Ümit-Kurt / umit105@gmail.com
Bu yazımda 31 Mart Vak’asını tarihsel bağlamına oturtup
ele almaya girişeceğim. Serbesti gazetesi başyazarı Hasan Fehmi’nin suikasta
kurban gitmesiyle birlikte Anayasal rejimin ilk yılında cereyan eden farklı
siyasal kuvvetler arasındaki gerilim tepe noktasına ulaşmıştı... Gelecek iki
yazıda bir önceki yazımda kısaca bahsettiğim iki önemli tarihsel vakadan
bahsedeceğim: 31 Mart Vak’ası ve Nisan 1909 Adana Katliam(lar)ı. Bu yazımda 31
Mart Vak’asını tarihsel bağlamına oturtup ele almaya girişeceğim.
Serbesti gazetesi başyazarı Hasan Fehmi’nin suikasta
kurban gitmesiyle birlikte Anayasal rejimin ilk yılında cereyan eden farklı
siyasal kuvvetler arasındaki gerilim tepe noktasına ulaşmıştı. Serbesti
gazetesi, Sultan Reşad’ın erkek kardeşinin sahibi olduğu İttihat ve Terakki karşıtı
bir yayın organıydı.
Mart 1909’nun başından itibaren gazetede İttihatçılara
karşı bir dizi yayın yapılmıştı. 6 Nisan 1909’da Hasan Fehmi’nin
katledilmesiyle birlikte siyasi durum iyiden iyiye kaosa doğru sürüklenmişti.
Liberal siyasi kanat Hasan Fehmi suikastından İttihat ve
Terakki’yi sorumlu tutmuştu. Bir kısım siyasi cenahlarda ise suikastın
sorumlusu olarak Saray’ı hedef gösterilmişti. Suikastı düzenleyen ve ifa eden
faillerin ortaya çıkmaması Meclis’te alevli tartışmaların yaşanmasına cevaz vermişti.
Bilhassa İttihatçı karşıtı siyasiler ve mebuslar Meclis’te bu cinayetin siyasi
bir eylem olduğunun altını çiziyorlardı. Krikor Zohrab daha da ileri giderek bu
cinayetin özgür basına yönelik bir saldırı olduğunu vurguluyordu.
İlginç olan bir diğer gelişme ise 5 Nisan 1909’da Derviş
Vahdeti’nin liderliğinde ve muazzam bir kalabalık eşliğinde anti-İtithatçı
İttihad-ı Muhammedi örgütünün resmen kurulmasıydı.İttihad-ı Muhammedi’nin
programı 16 Mart 1909’da yayımlanmıştı. Söz konusu program ziyadesiyle İslamcı
ve anti-Batıcı bir damara haizdi. Örgüt bir anlamda İmparatorluğun dindar ve
muhafazakâr unsurlarını hedef kitle olarak menzile almıştı. Örgüt’ün resmi
yayın organı olan Volkan gazetesi aracılığıyla da Meclis ve ordudaki
muhafazakârları etkilemeye çalışıyordu.
Esas itibariyle İttihad-ı Muhammedi, Ulema’yı temsil
etmiyordu. Bilakis, 31 Mart Vak’asının bastırılmasından sonra, İstanbul’daki
Ulema İttihad-ı Muhammedi’yi mahkûm eden bir bildiri yayımlamıştı. Volkan,
Hasan Fehmi suikastına oldukça sert ve radikal bir tepki göstermiş, isyan
çıkarma tehdidinde bulunmuş ve Ahrar Fırkası ile ortak hareket etmeye
başlamıştı.
İttihad-ı Muhammedi‘nin hem Osmanlı Ahrar Fırkası hem de
Birinci Ordu Birlikleri ile yakın temas halinde olması İttihatçı çevreleri bir
hayli rahatsız etmiş ve endişeye sebebiyet vermişti. İşte 31 Mart Vak’ası bu
gergin siyasi atmosferde vuku buldu. Bu olay, İttihat ve Terakki’ye muhalif
unsurların idare ettiği organize bir girişimdi.
12 Nisan akşamı Birinci Ordu’ya mensup birliklerle isyan
başladı ve Ayasofya Meydanı’na doğru bu birlikler yürüdü. Meclis binasına kadar
yaklaşan birliklere büyük bir kalabalık eşlik etti. Bu kalabalıkları teşkil
eden softalar Sultan’ın adını bağırarak, Şeriat’ın yeniden ihya edilmesini
talep ediyorlardı. Tepkiler üzerine Hilmi Paşa kabinesi istifa etti. Sultan’ın
emri üzerine 14 Nisan’da Tevkif Paşa Sadrazam olarak atandı.
Tevfik Paşa’nın Sadaret makamına getirilmesi İttihat ve
Terakki Cemiyeti’ne vurulmuş önemli bir darbeydi. Cemiyet’e mensup birçok kişi
saklanmış ve/veya kaçmıştı. İttihat ve Terakki’yi destekleyen yayın organları
yerle yeksan edilmişti. Latakkiya mebusu karşı devrimciler tarafından İttihatçı
yayın organı Tanin’in yazarı Hüseyin Cahid zannedilerek katledildi.
Ahmed Rıza, Cavid Bey ve Hüseyin Cahid gibi İttihad-ı
Muhammedi’nin hedefinde olan önde gelen Cemiyet mensupları ortadan kaybolmuştu.
Cemiyet’in İstanbul’daki merkezi karşı devrimciler tarafından sarsılsa da,
Cemiyet 3. Ordu Birliklerinin konuşlandığı Rumeli’de hâlâ son derece güçlüydü.
17 Nisan’da Selanik’ten ayrılan Hareket Ordusu isyanı
bastırmak ve kamu düzenini yeniden sağlamak için İstanbul’a doğru hareket etti.
Ayastefanos’ta konuşlanan Hareket Ordusu yeni hükümet ile müzakerelere başladı.
Müzakerelerden sonuçsuz kalması üzerine Hareket Ordusu 23 Nisan’da İstanbul’a
girdi, birkaç çatışmadan sonra şehri kontrol altına aldı.
31 Mart Vak’ası sadece İttihat ve Terakki için değil;
Cemiyet’e karşı devrimcilere karşı verilen bu mücadelede destek veren Ermeni
siyasi partileri için de siyasi bir darbeydi. İsyanın bastırılmasıyla birlikte
Meclis Sultan Abdülhamid’in hal’ine karar verdi ve kardeşi Sultan Mehmed Reşad
tahta çıktı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.