CHP'nin olağanüstü toplantı çağrısı üzerine CHP'li Meclis
Başkanvekili Şafak Pavey'in başkanlığında toplandı. CHP'nin terör için komisyon
kurma önerisi reddedilirken hükümet adına konuşan Arınç terör operasyonlarının
bilançosunu açıkladı: 1061 kişi gözaltına alındı, 156 kişi serbest bırakıldı.
PKK ve DHKP-C'ye yönelik operasyonda 847 kişi gözaltına alındı. DAEŞ'e yönelik
136 kişi gözaltında alındı, 31 tutuklu var.
RADİKAL - CHP 'li Meclis Başkanvekili Şafak Pavey, terör
konulu olağanüstü toplantının açılışında konuştu. Pavey şunları söyledi:
"Burada yaratacağımız her asabiyet sokağa şiddet teşviki olarak
dönebiliyor. Bu vatan hırslarımızdan çok daha değerli. Bizler varlıklarımızla
bir şey katmak için Meclis'teyiz. Siyaset şiddet bizi her zamankinden çok daha
acil göreve çağırıyor. Ortak hafızamızı
takip etsek düzlüğe çıkabileceğimize inanıyorum. Değerli milletvekillerini
saygıyla selamlıyor gündeme geçiyorum."
ARINÇ'IN KONUŞMASI
Pavey'den sonra hükümet adına Bülent Arınç, konuşmaya
başladı. Arınç özetle şunları söyledi: "Öncelikle CHP Grubuna verdikleri
olağanüstü toplanma tekliflerinden dolayı teşekkür etmek istiyorum. Son
günlerde kalplerimizi kanatan acı olayların,. Soruşturmaların devam ettiği bir
zamanda ve hükümetin terörle mücadele yaptığı süreçte konuyla ilgili görüşme
zaruret olmuştu. Bunu CHP yerine getirdi. Komisyon kurulabilir korumayabilir
bunlar sizlerin değerli oylarınızla belli olacaktır. Son günlerde yaşanan olayları
hepimiz acı ile karşıladık ve tepkimizi verdik.
Ayrıntılarını biraz sonra vereceğim şiddet olayları kapsamında ülkemizde
bir üzüntünün hakim olduğunu söyleyebilirim. Memleketini seven herkes üzüntülü
ve tepkilidir. Meclis olarak bunu görüşmek hepimizin göreviydi.
Bu günkü konumuz ülkemizde giderek artan terör olaylarını
nedeni araştırmak ve engellemek için meclis komisyonunun kurulmasını içeriyor.
Bu konuda iki rapor vardır. İnsan hakları inceleme
komisyonunun hazırladığı bir rapordur. Bu Şubat 2013’tedir. Yine aynı dönemde Kasım 2013 tarihli meclis
araştırma raporumuz var. Bunun ayında geçtiğimiz dönemde 10 Temmuz 2014 tarihli
terörün sona erdirilmesi maddeli kanun hazırlanmış ve resmi gazete
yayınlanmıştır.
Şüphesiz çözüm süreci belki bugünde tartışılacaktır, devam
edip etmediği konularında bir tartışma var. 2009’dan başlayarak kademe kademe
devam eden ve ete kemiğe bürünen, ismini ne koyarsanız koyun bu konunun ne hale
geldiği, nasıl suistimal edildi tartışmalarını da değerlendirmek istiyorum.
12 yıldan beri AK Parti hükümetlerinde bu konuda çok
önemli adımlar atıldı. Yaşananlar sizler
tarafından takip ediliyor bunları tekrar tekrar veremeyeceğim. 20 Temmuz’da
Suruç’taki katliam diyebileceğimiz terör olayı sonrası Başbakanlık Koordinasyon
Merkezi’nden an be an takip ettik.
3 terör örgütüne karşı PKK ve bağlantılı terör örgütlerine
karşı, DAİŞ ve DHKP-C diye bilenen örgütlere karşı operasyonlar yapıldı.
Sonuçları da koordinasyon merkezi tarafından açıklandı.
Bütün operasyonları milli imkân ve kabiliyetlerimizle, DAİŞ’e karşı yapılanların
da Türkiye içinde gerçekleştirildiğini söylemem gerekiyor. Bugün en son 1302
kişiye gözaltı işlemi uygulandığı bildirildi. Binbaşı Arslan kulaksız ismi
verilen operasyonla da sığın depo ve barınma alanlarının vurulduğuna dair
açıklamayı hepimiz biliyoruz
Bunun saat 11:00 itibariyle gözaltı sayısı 1061 kişidir…
PKK ile ilgili olarak şunları söylemem gerekebilir.
Toplumsal gelişmenin önündeki terör meselesini ülke gündeminden çıkarmak için
kararlı bir tutum sergiledik. Çözüm sürecinin nihai hedefi terörün sona
erdirilmesi. Çözüm Sürecinin kamuoyuna doğru anlatılması için akil insanlar
heyeti oluşturuldu.
