Etyen Mahçupyan / etyen.mahcupyan@aksam.com.tr
Batının Doğu’ya hükmetme alışkanlığı giderek kaos ve
totalitarizm üreten bir çaresizliğin itirafına dönüşüyor. Bu arada kültürler
parçalanıyor, ufalıyor, yıkılıyor ve insanlığın bir parçası içimizden kopup
gidiyor. Türkiye bunu engelleyecek güce sahip değil… Çünkü tarihten asıl dersi
çıkaramadı. Asıl ders kendine mesafe almayı, nesnel bakmayı ve öz eleştirel
olmayı ima ediyordu. Oysa Türkiye hala cemaatçi, savunmacı ve ezik… Türkiye
entelektüelliği bilmedi, görünce anlamadı ve kendi özgünlüğünü literatilerin
vasat dünyasına kurban etti. Böyle kalındığı sürece Türkiye de hep ‘vasat’ bir
ülke olacak. AKP’nin ‘yenilenmesi’ içe işlemiş olan küçük aydın kariyerizminden
kurtulmayı ve partinin kendisini entelektüel kapasiteye açmasını gerektiriyor.
***
İktidar olmak sadece seçimde en yüksek oyu almak, tek
başına hükümet kurmak, devlete hakim olmak, bürokrasinin kılcal damarlarına
girmek değil… Eski ideolojinin anlamsızlaştırılması, bu arada dünyada sizin
lehinize değişimlerin yaşanması da yetersiz. Geleceğin tasavvuruna dayanan
rasyonel bir inşa edici güç olmanız lazım. Bunun iki ayağı var: Biri doğru
kadrolarla doğru dönüştürücü mekanizmaların kurulması. Diğeri taşıyıcı ve
sürükleyici bir yeni ideolojik söylemin üretilmesi ve tercihan bu söylemin yeni
bir zihniyete gönderme yapması. Eğer ‘Yeni Türkiye’ diye bir şey gerçekten de
olacaksa, önce sizin kendinizi yenilemeniz, kendi zihniyetinizle hesaplaşmanız
ve buradan kendinizi aktörleştirecek bir siyasi tahayyül çıkarmanız lazım.
Kısacası entelektüelliğin gücünü kavrayıp işlevselleştirmeniz, kendi içinizdeki
entelektüel cevherin önünü açmanız, dışınızdaki zihni dünya ile etkileşim
kurabilecek bir kalite düzlemi yakalamanız lazım…
Son dönemin medyaya da yansıyan karşılıklı kavga
stratejisi AKP’nin bu imkanı neredeyse tamamen göz ardı etmesine neden oldu.
Nasıl Kemalizm Cumhuriyet’in başından itibaren adım adım kalite düşmesi
yaşadıysa, AKP de bu kısa varoluş süresinde kendi entelektüel kapasitesini
daralttı. Bugün İslami kesimin gerçek anlamda düşünenleri, gerçekliğe çok yönlü
bakabilen ve bunu derinlikli bir tespite dönüştürebilenleri AKP mekanizması
içinde yer almıyorlar. Bu kişilerin parti tarafından görülüp içe taşınması
lazım. Çünkü etik duruş söz konusu entelektüelliğin ayrılmaz bir parçası ve
dolayısıyla onların başka bazıları gibi kendi çıkarları için ‘koltuk’ aramaları
beklenemez. Gizli veya açık kariyerizm sevdasının parti içine nüfuz etme
yarışına dönüştüğü bir ortamda, AKP’nin bu potansiyeli elinden kaçırması
şaşırtıcı değil. AKP son yıllarda kendi entelektüel arka planını kullanmamakla
kalmadı, aynı dönemde entelektüel kapasitesi olan birçok kişinin de ‘düz
aydınlara’ dönüşmesine tanık olduk.
Bugün kendi coğrafyamıza bakan gözlemciler Batı ile Doğu
arasında yeni bir ilişkinin kurulmasını ima eden bir büyük devinimin eşiğinde
olduğumuzu görüyor. Küresel post modern dünya, ne soğuk savaşın yapay
bölünmelerine ne de pozitivist modernlik anlayışının sahte çözümlerine cevaz vermiyor.
Batının Doğu’ya hükmetme alışkanlığı giderek kaos ve totalitarizm üreten bir
çaresizliğin itirafına dönüşüyor. Bu arada kültürler parçalanıyor, ufalıyor,
yıkılıyor ve insanlığın bir parçası içimizden kopup gidiyor.
Türkiye bunu engelleyecek güce sahip değil… Çünkü
tarihten asıl dersi çıkaramadı. Asıl ders kendine mesafe almayı, nesnel bakmayı
ve öz eleştirel olmayı ima ediyordu. Oysa Türkiye hala cemaatçi, savunmacı ve
ezik… Türkiye entelektüelliği bilmedi, görünce anlamadı ve kendi özgünlüğünü
literatilerin vasat dünyasına kurban etti. Böyle kalındığı sürece Türkiye de
hep ‘vasat’ bir ülke olacak.
AKP’nin ‘yenilenmesi’ içe işlemiş olan küçük aydın
kariyerizminden kurtulmayı ve partinin kendisini entelektüel kapasiteye
açmasını gerektiriyor. Çünkü bu topluma ve coğrafyaya özgüven aşılamak için
önce sizin özgüvenli olmanız lazım ve bu da böbürlenmekle ya da gerçekle
yüzleşmekten kaçmakla olmuyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.