Artvin - Özgür Aydın
Kendisini ‘Hemşinli Ermeni’ olarak tanımlayan, Artvin
Hopa doğumlu araştırmacı, yazar ve aktivist olan Huriye Şahin’in ‘Asimilasyon
Politikası Dilleri Nasıl Yok Ediyor: Özel Olarak Ermeni Tarihi ve Hamşen
(Hemşin) Ermenileri’ kitabı Yordam yayınlarından çıktı. Huriye Şahin ile Hamşen
ve Hamşen Ermenilerinin tarih boyunca yaşadıklarını, kitabına konu olan ana
dilin önemi ve yaşatılması için yapılması gerekenleri konuştuk.
***
Yazar, araştırmacı Şahin, asimilasyonun ana dilin yok
edilmesiyle başladığını ve dilin sosyal bir olgu olduğunu belirterek,
Hemşinlerin ana dilde eğitim sorununa dikkat çekti" dedi.
Yazar, araştırmacı Şahin, asimilasyonun ana dilin yok
edilmesiyle başladığını ve dilin sosyal bir olgu olduğunu belirterek,
Hemşinlerin ana dilde eğitim sorununa dikkat çekti. Şahin, tüm Hemşinlere
“Hemşinliler konferansı’ yaparak tüm sorunlarımız açık bir şekilde
tartışmalıyız” önerisini sundu.
Kendisini ‘Hemşinli Ermeni’ olarak tanımlayan, Artvin
Hopa doğumlu araştırmacı, yazar ve aktivist olan Huriye Şahin’in ‘Asimilasyon
Politikası Dilleri Nasıl Yok Ediyor: Özel Olarak Ermeni Tarihi ve Hamşen
(Hemşin) Ermenileri’ kitabı Yordam yayınlarından çıktı. Huriye Şahin ile Hamşen
ve Hamşen Ermenilerinin tarih boyunca yaşadıklarını, kitabına konu olan ana
dilin önemi ve yaşatılması için yapılması gerekenleri konuştuk.
Şahin, önce Ermenicesi ‘Hamşen’ olan ve asimilasyon
politikaları sonucu adı ‘Hemşin’e dönüştürülen bölgenin; Artvin’in ilçeleri;
Hopa, Borçka ve Rize’nin; Hemşin, Çamlıhemşin, Baş Hemşin, Ardeşen olarak
sınırlarını çizse de, sadece buralarda değil, asimilasyon ve sürgün
politikaları sonucunda Türkiye’nin, büyük şehirlerinde de Hamşenlerin
yaşadığını söylüyor.
‘DAĞINIK BİR HEMŞİN YAŞAMI VAR’
Türkiye’nin dışın da Hamşenlerin, 1700 yıllarda
Osmanlı’nın Doğu Karedeniz halklarını Müslümanlaştırma sürecinde katliamdan
kaçarak Rusya’ya geçtiklerini belirten Şahin, “Bunlardan bir kısmı Ermenistan’a
da geçmiş durumda. Ve hala oralarda yaşıyorlar. Müslümanlaştıktan sonra Batum
bölgesinde yaşayan beş Hamşen köyü vardı, bunlar da Stalin döneminde
Kazakistan’a sürgün edildiler. Sovyetlerin dağılmasından sonra asıl yaşadıkları
yere geri gelmek istedilerse de bu seferde Gürcüler izin vermedi. Bu şekilde
dağınık bir Hamşen yaşamı var” diye konuştu.
Hamşen yaşamını, kültürünü, dilini, geçmişte ürettiği
edebi değerlerini, masalları ve türkülerini konu alan Hamşence ve Türkçe yayın
yapan ‘Hamşetsu Gor’ adında bir dergi çıkaran Şahin, asimilasyon
politikalarının diller üzerindeki etkilerine dikkat çekebilmek amacıyla da
‘Asimilasyon Politikası Dilleri Nasıl Yok Ediyor: Özel Olarak Ermeni Tarihi ve
Hamşen (Hemşin) Ermenileri’ adında kitabını yayımladı.
‘TÜRKLERDE ASİMİLSYONA UĞRUYOR’
Kitabında genelden, özele doğru bir akış yapan çalışma
yaptığına dikkat çeken Şahin, “Kitabın girişi insan, insanlaşma süreci. Diller
nasıl oluştu? İnsanın emek sürecinin gelişmesiyle birlikte dinlerin oluşması ve
Hıristiyanlık ve Müslümanlıkla birlikte asimilasyon süreci nasıl başladı.
Özellikle Osmanlı’nın Türkler üzerinde nasıl asimilasyon politikası
uyguladığını yazdım. Çünkü Türklerin asimilasyona uğraması halen devam ediyor.
Bu konuyu gören ya da işleyen kimseler yok. Alevilerin din üzerinden
Sünnileştirilerek nasıl asimile edildiğini işledim” dedi.
Genel olarak kitabında asimilasyon genel politikalarından
başlayıp, özele, Hamşen Ermenileri’nin asimilasyonuna indiğini söyleyen Şahin,
Ermeni boyu oldukları için, Ermeni tarih kitaplarından yararlandığını ifade
etti.
‘DİL YOKSA HALKLAR DA YOKTUR’
Asimilasyonun ana dilin yok edilmesiyle başladığını ve
dilin sosyal bir olgu olduğunu belirten Şahin, kitabında bu konuyu özellikle
işlediğini vurgulayarak şunları aktardı: “Halklar, ana dilleriyle vardır. Kendi
üretim süre sürecinde geliştirdiği bir kendini ifade etme biçimdir. Ana dil yok
edilirse bir halk da yok olur. Diliniz yoksa asimile olup, başkalaşmışsınızdır
zaten. Devletin, buradaki amacı da başkalaştırmaktır zaten. Burada Türkler de
asimle oldular. Gerçek Türk kültürüyle alakaları yok. Türk kültürünü
incelediğinizde, yaşananla, gerçekte var olan bir birine çok uzaktır. Burada
farkındalık çok önemli, bu anlamda asimilasyonun genel boyutlarından fazlasıyla
bahsettim. Burada özellikle dil ön plana çıkıyor. Dil yoksa halklar da yoktur.”
‘DİN DEĞİL, DİL’
‘Müslümanlaştırılmış Ermeniler’ konusuna da değinen
Şahin, “Dünyada dil birliği olup da din birliği olmayan başka topluluklarda
var. Dinle etnik kökeni bir birine karıştırmamak gerekiyor. ‘Müslüman Ermeni
olamaz’ demek doğru ve bilimsel bir yaklaşım değil. Biz bu handikapı aşmak
zorundayız. Ermeniler ve Hemşinler olarak dinimizi değil, dilimizi öne çıkarmak
zorundayız” dedi.
Önümüzdeki dönemde vakit geçirmeden iyi hazırlanılmış ve
geniş kapsamlı bir ‘Hemşinliler konferansı’ yaparak sorunların açık bir şekilde
tartışılmasının öneminin altını çizdi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.