Davutoğlu, dini azınlıklar ve sivil toplum kuruluşları
temsilcilerine Sepetçiler Kasrı'nda verilen iftarda yaptığı konuşmada, hiç
kimsenin İstanbul'u, Şanlıurfa'yı, Gaziantep'i, Diyarbakır'ı ya da Mardin'i,
Bağdat ve Şam'ın benzeri kaderlere mahkum edemeyeceğini söyledi. .. Davutoğlu,
"Önümüzdeki günlerde hem Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı'nı
seçeceğiz. Bu dönemde TBMM'de daha önce görülmeyecek ölçüde, Hristiyan ve
değişik dini inançlara, Ezidi inançlara mensup milletvekillerinin mevcudiyeti
bizi sevindirmektedir. Bütün renkler TBMM'de temsil edilecek. Orada inşallah
Meclis Başkanı seçiminden sonra da Cumhurbaşkanımızın görevlendirmesiyle
koalisyon çalışmalarını yürüteceğiz" değerlendirmesini yaptı…İftara,
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, Diyanet İşleri Başkanı
Mehmet Görmez, Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi Mehmet Paçacı, İstanbul Müftüsü
Rahmi Yaran, Süryani Ortodoks Kilisesi İstanbul ve Ankara Metropoliti Yusuf
Çetin, Türkiye Ermenileri Patrikliği Genel Vekili Başpiskopos Aram Ateşyan,
Türkiye Musevileri Hahambaşısı İsak Haleva, Fener Rum Patrikanesi'nden Peder
Benjamin, İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok ve AK Parti İstanbul İl
Başkanı Selim Temurci de katıldı.
***
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Güney sınırımızda, Suriye
sınırımızda ve Irak sınırımızda, hem oradaki insanlık dramlarının bitmesi için
mültecileri, oradan gelen kardeşlerimizi en iyi şartlarda karşılamaya devam
edeceğiz ama çok güçlü bir siyasi iradeyle eğer Türkiye'nin sınır güvenliğine
bir halel gelecek olursa, eğer Türkiye kendisinin, bu huzur bahçesinin tehdit
edildiği kanaatine varacak olursa her türlü ihtimale karşı da hazırlıklıdır ve
bu hazırlık konusunda gerekli çalışmaların hepsi yapılmıştır" dedi.
Davutoğlu, dini azınlıklar ve sivil toplum kuruluşları
temsilcilerine Sepetçiler Kasrı'nda verilen iftarda yaptığı konuşmada, hiç
kimsenin İstanbul'u, Şanlıurfa'yı, Gaziantep'i, Diyarbakır'ı ya da Mardin'i,
Bağdat ve Şam'ın benzeri kaderlere mahkum edemeyeceğini söyledi.
Buna asla izin vermeyeceklerini ifade eden Davutoğlu,
"Orada olduğu gibi 'şu mahalle Sünni mahallesi, şu mahalle Alevi mahallesi,
şu mahalle Kürt mahallesi, şu mahalle Türk mahallesi, Arap mahallesi' diye
bölünmesine ve mahalleler üzerinden insanların ayrıştırılıp düşman kılınmasına
izin vermeyeceğiz. O ateşin bulunduğu yerde sönmesi için ne gerekiyorsa
yapacağız. O ateşin bize yansımaması için de bir demir duvar örmeyeceğiz belki
ama kalplerimizden bir muhabbet duvarını sınırlarımıza öreceğiz ve o muhabbet
diyarı Türkiye'ye muhabbeti pekiştirdiği gibi komşu diyarlara da muhabbet
götürecek" diye konuştu.
Davutoğlu, bu kadim şehirde, kadim geleneğin sofrasında,
hep beraber, bir kez daha Bağdat ve Şam'ın da aynen İstanbul'un olduğu gibi
caminin, kilisenin, sinagogun; ezanın, çanın, hazanın ve hepsinin bir arada,
aynı sokakta yankılandığı bir atmosferin gerçekleşmesini diledi.
Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Kim ve ne gerekçeyle olursa olsun, herhangi bir
etnik kıyıma, kültürel kıyıma ki kültürel kıyımlar da yaşandı. Camiler,
kiliseler, türbeler, manastırlar bombalanarak... O kültürel kıyıma karşı da
hepimizin, insanlığın vicdanını ayağa kaldırma vaktidir. Biraz önce de değerli
dini liderler, öncüler her biri barış çağrısında bulundu. Gelin hep beraber
İstanbul'dan bu çağrıyı, ebedi, kadimden gelen ebediyete kadar yürüyecek bir
çağrı olarak bütün dünyaya seslenelim. Hep beraber bu güzel ülkeyi, bu güzel
şehri, çok kültürlü ve çok mezhepli, çok dinli karakteriyle koruyup güzel
örnekler teşkil edelim. Biraz önce Diyanet İşleri Başkanımızın ifade ettiği
gibi Avrupa'da aynen Musevilerin gettoları gibi bugün eğer Müslümanlar neredeyse
gettolaştırılmaya sevk ediliyorsa, havaalanlarında 'Muhammed' ismi görüldüğünde
potansiyel suçlu gibi muamele görülüyorsa, Çin'de Müslüman olduğunuzda oruç
tutmanız yasaklanıyorsa ve birçok şey bu arada, bu dönemde, bu şekilde olaylar
yaşanıyorsa dünyada herkesin dönüp sadece İslam dünyasındaki aşırılıklara
dikkat çekmesi de bir tür adaletsizliktir. İslam dünyasında biz bu
aşırılıklarla mücadele edeceğiz ama bütün dünyadaki aşırılıklara karşı mücadele
etme iradesini de muhataplarımızda görmek istiyoruz."
- "Kimse etraftaki ateşin Türkiye'ye sıçrayacağı
konusunda bir kaygı içinde olmamalıdır"
Davutoğlu, son günlerde çıkan haberleri anımsatarak,
"Güney sınırımızda, Suriye sınırımızda ve Irak sınırımızda, hem oradaki
insanlık dramlarının bitmesi için mültecileri, oradan gelen kardeşlerimizi en
iyi şartlarda karşılamaya devam edeceğiz ama çok güçlü bir siyasi iradeyle eğer
Türkiye'nin sınır güvenliğine bir halel gelecek olursa, eğer Türkiye
kendisinin, bu huzur bahçesinin tehdit edildiği kanaatine varacak olursa her
türlü ihtimale karşı da hazırlıklıdır ve bu hazırlık konusunda gerekli
çalışmaların hepsi yapılmıştır" diye konuştu.
"Kimse etraftaki ateşin Türkiye'ye sıçrayacağı
konusunda bir kaygı içinde olmamalıdır" diyen Davutoğlu, hükümet olarak
şimdiki koalisyon çalışmaları içinde geçici nitelikte bir görev yürüttüklerini
düşünenlerin olabileceğini kaydetti.
Davutoğlu, "Ama bir saniye dahi bu görevi
yürütüyorsak, ülkemizin bir dakikasına mal olacak bir gelişme karşısında dahi
sessiz kalmaz, gerekli her türlü tedbiri alırız. Devlet kurumları da bu
tedbirlerin gereğini yapar. Hiç kimse Türkiye'nin bekasından, huzurundan daha
üstün ve ali değildir. Bu açıdan da şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri'nin,
milletimizin bir bütün olarak, diğer emniyet görevlilerimizin ve bütün devlet
kurumlarımızın Türkiye'deki bu huzur ortamının devamı için her an ayakta, her
an müteyakkız bir şekilde olduğu da bilinmelidir. ve bu konuda da hiçbir ihmale
mahal bırakılmayacaktır. Sınır boylarımızın ve ötesinin güvenliği için oradan gelebilecek
riskleri azaltmak için alınması gereken tedbirleri alırız. Bu kadim
geleneğimizin bütün Ortadoğu'da barış içinde devamı noktasında da diplomatik
temaslarımızı, çabalarımızı sürdüreceğiz" değerlendirmesinde bulundu.
