Hamamlara giden, Osmanlı
tarihinde "gayrimüslim" ve "zımmi" olarak tanımlanan
Müslüman olmayan (Rum, Ermeni, Yahudi, Süryani vb. gibi) Osmanlı yurttaşlarının, Müslümanlardan ayırt
edilmesi için çıkartılan bir yasağa göre gayrimüslimlerin nalın giymesi
yasaklanmış ve nalınsız gezmesi uygun görülmüştür. Ancak Müslümanların da
tercihen nalın giymeme ihtimali karşısında bu yasak zayıflayınca, fermana yeni
ve garip bir madde eklenmiş, gayrimüslimlere verilecek peştemallara,
alametifarika olarak birer demir halka takılması uygun görülmüştür… Osmanlı
döneminde kiliselerdeki çanlar kaldırtılmış, çan çalınması yasaklanmıştı. Bu
yasak, 1856'ya kadar devam etmiş, bu tarihten sonra, kiliselere çan kuleleri
yaptırılmış ve kiliselerde çan çalınmaya başlanmıştır.
***
1554 - Kahve ve kahvehane yasağı
Kanuni Sultan Süleyman
döneminde Türkiye'ye Halep ve Şam'dan gelen kahve, kısa sürede sosyal yaşamın
bir parçası olmuş, ilk kahvehane 1554
yılında açılmıştır. Kahvehaneler giderek çoğalmış, insanların uğrak
noktası olmuş, kahve önce ulema tarafından hoş karşılanmamış ve yasaklanmış
ancak sonra payitahtın tanınmış uleması ve şeyhleri kahve müdavimlerini hoş
görerek yasağı kaldırmıştı.
Dördüncü Murad zamanında
tütün ve içkinin yasaklanmasının ardından "kahvehanelerde devlet aleyhine
konuşmalar yapıldığı" düşünülerek tüm kahvehaneler kapatılmış ve
faaliyetleri durdurulmuştu. Yasağa rağmen kahvehane açanlar bazı kişiler idam
edildi. İkinci Mahmud döneminde, yeniçerilerin toplanma ve buluşma yeri
olmaması için kahvehane yasağı bir süre daha sürdürülmüş ancak birkaç sene
sonra bu yasak kaldırılmış ve tarihe karışmıştır...
Kadınların Eyüp'te kaymakçı
dükkânına girme yasağı
6. yüzyılda özellikle Eyüp
semtinde yer alan kaymakçılar büyük bir şöhrete sahipti. "Türbe ziyareti
bahanesiyle bu kaymakçı dükkânına gelen bazı kadınların önceden anlaştıkları ve
tanıştıkları erkeklerle buluştukları" yönünde bazı iddia ve şikâyetler
üzerine bu durum Eyüp Kadısı tarafından hükûmete şikâyet edilmişti. Kısa bir
süre sonra 1573 tarihli bir yasak geldi.
Eyüp Kadısı'na gönderilen
ferman şöyleydi: "Kaymakçı dükkânlarına bazı nisa taifesi kaymak yemek
bahanesiyle girip oturup namahremler cem'olup hilafı şer' işleri vardır diye
Müslümanların haber verdiklerini bildirmişsin; bu babda ihmal caiz değildir;
kadınlar kaymakçı dükkânlarına gitmeyecektir, gelen kadınların dükkâna
alınmamasını dükkân sahiplerine şiddetle tenbih et, tenbihini dinlemeyen ve
dükkanına kadın müşteri alan dükkân sahibini muhkem cezaya çarptır.
1580 - Kadınların, kayıklara erkeklerle binme yasağı
1580'den İkinci Abdülhamid
döneminin sonlarına kadar süren bir yasaktı. Yasağın konulmasına "bazı
kadınların kayıklarda, önceden
anlaştıkları erkeklerle buluşması" sebep olarak gösterilmişti. Bazı
kayıkçılar bu yasaklara uymadığında "erimdir dedim aldım" diyerek
kendilerini savunurlar,
Üst yetkililerden kayıkçı
kâhyasına ve bostancı başıya sık sık uyarılar ve emirler gelirdi. Kadınların,
Haliç ve Boğaziçi iskelelerine dolmuşa işleyen kayıklara bile erkekle binmesi
yasaktı. Bu yasaktan sadece ihtiyar kadınlar, dolmuş şeklinde işleyen kayıklara
binmeleri kısıtlamasıyla kısmen nasibini almıyordu.
Kayıkçılar kâhyasına
gönderilen fermandan birkaç satır: "Bundan evvel de tenbih edilmişti; taze
avretlerin levend taifesile kayığa girip gezmelerine mani ol ve bu hususu bütün
kayıkçılara tekrar tekrar tenbih et."
Çingenelere ata binme ve
kısrak besleme yasağı
Çingenelerin yollara ve
bellere inip fesat ve şenaat işledikleri sebep gösterilerek 1595 yılında Divanı
Hümayun'dan İstanbul Kadısı tarafından Çingene subaşısına gönderilen fermana
göre Çingene halkının büyük şehirlerde ata binmesi, atla dolaşması ve kısrak
beslemesi yasaklanmış, bu yasak Rumeli bölgesinde de uygulanmıştır.
