HDP'li Garo Paylan'ın Hürriyet'e verdiği röportaja ve
Marka Esayan'ı hedef alan sözlerine bir eleştiri de Serbestiyet yazarı Tuncer
Köseoğlu'ndan geldi. Garo Paylan'ın ‘Türkiye Türklerindir’ gazetesinde Ermeni
bir milletvekilini hedef tahtasına oturtmasına sert tepki gösteren Köseoğlu,
"Paylan, verdiği röportajda bu memleketi babalarının çiftliği sanan
Hürriyet ve temsil ettiği İttihatçı zihniyetin yaktığı ateşe odun taşıdı. Bir Ermeni
vekil olarak başka bir Ermeni vekilin linçine isteyerek/istemeyerek ortak
oldu." diye yazdı. İşte o köşe yazısı:
***
HDP milletvekili Garo Paylan, geçtiğimiz günlerde,
Hürriyet Gazetesi'nden Ahmet Hakan'a konuşmuş ve Ak Parti'den milletvekili
seçilen Markar Esayan'ın 'özellikle son iki yıldır işlenen pek çok suçu meşru
kılmaya dönük bir performans sergilediğini' öne sürmüştü.
Paylan'ın bu sözleri büyük tepki toplamıştı.
HDP'li Garo Paylan'ın Hürriyet'e verdiği röportaja ve
Marka Esayan'ı hedef alan sözlerine bir eleştiri de Serbestiyet yazarı Tuncer
Köseoğlu'ndan geldi.
Garo Paylan'ın ‘Türkiye Türklerindir’ gazetesinde Ermeni
bir milletvekilini hedef tahtasına oturtmasına sert tepki gösteren Köseoğlu,
"Paylan, verdiği röportajda bu memleketi babalarının çiftliği sanan
Hürriyet ve temsil ettiği İttihatçı zihniyetin yaktığı ateşe odun taşıdı. Bir Ermeni
vekil olarak başka bir Ermeni vekilin linçine isteyerek/istemeyerek ortak
oldu." diye yazdı.
İşte o köşe yazısı:
- Keçiler ve koyunlar
Koyun sürüsü dereden karşıya geçerken, bir koyun suya
düşmemek için can havliyle taşın üzerine doğru fırladı; bu sırada kuyruğu
havaya kalktı. Arka tarafta bulunan bir keçi heyecan içinde bağırdı: “Koyuna
bak koyuna götü görünüyor…”
Son zamanlarda yaşadığımız durum, tam da yukarıda
anlattığım hikâyeye benziyor. Sürekli kıçı açık gezenler, başkalarının
açıklarını kovalıyorlar. Açık bulmak da önemli değil, algıyı yarat, sonra
başlasın linç. Kendi utançlarımızı unutturma ve gizleme adına teşhirciliği öne
çıkarmak bundan olmalı. Memleket, Sultanahmet Meydanı olmuş; herkes “Aaa
cambaza bak, cambaza” diyerek, dikkati dağıtma peşinde. Teşhirciliğe verdiğimiz
emeğin çok azını ‘utanç’a ayırabilseydik keşke. Çevremizde olup bitenlere
karşı, yaptıklarımızdan-yapmadıklarımızdan kendimize de pay çıkarıp utanç
duyabilseydik eğer, daha güzel ve anlamlı bir dünyada yaşıyor olmaz mıydık?
Yaptığı linçlerle ve ötekileştirmelerle maruf -ki
logosunda bulundurduğu ‘Türkiye
Türklerindir’ sözü bile yeter- Hürriyet Gazetesi’nde geçtiğimiz Çarşamba günü
Ahmet Hakan imzasıyla HDP milletvekili Garo Paylan röportajı yayımlandı.
