Viktor Apalaçi
Ermeni asıllı Fransız yönetmen Robert Guédigian ‘Bir Deli
Hikâyesi’ ile ırkına bir 100.yıl armağanı sunuyor. 19 filmlik zengin
kariyerinde, konuları Marsilya’da geçen filmleriyle, iyi bir öykü anlatıcısı
olduğunu kanıtlamış Robert Guédiguian ‘Ermenistan’a Yolculuk’ ve ‘Suç
Ordusu’ndan sonra Ermeni meselesini ele alıyor. Asala’nın Madrid suikastında
kötürüm kalan, İspanyol gazeteci José Gurririan’ın ‘Bomba’ adlı otobiyografik
romanından esinlenen yönetmen, 1979’da Asala’nin Türk Büyükelçisine yaptığı
suikastın ardından yaşananları, kurmaca bir öyküyle anlatıyor. Bu yazımda filmin
konusundan ve senaryosunun barındığı hilelerden bahsediyorum. Guediguian’ın
samimiyeti hakkında karar vermek sizlere kalıyor.
Ermeni asıllı Marsilyalı yönetmen Robert Guédiguian’ın
son filmi ‘Bir Deli Hikâyesi/Une Hİstoire de Fou’ 68. festivalde yarışma dışı
özel bir seansta gösterildi.
62 yaşındaki yönetmen, iki yıl önce tasarladığı bu filmi,
soykırımın 100.yılına denk getirip, bir 100.yıl armağanı olarak sunmayı
yeğlemiş. Film, kasım ayında vizyona girecek. 19 filmlik zengin kariyerinde
çoğu Marsilya’da geçen filmlerinde, iyi bir öykü anlatıcısı olduğunu kanıtlamış
bir yönetmen olan Guédiguian, Jose Antonio Gurriaran’ın ‘La Bomba’ adlı
otobiyografik romanından yola çıkmış.
Fetiş oyuncusu olan karısı Ariane Ascaride’e rol verdiği
‘Bir Deli Hikâyesi’nde, senaryoyu Gilles Taurand ile müştereken yazmış.1921’de
Talat Paşa’nın Berlin’de Solomon Telirian adlı bir militan tarafından
öldürülüşü ve Telirian’ın jüri tarafından suçsuz bulunmasıyla neticelenen
mahkeme safhası filmin ilk yarım saatinde, siyah-beyaz bir bölümde anlatılıyor.
Filmin renkli bölümünde ise, 60 yıllık, iki nesillik bir
sıçrama ile Marsilyalı Ermeni bir ailenin ASALA militanı oğlunun öyküsünü
izliyoruz. Guédiguian, Cannes’da görsel ve yazılı basına filmi hakkında verdiği
tüm demeçlerde, taraflarına eşit mesafede davranmaya özen gösterdiğini, aşırı
milliyetçi değil, komünist olduğunu söylüyor.
Filmografisinde Ermeni sorunuyla ilgili, ‘Ermenistan’a
Yolculuk/Le Voyage en Arménie’(2006) ve ‘Suç Ordusu/L’Arménie du Crime’(2009)
gibi filmlerini bildiğimiz Guédiguian’ın son filminin konusundan ve
senaryosunun barındırdığı hilelerden bahsedeyim; samimiyeti hakkında kararı siz
verin.
Marsilyalı orta halli ailenin reisi, bakkal
Hovannes/Simon Abkarian) barış seven bir insandır. Kayınvalidesinin, torununa Türklerden
gördüğü mezalimi sürekli anlatmasını tasvip etmez. Ama mağazasının adını
‘Ararat’(Ağrı Dağı) koymuştur. Evinin duvarlarında Ermenilerin öldürüldüğü
şehirleri bir arada gösteren haritalar vardır.
TARAFLARA EŞİT MESAFEDE Mİ?
Türk kökenli olduğunu öğrendiğimiz beş kişilik ailede
anne Anouch(Ariane Ascaride) ve yetişkin oğlu Aram, artık her şeyin geride
kaldığı için Türklere karşı toleranslı olmalarını gerektiğini söyleyen
Hovannes’e katılmamaktadırlar.
Nitekim Aram’ın ASALA örgütünün Marsilya kolunun bir
militanı olduğunu öğreniriz. Aram Paris’e gidip, Türk Büyükelçisine hazırlanan
suikastta başrolü oynayacaktır.
Aram’ın kız arkadaşı Anahit (Razane Jammal) ile
yerleştirdikleri bomba büyükelçi ile şoförünün ölümüne sebebiyet veriyor.
Yoldan bisikletiyle geçmekte olan tıp öğrencisi Fransız genci Gilles ise ağır
yaralanıyor.
1979 yıllındaki bu suikasttan sonra Aram ile Anahit örgüt
tarafından,80’li yıllarda ASALA’YA karargâhlık yapan Beyrut’a kaçılılır. Orada
planlanan suikastlar, Orly Havaalanında, Madrid’te, Cenevre’de birçok masumun
ölümüyle neticelenir. Bu, örgütte ikilik yaratır. Şahinlerin temsilcisi Vrej
eylemleri bütün hızıyla sürdürmekten yanadır. Aralarında Aram’ın da bulunduğu
karşıtları ise, ayrıldıkları örgütün ölüm tehdidi altında yaşamlarını
sürdürürler.