Demokratikleşme paketi amacıyla teme hak ve özgürlükler
alanında yasal düzenlemeler hayata geçirildi. Çözüz sürecindeki adımlarımıza
karşı örgütün sürece uygun hareket etmediği görülmektedir. 2013 mayıs ayında
silahlı unsurların ülke dışına çıkarılması söylenmişti. Silahla bırakılacak
siyaset ve fikirler konuşulacak denildi. Örgüt şiddet içerikli eylemlerini deva ettirdi. Kırılma noktalarından biri de pek
çok yerde baş gösteren 6-8 ekim olaylarıdır. 7 hazirandan bugüne kadar kanunsuz girişimler yapıldı. Her ne kadar başta HDP olmak üzere örgüt
bileşenlerin tarafında dezenformasyon yaratılmaya çalışışsa da hükümet adımlar
atmıştır.
HDP’li siyasetçilerin bağımsız devlet kurma ifadelerini
kullandıkları görülmüştür. 7 Haziran
seçimleri öncesi örgüt ve bileşenleri çözüm sürecini kendi baskı ortamını
kullanma aracı olarak kullanmaktadır.
BAYDEMİR'İN KONUŞMASI
Arınç'ın konuşmasından sonra HDP adına Osman Baydemir
kürsüye geldi. Baydemir şunları söyledi: "TBMM’nin 8 Haziran sabahından
itibaren Türkiye topluluğunun tüm farklılıklarına sahip olduğu temsil oranında
memnun olduğumu ifade etmek istiyorum. Türkiye ye yeni bir döneme uyandı.
Türkiye farklılıklarının bir bütün olarak, siyaset mekanizmasına emretmiş
olduğu barışın ortak paydalarda buluşun ve ret politikaları nihai barışla
taçlandırın mesajı alınmadı ya da gereğinin gerilmemesi için ısrar ediliyor.
Suruç’ta insanlığa karşı suç işleyen IŞİD organizasyonun yarasını sarmak üzere
Türkiye’nin dört bir yanından Türklerin Kürtlerin birlikte yaşayabileceğinin
sembolü olan gençler Suruç’ta katledildiler.
Maalesef toplumda var olan barış arzusu henüz siyasi
partilerin ortak bir çabası olmamıştır. Bu toplantıda tarihi buluşmada tarihi
bir karara gelin katkı sunalım. Yaşanmış acıların son acımız olmasının
temennisinde bulunuyoruz. HDP olarak bu toplantıya dahilimiz bir daha asla bu
ülkede tek bir insanımızı hayatını çatışma ortamlı içinde yitirmemesinin
pratiği ve çabası olacaktır. Hepinizin vicdanına çağrıda bulunmak istiyorum.
“ÇATIŞMASIZLIK ORTAMININ KIYMETİNİN NE KADAR DEĞERLİ
OLDUĞUNU BUGÜN DAHA İYİ İDRAK EDEBİLİYORUZ”
Bu meclis, gerçekten tek bir yurttaş evladımızın hayatını
yitirmesini istemiyorsak irade burasıdır. Milletin iradesi burada tecelli
etmiştir. Gelin hepimiz bulunduğumuz zeminde sorumluluğumuz gereği olarak bu
çatışma pratiğine dur diyelim. Emin olun ki 2013 yılında seçime kadar devam
eden çatışmasızlık ortamının kıymetinin ne kadar değerli olduğunu bugün daha
iyi idrak edebiliyoruz. Yapmamız gereken tek şey var. Tek bir canımızın toprağa
düşmeyeceği ortak iradeyi yaşama geçirmektir. Neden bu sarmal başlatıldı.
Cumhuriyet tarihimiz boyunca en büyük siyasi gelişme elbette ki 2013 Nevruz’u
ile barış manifestosu ile başlayan süreçtir. O sürecin Ağrı’da seçim
atmosferini zehirlemeye çalışan provokasyona kadar devam etmiş süreçte AK Parti
iktidarı barışı etkin şekilde yönetebilmiş olsaydı….
“HÜKÜMET BİR KEZ DAHA 1990’LARIN DİĞER HÜKÜMETLERİN DEVLET
REFLEKSİNE GERİ DÖNDÜ”
Yurttaş tercihi ortaya koyarken hesap sorabilir bir noktaya
geldi. Hükümet bir kez daha 1990’ların diğer hükümetlerin devlet refleksine
geri döndü. Adeta bir milliyetçi dalga yaratarak HDP’yi baraj altı bırakma
çabasına girdi.
“İŞTE O PLANLAR 8 HAZİRAN’DA YÜRÜRLÜĞE GİRDİ”
Hükümet kuramazsak b ve c planlarımız var denilmiş. İşte o
planlar 8 Haziran’da yürürlüğe girdi. Tek başına iktidar olma uğruna
Türkiye’nin dört bir yanına cenazelerin gitme tehlikesi ile karşı karşıyayız.
Bugün bir kez daha barış zeminine geri dönüş şarttır.
Yaşatılan saldırılar, partimize yönetilen 200’e yakın
saldırı eğer bunlar etkin şekilde soruşturulsa ve üzerine gidilmiş olsaydı
Suruç’taki katliamı Türkiye yaşamamış olacaktır. Savaş isteyenlerin restine
rest ile karşılık vermek amacında değiliz . Ateşe benzin dökmek değildir.
