Hakan Güngör
Kadim Anadolu coğrafyasının dört bir yanında yaşayan ve
acılarının, kahkahalarının, özlemlerinin yüzlerinde bıraktığı izlerle objektif
karşısına geçen Ermeni yurttaşlar, 'Ermeniler' kitabı için bir araya geldi. Nuran Akkaya’nın kitabı, objektifine yansıyan,
Türkiye’de yaşamını sürdüren, İstanbul’dan Van’daki Ahtamar Kilisesi’ne,
Hatay’daki tek Ermeni köyü Vakıflıköy’den Kars ve Kayseri’ye kadar geniş bir
coğrafyada yaşayan Ermenilerin portrelerinden oluşuyor. Yaklaşık yedi yıldır
üzerinde çalıştığı “Ermeniler” isimli belgesel fotoğraf çalışması
kitaplaştırılan Nuran Akkaya Evrensel’in sorularını yanıtladı.
Bu kitabı hazırlamaya nasıl karar verdiniz? Hazırlık
sürecinde neler yaşandı?
Ermeniler fotoğraf kitabı, yaşadığımız topraklarda kadim
bir kültüre sahip olan Ermenilerin hayatlarını daha görünür kılmak ve aradaki
“tül perdeyi” biraz olsun aralamak arzusu ile ortaya çıkmıştır. Yaklaşık yedi
yılda tamamlanan bu projeye başlarken, önce Ermeni toplumunu görsel olarak
anlatabilmek adına ön hazırlıklar tamamlanıp çalışmalar yapıldı. Hangi
bölgelerin, kimlerin nerede ve nasıl fotoğraflarını çekmenin anlamlı olacağı
yönünde yol haritası oluşturuldu.
Fotoğraf çekimi sürecinde sizi en çok etkileyen olay
neydi?
Hrant Dink’in katledilmesi beni duygusal bir çöküntüye
sürüklemiştir. Kuşkusuz onun kaybının sadece Ermeni toplumunda değil; tüm
toplumsal sınıf ve katmanlarda uyandırdığı tepki de beni derinden etkilemiştir.
Proje tamamlandığındaki hissiniz ve düşünceleriniz neydi?
Proje tamamlandığında, bu konuda yapılmış az sayıdaki
çalışmalardan birini tamamlamış olmanın iç huzurunu yaşadım diyebilirim. İlk
kitabım olması sebebiyle “Ermeniler” kitabının hazırlanma sürecinde oldukça
heyecan dolu bir dönem geçirdiğimi
belirtmeliyim.
BİRLEŞTİREN VE AYIRAN DAĞ
Kitap bir Ağrı-Ararat fotoğrafı ile başlıyor.
“Birleştiren ve ayıran” Ağrı... Ağrı
nasıl bir sembol iki halk arasındaki ilişkide?
Türkiye ve Ermenistan’dan Ağrı Dağı’na bakıldığında, her
iki toplum birbirlerinin gözlerine bakma fırsatı yakalar. Dolayısıyla bu
heybetli dağ, insanlara birbirlerini anlama ve empati kurabilme şansı verir.
Öte yandan, coğrafik olarak iki toplumu
ayıran konumundadır…
Fotoğrafını çektiğiniz Gülükyan, “Suratımın kederini de
anlatacak mısın” diye sormuş size. Kitapla birlikte bu soruya nasıl yanıt
veriyorsunuz? Gülükyan’ın yüzündeki keder tüm Ermenilerin kederidir diyebilir
miyiz?
Bu sorunun cevabı, kitaba bakıp yorumlayan kişilerde
saklı. Gülükyan’ın yüzündeki keder bence Ermenilerden öte insanlığın kederi
dersek daha eksiksiz ifade etmiş oluruz.
Kitapta “gülümsemelere” de rastlıyoruz. Ermenilerin
Türkiye’deki varlıklarına dair bir umut anlamını mı taşıyor bu gülümsemeler?
Elbette umut taşıyor... Hatta Gülükyan’ın söylediklerini
içselleştirdiğimizde; yaşanan bir ömrün, tarifi mümkün olmayan acılarla dolu
olmasına karşın bireydeki hayatta kalma mücadelesi ve yaşama sevinci umut
verici. Bu umut sayesinde insanoğlunun geçmişten dersler çıkarıp insanın insana
zulmünden arınabileceğine inanıyorum.
Terk edilmiş Ermeni evlerinin fotoğraflarını çektiniz. Bu
evler bize neyi anlatıyor?
Anadolu coğrafyasında yüzyıllardır bir arada yaşanmış
hayatların izlerini ve ne yazık ki yaşanan zorunlu göçü anlatıyor.
HAYATTA KALABİLMEK İÇİN...
Bir çok Ermeni sanatçının kimliklerini gizlemek zorunda
kaldığı notu var kitapta. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Onca çekilen acının ve hayatta kalabilme mücadelesinin
dışa vurumu diyebilirim.
Kitabın hazırlık sürecinde en büyük desteği kimden
aldınız? Kimler yardımcı oldu?
Tek tek isim belirtmek oldukça zor aslında. Ancak en
büyük desteği kitabın editörlüğünü yapan Haluk Çobanoğlu’dan aldığımı
söyleyebilirim. Tabii ki tasarımı gerçekleştiren Dilek ve Deniz’e, kitaba
önsözleri ile artı değer katan Tanıl Bora, Arsen Yarman ve emek veren herkese
bir kez daha sizlerin aracılığıyla teşekkür ederim.
Kitap kamuoyunda nasıl karşılandı?
Kitabı inceleyen kişilerden olumlu yorumlar aldım.
Kitabın şimdiden birçok ülkeye dağılması, yurt içi ve yurt dışındaki çeşitli
kütüphanelerde yer alması beni mutlu etmekte. Kalıcı bir iş olduğuna dair gelen
yorumlar, gözleri dolu dolu bizlere sarılıp ağlayan dostlar ile oluşan ortak
duygu seli, çığ gibi büyümekte…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.