Olayın Fransa boyutunda Paris’teki hastanelerdeki Gilles
ve oğulları sürgün hayatı yaşayan Marsilyalı Ermeni aile vardır. Geçirdiği
ameliyatlarla hayati tehlikeyi atlatan, ancak iki bacağını kullanamayan Gilles
teröristlere karşı kin içerisindedir. Düğün hazırlıkları yapan nişanlısını bile
görmeyi reddetmektedir.
Paris’e giden Anouch, sakat kalmasına sebep olan oğlu ve
Ermeniler adına Gilles’ten özür dilemek için hastaneye gider. Kovulmasına
rağmen Gilles’e kartvizitini bırakır. Yaşama sevincini kaybeden genç adam, ani
bir kararla Marsilya’ya gidip Aram’ın ailesiyle tanışır ve Aram’la buluşmak
üzere Anouch ile Beyrut’a gider. Roma’da THY bürosuna ASALA’nın düzenlediği
bombalı saldırı masum insanları öldürünce, Aram, Vrej ile kavga edip örgütten
ayrılır. Ana-oğlunun buluşması Gilles’in Aram’ı affetmesini anlatan final
bölümü dramla noktalanır.
GİLLES, TARAF OLMAYAN ÜLKELERİN TEMSİLCİSİ Mİ?
Osmanlı-Ermeni çatışmasında taraf olmayan ülkelerin
filmdeki temsilcisi gibi duran Gilles’in Aram’ı ve örgütünü affetmesini, ben
senaryonun bir tuzağı olarak görüyorum. “Bakın, kötürüm bıraktığımız bir
Fransız bile bizim davamızı haklı görüyor” neticesini çıkaran senaryo, dengeyi
sağlamak için Vrej karakterine sarılıyor. Ermeni yönetmen Henri Verneuil,
şarkıcı Charles Aznavour gibi kanaat önderlerinin söylemleri Guédiguian’ın ‘Bir
Deli Hikâyesi’ndeki kadar sivri olmamıştı.
Bu konuda ‘Ararat’ filmini yapan Kanadalı Ermeni yönetmen
Atom Egoyan, senaryosunda tarafsızlığını korumaya daha çok özen göstermişti.
1981’deki ASALA’nın Madrid suikastında sakat kalan Jose
Gurriaran’ın anı kitabından yola çıkan film, terör örgütünün yapısını
incelerken, militanlar arasındaki fikir
ayrılıklarını da gösteriyor. Ancak Osmanlı’nın mirasçısı oldukları için
öldürülen Tük elçilik mensupları için bir şey söylemiyor.
Kariyerinin 19.filmi ‘Bir Deli Hikâyesi’nin Cannes’daki
basın konferansında Guédiguian, Ermeni meselesine bakış açısını şöyle özetledi:
“Soyadım Guédiguain olduğuna göre, kendimi Fransa’daki Ermenistan
temsilcilerinden biri olarak görüyorum. Bu temsilcilikten de gurur duyuyorum.
Filistinli ya da Kürt olsaydım, aynı sorumluluğu Filistin ve Kürt sorunu için
üstlenirdim. Ermeni kökenli olduğumuza göre Ermeni sorununun emrinde olmam
gerektiğine inanıyorum.1915’lerde henüz soykırım terimi kullanılmıyordu.
İnsanlığa karşı katliam, ancak 1. Dünya Savaşı sonrasında dile getirilmeye
başlandı.
Raphael Lemkin tarafından, 2. Dünya Savaşı sonrasında
telaffuz edilen soykırım konseptini Türk Devleti inkâr etti. Bu konuda çevrilen
belgeselleri yetersiz bulduğum için, konuyu işleyen bir kurmaca film yapmayı
tercih ettim. ASALA’nın 1981 Madrid suikastında kötürüm kalan İspanyol gazeteci
José Gurriaran ile bir kitap fuarında karşılaştıktan sonra ‘Bomba’ adlı
otobiyografik romanını okudum. Yaşadığı tecrübe filmim ‘Bir Deli Hikâyesi’nin
anahtarı oldu”.
İyi yazılmış senaryosu, tıkır tıkır işleyen mizanseni,
kusursuz tekniği ve başarılı oyuncu kadrosu ile Guédiguian’ın bu son
filmini(önceki filmleri gibi)beğendiğimi söyleyeyim. Oğlunun terörist olduğunu
öğrenen bir annenin yaşadığı şoku, usta işi oyunculuğuyla inanılır kılan Ariane
Ascaride ve Ermeni asıllı Fransız oyuncularının en ustası olduğunu kanıtlamış
Simon Abkarian’ın yanında (adını ilk kez duyduğum) genç oyuncular rollerinin
hakkını veriyorlar.
Ancak kasım ayında vizyona girecek bu filmin bizde
afişlere çıkacağına pek ihtimal vermiyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.