Şüphesiz ki bu tek başına izah edilmeyecek bir tabloydu.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın Dolmabahçe deklarasyonunu
tanımaması. Orta doğu siyasinde Türkiye
– Suriye politikası ve Rojova statüsüne kırmızı çizgi diye karşı çıkması yani
Suriye’de barbarlığa karşı mücadele eden kardeşlerimizin komşu olarak tercih
edilmemişi barış süreç inin sekteye uğramasına neden olan en önemli
argümanlardan olmuştur.
“İSTERSENİZ KARDEŞLİĞİME İNANIN İSTER İNANMAYIN…”
Her bir saldırı arka plana sahiptir. 8 Haziran sabahından
itibaren tek başına iktidar olunmadığı için ülke savaşa çekiliyor. Tek başına
iktidar olma uğruna fidanlar toprağa gömülüyor.
İsterseniz kardeşliğime inanın ister inanmayın Rabbim şahittir ki bütün
dünya iktidarları bin kere bir askerin bir polisi bir gerillanın bir sivil
yaşam hakkına binlerce kez kurban olsun.
Bizim yapmamız gereken kinle öfke ile yanıt vermekle sorunu
çözemeyeceğiz. 30 yıllık pratiğimiz de buydu. Bu pratikten yeterince çektiğimiz
için 2013’te müzakere masasını kurduk. Bu aşamaya kadar onlarca fedakarlık
örneği vardır. Gelin el ele vererek bu toplumun tek ferdinin hayatını
yitirmeyeceği bir geleceği inşa edelim.
“BİRLİKTE YAŞAMA SUİKAST GİRİŞİMİ”
Sayın Cumhurbaşkanı’nın Çin’e gitmeden önce yaptığı konuşma,
Davutoğlu’nun bugün yaptığı konuşma birlikte yaşama suikast girişimidir.
“GELİN KALLEŞLİĞİN OLMAMASININ ÖNÜNDE BİZ BARİYER
OLUŞTURALIM”
Birbirimizden farklı düşüncelere sahip insanlarız. Benim
hitabım biz saygıdeğer vekillerin vicdanınadır. Net bir duruş sahibi olmazsak
toprağa düşecek her candan bizlerde mesul olacağız. Gelin kalleşliğin olmamasının önünde biz
bariyer oluşturalım.
Bu coğrafya bin yıldır ittifaklarla ayaktaydı. Bugün bu meclis
evet derse başta AK Parti Grubu evet derse vallahi bu savaş 48 saat içinde
durur. 48 saat içinde tek bir insanın hayatını kaybetmeyeceği zemini yaratırız.
Neden 8 Haziran sabahından itibaren bu grubun İmralı Adası’na gitmesine izin
vermiyorsunuz. Neden kalıcı barışın inşasının önüne bariyer
oluşturuyorsunuz. Hepinizin vicdanına
çağrımdır."
PAVEY UYARDI
Baydemir’in sözlerine
itirazlar üzerine Şafak Pavey “Bu ülke sizin egolarınızdan daha değerlidir.
Sizleri sükûnete davet ediyorum” şeklinde uyarı yaptı. Pavey’in uyarısı sonrası
bağrışmalar kesildi. Baydemir sözlerine şöyle devam etti: "Gelin meclis
araştırma komisyonu kuralım. İmralı’ya uygulana tecridi kaldıralım. Bizler HDP
olarak 78 milyonun barış içinde yaşaması için zalime teslim olmayacağız."
ÖZÇELİK'İN KONUŞMASI
Baydemir'in dışında CHP adına Murat Özçelik kürsüye geldi.
Özçelik, özetle şunları söyledi: "Bugün burada toplumsal barışımıza kast
edenleri kınamak ve yapılan eylemleri incelemek üzere bizim teklifimizle ortaya
konan partimizin görüşlerini ortaya koyuyoruz.
1 hafta içinde 46 vatandaşımız hayatını kaybetti, acımız çok
büyük. Suruç'ta 31 gencimiz hayata veda etti ve ardından maalesef polislerimiz,
askerlerimiz şehit edildi. Bunlardan dolayı büyük üzüntü duyuyoruz. Bu
eylemleri gerçekleştirenleri lanetle kınıyoruz, baş sağlığı diliyoruz, sabır
diliyoruz... Bir şeyden dolayı çok umutlandık. Elimde tuttuğum bu kalın
kitapçık CHP'nin bugüne kadar hükümete sunduğu bir gensoru, beş genel görüşme
ve 153 soru önergesini içeren koskaca bir kitapçıktır. Bu konularla ilgili
iktidar kanadından cevap alamazken, bugün Bülent Arınç tarafından yapılan
eleştirilerin bazılarının kabul edilmesi inancımızı ve umudumuzu artırmıştır,
teşekkür etmek istiyorum. Olayları ben analitik izlemek istiyorum. Olan olaylar
biraz silsile ile bakarsak Suriye'deki iç savaşla Türkiye yaşananlarla irtibat
kurmamız mümkün olacak. Hangi sorunlarla karşı karşıyayız bilelim ki
dayanaklılığımız ona göre sağlam olsun. IŞİD’e karşı Türkiye başlangıçta,
tedbir, tavır almadı. Suriye’deki iç savaş Türkiye içine taşındı. IŞİD bu zaman
zarfında kendisine sınır koymaksızın maalesef adam devşirme faaliyetine
girişti, eğitime girişti ve Türk vatandaşları yaklaşık 10 bin kendi
vatandaşımız bir şekilde ya gitti savaştı ya da o lojistik faaliyetler içinde
oldu. O kadar ki şu an bana arkadaşlarım iletti. IŞİD şu anda Gaziantep’in
karşı tarafında bulunan Türkmen köylerinde
8-15 yaş arasındaki çocuklara kendi eğitimlerini vermek için talimatını
vermiş vaziyette."
