Etyen Mahçupyan / etyen.mahcupyan@aksam.com.tr
Yeniden seçimin apaçık cazibesi karşılarında dururken bir
koalisyona, hele CHP ile koalisyona girişmek birçok AKP’li için hazmı zor bir
lokma. Üstelik böyle bir işbirliğini bizzat laik kesim ve Batı dünyası da
desteklerken. Ancak siyasi analiz karşı tarafı da ‘gerçek’ gücüyle görmeyi
gerektiriyor. AKP’yi devirmek üzere bir araya gelen çok kimlikli bir
koalisyonla karşı karşıya olduğumuz ortada. Ama bu koalisyonun son birkaç yıllık
mücadele döneminin neredeyse hiçbir noktasında istediğine ulaşamadığı, son
kertede yenildiği de ortada. Ayrıca bu sonuç AKP ve liderliğinin sağduyusu
sayesinde olduğu kadar yanlışlarına rağmen de sağlandı. Dolayısıyla ‘nifak
cephesini’ gözümüzde büyütmek de yanıltıcı. Açık olan gerçek şu: Eğer siz
yanlış yapmazsanız, onların hedefine ulaşması mümkün değil…
Bu veriyi bir kenara yazarak CHP ile muhtemel koalisyon
meselesine baktığımızda, AKP’yi devirme arzusunda olanların da pek iyi konumda
olmadıklarını görmekte yarar var. CHP onlar için de belirsizlikler taşıyan,
kontrolü zor, öngörülemez ve güvenilmez bir yapı. AKP/CHP koalisyonu bu kesim
için ‘mecburen’ sığınmak zorunda kaldıkları bir liman. AKP yüzde 41’e düşmesine
rağmen, ‘siyasetin galibi’ niteliğini sürdürüyor. Sormamız gereken şu: Onların
mecburen razı oldukları bir alternatif AKP için ille de kötü mü olmak zorunda?
Siyaset ille de sıfır toplamlı bir oyun mudur? Böyle bir bakış düşmanlaşmaya ve
kavga dünyasına mahkûm olmayı ima eder ve zaten AKP’ye meşruiyet zaafı
atfedilmesinin de temel nedenidir. AKP’lilerin özcü bir yaklaşımla Batı’yı
ezeli ve ebedi bir ‘öteki’ olarak tanımlayan bu ‘Doğu fundamentalizminden’ bir
an önce kurtulmasında sayısız yarar var. Çünkü tehlikenin abartılması
gerçekçilikten uzaklaşmayı ve var olduğu kadarıyla tehlikenin bertaraf
edilmesini fazlasıyla zorlaştırıyor. Bunun nedeni siyasetin kimliksel duruş
yüzeyselliğine feda edilmesi ve sonuçta bizzat o kimliğin siyasi imkânları
kullanamayacak kadar paralize olmasıdır. Bu gerçeği gizlemek üzere üretilen
retoriğin tarihte neredeyse binlerce yıl geriye gitme ihtiyacı, söz konusu zayıflığı
ve dumura uğrama halini yeterince ortaya koymakta.
AKP sıkça gönderme yapılan ‘üst aklı’ rakiplerin
sahasında yenebilir ve siyasi gücünü global düzlemde kaldıraç olarak
kullanabileceği bir meşruiyet seviyesine yükseltebilir. CHP ile koalisyon bunun
araçlarından biri olmaya adaydır. Unutmayalım ki CHP ‘sahici’ olmayabilir ama
tarihsel maceramız içinde yeterince hakikidir. Yerli olmasa da yeterince
yereldir… Geleceğe tutunma şansı bulursa değişebilir ve yeni bir senteze destek
verebilir. Bugün CHP’nin kimi zaman ‘arkaik’ ve tutarsız yapısına bakanlar, bu
partideki ve laik kesimdeki tıkanıklığın bir nedeninin de bizzat
muhafazakârlarda aranması gerektiğini akılda tutmalılar.
Amaç AKP’nin yöneteceği bir ülke yaratmaktan çok daha
fazlası olmalı. Amaç AKP’nin tüm farklılıkları geleceğe taşıyarak ve onları
özgürleştirip ‘yeninin’ sentezine katarak yönetebileceği bir ülke olmalı.
Siyaset rakipleri yenmenin ötesinde bir vizyonu ifade etmeli. AKP’nin uzun
vadeli ve kalıcı bir yenilenme ile sağlanabilecek iktidarın peşinde olması
gerekiyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.