Erzurum Kongresi tutanaklarının saklanan tutanakları
açıklandı. Prof. Mustafa Budak Erzurum kongresi tutanaklarından çok
önemli bilgiler paylaştı. Erzurum Kongresi raporunda özellikle Türkler ve Kürtlerin
kader birliğine dikkat çekiliyordu. Propaganda edildiği üzere Ermeniler ile
Kürtlerin aynı ırktan olmadıkları gibi, Ermenilerin Hıristiyan, Kürtlerinse
Müslüman oldukları, Kürtler ile Türklerin tarihî, dinî, siyasî ve kültürel
yönlerden birbirlerine daha yakın bulundukları ortaya konulmuştu. Bu husus,
raporda şu veciz cümleyle ifade edilmişti: “Vilayât-ı Şarkiyye’de Türk Kürtsüz,
Kürt Türksüz yaşayamaz”. Bu yakınlığın deyim yerindeyse “çimentosu” İslam
diniydi.
Millî Mücadele tarihi literatüründe üzerinde pek durulmamış olan bu
rapor, birçok noktadan dikkat çekicidir. Bu kongre Erzurum ile Trabzon’un Rum
ve Ermeni iddialarını reddettiğini açık bir şeklide tüm dünyaya haykırmıştır.
Bu da tutanaklara “Osmanlı anavatanından ayrılmazlığı” olarak da yansımıştır.
***
Erzurum Kongresi tutanaklarının Nutuk’ta sansürlendiği
ortaya çıktı. Ders kitaplarında ezberletilen Erzurum Kongresi kararlarının
gerçek tutanaklarla hiçbir ilgisinin olmadığını Erzurum Kongresi’nin 96.
yılında Derin Tarih dergisi açıkladı.
Prof. Mustafa Budak Erzurum kongresi tutanaklarından çok
önemli bilgiler paylaştı.
Erzurum Kongresi raporunda özellikle Türkler ve Kürtlerin
kader birliğine dikkat çekiliyordu. Propaganda edildiği üzere Ermeniler ile
Kürtlerin aynı ırktan olmadıkları gibi, Ermenilerin Hıristiyan, Kürtlerinse
Müslüman oldukları, Kürtler ile Türklerin tarihî, dinî, siyasî ve kültürel
yönlerden birbirlerine daha yakın bulundukları ortaya konulmuştu. Bu husus,
raporda şu veciz cümleyle ifade edilmişti: “Vilayât-ı Şarkiyye’de Türk Kürtsüz,
Kürt Türksüz yaşayamaz”. Bu yakınlığın deyim yerindeyse “çimentosu” İslam
diniydi. Millî Mücadele tarihi literatüründe üzerinde pek durulmamış olan bu
rapor, birçok noktadan dikkat çekicidir. Bu kongre Erzurum ile Trabzon’un Rum
ve Ermeni iddialarını reddettiğini açık bir şeklide tüm dünyaya haykırmıştır.
Bu da tutanaklara “Osmanlı anavatanından ayrılmazlığı” olarak da yansımıştır.
Sadece Türk - Kürt
birlikteliğine vurgu yapmakla kalınmamış, bu iki kavmin geçmişte olduğu gibi
gelecekte de yaşayacakları coğrafyanın sınırlarını çizmekten geri kalınmamıştı.
Şöyle ki: "Musul'un cenubundan başlayarak Urfa'ya, haleb'e ve Bahr-i
Hazer'den başlayarak Anadolu'ya kadar uzanan arazide Türkler ekseriyeti teşkil
etmekte ve Kürt mecmuaları bu iki hat arasında ve aynı zamanda Türklerle
karışık bir halde bulunuyorlar"
Bu sözlerle Türk - Kürt ayrılığı reddedilmekte, yaşadıkları coğrafyanın sınırları
çizilmekteydi. Bunun iki anlamı vardı:
1 - Doğu vilayetlerinde Türkler ve Kürtler çoğunluk halinde
yaşadıklarından dolayı bölgeyle ilgili Ermeni iddiaları geçersizdi.
2 - Tam olamamakla beraber Türkler ile Kürtlerin yaşadıkları
coğrafyaya işaret etmek suretiyle Misak-ı Milli'de kriter olarak belirtilen
sınırlar veriliyordu. Daha açık söylersek, Türkler ile Kürtlerin birlikte
yaşayacakları ortak hayat alanını ortaya koymaktaydı.
http://www.haber7.com/tarih-ve-fikir/haber/1493842-erzurum-kongresinin-gizlenen-gercekleri



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.