Geçmişinde başka görüşlere, başka kimliklere hayat hakkı tanımamak üzerine
yüzlerce sabıkası olan gazete, yine ‘keçi’liğini yapıp doğasına uygun olarak
davranmış. Buna lafımız yok zaten, lafım Garo Paylan’a... Ermeni kimliği
üzerinden kendisinden farklı düşünen, başka bir Ermeni AK Parti Milletvekili
Markar Esayan’ın linç edilmesine bulunduğu katkıdan dolayı, Garo’dan kendi
adıma utandım. Baştan sona Sevgili Markar’ı linç etme üzerine kurgulanan
röportaja verdiği ‘derin!’ katkıdan dolayı, Garo’dan bu topraklarda yaşayan bütün
insanlarla eşit ve ortak bir dünya hayali kuran biri olarak utandım…
Garo Paylan, geldiği yeni mahallesindeki efendilerine
hizmette kusur etmeyen ve giderek çukurlaşan Ahmet Hakan’ın kurduğu Markar’ı
yakma ateşine oduncu başı olarak iyi bir işlev gördü. Tam sayfalık röportaj
boyunca taşıdı da taşıdı o ateşe har verecek odunları. Arada, şu andaki
konumunu borçlu olduğu Hrant Dink güzellemesi yapmayı da ihmal etmeden. (Hrant
Dink, Garo Paylan’ın röportajda dolgu malzemesi olarak söylediği sözlerden çok
daha güzelini ve fazlasını hak eden biriydi. Not düşelim…) Ama Garo, ufak bir nüansı unutmuş ya da kendi
‘cici’ Ermeniliğini kanıtlama adına Hrant için de aynı gazetenin cehennem ateşi
yaktığını yok saymış olmalı. Röportaj verdiği gazetenin ‘insanları balık
hafızalı’ olarak niteleyen eski yayın yönetmeninin attığı manşetleri, yazdığı
‘Yalnız Kurt’ yazılarını unutmuş olmalı. Hatırlaması için arşivlere gitmesine
gerek yok ‘Google amcaya’ bakması yeterli. Hatırlamak istiyorsa tabii! ‘Balık
hafızalı’ olmak da bir tercih; kim ne karışır, başka bir linçe ortak olmadığı
sürece…
Eski Taraf’ta Markar’la beş yıla yakın birlikte çalıştım,
yakın dost olduk. Naifliğini, insanlara bakış açısını az çok bilenlerden
biriyim. Kendi cemaati olduğu kadar, ayırım gözetmeden bu ülkede yaşayan
insanlar için, iyi şeyler yapmaya çabalayan fikir üreten biri Esayan.
‘Hrant Dink’e Adalet’ için gösterdiği çabayı, harcadığı
enerjiyi yakından gözlemledim. Ve insan olarak çok iyi şeyler aldım Markar’dan…
Zaten o yıllarda söylediğim ‘Hastasıyız Markar’ın’ sözü de benden çıkmadır.
Zaman zaman tekrarlarım. Garo’yu ise tanımam. Eminim o da yakın çevresi ve
kendini tanıyanlar için ‘güzel’ bir insandır. Aksini diyemem, ayıp olur.
Garo Paylan, bu memleketi babalarının çiftliği sanan
Hürriyet ve temsil ettiği İttihatçı zihniyetin yaktığı ateşe odun taşıdı. Bir
Ermeni vekil olarak başka bir Ermeni vekilin linçine isteyerek/istemeyerek
ortak oldu. Bu linç girişiminden iyilik çıkmaz. Çıksa çıksa, bir arkadaşımın
dediği gibi, “Markar’a sallayıp İttihatçılara biat ederek gideceğiniz tek yer
Stockholm Tren İstasyonu” bileti çıkar...
Cumhuriyet Tarihi’nin ilk yılları hariç, bugüne kadar
kurulmuş en çeşitli ve renkli meclisinde iyi şeyler yapmasını umut ettiğim
Garo’nun verdiği röportajdan kendi adına utanç duymasını dilerim. ‘Ben iyiyim,
o ise kötü’ diye teşhir edip kendi vicdanımızı aklama yerine, utanç duymalı
insan. Dünyayı, işte o kendimizle ilgili duyduğumuz utanç kurtaracak…

1 yorum:
Bu "Stockholm sendromu " sozu de arguman , sevgili, renkli vd gibi ciklet oldu agizlara. Bu rehin alinma durumunda kullanilmis. Politik gorus bildirmekle ne ilgisi var?.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.