Haber: Serdar Korucu - serdarkorucu@hotmail.com
Kafkasya Ticaret ve Kalkınma Ağı’nın (CBDN) Kars Şehir ve
Kültür Araştırmaları Derneği (KAŞKA) ortaklığında yürüttüğü “Beraber Az Mı Tuz
Ekmek Yedik” projesiydi. İlki Gümrü’de düzenlenen, kadınların ortak kültürel
yemekler yaptığı etkinliğin ikinci ayağı olan Kars’ta bulunan katılımcılardan
bir sanatçının, Satenik Vardanyan’ın Ani’ye giderek Surp Asdvadzadzin
Kilisesi’nde dua etmesine bir kişi ezan okuyarak “karşılık” verdi. Vardanyan, o
gün ettiği duanın nedenini şöyle açıklıyor: “O dua benim için bir görev, bir
zorunluluktu. Kilisede hem bir zamanlar orada olan atalarım hem de tüm
insanlığın barışı için dua ettim. Kötü bir şey yapmadım” Satenik Vardanyan
karşısında ezan okuyan kişi içinse “Kendisi Ermenistan’a gelip tarihi bir
camide dua etse ben bunu yapmazdım” diyor.
***
"Beraber Az Mı Tuz Ekmek Yedik" projesi
kapsamında geldiği Ani'de dua ederken, bir kişinin karşısına geçip ezan
okumasını Radikal'e değerlendiren Ermeni sanatçı Satenik Vardanyan, "Bir
zamanlar orada olan atalarım hem de tüm insanlığın barışı için dua ettim. Kötü
bir şey yapmadım. O kişi Ermenistan'a gelip tarihi bir camide dua etse ben bunu
yapmazdım" dedi.
RADİKAL - Türkiye ’nin gündemine Kars’taki Ani kentinin
gelmesi, Ermenistan’ın ünlü caz piyanisti Tigran Hamasyan’ın “Luys i Luso”
projesi ile başladı. Hamasyan’ın 13 ülkede 100 kilisede vereceği konser
serisinden birini tarihi Ermeni başkenti Ani’de yapmasına önce şehrin MHP ’li
Belediye Başkanı Murtaza Karaçanta tepki gösterdi. “İçinin yandığını” söyleyen
Karaçanta, etkinliği haber yapan basın organlarıyla ilgili “Acaba etnik
kökenlerinde bir birliktelik var mı?” dedi. Ardındansa Kars Ülkü Ocakları
Başkanı Tolga Adıgüzel “Kars caddelerinde Ermeni avına mı çıkalım?” diye
rahatsızlığını ortaya koydu.
Aynı dönemde bir başka etkinlikse Kafkasya Ticaret ve
Kalkınma Ağı’nın (CBDN) Kars Şehir ve Kültür Araştırmaları Derneği (KAŞKA)
ortaklığında yürüttüğü “Beraber Az Mı Tuz Ekmek Yedik” projesiydi. İlki
Gümrü’de düzenlenen, kadınların ortak kültürel yemekler yaptığı etkinliğin
ikinci ayağı olan Kars’ta bulunan katılımcılardan bir sanatçının, Satenik
Vardanyan’ın Ani’ye giderek Surp Asdvadzadzin Kilisesi’nde dua etmesine bir
kişi ezan okuyarak “karşılık” verdi.
Vardanyan, o gün ettiği duanın nedenini şöyle açıklıyor:
“O dua benim için bir görev, bir zorunluluktu. Kilisede hem bir zamanlar orada
olan atalarım hem de tüm insanlığın barışı için dua ettim. Kötü bir şey
yapmadım” Satenik Vardanyan karşısında ezan okuyan kişi içinse “Kendisi
Ermenistan’a gelip tarihi bir camide dua etse ben bunu yapmazdım” diyor.
Ermenistanlı bir sanatçı olarak Türkiye’ye gelmek size ne
hissettirdi?
Kars’a gelmek benim hayalimdi. Çocukluğumdan beri
duyuyor, kitaplarda okuyordum. Kendi gözlerimle görmek çok farklı bir duygu
yarattı.
Ermeni Soykırımı sürecinde bugün Türkiye sınırlarında
kalan şehirlerden Ermenistan’a gitmek zorunda kalan akrabalarınız var mıydı?
Tabii ki. Anneannem Bolis yani İstanbul’dan gitme.
Annemin babası da Erzincan’dan. Onun bir kız kardeşi dışında hepsi 1915’te
öldürülmüş. Kendisini de bir Türk kadın korumuş. Sonrasında Ermenistan’a
göçmüş.
Kars ile bir bağınız bulunuyor mu?
Dedem yani babamın babası Kars’tan Peldirvan köyünden. O
acı günleri hatırlamak istemediği için çok şey anlatmazdı. Bir kuşu düşünün,
nasıl ki yuvasından çıkartılsa hep oraya dönmek ister, o da öyleydi. Bir hayali
vardı, o da evini, doğduğu toprakları bir kez daha görmek. O özlemle yaşadı.