Bir ulusal güvenlik sorunuyla karşı karşıyayız. Ne yazık ki,
Türkiye’de biz iki lanetin çabalarıyla karşı karşıya bulunuyoruz. Çözüm
sürecinin başarısızlığından kaynaklanmıştır Biz şimdi ki geçici hükümetle
birlikte hükümetin bugüne kadar “Yapmayacağım” dediği şeylerde bir u dönüşü
gördük. Her ne kadar Türkiye hükümetin aldığı kararlarla politikada değişiklik
yapıyor gibi görünse de maalesef bu tedbirlerle güvenlik sorununun çözümlenmesi
mümkün değildir.
Milletin iradesiyle oluşan meclis her sorunu çözebilir buna
inancımız sonsuzdur, çok önemli bu sorunları el ele vererek çözebiliriz.
Sayın Bülent Arınç bazı şeyler söyledi. Araştırma
komisyonunu kurmalıyız. Çok ciddi olarak şu olaya bakmamız lazım. Çok ciddi
zaaflar var. Almamız gereken tedbirlerin daha büyük olması gerektiğine
inanıyorum.
Bugüne kadar şeffaf yürütülmeyen çözüm sürecinin meclis
altında ele alınması büyük önem taşıyor. PKK’nın yapması gerekenler nasıl
lanetlenmek gerekiyorsa, kime karşı savaşmamız gerekiyorsa bunu bilmeliyiz.
Güçlü bir katılımla partilerden demokrasimiz açısından çok önemli bir fırsat
olarak görüyoruz.
ÖZDAĞ'IN KONUŞMASI
Milliyetçi Hareket Partisi adına Ümit Özdağ söz aldı ve
şunları söyledi: "Şehit binbaşına sahip çıkan Muş ve Batmanlı kardeşlerime
de şükranlarımı sunuyorum. Ortadoğu iç savaşının ekseni Suriye Irak olmakla
birlikte Libya ve Mısır’da da devam ediyor Önce bir Lübnanlaşma sonra da bir
Balkanlaşma sağlanacak. Artık Türkiye’nin Ortadoğu’da yaşananlardan dolayı
kendini korumak için son şansını kullanmaktadır. Ortadoğu'daki savaşın içini
çözmeden terörle mücadele mümkün değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan iş çığırından
çıktı demiştir. İşleri çığırından
çıkaran PKK ile müzakere ve dış politikadır. Bu kısa cümle 2007’den beri
MHP’nin tespitlerinin ne kadar doğru olduğunu ortaya koymuştur eve iş
çığırından çıkmıştır. 2007’den beri MHP Davutoğlu’nun söylediği Türkiye’yi
eleştirmiştir.
Bunu önemli görüyoruz, Davutoğlu ve Erdoğan gerçeği
görmüştür. Arınç’ın yanlış yaptıklarına dair açıklamalarda bulundu bundan çok
mutlu olduk. 1990’lı yıllarda PKK ile mücadelede sembol isimler, sizlerin
kardeşleri, amcaları idi ve yargılanmışlardır hepsi beraat etti. Manevi darbe
indirmişlerdir. AKP iktidara gelir gelmez hukuki düzenlemeleri maalesef
kaldırdınız, müzakere sürecinin tehlikeye girmemesi adına güvenlik güçlerine
alan boşalttırdınız. PKK otoritesini inşa etti. AKP PKK’nın vatandaşların rutin
yaşamını bile yönlendirmesine izin verdi. PKK’yı rahatsız eden valiler görevden
alındı, teşekkür eden valiler atandı. Erdoğan Güneydoğu Anadolu’dan tabur
gelmiyor dedi doğru ama köy korucularını teker teker katlettiler. Siz köy
korucularının ailelerin çatışmasızlığını anlatın bakalım ne anlatıyorsunuz.
Çıkar yol Doğu’yu PKK’nın elinden almaktadır. Yere düşen devleti ayağa
kaldırmaktır. Askerlerimiz PKK’yı vurmaya devam ederken, Erdoğan süreç bitti
derken, Davutoğlu ise devam ediyor diyor. Müzakere gibi bir çözüme devam
edersiniz muhatabınız PKK olacaktır. Çıkar yol terörle mücadele stratejisinin
benimsenmesidir. 2011’e kadar AKP’nin Suriye politikası Suriye ile iyi
ilişkiler politikasıydı, MHP bunu destekliyordu. 2012’de bunu terk ettiniz,
Esad rejimini devirme politikasına başladınız. Suriye gibi ülkelerde rejim
yıkılırsa devlet de yıkılıyor. Cihadçı gruplar Türkiye’yi merkez haline
getirdiler. Bunun Türkiye’nin güvenliği için büyük bir tahdit olduğunu sizler
de biliyorsunuz. Bu arada PKK’nın ele geçirdiği yerlerde bir temizlik de
yaptığını görüyoruz. MHP Türkmen kardeşlerinin arkalarındadır. MHP’nin PKK ile
siyasi kuruluşa karşı aldığı tavır, HDP’ye oy veren seçmeni yok sayma gibi yorumlanmaktadır.
