Prof. Dr. Beril Dedeoğlu / Galatasaray Üniversitesi, Uluslararası
İlişkiler
Uluslararası politikada hiç bir şey siyah-beyaz değil. 24
Nisan’da Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, Erivan’a gitti… Hollande açısından
soykırım konusu, Fransa’da yaşayan Ermeniler yoluyla Ermenistan-Fransa
ilişkisini elden kaçırmama araçlarından birisi. Diaspora-Ermenistan ilişkisinin
“acı”yı diri tutma yoluyla korunduğuna şüphe yok… Moskova’daki sözler, Putin’in
Ermenileri değil soykırım tezine sahip çıkarak siyaset üretenleri hedef
almıştı. Özetle Putin “birileri soykırıma sahip çıkacaksa, o ancak ben
olabilirim” demeye getirmişti… Azerbaycan Rusya ve Fransa ile konuştuğu kadar
“barış” konularını Türkiye ile de konuşuyor mu, orasını bilemiyoruz. Ancak
gördüğümüz, Türkiye’nin şimşekleri üzerine çekerek vitrinin önünde durmasından
Azerbaycan’ın hiç rahatsız olmadığı; Türkiye’nin ise Kafkasya barış masasında
bulunmamaktan çok rahatsız olduğu.
***
Uluslararası politikada hiç bir şey siyah-beyaz değil. 24
Nisan’da Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, Erivan’a gitti. Bu ziyaret bir yanıyla
Fransa’nın iç dengeleriyle açıklanabilir. Ancak Fransa ya da başka bir devlet,
ülkedeki etnik-dini grupların “dışarıyla” ilişkilendirilmesi halinde
sağlayacakları bir yarar yoksa, onlara bu denli sahip çıkma riskine girmezler.
Hollande açısından soykırım konusu, Fransa’da yaşayan
Ermeniler yoluyla Ermenistan-Fransa ilişkisini elden kaçırmama araçlarından
birisi. Diaspora-Ermenistan ilişkisinin “acı”yı diri tutma yoluyla korunduğuna
şüphe yok. Fransa’daki siyasilerin bu durumu değerlendirmelerini, hatta sürekli
acıları hatırlatacak faaliyetlerde bizzat rol almalarını doğal bulmak mümkün.
Ancak Fransa’nın Ermenistan ile ilişkilerini yakın
tutmasının ve bu ülke üzerinden de Kafkasya’da “açılım” peşinde koşmasının
önünde çok önemli ve epeyce de büyük bir engel bulunuyor; o da Rusya.
Rusya faktörü
Putin’in Moskova’da soykırım deyip Erivan’da dememesi,
tam da Kafkasya’da egemenin kim olduğunu anlatan bir ifadeye sahip.
Moskova’daki sözler, Putin’in Ermenileri değil soykırım tezine sahip çıkarak
siyaset üretenleri hedef almıştı. Özetle Putin “birileri soykırıma sahip
çıkacaksa, o ancak ben olabilirim” demeye getirmişti. Erivan’da kelimeyi
değiştirmesi ise, konunun Ermenilerin hislerinin dikkate alınmadığının bir
işareti olmuştu.
Rusya’nın bu tutumu, Avrupa ülkelerinin, hele ki Ukrayna
nedeniyle ambargo uygularken, kalkıp Kafkasya ülkeleri ile kendisini atlayarak
ilişki kurma çabalarına engel olacağının göstergesi. Kısacası Putin,
Kafkasya’da ancak kendisinin izin verdiği kadar ve kendisinin izin verdiği
oyuncuların ilişki geliştirebileceğini hatırlatmış oldu.
Bu arada belirtelim, Putin’in soykırıma yaptığı vurgu
Ermenistan’ın sadece bu konuya sahip çıkan Batılı ülkelere değil, Rusya’ya da
bakmasını sağlamaya yönelik. Putin, Ermenistan’ın tercihlerinin de kendisi
tarafından şekillendirileceğini söylemiş oluyor. Yani hem Avrupa ülkeleri hem
de Ermenistan’ı eş zamanlı uyaran bir Rusya söz konusu.
Azerbaycan faktörü
Ermenistan ziyaretinden hemen sonra Hollande’ın, bir kaç
saatliğine dahi olsa, Bakü’yü ziyaret etmesi ise meselenin başka yönlerine
işaret ediyor.
Fransa, Ermeni meselesi nedeniyle Azerbaycan’ı kaybetmek
istemediğini ima ediyor; “o başka bu başka” diyor, hatta gitmişken
Azerbaycan’da kurulacak Fransız Üniversitesinin de imzasını atıveriyor. Böylece
Rusya’ya da sadece Ermenistan ile ilgilenmediğini gösterme imkanı bulup, amacın
gayet ekonomik ve ticari olduğunu ima ediyor.
Fransa kendisi açısından ne ölçüde akılcı davranmayı
beceriyor; bunu zaman gösterecek. Ancak bu noktada önemli olan Ermenistan ve
Azerbaycan’ın bu gezileri nasıl değerlendirdikleri.
Ermenistan, Hollande ile Aliev sarmaş dolaş fotoğraf
çektirse bile sadece kendisiyle Fransa arasındaki ilişkilere bakmakla yetinmek
durumunda kalan bir ülke. Ancak Azerbaycan’ın durumu farklı; bu ülke Ermenistan
ile dertli ve Ermenilere arka çıkan ülkelere karşı mesafeli olduğunu açıklıyor.
Açıklamasına açıklıyor ama, anlaşıldığı kadarıyla fiilen
işler böyle yürümüyor. Fransa, Azerbaycan-Ermenistan sorununda arabulucu olmaya
aday. Bu ülke Türkiye de olabilirdi; tabi Azerbaycan nedeniyle kapalı sınır
gibi engeller olmasaydı. Azerbaycan Rusya ve Fransa ile konuştuğu kadar “barış”
konularını Türkiye ile de konuşuyor mu, orasını bilemiyoruz. Ancak gördüğümüz,
Türkiye’nin şimşekleri üzerine çekerek vitrinin önünde durmasından
Azerbaycan’ın hiç rahatsız olmadığı; Türkiye’nin ise Kafkasya barış masasında
bulunmamaktan çok rahatsız olduğu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.