Başbakan Davutoğlu, ikinci bir hususun altını çizmek
istediğini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dini, kültürel, mezhebi, etnik çoğulculuk ve barış
hepimizin koruyacağı bir husustur. Bu 16. yüzyıl Osmanlısı için de, 9-10.
yüzyıl Bağdat'ı için de geçerliydi. Şimdi ise hem bu kadim gelenekten hareket
ederek hem de modern, çağdaş siyaset anlayışının ve vatandaşlık bilincinin bir
sonucu olarak, şunun altını da çizmek isterim ki; Türkiye'de vatandaşlar, bu
toprakta aynı kaderi paylaşan bütün insanlar, hangi mezhebe, dine, etnisiteye
mensup olurlarsa olsunlar, eşit vatandaşlık haklarını sahiptirler ve kimse
kimseye göre ayrıcalıklı ya da ayrımcılığa tabi kılıcı bir noktada değildir.
Bütün vatandaşlarımız çağdaş devlet geleneğini, modern devlet anlayışımızın
içinde eşit vatandaşlar olarak dinlerini ve gereklerini yerine getirirler.
Kültürlerini, dillerini, örflerini yaşarlar. O anlamda da 7 Haziran
seçimleriyle birlikte bu yeni ortaya çıkan siyasi tablo çerçevesinde de bütün
dini gruplara mensup vatandaşlarımızın kendilerini huzur içinde, güvenlik
içinde hissetmelerini diliyorum. Son 12-13 yıl içinde AK Parti hükümetleri
döneminde dini özgürlük alanlarının ne kadar genişlediği herkesin
malumudur."
Suriye'deki olaylar olduğunda buradaki masa etrafındaki
bütün dini cemaatleri Dışişleri Bakanı olarak tek tek ziyaret ettiğini
hatırlatan Davutoğlu, "Onlara da 'herhangi bir dindaşınız, bir yerde
sıkıntıyla karşılaşmışsa onları Türkiye'de ağırlamak ya da onlara yardımcı
olmak bizim görevimizdir' demiştim" dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, dini vakıfların mallarını
tescili konusunda devrim mahiyetinde kararlar aldıklarını, şu ana kadar bin 29
taşınmazın cemaat vakıflarına tescil edildiğini, 21 taşınmaz malın da
bedellerinin ödendiğini anlattı.
Cami ve külliyelerde olduğu gibi Hristiyan ve Musevi
geleneğine sahip dini mekanları da restore ettiklerini aktaran Davutoğlu,
"Edirne Büyük Sinagog'tan, Hatay İskenderun Süryani Katolik Kilisesi'ne,
Diyarbakır Sur Ermeni Protestan Kilisesi'nden Çanakkale Gökçeada Aya Marina Rum
Ortodoks Kilisesi'ne, Balıkesir Ayvalık Cunda Adası Taksiyarhis Kilisesi'nden
İstanbul Edirnekapı Aya Yorgi Kilisesi'ne kadar değişik yerlerde, dini
mekanlarda restorasyon çalışmaları yaptık" diye konuştu.
Davutoğlu, bunları Türkiye'nin kültürel geleneğinin
parçaları olarak gördüklerini vurgulayarak, "Dini açıdan farklı
geleneklerden gelmiş olsalar da herbiri İstanbulumuza, ülkemize çeşitlilik
katmışlardır. İşte deva da burada. Birileri, İslam geleneği içinde türbeleri
bidat görerek topa tutar, birileri manastırları topa tutar, birileri camilere
saldırır Berlin'de, modern Avrupa'nın merkezinde, biz ise camileri restore
ettiğimiz gibi kiliseleri de havraları da restore eder ve onları gelecek nesiller
aktaracak büyük bir kültürel zenginlik olarak görürüz. Bütün dini
cemaatlerimizin bu konudaki kararlılığımızdan hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğimizi
bilmelerini rica ediyorum" ifadelerini kullandı.