Kürtler ve Zazalar bizim öz kardeşimizdir. Müzakereler sürecinde PKK yandaşı
örgütlerin büyük bir meşruluk kazandıklarını görüyoruz.
Son engelleri MHP’dir. MHP ‘yi HDP ile projeye itmeye
zorluyorlar. Biz MHP olarak PKK’nın yaptığı 386 tolu katliamı unutmadık ve
unutmayacağız. Çocukların katledilmesini meşrulaştıran zihniyeti
affetmeyeceğiz. PKK’lıları kucaklayan vekilleri unutmayacağız. İstiklal
marşımızı söylemeyen vekillerimizle de uzlaşmadık ve uzlaşmayacağız.
Yurttaşlarımızdan saygısızlıktan değil şehitlerimize saygımızdandır. MHP tek
başına da kalsa da vatana sahip çıkacaktır. HDP’nin sahte barış çağrılarına
inanmadık, keşke samimi olsalardı. HDP’ye olan tavrımız demokrasiye
bağlılığımızın sonucudur.
AYDIN'IN KONUŞMASI
Kürsüye AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın HDP’li Osman
Baydemir’in konuşmasını eleştirdi. Aydın şunları söyledi:
Siz ideolojileri hapsederseniz hayal görür ve konuşursunuz.
Ben 13 yıllık iktidar sürecinde AK Parti’nin gerçeklerini aktarmaya
çalışıyorum. Burada sayın cumhurbaşkanımıza, başbakanımıza, hükümetimize, AK
Parti hükümetimize söylediklerinizin kaçta kaçını PKK’ya söyleyebiliyorsunuz
Allah aşkına? Biz iktidar olmak için sınırları zorlamadık. Milli iradeye saygı
göstereceğimizi ifade ettik. Ama siz barajı geçmek için, statükocularla,
paralelle, çetelerle tüm çözüm süreci karşıtlarıyla bir araya geldiniz. Ayinesi
iştir kişinin lafa bakılmaz. Kimin ne yaptığını, kimin nerede durduğunu millet
çok iyi biliyor. Burada özellikle HDP, 10 bin IŞİD’liden bahsetti Türk vatandaşı.
Sordum soruşturdum, 1000 ile 1300 arasında Türk vatandaşı var. Arzumuz hiçbir
vatandaşımızın hiçbir terör örgütüne girmemesi.
Ben konuşmama şu soruyu sorarak başlamak istiyorum. Bunca
kaynağa rağmen neden refah ve demokrasi oluşmuyor? Neden 9 ülke yönetilemez
durumda. Bunun açıklaması, ortadoğunun çocuklarının az gelişmişliği midir?
Yoksa 100 yıldır bölgeye yapılan müdahaleler midir? Kardeş topluluklar olarak
bu kaotik düzenin bekçisi mi olacağız, yoksa bölge halklarının kendi düzenini
inşa ettiği bir düzenin savunucusu mu olacağız? AK Parti’nin yaptığı ilk iş
devlete yüklenen anlamı ve ret, inkar politik tutumu değiştirdi. Bunlar şu an
için basit görünebilir. Çünkü bu alandaki değişim, meseledeki değişim için tüm
yolları açar. 1925 – 61 yılları arasında 16 rapor hazırlanmış. 87 – 2000
yılları arasında 54’ü aşkın rapor hazırlanmış. 83’ten sonra AK Parti’ye kadar
14 ayrı hükümet geçmiş. AK Parti’nin aslında yaptığı şey tekçi mühendislik
projelerinin dışına çıkmaktır. Özetlemek gerekirse, kürt sorunu ve diğer iç
meselelerimizin çözümünün hepimize ait olanının, hepimize ait kılınmasından
geçtiğinin farkındayız. Çözüm süreci ise silahın hak araması olmaktan
çıkarılmasıdır. Silahı terk ederek, siyasete yönelmektir. Devletin dönüşümünü
konuşabilmemiz için silahın aradan çıkması lazım. Ancak PKK Terör örgütü
saldırılarını sürdürdü. Sadece 7 Haziran’dan bu yana 657 terör eylemi
gerçekleştirilmiş. Hepimizin neyin ne olduğunun bilinmesinin farkındayım ben.
