Ümit-Kurt / umit105@gmail.com
Ermeniler muhtelif bölgelerde tehcir ve kırıma karşı
göstermiş olduğu direniş hareketleri bir ihanet olarak tasvir edilir.
Dolayısıyla, Ermenilere atfedilen “Ermeni isyanları” ya da direniş eylemlerinin
tarihsel olarak irdelenmesi elzem.Resmi Türk tarih yazımında Ermenilerin tehciri onlara
atfedilen ‘isyan’ faaliyetleri çerçevesinde meşrulaştırılır ve böyle
resmedilir.
Bu tarihyazımının temsilcileri İmparatorluğun doğusunda ve
güneydoğusunda mukim Ermenilerin vatana hıyanet içinde oldukları, ayrılıkçı
birtakım hareketlere giriştikleri ve cephe gerisi faaliyetlerde bulundukları
gerekçesiyle ‘nakledildiklerini’ muhtelif çalışmalarında serdederler.
Bu bakışa göre Ermeniler muhtelif bölgelerde tehcir ve
kırıma karşı göstermiş olduğu direniş hareketleri bir ihanet olarak tasvir
edilir. Dolayısıyla, Ermenilere atfedilen “Ermeni isyanları” ya da direniş
eylemlerinin tarihsel olarak irdelenmesi elzem.
Bu noktada Van, Urfa ve Şebinkarahisar’da vuku bulan Ermeni
direniş hareketlerini ele almak mümkün. Söz konusu üç direniş eylemi de Türk
sivil ve askeri otoritelerince devlete ve hükümete ihanet eden hareketler
olarak değerlendirilmiştir. 1914 sonunda Sarıkamış’ta alınan hezimet Van, Urfa
ve Şebinkarahisar’daki olaylar düşünüldüğünde söz konusu otoriteler nezdinde
Ermenilere yönelik bu algıyı pekiştirmiştir.
Örneğin, Van valisi Cevdet Bey Urfa’da cereyan eden Ermeni
‘ayaklanmasını’ “Ruslara sırtını dayayan Ermenilerin haince bir eylemi” olarak
değerlendirmiştir. Oysaki hem Urfa, hem de Van ve Şebinkarahisar’daki eylemler
tamamıyla Ermenilerin kendilerini savunmak adına ortaya koyduğu direnişlerdir.
20 Nisan 1915’te başlayan Van direnişi Erzurum, Bitlis,
Diyarbekir ve Harput Ermenilerinin başına gelen tehcir ve katliam olaylarının
benzerinin Van’da vuku bulmasının önüne geçmiştir.
Zaten, bahsi geçen şehirlerde siyasi ve sosyal atmosfer
oldukça hassastı. Müslümanlar ve Ermeniler arasında gerilimler ve
güvensizlikler hat safhadaydı. Bilhassa
içinde Kafkas Ermeni gönüllü birliklerini de bulunduran Rus ordusunun
Van’a doğru ilerleyişi Müslümanlar arasında büyük bir panik ve öfke
yaratmıştı. Benzer şekilde, İngiliz,
Fransız ve Rus milliyetçilerinin 1915’in başında Urfa’ya yerleşmesi yine yerel
ahalinin Ermenilere yönelik antipatisini koyulaştırmıştı.
Türk askeri güçlerine karşı yapılan her üç direniş eyleminde
Ermenileri hareket geçiren itki hayatta kalma mücadelesiydi. Zira, Ermeniler
hükümetin genç yaşlı dinlemeden kendilerini imha edeceğine inanıyordu. Hem
Şebinkarahisar hem de Urfa Ermenileri Anadolu’nun diğer vilayetlerinde
Ermenilerin başına gelen korkunç olaylarla ilgili haberler aldığında, aynı
kaderi paylaşmak istemedikleri için Türk askeri kuvvetlerine karşı silahlı
direnişe başvurmuşlardır.
Her üç direniş eyleminde gözlemleyebileceğimiz bir diğer
örüntü merkezi hükümetin bu şehirleri idare eden ılımlı vali ve mutasarrıfları
görevden alarak yerlerine Ermenilere karşı oldukça sert ve radikal tedbirlere
başvuran valileri atamasıdır.
Örneğin, Van’ın ılımlı valisi Hasan Tahsin’in yerine atanan
Cevdet Bey, Başkale ve İran’da Ermenilere karşı uyguladığı oldukça sert ve
aşırı politikalarıyla nam salmış biridir. Yine Urfa’da, Ermenilere yönelik
yumuşak politikaları ile tanınan Halep Valisi Celal Bey’in görevinden
ayrılmasından sonra Urfa’ya gelen yeni mutasarrıf Ali Haydar daha önce Mardin
ve Diyarbekir’de Ermenileri gadre uğratmıştır. Son olarak, fanatik derecede
Pantürkçü ideolojiye bağlılığı ve ilaveten Bahaddin Şakir ve Dr. Nazım’a
yakınlığı ile bilinen Fazıl Bekri Bey’in Şebinkarahisar’a gönderilmesi
Ermenilere karşı halihazırda verili olan düşmanlığı körüklemiştir.
Ayrıca belirtilmesi gereken bir diğer nokta, her üç şehirde
de Kürt çetelerden müteşekkil düzensiz birliklerin Ermenilere karşı yapılan
saldırılarda aktif olmasıdır. Urfa’da yapılanlar bu açıdan önemlidir. 19
Ağustos 1915’te Türkler ve Kürtlerden müteşekkil Teşkilat-ı Mahsusa çeteleri
Urfa’da sokaklarda buldukları Ermenilere saldırmışlardır.
Son tahlilde Van, Urfa ve Şebinkarahisar’da vuku bulan
hadiseler birer silahlı ayaklanma değildir. Ermenilere bu bölgelerde
kendilerini savunmaya yönelik direniş hareketleri örgütlemişlerdir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.