaly’den terörist
gruplar tarafından yayılan söylentiler ve videolar ile ilgili aşağıdaki IŞİD
entrikalarını açıklamasını istedi.
«Lübnan medyasının gündeminde pek yer bulmayan iki önemli
yönleri var, diye yanıtlıyor Lübnanlı arkeolog. İlk olarak, Irak mirasının
yıkımı. Irak ve tarihi nasıl ki Yakın Doğu’nun bir parçasıysa Lübnan da
öyledir. İkinci olarak, tehdit edilen miras şimdiye kadar varlığını korumuş ve
şimdi yok edilen Hristiyan Asur medeniyetinin mirasıdır.»
EŞSİZ BİR BÖLGE, EŞSİZ BİR SANAT
Asur, Kuzey Irak’ta merkezi Ninova olan alandır. Ülkenin
geri kalanından farklı olarak çok verimli bir bölgedir. «Bu bölge, ‘Musul
Mermeri’ olarak adlandırılan bir taş ile ünlüdür. Yeşil renkte olan bu mermer
sadece bu bölgeye özgüdür ve başka bir yerde bulunmamaktadır. Onu mermer olarak
adlandırmamızın sebebi parlıyor olmasıdır, ama işlendiği zaman oldukça yumuşak
bir taştır», diye açıklıyor Joanne Farchakh Bajjaly. Mezopotamya medeniyetleri
(Sümer, Asur/Babil) bu taşı tuğla taşı olarak kullanıyorlardı.
Tarihsel olarak Asurlar bir ülkeyi işgal ettiği zaman sistemli
olarak o ülkenin en iyi zanaatkârlarını alıp kendi ülkelerine götürüyorlardı.
Yani, Asur sanatı diğer tüm medeniyetlerin inceliklerine yer veriyordu. Bu
yüzden, Asurlar başka hiçbir medeniyetin sahip olmadığı bu taşları mükemmel bir
biçimde kullanarak gösterişli heykeller ve kabartmalar yapmışlardır. « Bugün
dünyadaki herhangi bir müzeyi ziyaret ederken hemen Mezopotamya medeniyetinin
eserlerini görebiliyoruz. Gerçekten Asur eserlerinin birçoğu mükemmel
görünüyor: 3 metre boyundaki Lamassular (İnsan başlı, kanatlı, 5 ayaklı
boğalar), yürüyen insanların kabartmaları vs… diye vurguluyor Joanne Farchakh.
Bu başka hiçbir yerde olmayan eşsiz bir sanattır. Bu yüzden bu Asur
medeniyetine karşı yapılan her saldırı, tahribat aslında insanlığın tarihinden
bir bölümü silmek demektir.»
«YA BEN YA HİÇ»
IŞİD teröristleri tarafından yapılan yıkım ile ilgili tek
şey söylenebilir geçmiş kadar günümüzü de hedef almaktadırlar. Tarihsel olarak,
fetihler sık sık yıkımlara, insanların sürgün edilmesi gibi birçok olaya neden
oldu. O zamanlarda stratejisi bu şekilde idi. Evlerin, köylerin, kalelerin,
antik şehirlerin, tarihi eserlerin yağmalanması ve yıkılması geçmişten çok
bugün yapılıyor.
Joanne Farchakh Bajjaly’e göre, bu yıkım politikasının
nedenleri « saygı duyulan bu geçmişin önemi» ‘inde yatmaktadır. « Cihadistlerin
dediğine göre benden önce hiçbir şey yoktu ve benden sonra da hiçbir şey
olmayacak. Ya ben ya hiç», diye açıklıyor ve ekliyor: « bu politik ve ideolojik
yön, terör örgütünün mali ve ekonomik boyutuna bir temel buluyor.»
Aslında IŞİD illegal olan petrol ve antik eserler
ticareti ile varlığını sürdürüyor. Lübnanlı uzman için, «Irak ve Suriye’de
IŞİD’in kontrolü altındaki bölgelerde yapılan yağma ve yıkım korkunç bir
seviyededir. Arkeolojik sit alanları buldozerlerle yıkıldı. Bir zamana kadar
IŞİD, İslam hadislerine (Al-Khims) dayandırarak aldığı 1/5’lik vergi ile
geçimini sağlıyordu. Bu ticaret, Asur arkeolojik sit alanlarının değeri anlayıp
burada bulunan eserleri satmaya başlamalarına kadar sürdü. Bu büyük yağmayı
örtmek için, terörist gruplarının ideolojik beklentilerini aynı anda mükemmel
bir şekilde cevaplayarak sit alanlarını yıktılar. İki şekilde de kazançlı
çıktılar».