Operasyonlar ile erken seçim arasında bağlantı kurmaya çalışıyorlar. AK Parti seçimin faturasını Kürtlere
çıkararak, savaş üzerinden yeniden iktidara gelme hesapları yapıyor diye
söylemlerle kamuoyu oluşturma gayreti içindeler. Evet tek başına iktidarı
istedik. Çözüm sürecinin devamı için bunun gerek olduğunu söyledik. Yine
cumhurbaşkanımızı neden hedefe koyuyorsunuz? Çözüm sürecini başlatan lider oldu
da onun için. Cumhurbaşkanımızın söylemini okuyorum “kardeşlerim bunu çok iyi
bilmemiz lazım. Sadece havadan bombalamak suretiyle bu sorunu çözemezsiniz. Şu
anda Kobani de düştü, düşüyor. Buradaki inceliği görmeniz gerekiyor. Koalisyon
konusunda zihni hazırlığı dahi olmayanların, AK Parti’yle asla diyenlerin, blok
siyasetinden bahsedenlerin bize söyleyecek tek sözü olmaz. HDP yöneticileri neler diyor? PKK terör örgütü
saldırılar hakkında bu yöneticilerin lanetlediklerini kınadıklarını duydunuz
mu? Biz şunu diyorum, DAEŞ olsun, PKK olsun, kaynağı kim olursa olsun, kime
karşı işlenirse işlensin, bütün terör örgütlerini kınıyoruz, lanetliyoruz.
Örgütün ateşkesin ve çözüm sürecinin bittiği ilan eden onca
açıklamalarını, eylemleri hiç gündeme getirmeden, hükümetin ateşkesi bitirdiği
şeklindeki algı operasyonları birilerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kimi
isimler, polislere yönelik katliamı doğru bulmadıkları yönünde açıklama
yaptılar. Ama doğrudan PKK’ya laf söylemediler. Bir fail var, o da PKK terör
örgütüdür. Defalarca söyledik, bugün bir kez daha haykırıyorum burada.
Hükümetimiz ile DAEŞ arasında ilişki kuran yalancı müfterilerdir. Bunlar haksız
mesnetsiz yalan itiraflardır.
Bölgedeki bütün devletler, halklar ve örgütler DEAŞ koduyla
yeniden formatlanmaya zorlanmakta, herhangi birinin yenilmeyeceği bir denklem
için en organize örnek sunulmaktadır. Türkiye 10 ekim 2013’ten bu yana 1600
kişiyi sınır dışı etmiş, 15 binden fazla kişiye giriş yasağı koymuş.
Bir köşe yazarı çıkıp sayın cumhurbaşkanımızı hedef
gösterdi. Erdoğan karşıtlığı gözlerini kör ettiği gibi maalesef vicdanları da
yok etmiş. Buna rağmen tek bir delili ortaya koymadan Türkiye’yi suçlamak
küresel güçlerin figüranı olmaktır. Biz hem ülkemizde hem bölgemizde terör
istemiyoruz, düzen istiyoruz, çözüm istiyoruz.
Biz çözüm sürecinde neler yapmışız? Bugüne kadar 160 maddede
pozitif adım atarak önemli gelişmelere neden oldu.
PKK’nın Dağlıca saldırısıyla başladı 12 asker şehit oldu.
Güngören’de 18 kişi hayatını kaybetti. Aktütün saldırısında 15 asker şehit
oldu. Silvan Reşadiye Diyarbakır bölgelerinde PKK’nın saldırıları oldu. örgüt
defalarca hükümeti tehdit etti. Siyasi iradeye düşmanca tavır takınıldı. PKK çekilmeyi
durdurduğunu açıkladı. KCK, ateşkesi tek taraflı sona erdirdiğini açıkladı. HDP
Kobani nedeniyle halkı sokağa çağırdı. 6-7 Eylül’de 52 vatandaşımız hayatını
kaybetti. Yüksekova’da çarşıdaki askerlerimiz arkadan vuruldu. 7 Haziran’dan bu
tarihe de olan terör eylemi sayısı 657.
Burada kim terörden yana, kim barıştan yana? Kim siyaset
diyor, kim silah diyor? İşte devlet bütün bunlara izin vermez. Devlet teröre
izin vermez. Devlet durduk yere operasyon yapmıyor. Barışa kimin suikast
düzenlediğini HDP görsün diyorum.
Ya silah ve terör diyeceksiniz, ya demokrasi ve siyaset
diyeceksiniz. Safınızı belli edeceksiniz. Silahla siyaset bir arada yürümez.
HDP bir yol ayrımında, bir tercih yapmak durumundadır. Hani silahlar susun
fikirler konuşsun diyorduk. Ne oldu? Silahların susması lazım eğer siyaset
yapılacaksa. Bu ülkenin işadamlarını gazetecilerini yargıçlarını katleden
DHKPC’nin terör faaliyetlerini neden buharlaştırıyorsunuz? DHKPC bize desteğini
iletti diyen siyasi parti liderleri var. siyasi partiler var. Terör örgütlerini
incelediğimizde tüm terör örgütlerinin içinde bir DEAŞ anlayışı olduğunu
göreceksiniz. PKK’nın Baas rejimini ayakta tutmak için binlerce kişiyi katleden
DEAŞ’tan farkı nedir? Ulusal güvenliğimizi kim tehdit ederse, kim şiddet
uygularsa onun karşısında da sonuna kadar mücadele edilecektir."