Hep vatanından bir avuç toprağın hediye olarak getirilmesini isterdi.
Siz ziyaretiniz sırasında hatıra olarak toprak aldınız
mı?
Ben bu ziyaretimle özlemin anlamının toprakta değil,
insanda olduğunu anladım. Herkes doğduğu
toprakta yaşamalı. Hangi ırktan hangi milletten olursa olsun kimsenin
toprağından ayrılmasını dilemem. Bugün Türkiye’den pek çok dost edindim,
arkadaş oldum. Onların da başına böyle acılar gelmesin. Herkes barış içinde
yaşasın.
“Beraber Az Mı Tuz Ekmek Yedik” projesinde sizi ne
etkiledi?
Kadınlar olarak müthiş bir sinerji sağladık. Birbirimizin
dilini bilmeden anlaştık. Bize birbirimizi sevmeyi, saygı duymayı, iletişim
kurmayı öğretti. Çok güzel bir deneyimdi.
Sadece proje kapsamındaki Karslı kadınlarla mı iletişim
kurdunuz?
Etkinliğe katılanlarla da görüştük, sokakta halkla da
temas kurduk. Gezerken pek çok kişi Ermeni olduğumuzu anladığında bizi çok
sıcak karşıladı, “Burası sizin atalarınızın toprakları, bunlar onların
bıraktıkları” dedi.
Hem köklerinizin burada olması hem de yaşadığınız bu
tecrübe ile kendinizi bu topraklara bir parça da olsa ait hissediyor musunuz?
Bir parça değil, tamamen ben buraya, bu topraklara aitim.
Her gördüğüm de bunu ispatlıyor. İstiyorum ki aramızda hep barış olsun, hepimiz
buraları gelip görelim, güzel bir geleceğimiz olsun.
Bu gelecek için de bir dua ettiniz ancak ezan ile
karşılık buldunuz. Üstelik de Ermenilerin tarihi başkenti Ani’deki Surp
Asdvadzadzin Kilisesi’nde. Bu süreç nasıl gelişti?
O dua benim için bir görev, bir zorunluluktu. Öncelikle
bunu söylemeliyim. Kilisede hem bir zamanlar orada olan atalarım hem de tüm
insanlığın barışı için dua ettim. Kötü bir şey de yapmadım. Bu benim için
olmazsa olmazdı.
Katedrale girdiğinizde ne hissettmiştiniz?
Öncelikle şunu söylemem gerekiyor. Gördüğüm restorasyon
beni sevindirdi. Atalarımın yaptığı Ani ören yerinin dünya kültürüne miras
kalması gurur verici. Dünyanın dört bir yanından insanlar orayı görmeye
geliyor. Buranın korunması çok değerli. Orada bir şiir de yazdım:
“Ben Karstayım,
O benim içimde
Ve benimle birlikte yürüyor”
Sonrasında o duayı ederken gözümün önünde bazı görüntüler
canlandı. Küçük çocuklar, hamile kadınlar, gençler ve ihtiyarları düşündüm. O
insanlar belki burada dua ettikten sonra öldürülmüşlerdi. Bu çok acı bir şey.
Ezan okunmasını bekliyor muydunuz?
Açıkçası ezanı beklemiyordum. Çok şaşırdım. Sonuçta bu
ülkede hala Ermenilerin varlığını reddedenler var. Burada yaşananları da. Ezanı
okuyan kişi Ermenistan’a gelip tarihi bir camide dua etse, ezan okusa ben bunu
yapmazdım. Camide dua okumazdım çünkü orası benim dinime ait bir mekan değil.
Hatta duasını okurken rahatsız etmemeye çalışırdım. Çünkü dua özel bir andır.
Allah ile kul arasındadır.
Türkiye’de sosyal medyada size destek veren, “ezanlı
yanıt”a tepki gösterenler de oldu. Bu size ne hissettirdi?
Bunu sizden duyuyorum. Hem sizlere hem de bana destek
verenlere çok teşekkür ediyorum. Bu umut verici bir şey. Bu beni doğru
anladıklarını gösteriyor. Ayrıca destekleri sadece bana da değil, Türkiye’de
yaşayan Ermeniler ve onların varlığı için de önemli. Bunu çok önemli ve
kıymetli buluyorum.
Bir daha Türkiye’ye gelme planınız var mı?
Bu benim ilk gelişimdi. Ama devam edeceğim. Şimdi
Erzincan, Adana ve Ardahan’ı da görmek istiyorum. Oraların da bana ilham
vereceğini umuyorum. Tek dileğimse geçmişteki acı olaylar tekrarlanmasın.
* Ermenice’den çeviri için Armine Avetisyan’a
teşekkürler.
http://www.radikal.com.tr/turkiye/o_ezani_okuyan_emenistanda_camiye_gelse_ben_bunu_yapmazdim-1387031
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.