Yasağın metni şöyledir:
"Çingene tayfasının ata binmesi ve kısrak beslemesi yasak edilmiş olup
lazımgeldikçe eşeğe ve arabaya bineceklerdir; muhalif hareket edenler siyaset
olunurlar. Ona göre tenbih ve ilan eyleyesiniz. Sene 933."
Hamama giden gayrimüslimlere
nalın giyme yasağı
Hamamlara giden, Osmanlı
tarihinde "gayrimüslim" ve "zımmi" olarak tanımlanan
Müslüman olmayan (Rum, Ermeni, Yahudi, Süryani vb. gibi) Osmanlı yurttaşlarının, Müslümanlardan ayırt
edilmesi için çıkartılan bir yasağa göre gayrimüslimlerin nalın giymesi
yasaklanmış ve nalınsız gezmesi uygun görülmüştür.
Ancak Müslümanların da
tercihen nalın giymeme ihtimali karşısında bu yasak zayıflayınca, fermana yeni
ve garip bir madde eklenmiş, gayrimüslimlere verilecek peştemallara,
alametifarika olarak birer demir halka takılması uygun görülmüştür.
Arnavutlara hamam tellakı
olma yasağı
Osmanlı'da Lale Devri'nin
sonunu getiren meşhur 1730 Patrona Halil İsyanı'nın lideri olan Horpeşteli
Arnavut Halil, Bayezid hamamında çalışan bir tellak olduğu için, olası yeni bir
isyanı önlemek adına, o tarihlere kadar İstanbul hamamlarının tamamında tellaklık
görevi yapan Arnavutların, artık tellak olmaması yönünde bir yasak yürürlüğe
girmiştir.
Konaklardan yalılara,
yalılardan konaklara taşınma yasağı
Üçüncü Selim döneminde ortaya
çıkan bu yasak, Tanzimat dönemine kadar yürürlükte kalmıştır. Yazın, kendi
mülkü olan veya kira ile tuttukları yalılara canlarının istediği zaman
taşınamazlar ve mevsim sonu, keza
canlarının istediği zaman şehirdeki konaklarına dönemezlerdi. Hükûmet,
herkesin, o yazı, Boğaziçi'nin hangi köyünde veya Haliç'in hangi tarafında
oturacağını önceden öğrenir, o yılın
havalarına göre, nihayet bir gün yalılara göç müsaadesi çıkardı.
Evlerde yemek çeşidi yasağı
1821'de Nişancı Halet
Efendi'nin girişimiyle İkinci Mahmud tarafından uygulamaya konulan bu yasağın
çıkış nedeni israf olarak gösterilmişti. Gerekçe olarak ise devlet erkânının
eğlencelerini, ayrıca konaklarda ve yalılarda gerçekleştirilen olarak
gösterilmişti. Gerekçe olarak ise devlet erkanının eğlencelerini, ayrıca
konaklarda ve yalılarda gerçekleştirilen dondurmalarla ve meyvelerle donatılan
ve Osmanlı aşçılarının hünerlerinin ortaya konulduğu sofraları göstermiştir.
Bu yasağın kısaltılmış yazılı
sureti şu şekildedir: "...İsraf
günahtır, bundan böyle evlerde nihayet beş türlüden yedi türlüye kadar yemek
pişirilebilir, yedi türlüden fazla yemek pişirtilmeyecektir.
İstanbul'a bekâr erkeklerin
girme yasağı
17. ve 18. yüzyıllarda
İstanbul'da kefilsiz oturmak yasaktı. Ancak "İstanbul'a, Rumeli'den ve
Anadolu’dan gelen bekâr erkeklerin, kaldıkları han ve odalarda fuhuş yaptıkları,
şehirde kan döküp kavga ettikleri, askeri darbelerde silaha sarılıp çeşitli
ayaklanmalara katıldıkları, kargaşa sırasında çarşı ve pazarları
yağmaladıkları" yönündeki yaygın kanaat nedeniyle 1826'da çıkan ferman ile
bekâr erkeklerin şehre girmesi yasaklanmıştır.
Kiliselerde çan çalma yasağı
Osmanlı döneminde
kiliselerdeki çanlar kaldırtılmış, çan çalınması yasaklanmıştı. Bu yasak,
1856'ya kadar devam etmiş, bu tarihten sonra, kiliselere çan kuleleri
yaptırılmış ve kiliselerde çan çalınmaya başlanmıştır.
Ekstra: Bekçilere davul çalma
ve kahvehanelerde oyun oynama yasağı 1821 yılının Ramazan ayında, geceleri
bekçilerin davul çalması, mani ve türkü okuması, kahvehanelerde tavla, dama ve
satranç vb. gibi oyunlar oynanması, meddahların hikâyeler anlatması yasaklandı.
Bu yasağın sebebi aynı yıl
İstanbul'da yaygınlaşan veba salgını için bir nevi önlem alma olarak
gösterilmişti. Ancak Ramazan ayında 3 bine yakın İstanbullunun veba salgınından
dolayı ölmesinin önüne geçilememişti...
Bu yasağın sebebi aynı yıl
İstanbul'da yaygınlaşan veba salgını için bir nevi önlem alma olarak
gösterilmişti. Ancak Ramazan ayında 3 bine yakın İstanbullunun veba salgınından
dolayı ölmesinin önüne geçilememişti...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.