GÖK'ÜN KONUŞMASI
Dana sonra kürsüye önerge sahibi Levent Gök geldi. Gök
özetle şunları söyledi: "CHP olarak vermiş olduğumuz araştırma
önergesinin, önerge sahibi olarak söz aldım. Hepinizi sevgiyle saygıyla
selamlıyorum. Konuşmama başlamadan önce bugüne kadar terörden hayatını kaybeden
tüm masum insanları, şehitlerimizi askerlerimizi polislerimizi ayrım
gözetmeksizin ve terör nereden gelirse gelsin, terörü kim yaparsa yapsın
hepsini kınayarak rahmetle anıyorum. Bütün Türkiye bugün bizi izliyor. TBMM
terör karşısında nasıl duracak diye herkes bizi dikkatle izliyor. Konuşmaları
izliyorum, tam da terörizmin amacına hizmet eden, halkımızda yaratacağı kaos
ortamını yok edici konuşmalar yapılması yerine, tam da bunun aksi konuşmaların
yapılmasından büyük üzüntü duyduğumu belirtmek isterim. Kendimizi toparlayalım,
konuşmalarımıza dikkat edelim. Teröristler bizi kıs kıs gülerek izliyorlar.
CHP olarak biz onun için olağanüstü toplantıya çağırdık
meclisimizi. Bu meclis yeni bir siyasi iradenin toplandığı meclis. Bugün
tartıştığımız sonuç AKP iktidarının, iktidardan gitmesiyle onların yaratığı
sonuç. 2002-2007-2011’de iktidara gelmiş ve 7 Haziran seçimlerinde iktidarı
kaybetmiş AKP iktidarının sonucunu, bu parlamento tartışmayacak da neyi
tartışacaksınız? Ortaya çıkan sonuç, eski iktidarların sonucudur. Topu
birbirimize atarak işin içinden çıkılmaz. Bugün IŞİD diyorsak, çözüm süreci
diye adlandırılan sürecin bittiğini söylüyorsanız bunun sorumlusu siyasi
iktidardır. 4 yıl önce yanlış Ortadoğu politikasından dolayı suriyedeki
çatışmanın iç çatışma tarafından dolayuı, silahların türkiye’ye döneceğini 4
yıldır soruyoruz.
153 soru önergesi vermişiz hiçbirinden sonuç alamamışız.
IŞİD tehlikesine karşı uyarmışız biz iktidarı. Siyasi iktidarı şimdi hava
operasyonları yaptığından bahsediyor. E Peki siz o kadar kişiyi gözaltına
alabiliyorsanız, neden daha önce almadınız da bunları önlemediniz? İktidar
diyor ki, biz hava operasyonu yapıyoruz. Biz de şimdi TV’den IŞİD’in açtığı hendekleri
izliyoruz.
IŞİD denen tehlike Türkiye’nin içinde bunu anlatmaya
çalıştık. Ben Nisan ayında 25 kişilik ailesinin tamamını IŞİD’e kaptıran
vatandaşı TBMM’ye getirdim. Lütfen sesimi duyun dedi. Sincan’dan
cumhurbaşkanlığı sarayı’nın hemen dibinde IŞİD tehlikesi olduğunu biliyor
musunuz? Sincan’dan IŞİD’e dolmuş sefeleri yaptığını biliyor musunuz? Anlattık
görmediniz. IŞİD’i işitmediniz. Böyle bir tablo vahim bir tablodur. İstanbul’un
göbeğinde, Konya’da, Ankara’nın Sincan’ın da her yerde var. Tehlike büyüktür ve
vahimdir. Komisyon kurmayacağız da ne yapacağız? İktidarın bir diğer konusu da
çözüm süreciyle adlandırdığı süreçte adlandırdığı nokta. Bu süreci
başlattığınızda dedik, yanlış yapıyorsunuz. CHP kürt sorununun çözümünden
yanadır. Bunun çözmenin adresi TBMM’dir, size biz krediyi veriyoruz dediğimiz
zaman, siz bizim kredimizi elimizin tersiyle ittiniz. Biz bu sorunun TBMM’de
çözülmesinden yanayız. CHP olarak terörün her türlüsüne karşıyız. Kıvırtmadan,
isim vererek IŞİD’in terörüne de PKK’nın terörüne de karşıyız. Ama ülkemizdeki
Kürt sorunun çözümünün adresi de demokrasi, insan hakları bağlamında TBMM’dir.
Bundan da kaçmıyoruz. Terör moral değerlerimizi çökertmeye çalışıyor. Bütün
siyasi partilerin ortak dayanışmasını talep ediyoruz, var mısınız buna?"
Meclis’i niye topladınız diyorsunuz. Terör karşısında toplanmayacağız da, masum
insanların ölümüne engel olmak için toplanmayacağız da ne zaman toplanacağız?
Biz sorumluluğumuzu biliyoruz. Bütün partileri ortak bir dayanışmaya davet
ediyoruz. Çünkü biz CHP’yiz, niçin bunu yapıyoruz, çünkü biz Mustafa Kemal
Atatürk’ün partisiyiz. Bizim birinci ilkemiz, yurtta barış dünyada barıştır.
Onun için yapıyoruz."
PAVEY 'SÖZ HAKKI VERDİ'
Bu konuşmanın ardından Şafa Pavey, Meclis araştırma önergesi
üzerindeki konuşmalar tamamlandığını söyledi. Pavey, "Tutanaklar
incelenmiştir, söz talep eden HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'e ve Başbakan
Yardımcısı Bülent Arınç'a cevap için söz vereceğim. Bunun yeni bir sataşmaya
yol açmamasını özellikle rica ediyorum" dedi.