IŞİD’İN ARKADASINDA MAFYALAR MI VAR?
Herkesin aklında olan soru: bütün bu eserleri kim satın
alıyor?
«Antika kaçakçılığı konusunda uzman, iyi organize olmuş
mafyaların işine benziyor», diye söylüyor Joanne Farchakh Bajjaly. Öyle
görünüyor ki bu tarihi eserler yok olma tehdidi ile karşı karşıyalar, mafyalar
topladıkları ganimetleri çok yüksek fiyatlara satmaktadırlar. Bu hikâyenin en
korkunç tarafı, birçok kişi bu eserleri satın almak için birbiri ile
yarışırken, insanların bunları kurtardıkları düşüncesine kapılmaları,
cihatçıların bu heykellerin yıkımı için arzu ettikleri birinci nedendir.
Herkesin içinde kaybolduğu kısır döngü, tarihi eserler
pazarıdır. Eğer bu pazar illegal olmasaydı, bu talep satılamazdı.Kaçakçılar bu
talebi karşılamadan önce iyi pazarlamaları gerektiğini biliyorlar. Kendi
kendimize şöyle düşünebiliriz; cihatçılar bu işi boşu boşuna yapmıyorlar, açık
arttırmayı yükseltmek için bu tür ölümcül yöntemleri kullanıyorlar.
Lübnanlı arkeolog 2011 yılında yıkılan Bamiyan Budalarını
hatırlatıyor. «Kaçakçılar Buda’nın yıkılmasından sonra heykelin ayak
parmaklarını ve diğer ufak taşları sattılar». Bu bağlamda tarihi eser
kaçakçıları daha karmaşık tekniklerle ve genişleyen bir ağ ile gitgide daha
etkin oluyorlar.Savaş bölgelerinde silah kaçakçılığı ile birlikte ilk sırada
yer alıyorlar.
ÇİN, KÖRFEZ ÜLKELERİ VE İSRAİL
Ek olarak müzelerin çoğalmasına dikkat edersek, kaçakçılığın
ilk müşterileri müzelerdir. Asur tarihi eserleri için zengin Çinliler, Körfez
ülkeleri ve İsrail bunları birinci elden alıyorlar, diye ekliyor
JoanneFarchakhBajjaly. Ona göre, «Yahudi Devleti Asur eserleri ile yakından
ilgileniyor, çünkü zamanında Yahudiler Asurlar tarafından sürgün edilmişlerdi.
Bu yüzden çivi yazılı metinlerde Yahudiler’den bahsediliyor. İsrail en büyük
çivi yazılı tablet koleksiyonuna sahiptir. Oysa “Kutsal Topraklar”da çivi
yazılı tabletler yoktur».
Joanne Farchakh Bajjaly, tarihi eserlerin kitlesel olarak
ortadan kaldırılmasının, Asur kimliğinin ve özellikle Hristiyan Asur halkının
yok edildiğine inandığını söylüyor. «Bağdat müzesini ziyaret ettiğim zamanı
hatırlıyorum, “atalarının yapmış oldukları çalışmaları” görmeye gelen genç
Asurlar ile dolup taşmıştı.”Asurca konuşan çocuklar antik Asur sanatını
keşfetmeye geliyorlardı. Büyüleyici bir andı. Kanatlı Boğa (Lamassu) ve müzeyi
ziyarete gelen gençler arasında binlerce yıllık kültürel bir devamlılık
olduğundan zamanın hiçbir değeri yoktur.
TEHDİT ALTINDAKİ ASUR MEDENİYETİ
Bugün, 7000 yıllık tarihi olan ve 2000 yıldır Hristiyan
olan bu halk yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. « Bu halk yoksul
bırakılıyor, sürgün ediliyor ve Hristiyanlıkve Hristiyanlık öncesi kültürel
mirasıyok ediliyor. 7000 yıllık yaşayan Asur medeniyetinin sonu, diye
açıklıyor. Tarihte varlığını bu kadar uzun süre koruyan çok nadir bir
medeniyet. Sadece Firavunların bu kadar uzun bir hayatı vardı. Hristiyanlık iki
bin yıldır var. Bugün, ilk kaybeden Asurlar ama en büyük kaybeden Irak’tır».
29.05.2015, Asur
Kaynak: L’Orient Le Jours
Tr Çeviri : Ferit BANİPAL
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.