Nazım Alpman / nazimalpman@birgun.net
İçinde bulunduğumuz yıl 87 yaşını süren bir kadın
Türklerin iyi insanlar olduklarını anlatmak için bir örnek verdi:-Merzifon’da
anneleri babaları götürülen küçük çocukları bir Ermeni evinin üst katına
toplamışlar. Alt katına de odunlar yığıyorlarmış. Nasıl olduysa biri Doktor
Ahmet Hamdi Beye haber vermiş. Doktor gelmiş. Onlara bir bağırmış: -Yaptığınız
rezillikler yetmedi de bir de bunu mu yapacaksınız? Çocukları oradan kurtarmış. Bunu bana oradan kurtulan
biri anlattı. Daha dört yıl öncesine kadar şurada yaşıyordu. Ben ondan duydum.Kurtarıcı
Dr. Ahmet Hamdi’nin adı bugün Merzifon’da Ermeni Kilisesi’nin (Kültür Merkezi)
bulunduğu sokağa verilmiş.Ermenilerin şükranla andıkları Dr. Ahmet Hamdi gibi
vatandaşlarımız yüzümüzü ağartıyorlar.
***
Tehcir kararnamesi Merzifon’a Haziran 1915’te resmen
tebliği ediliyor. Ama bu tarihten önce kentte tutuklamalar başlamıştır. İlk
olarak Ermenilerden 50 kişi tutuklanır. Sivas’a götürülür.
“12 Haziran’da tutuklanan 15 Haziran’dan itibaren
fiziksel olarak saf dışı bırakılır. 300 erkekten oluşan ilk grup Çorum yolu
üzerindeki Elek Deresine götürülür. Bu kafileye Kaymakam Faik Bey, Jandarma komutanı
Mahir bizzat refakat etmektedirler. Ermeni erkekleri burada soyundurulur. Ve
baltalarla parçalanarak öldürülür.” (Ermeni Soykırımı/Raymond Kevorkian Sayfa:
639 İletişim Yayınları)
Kitapta anlatılan hikayeler ve verilen ayrıntılar,
dönemin resmi yazışmaları, mahkeme tutanakları, güvenlik raporlarına
dayandırılıyor. Ancak aradan 100 yıl geçse de bölgede yapılacak bir incelemede
ikinci tanıklar üzerinden bu hikayelere ulaşmak mümkün.
Bir süredir çalıştığımız bu konuyla ilgili belgesel için
Anadolu’nun küçüklü büyüklü yerleşimlerini dolaşıyoruz. Yukarıdaki “baltalı
katliamın” izlerine ulaştık. Adı iki kez değiştirilmiş olan Kürt Elbizi köyünün
80-85 yaşlarında sakinleriyle sohbet ettik.
İsmi bizde saklı olan köylüye sorunca isim vererek
anlatmaya başladı:
-Şöyle ilerde bir tepe var, altından Derin Dere geçer.
Gavurları orada kesmişler! Harp zamanı, babam anlatırdı. Bizim köyde Çavuş
vardı, Ali Verdi’nin kardeşi. Komutan getirip ona teslim etmiş, çavuş ya,
harpte bitmiş gelmiş köyüne… Bir gavur Çavuşa ‘al sana şu kadar para bana
kıyma, bırak gideyim’ demiş. Çavuş onu kenara ayırmış. Hepsini kesmiş. Sonra
ona dönmüş, süngüsüyle onu de öldürecek. Gavur birden yerinden kalkıp ona
sarılmış. Beni öldürme diye. Emme onu da öldürmüş. O gece evine gelmiş, korkuyormuş.
Birkaç gün sonra ölmüş. Çok günah aldı. Ondan ölmüş diye anlatırlardı.
İkinci köylü ise yaşı daha büyüktü “siz defenici
misiniz?” diye sorduktan sonra ekliyor:
-Bu aşağıdaki derede gavurlar üst üste yığılmışlar.
Üzerinde hep kuzgunlar. Gagalıyorlar. Bizim büyükler gidip böyle ceplerine
bakmışlar, altın falan var mı? Ama yok. O zaman bile yokmuş. Siz şimdi hiç
bulamazsınız!
Anadolu’da hala yaşayan Ermeni aileler var. İnanılmaz
gibi geliyor ama gerçek… Nasıl kalabildikleri ise dönemin temel koşullarından
birine bağlı:
-O zaman bizim büyüklerimiz Müslüman olmayı kabul
etmişler!
yakilacak-cocuklar-55412-1.İçinde bulunduğumuz yıl 87
yaşını süren bir kadın Türklerin iyi insanlar olduklarını anlatmak için bir
örnek verdi:
-Merzifon’da anneleri babaları götürülen küçük çocukları
bir Ermeni evinin üst katına toplamışlar. Alt katına de odunlar yığıyorlarmış.
Nasıl olduysa biri Doktor Ahmet Hamdi Beye haber vermiş. Doktor gelmiş. Onlara
bir bağırmış:
-Yaptığınız rezillikler yetmedi de bir de bunu mu
yapacaksınız?
Çocukları oradan kurtarmış. Bunu bana oradan kurtulan
biri anlattı. Daha dört yıl öncesine kadar şurada yaşıyordu. Ben ondan duydum.
Kurtarıcı Dr. Ahmet Hamdi’nin adı bugün Merzifon’da
Ermeni Kilisesi’nin (Kültür Merkezi) bulunduğu sokağa verilmiş.
Ermenilerin şükranla andıkları Dr. Ahmet Hamdi gibi
vatandaşlarımız yüzümüzü ağartıyorlar.
Ama ya diğerleri?
Çoğunlukta olanlar!..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.