BALUKEN'İN KONUŞMASI
Kürsüye gelen İdris Baluken şöyle konuştu: "Bugünkü
görüşmelerden büyük bir hicap duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. Dışardan
devreden çıkan aklın meclis’te de devreden çıktığını ifade etmek istiyorum.
Beklenti burada rasyonel bir takım tartışmaların yapılması ve ülkede oluk oluk
akan kanın durması. Biz HDP olarak bu tartışmaların devam edecek genel kurul
oturumlarında değerlendirilmesi gerektiğini ve Türki,ye’nin savaş girdabından
çıkmasıyla ilgili meclis’in sürece müdahil olmasını ifade etmiştir. Siyasi
partiler birbirine laf yetiştişrmenin peşine düştüğü için, bütün halkımızı
hayal kırıkılığına uğratarak genel kurulu bitireceğiz. Bunları ifade ederken
cevap verme hakkım da ortadan kalkmış oluyor. CHP’nin vermiş olduğu araştırma
önergesine bir destek verip meclis bünyesinde oluşturulan komisyonla, suruç
Adıyaman Ceylanpınar başta olmak üzere bütün olayların araştırılması ve gerekli
tedbirlerin Meclis’te araştırılmasını başarmak zorundayız. Halkımızın bizden
beklentisi var. Her bir vekili, CHP’li hem de AK Partili, bu önergeye destek
vermeye çağırıyorum."
ARINÇ'IN KONUŞMASI
Baydemir’in konuşması sırasında suçlamalarıyla ilgili
kürsüye geldiğini belirten Bülent Arınç şöyle konuştu: "Baydemir’i
geçmişten tanıyorum. Kendisinin çözüm süreci konusunda da çatışmaların bitmesi
konusunda iyi ve samimi dileklerine katılırım. Ancak onun bugün konuşması büyük
bir talihsizliktir. Eğer kadın milletvekili ve eşbaşkan konuşmuş olsaydı, biz
sırtımızı PKK’ya PYD’ye yasladık diyebilecekti. Veya erkek sayın eşbaşkan
konuşmuş olsaydı silahlanın, bu hükümetten hesabınızı görün diyecekti.
Hükümetimizin yaptığı terörle ve teröristle mücadele kapsamında… Hiç
telaşlanmayın, dinlemesini bilin. Bakınız, iki tane polisimiz ensesinden
vurularka öldürüldü. PKK’nın örgütü bunu üstlendi. PKK’nın yayınladığı bildiri,
“HPG’li gençler polislere cezasını verdi.”
'HANIMEFENDİ BİR KADIN OLARAK SUS'
HDP'li Nursel Aydoğan'a seslenen Arınç, "Hanımefendi sus, bir kadın olarak sus.
Bakınız binbaşının öldürülmesi karşısında, Özgür Gündem’in bugünkü sayısında
şunu söylüyor “milizgir diyor, HPG eylemin komuta konseyinin üyesi Şervan
Varto’nun hava saldırısında katledilmesinin misillemesi olduğu yazıldı"
dedi. Sizin utanarak gerilla dediğiniz…" Süresi bittiği için Arınç'ın
konuşması kesildi.
BAYDEMİR'İN KONUŞMASI
Dana sonra kürsüye
gelen HDP'li Osman Baydemir şöyle konuştu: "Osman Baydemir olarak
Şanlıurfa milletvekili olarak, burada bulunan 550 parlamenterin tümünün benim
şahsıma yönelik herhangi bir hakaretinizin, benim nazarımda ve ideallerim
nazarında bir kıymeti harbiyesi yoktur. Şu anda bu parlemento 78 milyon insanın
mukadderatını etkileyecek, yakın geleceğini etkileyecek bir hayati meseleyi
istişare ediyor. Savaş dediğimiz illet, sorunlara çözüm bulmadığında, siyaset
mekanizması hayatı korumadığında, aslında barışı yönetemediğinde insanların
hayatı üzerinde adeta kumar oynanıyor. Bu kürsüde oturanlar, onlar hayatın
gerçeğinden geliyorlar. Onlar çatışma zeminini iliklerine kadar yaşayan
insanlar. Ama bizler sizler öyle değiliz. Gerçek hayat, savaş burada konuştuğumuz
gibi değil. gelin bir kez daha henüz yol yakınken, henüz yanlıştan dönüş imkanı
varken, gelin bir kez daha savaş önünde engel oluşturalım. Türkiye’nin 78
milyon nüfusun, türkü kürdü lazı çerkezi arabı bir bütün olarak ermenisi
süryanisi ezidisi alevisi dindar Müslümanı…" (Süresi bittiği için
Baydemir'in konuşması burada kesildi.)
AKP VE MHP OY VERDİ; KOMİSYON KABUL EDİLMEDİ
Konuşmaların ardından terör için komisyon kurulup
kurulmaması konusunda oylamaya geçildi. AKP ve MHP'nin oylarıyla komisyon kurulması
önerisi reddedildi. Şafak Pavey sonucu şöyle açıkladı: "Katip üyelerin
görüşü alınmıştır. Kabul etmeyenlerin sayısı daha fazla çıkmıştır. Meclis
araştırılması önerisi kabul edilmemiştir."
Bu konuşmaların ardından TBMM tekrar tatile girdi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.