"Bütün renkler TBMM'de temsil edilecek"
Koalisyon çalışmalarını, ramazanın da bereketiyle iyi
niyetle sürdürdüklerini belirten Davutoğlu, "Önümüzdeki günlerde hem
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı'nı seçeceğiz. Bu dönemde TBMM'de daha önce
görülmeyecek ölçüde, Hristiyan ve değişik dini inançlara, Ezidi inançlara
mensup milletvekillerinin mevcudiyeti bizi sevindirmektedir. Bütün renkler
TBMM'de temsil edilecek. Orada inşallah Meclis Başkanı seçiminden sonra da
Cumhurbaşkanımızın görevlendirmesiyle koalisyon çalışmalarını yürüteceğiz"
değerlendirmesini yaptı.
Başbakan Davutoğlu, bütün partilere seslenerek, şunları
söyledi:
"Gelin hep beraber, Türkiye'nin geleceği konusunda
ortak ilkelerde buluşalım ama her gün yapılan açıklamalarla eğer birileri, 'AK
Parti koalisyona çok istekli. Dolayısıyla kendi düşündüklerimizi dayatırız'
diye bir yaklaşımla bize gelirlerse, bilsinler ki biz gönül sohbeti ve müzakere
anlamında her şeye açığız ama dayatmaya ya da emrivakilere kesinlikle taviz
vermeyiz. Onun için bu ramazanın da bereketiyle ümit ederim ki en kısa sürede
milletimize güven telkin edecek ve dışarıda veya içeride puslu havada bekleyen
çevrelerin beklentilerini boşa çıkaracak bir hükümet kurma çalışmamız başarıya
ulaşır. Bunun için elimizden gelen gayreti göstereceğiz ama ister hükümetimizi
bu şekilde kuralım, isterse kurulamaması halinde tekrar, yeni bir seçime doğru
gidelim, bütün bu senaryolarda bütün vatandaşlarımızın, hangi dini gelenekten
gelirse gelsin tam bir emniyet ve huzur içinde olmalarını diliyorum. Çünkü her
halükarda AK Parti, 12 yıllık bu dini özgürlükler anlamında sağladığı
kazanımları, bundan sonra da koruyacak şekilde, hem muhtemel bir koalisyonda ya
da ileride olabilecek bir seçim sonrası oluşacak herhangi bir hükümette her
zaman aynı kararlılıkla yoluna devam edecektir."
Kendilerinin olduğu yerde İstanbul'un kadim kültürünün
yaşamaya devam edeceğini kaydeden Davutoğlu, "Bizim sorumluluk aldığımız
bir Türkiye'de hiç kimse dini, mezhebi, etnik kimliği dolayısıyla herhangi bir
şekilde tahkir edilmeyecek, herhangi bir ayrımcılığa tabi tutulmayacaktır.
Allah, asırlarca böylesi bir kültürel zenginliğe beşiklik etmiş olan, mekan
olmuş olan İstanbulumuzu, ülkemizi, İslam dünyasını ve bütün insanlığı herhangi
bir felaketten herhangi bir zulümden, muhafaza eylesin. Kardeşliğimizi,
dostluğumuzu, muhabbetimizi daim eylesin. Zulme, fitneye, fesada dönük hiçbir
faaliyete de fırsat vermesin" şeklinde konuştu.
İftara, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Volkan
Bozkır, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi
Mehmet Paçacı, İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran, Süryani Ortodoks Kilisesi İstanbul
ve Ankara Metropoliti Yusuf Çetin, Türkiye Ermenileri Patrikliği Genel Vekili
Başpiskopos Aram Ateşyan, Türkiye Musevileri Hahambaşısı İsak Haleva, Fener Rum
Patrikanesi'nden Peder Benjamin, İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok ve AK
Parti İstanbul İl Başkanı Selim Temurci de katıldı.
(Bitti)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.