Ermeni kaynaklarında, Adapazarı'nın 1400'lü yıllarda
Timur'dan korunmak için Sivas'tan gelen Ermeniler tarafından kurulduğu
belirtiliyor. www. ermenistan.de adlı sitede yer alan makalede, Adapazarı'nın
Ermenice adının ise "DONİGAŞEN" olduğu ifade ediliyor. Adapazarı
tarihine ilişkin sitede yer alan yazı şöyle: Adapazarı şehrini 1400’lü yıllarda
Timurlenk’in saldırılarından kaçabilmek için Sivas’tan gelen bir grup Ermeni
kurmuşlardı.
Ondan önce bu sadece bataklıkların bulunduğu dümdüz
bölgede, ne herhangi bir yerleşim yeri, ne de kullanılıp, sürülmeye elverişli
topraklar vardı. Ermeniler, inanılmaz inat, azim ve çalışkanlıklarıyla
coğrafyanın şiddetli ve yabani karakterli bu yerinin doğasını değiştirmeyi
başararak, buraları yaşanılır hale getirdiler. 1400¬1461 yılları arasında şehir
Donigaşen olarak isimlendiriliyordu, ondan sonra Türklerin kararıyla Ada veya
Adacık olarak değiştirildi. Daha da sonraları, şehrin gelişmesine paralel
ticari anlamda önemliliği nedeniyle bu bölgenin bir pazar yerine dönüşmesi
sonucu, Adapazarı olarak adlandırıldı.
Halkı çok çalışkan
Adapazarlı geçimini sağlamak için Konstantinopolis veya
başka yerlere göçmek durumundaydı. Aslında çok çalışkandı ve olağanüstü çabalar
sarfederek işlediği cömert topraktan maksimum ürün elde etmesini de iyi
bilirdi. Misafirperverdi ama işsiz-güçsüz-boşta gezenlerden de nefret ederdi.
Konstantinopolis – Bağdat demiryolunun inşaasından önce
Adapazarı, biçimsiz, derme-çatma evleri ve düzensiz sokaklarıyla ikincil bir
şehir konumunda bulunuyordu. Ermenilerin mahalleleriyle, kiliseleri ve
okullarından başka da göze çarpan yapılar hemen hemen yok gibiydi. Evlerin
mimari pek basit hali, çapından fazla bayağı, istisnasız ahşap yapıda olsalar
bile, pek çok çiçeklerle zevkle süslüydüler. Bundan dolayı, Adapazarı’nın
Ermeni mahalleleri için «hakiki çiçek bahçelerine benziyorlar» denilebilirdi.
Burada en biçimsiz ev sahibinden tutun, pek düzenli bir yapıda ikamet eden
vatandaşa kadar herkes bir çiçek aşığı sayılırdı. Pencerelerden asılı
saksılarda beslenen çiçekler dışında, yerden bitme ve evin duvarlarına
yapışarak sarmaşıklar halinde damlara kadar tırmanan, bol yapraklı yeşil
bitkilerle, hanımelleri ve yaseminlerle süslü, yatay geniş «halılar» serili
gibiydi sanki ! Orayı ziyaret etmekte olan yabancılar için bu rengârenk ve hoş
kokulu resim onlara gerçek bir bayram havası yaşatıyordu !
Suyu Çark'tan
Adapazarı,Yavaş-Su,pek hafifvelezzetliolaniçme suyunu
Çarkh adlı küçük çaydan ediniyordu. Türk mahallelerine yakın, kışladan biraz
yukarıda, çayın akışının inişe geçip hızlanmasından yararlanılarak, oraya
koskoca bir su tekeri yerleştirilmiş ve özel bir pompalamayla akarsuyu döndüre
döndüre 20 metre kadar yükseğe ulaştırarak, oradan genişçe bir su borusuna
akıtılmasını sağlamış ve bu sayede şehrin diğer mahallelerine su verilmesi
becerilmişti.
Şehrin en meşhur binaları Bedros Muradyan ve Hovhannes
Cırgayan’ın Konstantinopolis’teki müstakil evlere benzeyen yüksekçe ve pek
güzel evleriydi. Şehrin en göze çarpan devlet ve özel mülkiyete ait tüm
binalarıyla, kare şeklinde döşeme taşlı yolları Ermeni mimar Varteres Efendi
tarafından inşa edilmişti.
Ermeni, Türk, Boşnak, Elen ve Yahudiler biribirinden
olabildiğince belirgin sınırlarla ayrışan mahallelerde yaşamaktaydılar. Çarşı,
güney ucunda Boşnakların oturduğu dört yanı Türk mahalleleriyle çevrili şehir
merkezinde bulunuyordu. Çarşının kuzey ucundan kuzey¬doğusuna yay şeklinde
serili olan mahalleler Ermenilere aitti. Çarşı, merkezinde satışı yasak olan
maddelerin, yolun sağ ve sol tarafında, balıkçı, şarapçı, domuz eti kasabı,
tütüncü, ve hatta meyve ve başka türden yiyeceklerin satıldığı dükkânlarıyla
Kargıç altında adı verilen uzunca sokakla devam ediyordu. Bu sokaktaki 100-120
dükkândan sadece birkaç tanesi Elenlere aitti, geriye kalan tüm dükkânlar
Ermenilerindi, Türklere ait bir tek dükkân bile yoktu. Ama çarşıdaki asıl resim
yaklaşık olarak şöyleydi: % 80 Ermeni, % 10 Türk, % 5 Elen, % 2 Yahudi ve % 3
diğer halktan insanlar.
İpek böcekçiliği
İpek böcekçiliğiyle, tütün üretimi Adapazarı’nın en
parlak ve başarılı işleriydi, Bunlardan ilki halka üç milyon, ikincisi ise bir
milyon kuruş miktar getiriyordu. 1879 yılında şehrin Ermenilere ait olan sekiz
ipek üretim merkezinde çalışan yüzlerce kadın ve kızlara iş alanı sağlanmıştı.
Adapazarı’nda genellikle buğday, keten, tütün, ipek,
soğan, sarmısak, patates, ve meyve çeşitleri üretilirken, yerel atölyelerde
hazırlanan ender deri yabancı pazarların renkli derileri ve kürkleriyle
rahatlıkla rekabet etme kalitesine sahipti.
1905 yılında, perakende keten satın alan tüccarlar topu
topu 6-7 kişilerdi, ağustos başından ekim ayı sonuna kadar, okkasını 2-3 kuruşa
satın aldıkları keteni İzmit’te toptancılara 2,5-3,5 kuruşa satıyor, onlar da
malları Marsilya, Londra ve Hamburg’a ihraç ediyorlardı.
1915’e kadar Adapazarı’nda ipek üretimiyle ilgili
fabrikalar aşağıdaki şahıs ve şirketlere aitlerdi: Bedros Muradyan, Boğos
Muradyan, «Antranik Çarıkçıyan kardeşler» Şirketi, «Artaki Medaryan – Arapzade
Sait şirketi», «Hagop Dayleryan – Hamit Bey şirketi», «Suren Kuyumcuyan
kardeşler» Şirketi, «Mıgırdiç Cırgayan şirketi», «Şahinyan kardeşler»,
Anbarlıyan, Garabet Topuzyan.
Kaynak: XV.
Yüzyıldan 1915’e Günümüz Türkiye’sinde Ermenilerin Ticari-Ekonomik
Faaliyeti Toplu belgeler, derleyen: Khaçadur Dadayan, «Gasprint» Yayıncılık,
Yerevan, 2012"
Editör: MY


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.